AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

D İ Z İ
'Zalim dağ'ın eteğindeki dünya incisi Cape Town

Cape Town, Masa Dağı olarak adlandırılan "zalim bir dağ"ın eteklerine kurulmuş. Üzeri düz bir masaya benzeyen dağın başı hep dumanlı...

1800'lü yıllarda Ümit Burnu'nda yaşayan Müslümanlar, aralarında bir komite oluşturarak bölgenin İngiliz valisine giderler ve İngiltere Krallığı aracılığı ile dünya Müslümanlarının hamisi olarak gördükleri Osmanlı Devleti'nden ve Müslümanların halifesinden, İslam'ı asli şekliyle anlatıp aralarındaki ihtilafı giderecek bir din alimi isterler. Durum, Osmanlı'nın Londra Sefiri Kostaki Müsürüs Paşa aracılığı ile Babıali'ye iletilir. Sultan Abdülaziz, durumdan haberdar olur olmaz, o sıralarda Bağdat'ta görev yapan Ebubekir Efendi'yi İstanbul' a çağırır. Hazırlıklar yapılır ve Ebubekir Efendi öğrencisi Ömer Lütfi ile birlikte Ümit Burnu'na gönderilir. Ebubekir Efendi'nin Ümit Burnu'na varış tarihi 17 Ocak 1863'tür.

Yıllarca bölge halkına İslam'ı öğreten Ebubekir Efendi'nin kabri şu anda Cape Town'da bulunuyor. Bir Osmanlı aliminin, İslam'ı adeta bir nakış gibi işlediği dünyanın bu uzak coğrafyasında, "evrensel merhamet medeniyeti"nin dayanılmaz coşkusunu yaşamanın keyfi galiba bir başka oluyor. Dünyanın öbür ucu olarak bilinen Ümit Burnu'nun üzerindeki Cape town kenti muhteşem iklimi, doğal güzellikleri ve kültürel çeşitliliği ile dünyanın en sıradışı ülkelerinden birisi. Modern teknolojiden yorgun düşen insanların yeni rüyası burası...

Ebubekir Efendi'nin öğrencisi Ömer Lütfi Efendi'nin tabiriyle Capetown, Masa Dağı olarak adlandırılan "zalim bir dağ"ın eteklerinde kurulmuş. Üzeri düz bir masaya benzeyen 'Masa Dağı'nın başı hep dumanlı. Duman yüzüden, teleferik dağın zirvesine çıkamıyor, biz de dağın yamaçlarından geri dönüyoruz. Masa Dağı'ndan inerken, Ömer Lütfi Efendi'nin hatıralarında, dağdan inişiyle ilgili şu cümleleri okurken içimde küçük bir titreme oluyor: "Elhasıl ahali bizi karşılayıp cümlemiz hanemize vasıl olduk. İçimizden altı kişi kaybolup, dördü bir gün sonra geldi ise de diğer ikisinden nam ve nişan göremedik."

Baharat kokan evler

Kentin yüzde 60'ı büyük çoğunluğu 'Hint-Malay' kökenli olan Müslümanlardan oluşuyor. Cape Town'da ne beyazdan ne de siyahtan sayılan 'Hint-Malay' kökenliler "Coloredi" olarak adlandırılıp yüzyıllarca melez muamelesi görmüşler. Siyahlara göre daha avantajlı sayılan bu kesimler, demokrasiyle birlikte kentin 'orta sınıfı'nı oluşturmaya başlamış. Bugün, yoğun olarak Müslümanlar'ın yaşadığı Bo Kaap Mahallesi, camisi, rengarenk bakımlı evleri, dar ve yokuş sokakları, baharat kokan küçük lokantalarıyla şehrin en görülmeye değer yeri. Kısacası Bo Kaap, temiz ve neşeli evleriyle şirin bir Müslüman mahallesi...

İki okyanusun birleştiği nokta

Cape Town'dan dünyanın en harika burnuna doğru yola çıkıyoruz. Dağların içini delerek açılan yolları otobüsün camlarından seyrederken, içimde vahşi bir doğanın "saklı şiiri" çoğalıyor sanki... Okyanusla dağlar arasında bir koridor gibi uzanan yollar hızla bir meçhule akıyor. İçimde çarpışan coşku ve korkunun seline bırakıyorum kendimi... Bir ara, okyanusun rengarenk şarkısı vuruyor camlara, çıldırıyorum. Ve buğulanan otobüsün camlarına küçük bir rüyanın resminin çiziyorum. Yağmurlu ve sisli bir günün tam ortasında güneş nazlanarak okyanusun üzerinden bizi seyrediyor. Güneş yedi rengiyle birlikte yeni bir şarkıya başlıyor ve gökkuşağının altından geçerek Ümit Burnu'na ulaşıyoruz. Ümit Burnu'na tepeden bakan bir kulenin dibinden, Hint Okyanusu ile Atlas Okyanusu'nun birleştiği, sıcak ve soğuk denizlerin birbirine kardeş olduğu harikulade bir güzellik...

(BİTTİ)

1. Bölüm: Gökkuşağının renkleri yanyana



28 Şubat 2005
Pazartesi
 
Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Mehmet Ocaktan


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED