T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

D İ Z İ

Erdelhun çok telaşlıydı

SAAT 5.25'de Türkeş'in sesinden Türkiye darbeyi öğrendi. Menderes Kütahya'da, Bayar Çankaya Köşkü'nde alındı. Cumhuriyet döneminde ilk kez hükümet düşürülüyor, askerler idareye el koyuyordu.

Başbakan Adnan Menderes 27 Mayıs'ta Kütahya'da idi. O sabah Genelkurmay Başkanı Rüştü Erdelhun Paşa'yı enterne etmekle görevli ekipte yer alan Kd. Başçavuş Hamdi İnanç anlatıyor:

"Yzb. Orhan Aslan tarafından hazırlanan silahlar subaylara dağıtıldı. Dahili enterne ve tevkif işleri ile görevli subaylar saat 2.45'de harekete geçtiler. Erdelhun Paşa'nın evinin muhasarasında bulunacak olan ekible, enterne ettiğimiz 25 kadar eri Kışla Sinema Salonu'na naklettirmek için ayrıldık. Kapı kilitliydi, tekmeyle kapıyı kırdım. Erleri içeri doldurduk. Başına nöbetçi koyduk. Yzb. Alanyuva ile birlikte takviyeli takımı almak üzere 1. Tabur Nöbetçi Subaylığı'na gittik. Depboycu eri çağırarak tomson mermilerinin bulunduğu sandıkları açtırdım. Sayı ile vermeye kalkınca, ittim, 'Şimdi zaman sayı ile vermek zamanı değil' diyerek ceplerimi mermiyle doldurdum. Yzb. Mehmet Alanyuva yürüyüş komutu verdi. Kara Kuvvetleri Merkez Dairesi'nin bulunduğu binanın ön cephesine geldik. Burada takımı çöktürdük, üç mangaya ayrıldık. Albay Cevat Kırca geldi, 'Hazır mısınız çocuklar?' dedi, 'Hazırız' cevabını verdik. Yzb. Alanyuva, yavaş bir sesle 'silah doldur' komutu verdi. Adi adım marş komutasıyla yürüyüşe geçtik. Erdelhun Paşa'nın evinin önüne geldik. Cevat Albay, 'Ben diğer enternelere nezaret için geri dönüyorum' diyerek ayrıldı. Üç manga halinde Oğan Apartmanı'nın bahçe duvarlarına mevzilendik.

Erlerin haberi yoktu

Erler nereye ve niçin geldiklerini bilmiyordu. Erlerden biri 'Başçavuşum vazifemiz nedir, ne maksatla geldik?' dedi. 'Arkadaşlar şu evi kordon altına alıp tarassut etmeye emir aldık. Parola inkılap işareti el kaldırmaktır. Parolayı bilmeyen her kişiyi enterne etmeye vazifeliyiz. Canımıza kast edilmedikçe silah kullanıp cana kıymayacağız" dedim. Saat 3.45 sıralarıydı. Bakanlıklar istikametinden silah sesleri geliyordu. Erlerden biri, 'Evin içinde biri geziniyor komutanım' diyerek perdesi açılan pencereyi gösterdi. Biri telaşlı telaşlı geziniyor. Gün ışıdığı için odanın içinde gezinen kişi mükemmelen farkediliyor. Silah sesleri artıyordu. Yzb. Mehmet Özkurt'tun mangasından seri ateş edildiğini gördüm. Erler 'Komutanım izin verin biz de ateş edelim' dediler, 'Apartmandaki insanları beyhude korkuya düşürmeyelim' dedim. Pencerelerdeki insanlar 'Neler oluyor?' deyince, 'Canınız ve malınız emniyettedir' cevabı verdim. Yzb. Alanyuva'ya 'artık Erdelhun'u aşağıya davet edelim mi?' dedim. 'Tamam Hamdi Başçavuş' demişti ki, bir askeri jip geldi. Bir general ile bir teğmen inerek eve girdiler, silahlıydılar. Bir deniz subayı arkalarından yürüdü. İçerde bir süre kaldılar. Erdelhun'u büyük bir tantana ile çıkarıp jipin içine koydukları gibi götürdüler. Erdelhun'u almaya gelen meşhur Burhan Paşa'ymış. Deniz subayı da Yarbay Yavuz Seneoğluymuş. Bizden önce davranmaları iyi oldu. Erdelhun'un küçük rütbeli subaylarca tevkif edilmesi hoş olmayacaktı.

Her taraftan mermi yağıyor

Vekalete doğru yürüyoruz, mola verdik, bir taraftan şiddetli bir ateş açıldı. Derhal mevzi aldık. Genelkurmayın önü, Dahiliye Umum Müdürlüğü. Jandarma Genel Kumandanlığı taraflarından silah sesleri... Dikmen'e çıkan yolun kavşağında bir M-47 Tankı. Heyula gibi kulesini çevire çevire namlusundan dumanlar fışkırarak ateş ediyor. Riyaseti Cumhur Muhazı Alayı bizden değil mi? Değilse vaziyet vahim. Takımın üstüne havan düşebilir. Yeni Meclis binasının önünde bir süvari birliği var. Erat mevzilenmiş. Tüfek namluları Dahiliye Vekaleti ve Toprak Mahsülleri Ofisine çevirilmiş. Ateş ediyorlar. Gayr-i ihtiyarı tomsonu ateşledim. Bir askeri araç içindeki subay, 'ateş kes' diye bağırdı. Ateşi kestik, bizdenmişler. Saat beşe geliyordu. Sükunet hasıl oldu. Yzb. Alanyuva, 'Hamdi takımı topla Yenimahalle'nin asayişi için gidiyoruz' dedi. Gittik. Mahalle sakinleri camlardaydı. Alanyuva, 'Muayyen bir zaman için dışarı çıkmayın. Radyolarınızın başında bulunun. İhtiyaçlarınız karşılanacaktır' dedi. Saat 5.25'de Ankara Radyosu'nda konuşan Albay Türkeş'in sesinden Türkiye, yönetime askerlerin el koyduğunu öğrendi. Menderes Kütahya'da askerler tarafından gözetim altına alındı. Cumhurbaşkanı Celal Bayar Çankaya Köşkü'nde kısa bir direnişten sonra teslim oldu. Cumhuriyet döneminde ilk kez bir hükümet düşürülüyor, askerler idareye el koyuyordu.

Etem Menderes'in sesi titriyordu

Yüzbaşı Kemal Öz: Görevim Kışlanın güney kapısındaki nizamiyeden hiçbir aracın dışarı çıkmaması ve içeri girmemesini temin etmekti. Bu nedenle sten makinalılarla techiz edilmiş bir müfreze teşkil ettik. Yedek Teğmen Vurla Dolaştır ile Yedek Teğmen Mehmet'i Kışlanın Batı emniyetine memur ettim. Ben Bnb. Fazıl'dan alacağım emirlere intizar etmek üzere Bölük Karargahında kalacaktım. Emredildiği anda lüzumu kadar motorlu aracı emre amade tutuyordum. Saat sabaha karşı dördü vuruyordu. Etraftan gelen şiddetli silah sesleri sabahın sükunetini çoktan ihlal etmişti. Telefonun başındaki nöbetçi er koşarak geldi, 'Yüzbaşım telefondan istiyorlar' dedi. Koştum, 'Ben yzb. Kemal' dedim, telefonun kulaklığından, telaşlı bir sesle 'Mehmet Halimoğlu ile Milli Müdafaa Vekili'nin arabasını gönderiniz' kelimelerini duydum. Cevaben 'Siz kimsiniz' deyince, telaşlı bir sesle, 'Ben Milli Müdafaa Vekili Etem Menderes, çok acele araba gönderiniz' cevabını aldım. 'Peki beyefendi, şimdi gönderiyorum' diyerek kapattım. Etem Menderes'in şevrole arabasına, şoförüne el koymuştuk. Bilahare kendisi de teslim alınarak Harp Okulu'na gönderildi.

Türkeş'i yalnız bırakamazdık

Yüzbaşı Orhan Aslan: "26 Mayısı 27'ye bağlayan gece Bnb. Fazıl Akkoyunlu, Yrb. Emin Atanç, Yrb. Kadri Dekak, Üstğ. Selahattin Çakmak ve ben vekalet makam şoförlerini, Milli Müdafaa Vekili Etem Menderes'in emniyetine memur vekalet içinde Kışla Subaylığı'nın altında özel koğuşlarda silahlarıyla yatan emniyet ve muhafız mangalarını silahtan tecrit ettik. Kapıda iki er vardı, yanlarına giderek, 'çocuklar tabancalarınızda mermi var mı' dedim, 'var komutanım' dediler, 'bakayım' diyerek jarjörlerini çıkarıp cebime koydum. Etem Menderes'in müsteşarı Orgeneral Salih Coşkun'un şoförlerini enterne ettik. Menderes'in şoförü Mehmet Halimoğlu, 'Ben vekil şoförüyüm, silahımı vermem' diyerek direndi, sonra teslim oldu. Erleri Kışla Sinema Salonuna hapsettik. Erkanı Harbiye Umumiye Riyaseti Nöbetçi Subaylığı'nı enterne ettik. Kısa sürede Genelkurmay'ın kontolünü ele geçirdik. Bir ara silah ateşi başladı, karşı ateş açtık. Kışlanın batısındaki giriş kapılarının emniyetine memur edilen Bnb. Şahap Kayan geldi. Beraber mevzilenip ateşe karşılık verdik. Sonra ateş kesildi.

'Türkeş'i ben götürdüm'

Üsteğmen Selahattin Çakmak:

"26 Mayıs gecesi Kışla'da Reisimiz Fazıl Akkoyunlu'nun toplantısına Albay Türkeş geldi. Bir süre konuştuktan sonra 'Harp Okulu'na gideceğim' dedi. Yaya gitmeyi düşündü, vazgeçti, jiple gitmeye karar verdi. Türkeş'e 'Albayım refakat edebilir miyim' dedim. Böyle kritik anlarda Türkeş'in yalnız bırakılmaması elzemdi. Harp Okulu'nun etrafı Harbiyeliler tarafından çevrilmişti. Arabamızı durdurup, 'parola' diye seslendiler. Türkeş el kaldırdı, 'geçin' dediler. Çemberin içinden geçerek Harp Okuluna girdik. Türkeş'e muvaffakiyetler dileyerek ayrıldım. Saat 22.30'a geliyordu. Bölüklerden otomatik silahlarımızı alarak saat üçte hareket ettik.




Devam Sayfaları
1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7

Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu
 
A. Muradoğlu
Ana Sayfa | Gündem | Politika| Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon| Hayat| Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED