|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
AK Parti Balıkesir Milletvekili Op. Dr. Turhan Çömez, asrın felâketinin yaşandığı bölgeye bir yolculuk yaptı. Çömez ekranlara yansımayan, bilinmeyen yönleriyle asrın felâketini yerinde inceledi. Çömez şunları söylü-yor: Güney Asya felâketinde gördüklerim, insan olarak benim hayal edebileceklerimin çok ötesindeydi. Acıyı, felâketi, yokluğu, dramı, mucizeci, acziyeti, metaneti, sabrı gördüm. Kısacası felâketin tüm yüzüne tanık oldum Güney Asya'da.
Deprem haberleri televizyonlarda yayınlanmaya başladığı an yüreğimin burkulduğunu hissettim. 17 Ağustos'u yaşamış biri olarak, felâket haberleri gelmeye başlayınca, olayın tahminlerin çok ötesinde vahim boyutlarının olabileceğini hissettim. Haberlerin, Hindistan'dan, Sri Lanka'dan, Tayland'dan, Endonezya'dan ard arda gelmesi endişemi artırdı. Her geçen gün ölü sayısının artması ve asıl felâketin, ilerleyen zaman içinde or taya çıkacağının belli olmasıyla, kararımı verdim ve arazi valizimi hazırladım. Eşim, kararlı olduğumu bildiği için hiç itiraz etmedi ve hayır dua ederek beni uğurladı. Heyetimizde, çalışma arkadaşlarım, Kızılay yetkilileri, iş adamları ve İstanbul Büyük Şehir Belediyesi görevlisi Dr. Mehmet Yıldırım vardı. İstanbul'dan Bangkok'a, oradan Endonezya'nın başkenti Jakarta'ya hareket ettik. Kızılay ekibinin bir kısmı Bangkok'ta kaldı. Bir Kısmı Sri Lanka'ya geçti. Üç kişilik bir heyet benimle yola devam etti. Ezan sesiyle uyanıyorum 300 milyon nüfuslu Endonezya 17 bin 500 ada üzerine kurulmuş. Dünyanın en fazla Müslüman nüfusuna sahip bu okyanus ülkesinde, başkent sokaklarında tanık olduğum; korku, merak ve endişe dolu yüzlerdi. Başkent Cakarta'dan Medan'a uçtuk. Sumatra Adası'nın bu önemli kenti depremi yaşamasa da, izlerini yansıtmaya başlamıştı. Medan kentinde, felaketin acı yüzüne tanık olmaya, insanların dramlarını daha yakından hissetmeye başlamıştık. Kaldığım otelin 7. katında sabah ezan sesiyle uyandım. Tüm camilerde aynı anda başlayan ezan, insanın yüreğine huzurla karışık hüzün veriyordu. Şehrin pek- çok camiinde sabah ezanıyla birlikte okunmaya başlanan Kur'an'ı duyunca, bu şehrin Allah'a daha da yaklaştığını fark ettim. Deprem bu şehirde bir dayanışma ruhu tesis etmişti. Arkadaşlarımızla, sabah erken saatlerde, Fahri Başkonsolosumuz Dr. Rahmat Shah'la buluştuk. Rahmat Shah Endonezya'nın köklü ve zengin bir ailesinin oğlu. Bir dönem parlamenterlik yapmış. Çok sevilen, saygın bir kişi. Türk dostu. Onun evinde de hüzün vardı. Çocuklar kaçırılıyor Felâketten en fazla etkilenen çocuklar olmuş. Endonezya'nın Sumatra adasında, çocuklara dair her türlü drama tanık olmanız mümkün. 35 bin çocuk ailesini kaybetmiş. Hükümet yetkilileri, çocuk kaçakçılığı için uyarılar yapıyor. UNİCEF yetkilileri, çocuk kaçakçılarının alenen yaptıkları reklamları söyleyince kulaklarımıza inanamadık. 21. Yüzyıl'da, böylesine bir felâketin ardından, 3-10 yaş arası çocuk aradıklarını reklamlarla duyuran çocuk kaçakçılarının varlığı, aslında, tüm dünyanın daha ne kadar önemli sorumluluklarının olduğunun da bir göstergesiydi. Endonezya hükümeti bu çocukları şimdilik kamplarda barındırıyor. Öğrendiğime göre, çocuk kaçakçılığının önüne geçmek için tüm ülkede geçici olarak evlat edinmek yasaklanmış. Hükümet bu çocuklar için yetimhane ve barınacak yer arayışında. Görünen o ki, çocuklar için yapılacak yurtlar, yetimhaneler, buralar için en anlamlı yardımlar. 'Dalgalar beni defalarca duvara çarptı' Depremin izlerini silmeleri ve sosyal yaşama adapte olabilmeleri için her türlü desteğin sağlanması şart. Psikolojik danışmanlık hizmetleri ve okullar buralara yapılacak önemli katkılardan bazıları. Sele kapılan bir çocukla konuştum. Çocuk, "Evde oturuyorduk, ne olduğunu anlamadım evin içi tamamen su doldu, sürüklenmeye başladık. Dalgalar beni defalarca sokaktaki duvarlara vurdu. Her yerim yaralandı, annemi ve babamı buldum ama iki kardeşim kayıp" diyor. Gözlerinde hâlâ o dehşetin korkusu ve kayıp iki kardeşine dair umut var. Dalgalar pekçok çocuğu sert yerlere vurmuş. Bu esnada önemli yaralanmalar olmuş. Su yutanları bekleyen en önemli tehlike ise akciğer enfeksiyonları. Ağır travmalar ve yokluk buralarda salgın hastalıkları başlatacak en önemli riskler. Uygun bölgelere açılacak klinikler buraları için önemli destek olabilir. Ne yazık ki, felaketin en acımasız yüzüne çocuklar da, tanık oluyor. Belki de yaşamları boyunca izleri silinmeyecek acı hatıralar kazınıyor belleklerine. Emzirdiğim bebeği tanımıyorum Medan'ın 30 kilometre dışında Binjai bölgesinde, Banda Aceh felaketinden kurtulanlara tahsis edilmiş kampa gittik. Çocuklar, gençler, yaşlılar... hepsinin ortak yüz ifadesi vardı. Korku, endişe ve göz yaşı. Pekçoğu ailelerinden kayıplar vermişti. Kendileriyle yarım gün geçirdik. Dertleştik, paylaştık ve yardım ettik. Okyanus ötesinden gelen bu dost el onlara sıcacık gelmişti. Gözüm genç bir anneye takıldı. Kucağında küçük bebeği, yanında biraz daha büyük bir başka çocuk vardı. Dalgın, yorgun ama bir o kadar da vakur bir duruş içindeydi. Yanına gittim. Gözlerinden akan iki damla yaşı silerek benimle konuştu. "Emzirdiğim bebeği tanımıyorum" dedi. Öğrendim ki Aceh'te ailesini kaybetmiş 35 bin çocuktan biriymiş. Genç kadın, ona deprem annesi olmuş. Ve kendi oğluyla, hiç tanımadığı bir ailenin Tanrı emaneti yavrusunu aynı dize yatırmış. Hepimiz duygulandık... 2. Bölüm: Yapılacak çok iş var
|
|
|
|
|
|
|