AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

D İ Z İ
Yapılacak çok iş var

Banda-Aceh, ölümün insana herşeyden yakın olduğu bir şehir. Sokaklar hâlâ cesetlerle dolu. Her yerde dram yaşanıyor. Her ne kadar yardım konusunda biraz geç kalsak da, hayatta kalanlar için yapabileceğimiz çok şey var aslında...

Güney Asya'yı kasıp kavuran deprem ve tsunaminin en acımasız yüzünü gösterdiği yer, Aceh bölgesiydi. Aceh'e gitmeden bölgeyi tanımak için yaptığım araştırma beni heyecanlandırmıştı. Beş asır önce burada Osmanlı'nın izleri ve emeğinin olduğunu öğrenmek beni daha da gayretlendirdi. Medan'dan akşam vakti yola çıktık. Aceh, ayrılıkçı milislerle, Endonezya askerlerinin yıllardır çatıştıkları bir bölge. Rehberimiz, araçların önüne Türk bayrağı açmamamız için bizi uyardı. Öğrendik ki, Aceh'in ayrılıkçı milisleri, hala Osmanlı'dan miras kalan ay yıldızlı bayrak kullanıyormuş. Bayrakları karıştırabilirler ve tehlikeye girebilirsiniz uyarısını ciddiye aldık, araçlarımızın kapılarını kilitleyerek yola çıktık. 12 saat süren ıssız bir yolculuk oldu. Yolda bazen yardım kamyonlarını gördük. Hepimiz bitkin düşmüştük ki sabah saatlerinde köyde yankılanan Kur'an sesi uykumuzu açtı. Sesin geldiği yöne gittik. Köyün merkezinde bulunan ve Aceh'ten gelen, depremzedelerin kaldığı bir camiydi. Türkiye'den geldiğimizi söyleyince gözleri parladı. Onlarla dertleştik. Elimizde olduğu kadar yardım ettik. Karınlarının aç olduğunu en fazla ihtiyaçlarının da pirinç olduğunu söylediler. Yüreğimiz burkuldu ve yolumuza devam ettik.

Aceh Sultanlığı İslam devletiydi

Aceh'te tamamı müslüman 5 milyon kişi yaşıyor. Aceh'liler, felaketin merkezi olan Banda- Aceh'i başkentleri olarak kabul ediyor. Aceh, stratejik konumu ve yer altı zenginlikleriyle, Endonezya için çok önemli bir bölge. Petrol dahil pek çok yer altı zenginliğine ilave olarak, tarım arazisi de çok verimli. Endonezya dünyanın en kalabalık Müslüman ülkesi. 1514 te ilk Aceh Sultanlığı, bir İslam Devleti olarak kurulmuş. Aceh bölgesi 16.Yüzyılda, Hollanda ve Portekizlilerin istilasına uğramış. İstila ile birlikte, hristiyanlaşma süreci ve misyonerlik faaliyetleri de başlamış. Şehirde felaketin tüm acımasızlığına direnen Beyturrahman camiine gittiğimizde, onurlu duruşa tanık olduk. Görüştüğümüz kişiler, caminin mimarlarının II. Selim'in gönderdiği ustaların öğrencileri olduğunu söylediler. Sütunlara baktığımızda, Osmanlı'nın ruhunu net olarak fark ettik.

Banda-Aceh hayalet şehir

Banda-Aceh, ölümün insana her şeyden yakın olduğu ve yaşamla ölüm arasındaki ince çizginin kaybolduğu şehir. Gördüklerimi ne sözle ne de fotoğraf kareleriyle tarif etmem mümkün değil. Kıyamet acaba nasıl olacak diye düşünüyor insan. O kadar dış yardıma ve Endonezya askerlerinin çabasına rağmen, hala sokaklar ceset dolu. Söylenene göre pek çok kişi de dalgaların oluşturduğu sele kapılmış ve okyanusta kaybolmuş. Hala ulaşılamayan bölgeler varmış. 10- 15 metrelik dalgaların saatte 500-700 kilometre hızla şehri yutmasını tahayyül edemiyorum. Ama izlerine tanık olmak çok korkunç bir duygu. Dalgalar şehrin içinde 4-5 kilometrelik bir alanı etkilemiş.

Aceh'in sahil tarafı hayalet şehir gibiydi. İçlere gittiğimizde ise, uzayıp giden, su ve gıda kuyruklarına tanık olduk. Ama üzülerek ifade etmeliyim ki, Türkiye Güney Asya'ya yardım konusunda daha erken davranmalıydı. İsrail, ABD, Avustralya, İngiltere, Mısır, Pakistan ve Japonya'nın olduğu yerde Türkiye olmalıydı. Hem de çok güçlü bir şekilde olmalıydı.

Burada pek çok yardım kuruluşu misyoner gibi davranıyor. Ama geç kalmış sayılmayız dedik ve kıt imkanlarla kolları sıvadık. Burada PASİAD temsilcisi iş adamı arkadaşlarımızla bazı temeller attık. Kızılay görevlisi üç arkadaşımız da, çalışmalara başladı. En fazla ihtiyaç barınma ve yiyecek konusunda. Günde 1000 kişiye yemek verecek mütevazi bir bir aş evi kurduk. Kazanlar kaynamaya başlayınca hepimizin gözleri dolmuştu. Pek çok köye hala ulaşılamıyor. Ulaşabildiğimiz bir kaç köye gittik. Tabi her yer acı ve dram dolu.

Her yerde dram yaşanıyor

Asrın felaketinde okyanusa kıyısı bulunan her yerde dramlar yaşanıyor. Belki pek çoğuna tanık bile olunmuyor. Ben felaketin merkez üssünü anlattım. Kimbilir belki bilemediğimiz ne acılar yaşanıyordur. Yaradılmışı severiz, yaradandan ötürü felsefesiyle yetişen, bu kültürle kendini tanıyan bir milletin mensuplarıyız.

Okyanus ötesinde insanlık dramı yaşanıyor. Buna kayıtsız kalmamak insanlık borcu, kulluk vazifesi diye düşünüyorum. Çok şey yapılabilir. Aş evleri, klinikler, yetimhaneler, okullar, barınaklar yapılabilir. Yapılacak küçücük yardımlar, belki de akan göz yaşının dinmesine, sızlayan yüreklerin acılarının dinmesine vesile olacaktır....

1. Bölüm: 35 bin çocuk ailesiz kaldı




14 Ocak 2005
Cuma
 
Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Dr. Turhan Çömez


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED