|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
![]() Türkiye'nin başbakanı asıldı!.. Bugün Türkiye Cumhuriyeti tarihinin kara sayfasının yaşandığı gün. Cumhuriyetin 38. yılında demokrasimizin ise 11. yılında Türkiye Cumhuriyeti devletinde on yıl Başbakanlık yapan Demokrat Parti'nin Genel Başkanı Adnan Menderes ve Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ile Maliye Bakanı Hasan Polatkan'ın idam edilmelerinin 40. yılı.
Bugün Türkiye Cumhuriyeti tarihinin kara sayfasının yaşandığı gün. Cumhuriyetin 38. yılında, demokrasimizin ise 11. yılında Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nde on yıl Başbakanlık yapan Demokrat Partinin Genel Başkanı Adnan Menderes ve Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ile Maliye Bakanı Hasan Polatkan idam edildiler. 27 Mayıs 1960'ta seçimle işbaşına gelmiş bulunan Demokrat Parti iktidarı gayri meşru ve gayri kanuni bir şekilde Silahlı Kuvvetler tarafından bir hükümet darbesi ile devrilmiş ve TBMM'de çoğunluğu temsil eden DP'li milletvekilleri Yassıada'ya sürülmüşlerdi. Yassıada mahkemelerinde ihtilalcilerin isteği doğrultusunda DP yöneticileri mahkum edilmişti. Ülkede adaletsizliğin, sansürün hüküm sürdüğü yıllardı... Kürsüden kararlar okunuyordu: -"Sanık Celal Bayar... Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nı cebren tağyir ve tebdil ve ilgadan dolayı Türk Ceza Kanunu'nun 146/1'inci maddesi hükmünce ölüm cezasına çarptırılmasına oy birliği ile karar verildi." 1924 Anayasası'na göre yalnızca vatana ihanet suçundan dolayı TBMM'ye sorumlu olması gereken Türkiye Cumhuriyeti'nin üçüncü Cumhurbaşkanı, Yassıada Mahkemesi'nde oy birliği ile alınan karar uyarınca, 78 yaşında olduğu halde idam cezasına çarptırılmıştı. Spiker nefes almadan ölüm cezalarını okumaya devam ediyordu. Bu arada Divan Başkanı'na bir not iletilmişti. Salim Başol bunu inceledikten sonra açıklamada bulunarak, Adnan Menderes'in hastalığı sebebiyle "duruşmaya çıkamayacağı"nın anlaşıldığını belirtiyordu. Divan Başsavcısı Ömer Altay Egesel "Menderes hakkında gıyapta karar verilsin" demek suretiyle, kürsüdeki son konuşmasını ve talebini yapmış bulunmaktaydı. Adnan Menderes hakkında okunan kararda "Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nı cebren tağyir ve tebdil ve ilgadan dolayı Türk Ceza Kanunu'nun 146/1'inci maddesi hükmünce ölüm cezasına çarptırılmasına 'gıyaben' oy birliği ile karar verildi" denilmekteydi. Haklarında verilen hükümleri açıklanan birinci grup yirmi kişi olup, bunların yedisi idam cezasına çarptırılmıştı. Celal Bayar, Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu, Hasan Polatkan, Refik Koraltan, Agâh Erozan ve İbrahim Kirazoğlu ölüm yolculuğuna sevkedilirken, Medeni Berk, İzzet Akçal, Celal Yardımcı, Tevfik İleri müebbed ağır hapis cezasına çarptırılarak, sehpadan uzak, fakat ömür boyu zindanda yaşamaya mahkûm edilmişlerdi. Demokrat Parti iktidarının son kabinesinin diğer üyeleri de 5-15 sene arası hapis cezalarına çarptırıldılar. Birinci gruptan yalnızca İlhan Sipahioğlu beraat etmişti. Haklarında ölüm kararı okunanlardan Fatin Rüştü Zorlu zaten atıfet istememiş ve en küçük bir istekte bulunmamıştı. Müdafaası dahi alınmayan Hasan Polatkan hiçbir reaksiyon göstermemiş, sert bakışlarını bir noktaya dikerek, mahkeme salonundan ayrılıncaya kadar o şekilde bekleyerek, hakkında verilen sebepsiz ve haksız ölüm cezasına adeta anlamlı bir mesaj göndermiştir. Refik Koraltan tevekkül ile, Agâh Erozan belirsiz bir hayretle, İbrahim Kirazoğlu başını sallayarak haklarındaki ölüm fermanlarını dinlemişlerdi. İmralı'ya HAZİN YOLCULUK Yassıada'da son karar hükmünün okunmasının bittiği anda saatler 15.20'yi gösteriyordu. Kararların açıklanmasından sonra ölüm ve müebbed hapis cezasına çarptırılan hükümlüler, ihtilalciler tarafından önceden hazırlanmış plan gereğince, hücumbotlarla alelacele İmralı Adası'na gönderildiler. İmralı'ya yüzbaşı Erdoğan Argun kumandasındaki subay ve erlerin muhafazasında elleri arkadan kelepçeli olarak giden hükümlüler, şu isimlerden ibaretti: "Celal Bayar, Refik Koraltan, Agah Erozan, İbrahim Kirazoğlu, A. Hamdi Sancar, Bahadır Dülger, Emin Kalafat, Baha Akşit, Osman Kavrakoğlu, Zeki Erataman, Rüştü Erdelhun, Nusret Kirişçioğlu, Fatin Rüştü Zorlu, Hasan Polatkan, Medeni Berk, İzzet Akçal, Celal Yardımcı, Tevfik İleri, Hüseyin Ortakçıoğlu, Selahattin İnan, Cemal Tüzün, Kemal Biberoğlu, Selim Yatağan, Enver Kaya, Necati Çelim, Murat Ali Ülgen, Necmettin Önder, Selami Dinçer, Himmet Ölçmen, Ethem Yetkiner, Nuri Togay, Muhlis Erdener, Rauf Onursal, Ekrem Anıt, Hadi Tan, Hilmi Dura, Kemal Serdaroğlu, Samet Ağaoğlu, Kemal Aygün, Sadık Erden, Sezai Akdağ, Reşat Akşemsettinoğlu, Vacit Asena, Kemal Özer, Mazlum Kayalar'dan oluşan grup kısa bir süre sonra İmralı'ya vasıl olmuşlardı. Yassıada Mahkeme Divanı'nın vermiş olduğu idam hükümleri, onaylanmak için Ankara'ya Milli Birlik Komitesi'ne gönderilmişti. Komitede infazların yapılıp yapılmaması hakkında şiddetli tartışmalar meydana gelirken, fikir ayrılıkları oluşmuştu. Komitedeki subayların bir kısmı Harp Okulu Komutanı ve Silahlı Kuvvetler Birliği Başkanı Talât Aydemir'in tehditlerinden çekinirlerken, 'Gürsel'cilerle 'İnönü'cüler ayrı görüşler taşımaktaydılar. Yassıada'da verilen ölüm kararlarının adalet anlayışı diye birşey yoktu. Ankara'daki komitenin üyeleri ne derse o olacaktı!..
|
|
|
|
|
|
|