T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
Y A Z A R L A R 26 MART 2006 PAZAR
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Bugünkü Yeni Şafak
 
  657'liler Ailesi
  Ankara'da Şafak
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  İzdüşüm
  Kültür-Sanat
  Okur Sözcüsü
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

Rasim ÖZDENÖREN

Tamah

Her düzen kendi ahlâkını da içinde taşır. Şöyle de söylemek mümkün: her düzen, kendine hayatiyet bahşeden "ilke"nin kendi içinde barındırdığı zihniyete göre bir ahlâkî yapı oluşturur. O düzenin parçası olarak yaşayan kişilerin o ahlâkî yapıyı, benimsemeseler bile, bir başlarına değiştirmeleri zor veya imkânsızdır.

Monarşizmin, aristokrasinin, demokrasinin, sosyalizmin.. ve bunlarla bağlantılı olarak yaşanan iktisadî dizgelerden her birinin gerektirdiği ve kişiyi öyle yaşamaya ve davranmaya zorladığı bir ahlâkî yapı mevcuttur. Sosyalist dizgede yaşayıp monarşizmin gerektirdiği siyasal davranışı tutturamazsınız; demokratik dizgede yaşayıp anarşizmin isteri olan tutumu dayatamazsınız. Böyle dayatmalara giriştiğiniz anda, içinde yaşadığınız dizgenin, önünde sonunda sizi dışlamasına boyun eğmek zorunda bırakılabilirsiniz.

Demokrasinin de insanlardan talep ettiği bazı ahlâkî tutum ve davranış biçimleri mevcuttur: rekabet, ona bağlı olarak bencillik, ona bağlı olarak bireycilik, ona bağlı olarak açgözlülük, ona bağlı olarak oportünizm (fırsatçılık), ona bağlı olarak ilkesizlik ve ona bağlı olarak kişinin kendini ahlâkî kayıtlardan azade hissetmesi hali...

Kimilerinin sandığı gibi, demokrasi, her zaman ahlâksızların, ikiyüzlülerin, alçakların, mürailerin, üçkâğıtçıların, dolandırıcıların, sözünde durmayanların, emniyeti suiistimal edenlerin, vurguncuların, soyguncuların, talancıların, beleşçilerin, gizli canilerin.. foyasını meydana çıkaran bir rejim değildir. Bilakis, demokrasi bu tür fırsatçılara hayat ortamı da sağlayabilir (tabiî akıllı insanlar, bizim bu cümlemize bakarak onun mefhumu muhalifinden bizim despotluğu talep ettiğimizi çıkartmaz!).

İmdi demokratik düzenin gerektirdiği ahlâkî ortam içinde insanın mandepsiye düşmemesi için uyanık olması gerekir. Sadece mandepsiye düşmemek yetmez, mümkünse ve elinden geliyorsa başkalarını mandepsiye düşürmenin ortamını hazırlamak da gerekir. Aksi takdirde kimse kimsenin gözünün yaşına bakmaz: insanlar, birbirinin hiffetinden, tecrübesizliğinden, iyi niyetinden, saflığından (saffetinden) yararlanmanın yolunu arayıp bulur: çünkü böyle davranmamak enayilik telakki edilir. Enayi yerine konulmamak için başkasına enayi muamelesi yapman gerekmektedir.

Bütün bunların üstesinden gelebilmek, yani fırsatçılık yapabilmek, yani başkasını enayi yerine koymak, yani başkasını mandepsiye bastırabilmek için acımasız olmak da gerekiyor; hem acımasız, hem muhteris!

Fakat yazık ki, ihtiras, bizatihi kendi zaafını da bünyesinde taşıyan bir "illettir". İhtiras tamahkâr olmayı gerektirir. Tamahınsa gözü kördür: küpün içindeki hindistancevizine tamah eden maymun onu ordan çıkarmak için elini küpe sokar ama yumruğunu açmayı akıl edemediği için de mandepsiye düşmüş olur.

Geri dön   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi