T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
Y A Z A R L A R 6 MART 2006 PAZARTESİ
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Bugünkü Yeni Şafak
  Son Dakika
 
  657'liler Ailesi
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  İzdüşüm
  Kültür-Sanat
  Okur Sözcüsü
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

Kürşat BUMİN

Darbeci generale büyük ilgi

Televizyon ekranında gördüm. Muğla Üniversitesi'nin büyük salonunda yüzlerce öğrenci vardı. Sahnedeki yaşlı darbeci general Kanal D'nin "Genç Bakış" adlı programının konuğu olarak yüzlerce öğrenciye 12 Eylül'ün erdemlerini anlatmakla meşguldü. Kolayca tahmin edebileceğiz gibi salona hakim "Bakış" bırakın "Genç" olmayı, bu ülkede son 20-25 yıl içinde baş göstermiş ve "genç" olarak nitelenebilecek bütün değerlerin üzerinden silindir gibi geçen ve her cümlesi salona "kötülük" saçan "yaşlı mı yaşlı" bir takım zırvalardan ibaretti.

Karşılaştığımız manzara aslında bir "skandal"dı. Bir kere herşeyden önce salonu dolduran yüzlerce öğrencinin bu genç yaşlarında yapacak başka işleri mi kalmamıştı ki, "Evren Paşa"yı dinlemek için burada toplanmışlardı. Hem de (ne acı) arada bir alkışlarını esirgemeyerek. İkinci olarak ve birincisinden daha az vahim olmayarak, Muğla Üniversitesi adını taşıyan kurumun yapacak başka işi mi kalmamıştı ki, tanımı gereği sivilliğin, bilginin ve hikmetin vatanı olan üniversiteye asla ayak basmaması gereken bu "Bakış"a salonlarını açmakta bir sakınca görmemişti. Üçüncüsü ise şu: "Genç Bakış" adlı programın yapımcı-sunucusu gazetecinin yapacak başka işi mi kalmamıştı ki, izleyicilerin önüne bu adamı çıkartmayı bir marifet sanmıştı.

Bu üç seçim de (hiç kuşkusuz) birer "sorumsuzluk" örneğidir.

Biliyorsunuz, yeri geldiğinde kullandığımız "güzel yaşlanmak" şeklinde bir deyiş var. İnsanın zamanla olgunlaştığını, yaşla birlikte kin, hırs ve husumetten uzaklaşıp daha erdemli bir hayata yaklaştığını belirten güzel bir deyiş. Bir tür saflaşma, arınma "çocuklaşma" dönemine geçiş. Bilirsiniz, bu süreç kimi yaşlıların doğrudan yüzüne de vurur. "Nur yüzlü" dediklerimizden söz ediyorum. Zamanında karşısında (ister-istemez) mağlup olunmuş "kötülükler"in arkada bırakıldığı ve akla geldiklerinde bunlardan pişmanlık duyulduğu bir güzel dönemdir bu. Kimsenin bu dünyaya "kazık çakamayacağının", insanoğlunun her zaman korunmaya ve sevilmeye değer bir varlık olduğunun farkına varıldığı bir dönem. "Güzel yaşlanmak" gerçekten güzel birşey, önemli bir erdem.

Ama bazıları var ki, zamanında onları yönlendiren kin, hırs ve husumet duyguları bir türlü bitmek tükenmek bilmiyor. Hatta tam tersine hayatlarının bu dönemi hatırlatıldığında daha bir iddialı ve tabii "şımarık" oluyorlar. Yaşlanmadan beklenen bilgelik kapılarına hiç uğramıyor. Eskiden nasıllarsa bugün de (inatla) aynılar...

"Bugün Türkiye'de öyle bir ortam olsa ve ben yine Genelkurmay'ın başında olsam tereddüt etmeden bunu yine yaparım" diyor adam. Görüyorsunuz, onca yıl (yaş) böyle durumlarda "tereddüt"ün bir erdem olduğunu belletememiş.

"Hapishanelerde işkence yapılmış. (...) Bunlara üzüldük. Duyunca hemen yasakladım. İşkenceden ölenler oldu. Bir astsubay ve polis ceza aldı. Şimdi de işkence yapılıyor. ABD ve Irak'ta işkence var" diyor adam. Görüyorsunuz, devletin başında olduğu dönemde onbinlerce insanın işkenceden geçirilerek hayatlarının karartılmasından hiç mi hiç etkilenmemiş. Göğsünü gere genre "Bir astsubay ve polis ceza aldı" diyerek "Genç Bakış"ın keyfini çıkarıyor.

"Ben de idam kararını onayladım. Onaylarken elim hiç titremedi ve hiç vicdan azabı da duymadım" diyor adam. Hem de yüzlerce gencin önünde. Hem de idam cezasının (nihayet) kaldırıldığı bir ülkenin üniversitesinde. Hem de reytingi yüksek ulusal bir televizyon kanalında.

Hadi be çocuklar, terkedin şu salonu artık... Hadi be Abbas Güçlü kes şu zırvaları artık...

Siz şu kötü kadere bakın: Pinochet'nin Avrupalı savcıların elinden yakasını zor kurtardığı, doksanına ulaşmış Fransız generallerin Cezayir'de uyguladıkları işkencelerden dolayı "tövbe" ettikleri bir dünyada bizim payımıza da 25 yıldır hiçbir şey unutmamış ve hiçbir şey öğrenmemiş bir darbeci generalin sayıklamalarına bir kere daha milletçe şahit olmak düşüyor.


Geri dön   Mesaj gönder   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi