T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
S İ N E M A
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Yurt Haberler
  Son Dakika
 
 
 
  657'liler Ailesi
  Ankara'da Şafak
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  İzdüşüm
  Sinema
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

"Bütün param senin olsun doktor, yeter ki arkadaşımı kurtar!"

Pittsburg'da bir oto yıkama servisi açmak için yanıp tutuşan, bu amaçla gözükara bir şekilde para biriktiren pinti seyyah Max, bir yandan gündelik işlerde çalışırken diğer yandan da otostop yapa yapa ilerlediği Amerikan karayollarından birinde genç denizci Lionel ile tanışır. Aslında son derece katı gerçekçi biri olan Max'in kendisine yolculuğu sırasında maddî ve manevî açıdan askıntı olabilecek hiç kimseye zerre kadar tahammülü yoktur; ancak yarım gönülle de olsa yolun bundan sonraki bölümünde yeni ahbabıyla birlikte seyahat etmeyi kabullenir.

Max'in yol arkadaşı Lionel, bir kaç yıl öncesinde karısı tarafından terkedilmiş, ama bu durumu kabullenmekte hâlâ güçlük çeken duygusal bir adamdır. Ayrılmaları sırasında hamile olan eşinin, o epeyce uzun süren bir denizaşırı görevdeyken doğum yaptığını öğrenmiştir ve şimdi de bu evlilikten geriye kalan tek değer olan küçük kızını görebilmek için yeniden eski aile ocağına ulaşma çabasındadır.

Bu zıt ikili, son derece yavaş ilerleyen yolculuklarında önce birbirlerine karşı oldukça mesafeli davranacak, sonrasında ise giderek iki kader ortağına dönüşeceklerdir. Hattâ, Lionel'in yol açtığı bir olaydan dolayı birlikte kısa süreli bir cezaevi serüveni dahi yaşarlar.

Tam bir gariban olan yol arkadaşına kanı gitgide kaynamaya başlayan Max, Lionel'i artık yıllardır hayâllerini kurduğu araba yıkama servisi işinde yanında görmeyi istemektedir; ancak eski eşinin bu kırılgan adama karşı sergilediği zalimane tutum, müstakbel ortağını umulandan da erken bir biçimde Max'in ellerinden söküp alacaktır.

"Yüreğimizi Delip Geçen Filmler" bölümünü alıcı gözüyle takip eden okurlarımız, bu köşeye aldığımız filmlerde teknik ve estetik bir yetkinliğin yanısıra mutlak surette bir "duygu" boyutu da aradığımızı iyi bilirler. Özellikle de "arkadaşlık", sinemada büyük öykülerin anlatılabilmesi için son derece elverişli duygusal malzemeler sunan, insanlık tarihi kadar eski bir insanî değer olarak karşımıza çıkar.

İşte, "Korkuluk" da sinema tarihinde "arkadaşlık" olgusuna adanmış en etkileyici ve yürek yaralayıcı filmlerden biri; belki de düpedüz birincisi... Uzun yıllar önce tek kanallı TRT döneminde ve o da yalnızca bir kez ekranlara geldiği için, günümüzün genç sinemaseverleri bu çarpıcı öyküyü yakından tanıma olanağından ne yazık ki yoksunlar. Diğer pek çok nitelikli yapıt gibi, "Korkuluk" da henüz yasal VCD/DVD piyasasında bulunmuyor.

Bu unutulmaz arkadaşlık öyküsünü -belki yirmi yıl önce- TRT'de izleme olanağı bulmuş ve gördükleri karşısında büyülenmiş, sonraki yıllarda da filmin ABD kökenli bir DVD'sini güç bela temin etmiş bir sinemasever olarak, önümüzdeki dönemde bir televizyon kanalının söz konusu yapıtı keşfedip yeniden göstermesini ya da bir ithalatçının VCD/DVD'sini piyasaya sürmesini ummaktan başka seçeneğim yok.

Türkçe Adı: "Korkuluk"
Orijinal Adı: "Scarecrow"
Yapım Yılı: 1973
Ülke: ABD Yapımı
Süre: 112 Dakika
Yönetmen: Jerry Schatzberg
Senaryo: Garry Michael White
Müzik: Fred Myrow
Görüntü Yönetimi: Vilmos Zsigmond
Kurgu: Evan Lottman
Oyuncular: Gene Hackman, Al Pacino, Dorothy Tristan, Ann Wedgeworth, Richard Lynch, Eileen Brennan, Penelope Allen, Richard Hackman, Al Cingolani, Rutanya Alda
Uluslararası İzleyici Yargısı: 7.0 / 10 (Kaynak: Internet Movie Database)

Genç sinemaseverlerin büyük bir bölümünün, daha çok "İtalyan mafya babası Don Carleone" kimliği ya da son yıllarda çektiği şık aksiyonlarla tanıdıkları Al Pacino'yu -"Baba-1"den hemen sonra rol aldığı- bu az bilinen filmde henüz izlememiş olmaları, hiç kuşkusuz ki gerçek bir kayıp. Ama onun da ötesinde, bu satırların yazarının öteden beri en gözde aktörleri arasında yer alan büyük usta Gene Hackman'ı, saçlarına henüz akların düşmediği 1970'lerin başlarında, "Korkuluk"taki "Max Millan" rolünde izlemek tek kelimeyle göz kamaştırıcı bir oyunculuk dersine tanık olmak anlamına geliyor. Hackman, çevresindeki hiç kimseye tek kuruşunu koklatmayan cimrinin cimrisi bir sokak adamından, aklını yitiren yol arkadaşının yeniden sağlığına kavuşabilmesi için hastane koridorunda yaralı bir ceylan gibi çırpınan o gönlü zengin insana müthiş bir inandırıcılıkla dönüşüyor. Gündelik hasta trafiği içinde kendisine hiç bir özel anlam ifade etmeyen -derin komaya girmiş durumdaki- Lionel'ı üstünkörü biçimde muayene eden görevlinin yakasına yapışıp, "Sen doktor değil misin, kurtar dostumu! Benim param var, ne kadar istiyorsan veririm, yeter ki onu yeniden eski hâline döndür!" diye tartakladığı ve artık zihinsel olarak çok uzaklara uçmuş durumdaki müstakbel ortağını, "Uyan be adam, uyan artık! Hiç bir şeyin yok, iyisin sen!" diyerek ayağa kaldırmaya çabaladığı sahneler, o gün bugündür sinemada arkadaşlığa adanmış en dokunaklı görüntüler arasında yer alıyor (Zaten kendisi de bu rolde sergilediği performansı, günümüzde seksen yapıtı aşmış olan zengin filmografisinin tartışmasız en iyisi olarak nitelemektedir).

Yurt dışından alışveriş yapma olanağına sahipseniz bu filmi ne yapıp edip arşivinize katın. Özellikle de yağmurlu bir günde yakın arkadaşlarınızla birlikte izleyin. Şimdiye kadar, "fânî gök kubbede bâki kalanın yalnızca hoş bir sedâ olduğunu" bundan daha iyi anlatan bir sinemasal öyküyle karşılaşmadığınızı göreceksiniz.

"Korkuluk"un 1973 yılında Cannes Film Festivali'nin Altın Palmiye'sini kazandığını da son bir not olarak düşelim.

Bkz / Bu filme ilişkin İngilizce bir değerlendirme için tıklayınız

Geri dön   Mesaj gönder   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi