|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
Sizlere bir işletmeyi tanıtacağım zaman, o işletme kendisinin bile haberi olmadan önce epey bir sınavdan geçiyor. Geçtiği bu sınav, sonunu da belirliyor. Tanıtımını yapacağım mekana önce kendimi tanıtmadan, normal bir müşteri gibi gidiyor, ortamı teneffüs ediyor ve yemek yiyorum. Mekanın sahibi tanıdıksa, bu işlemi ona haber vermeden ve onun olmadığı bir zamanda gerçekleştirmeye özen gösteriyorum. Servis kalitesinden, yemeklerinin lezzetinden, sunumundan ve kendime göre belirlediğim diğer kriterlerden olumlu puan alan mekanı bu sefer haber vererek ikinci kez ziyaret ediyorum. İşletme sahibi ile röportaj yaparken, sadece bana özel hazırlanmayan yemeklerinden yiyor, tekrar servisini ve sunumunu kontrol ediyor, resimlerini çekiyor ve sizlerin tanıtımına sunuyorum. Ziyaretine gittiğim mekanlar arasında öneriye değmeyecek bir çok mekanla da karşılaşıyor ve tabii bu mekanların bilgilerini sizlerle paylaşmıyorum. 10 ayrı işletmeye gidiyorsam, bunların arasından sizlere tavsiye edebileceğim 1 tane işletme ancak çıkıyor, kimi zaman ise hiç çıkmıyor. Bu sebeple sizlerin tanıtımına sunabileceğim işletmelerin sayısı da gün geçtikçe azalmaya başladı. Dolayısıyla sizlerle paylaşımımı mutfak kültürü üzerine yazdığım yazılara yönelttim. İŞLETMELERDE STANDARDIN OLMAMASI
İşletme tanıtımı yazılarımı azaltmamın bir diğer nedeni ise, ziyaretine gittiğimde çok güzel yemek yapan, servis kalitesi oldukça olumlu olan işletmelerin bir sonraki ziyaret edişimde aynı kalite ve standartta hizmet vermemesidir. Hal böyle olunca, o işletmenin tanıtımını yaptıktan bir süre sonra, benim tavsiyemle o işletmeye giden okuyucularımın olası olumsuz serzenişleri beni ziyadesiyle rahatsız ediyor. Dünyada yemek kültürü ve restoran, lokanta yazarlığı yani "GURME"lik yapan kişiler oldukça saygın bir konuma sahip iken Türkiye'de durum böyle değil. Anlayan anlamayan herkesin merakını cezp edecek olacak ki, masa başında oturan herkes işletme tanıtmaya ısrarla devam ediyor. Tabii bu işlemi kendilerini üzmeden, yerinden kalkmadan, tanıtımını yapacağı işletmeden mail yoluyla gelen metin ve resimlerle gerçekleştiriyorlar. Sonunda o işletmenin sayfa sayfa haberleri yapılıyor. Sözüm ona gurmelikten, ağız tadından anlayan bazı kişiler ise tanıtımını yapacağı işletmeye sadece 1 kez giderek işletme sahibiyle röportajını da yapıyor, resmini de çekiyor, yemeğini de yiyor. Demek ki bu işletmelere de haberli gidiliyor. Bilinmelidir ki, her ağız tadı iyi olandan gurme olmaz. Veya her mekan tanıtımı yapan kişi gurme değildir. Tüm bu sebeplerin sonucunda her hafta lokanta veya restoran tanıtımı yapmamaya, yazılarımı mutfak kültürü ağırlıklı yazmaya karar verdim. Bundan sonra sizlere önereceğim lokanta ve restoranlar az fakat öz olacak, standartlarına güvenebildiğim, özel yerler tercih edilecektir. MUTFAK GÜNDEMİ Gerçek restoran eleştirmenliğinin zamanı gelmedi mi?: 17 Temmuz 2005 tarihinde, Hürriyet Pazar'da Arman Kırım'ın yazdığı bir yazı oldukça hoşuma gitti. Türkiye'de "Restoran Eleştirmenliği" adında bir meslek grubunun oluşturulması gerektiğini savunan Kırım'ın söylediği bu önerilere bende aynen katılıyorum: "Ben çok fazla restoran gezmiyorum. Zira İstanbul'da gidilecek fazlaca 'ciddi' restoran bulamıyorum. Sonra düşünüyorum, bizler damak tadına düşkün bir millet değil miydik? Peki ne oldu da yemek lezzetleri bu kadar basmakalıplaştı, tüm lokantalar birbirine benzer olmaya başladı? Basın mı acaba bunun sorumlusu? Restoranların halkla ilişkiler görevini mi üstlendik sadece? Neden yıllardır ciddi bir 'RESTORAN ELEŞTİRMENLİĞİ' yok? Bakın örneğin sinema eleştirmenleri ne güzel yapıyorlar bu görevlerini. Vatandaşa yol gösteriyorlar. İyilerini önerip, berbat filmlere gitmemizi önlüyorlar. Sizce artık gerçek restoran eleştirmenliğinin zamanı gelmedi mi?" Türkiye'de artık restoranları öven gruplardan başka birde eleştiren grupların oluşması gerekir. Böylece işletmeler arasında tatlı bir rekabet baş gösterecek, eleştirilen her işletme hatalarını düzeltme yolunda ilerlemeye koyulacaktır. Bu sayede dünyanın en iyi mutfağı olan, fakat bilinçsizliklerden dolayı hak ettiği yerde olmayan mutfağımız, olumlu ilerlemeler kaydedecektir. Ayrıca eleştiri sadece olumsuzluk anlamına gelmeyeceğinden, işletmenin hak ettiği olumlu özelliklere de olumlu eleştirilerde bulunulacaktır. LEZZETLİ SÖZLER
Çok paylama yüzsüz edersin,
Türkiye'nin tescilli pidecisi Beyoğlu'ndaki 250 yıllık tarihi binasında, 25 yıldır müşterilerini ağırlayan Nizam Pide Salonu, 1995 yılında Ankara Türk Patent Enstitüsü tarafından Marka Tescil Belgesi'ni alarak, Türkiye'nin tescilli pidecisi oldu. Ünü dünyanın çeşitli ülkelerine yayılan pide salonunun, turizm acentalarının hazırladığı, İstanbul gezi rehberine girmesi de turistlerin ilgisini çekti. 2003 yılında bir gazetenin yaptığı araştırmada, Nizam Pide, Türkiye'nin en iyi 10 pidecisinin arasında 4. sırada yerini aldı. Ünlü simalarınuğrak yeri olan pide salonu, Beyoğlu Belediyesi'nin temiz üretim yapan mekanlara verdiği, 'Beyaz Zambak' ödülünü aldı. Nizam Pide Salonu Büyük Parmakkapı Şube Müdürü Mahmut Özkan, pide yemek için İstanbul'un dört bir yanından gelen müşterilerinin bulunduğunu belirterek, "Pide üretirken, kaliteli mazlemeler kullanıyor ve çok hijyenik çalışıyoruz. Biz, 'hijyenik çalış, iyi kazan' felsefesini benimsedik. Kısaca buraya gelen bir daha gelmek istiyor" diye konuşuyor. HAMİT ETEEVRANS / İSTANBUL
|
|
![]() |
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |