T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

D İ Z İ

Türk-Arap omuz omuza

Yüzbinlerce Arap, Çanakkale'de, Kafkaslar'da ve Balkanlar'da gönüllü olarak savaştılar. Çanakkale Şehitliği'nde yatan ve mezar taşlarına Halepli, Şamlı, Kudüslü, Trabluslu, Bağdatlı yazılan şehitler bunun kanıtıdır. Bu cephelerde en az ikiyüz bin Arap şehit düştü.

İttihatçılar, yönetimdeki tüm kilit noktalara Türkler'i getirdiler. Arap paşalar önemli mevkilerinden alınarak uzaklara atandılar. Basında "Türkçülük" yazıları arttı ve Araplar'ı aşağılayan yazılar giderek çoğalıyordu. Meclis'te Arapça konuşma yasaklandı ve ilk seçimde Araplar'ın Meclis'teki sandalye sayısı 75'ten 5'e indirildi.

Arapça okullar yasaklandı ve Arap cemiyetler kapatıldı. Araplar'a karşı sürdürülen bu kampanyanın başını Halide Edip Adıvar, Celal Nuri ile Yahudi ve Mason olan Nesim Russo, Emanuel Karasu (27 Nisan 1909'da Sultan Abdülhamit'i tahttan indiren 4 kişilik Meclis heyetinin başkanı), Cavit Bey gibileri çekiyordu. Halide Edip'e göre "Arap toprakları sömürgeleştirilmeli, Araplar topraklarından atılmalı ve yerlerine Türkler yerleştirilmeli"..

Mason Levi, İttihatçılarla

Yahudiler ve Masonlar ise Babil ya da Filistin'de Yahudilere bir devlet kurma peşindeydiler. Üstelik onların bu emellerinin karşısında duran Sultan Abdülhamit'i intikam almak için Selanik'e sürgüne göndermişlerdi. Selanik'te o sıralarda 80 bin Yahudi ve 20 bin de Sebataycı yaşıyordu. Selanik'te bulunan Yahudi asıllı ve Mason olan İtalyan Konsolos Brimo Levi; Jön Türkler'le ve İttihatçılar'la yoğun bir ilişki içindeydi. İttihatçılar, İstanbul'da gözetim altındaki Şerif Hüseyin'i ayaklanabileceğini bile bile Mekke'ye gönderdiler. İngilizler'le Fransızlar'ın her türlü kışkırtmalarına rağmen Osmanlı'dan ayrılmayı isteyen Araplar'ın sayısı birkaç yüz kişiyi geçmiyordu. 1. Dünya Savaşı'nın patlak vermesi ile bu Araplar da "anti-Osmanlı" söylemlerinden vazgeçtiler, İstanbul hükümetine bağlılıklarını bildirdiler.

Araplar cihat çağrısına katıldılar

Yüzbinlerce Arap, cihat çağrısına karşılık vererek Osmanlı ve Türkler'le birlikte Çanakkale'de, Kafkaslar'da ve Balkanlar'da gönüllü olarak savaşmaya geldiler. Çanakkale Şehitliği'nde yatan ve mezar taşlarına Halepli, Şamlı, Kudüslü, Trabluslu, Bağdatlı yazılan şehitler bunun kanıtı olsa gerek! Tarih bu cephelerde şehit düşen Araplar'ın en az iki yüz bin kişi olduğunu söylüyor. Oysa tam bu sırada 5000 kişilik Yahudi-Siyonist çeteler İngilizler'le birlikte Çanakkale'de Türk ve Araplar'a karşı savaşıyordu. İngilizler'in baskılarına direnen ve Osmanlı'ya bağlı kalacağını söyleyen Suudi Şeyhi Abdülaziz Bin Suud bile İttihatçılar'ın ne ilgisini ne de dikkatini çekmişti! Osmanlı devleti topyekün bir yenilginin eşiğine gelmişti. Düşman ise İstanbul'a doğru ilerliyordu ve İttihatçılar anti-Arap politikalarını terketmiyorlardı. 6 Mayıs 1916'da Şam Valisi Cemal Paşa (ki Araplar ona Kasap ve Katil Cemal derler) Suriye ve Lübnan aydınlarını toplayarak Şam ve Beyrut meydanlarında sallandırdı. Bu ise hâlâ Osmanlı'ya inanan ve inanmak isteyen Araplar için son darbe olmuştu.

Şerif Hüseyin ve arkasındaki İngilizler ayaklanmayı 10 Haziran'da başlattılar. Şerif Hüseyin'i destekleyen hiçbir Arap aşireti yoktu ve ona karşı çıkan birçok Arap aşireti, lideri ve aydını vardı.

İngilizler ve bazı Yahudi çeteler ilk önce Hicaz Demiryolu'nu havaya uçurdular. İngilizler yerel Arap aşiretlerini kışkırtarak Osmanlı ordusunun geri çekilme yolunu kesmeyi amaçladılar.

Zaten savaş durumunda olan insanlar da açlık ve sefaletin baskısı ile yağmalama amacıyla Osmanlı ordusuna saldırıyorlardı. İşte "Araplar; Türkler'i arkadan vurdu" lafı da buradan çıkıyordu.

Oysa Araplar hiç kimseyi arkadan vurmamıştı. 1921'de Arap Yurtsever Hareketi, Ankara hükümetine bir "Suriye-Irak-Türkiye" konfederasyonu önerisini getirdi. Sabahattin Selek'e göre bu öneri, Atatürk tarafından açıkça reddedilmemekle birlikte olayların gelişimi içinde gündemden düşmüştür.

ATATÜRK HAYRANI ARAP LİDERLER

Türkiye'nin çok partili döneme girmesi ve ABD ile ittifak ilişkileri kurması bölgede yeni gelişmeleri beraberinde getirdi. Türkiye'nin 1949'da ilk ve tek İslam ülkesi olarak İsrail'i tanıması, 1952'de Kore'ye asker göndermesi, 1953'te NATO'ya girmesi, 1955'te Nasır'ın başını çektiği Bandung Bağlantısızlar Konferansı'nı engellemeye çalışması, 1956'da CENTO'yı İran, Irak ve İngiltere ile birlikte kurması, 1957'de gizlice İsrail Başbakanı Ben Gorion'u misafir etmesi ve peşinden Suriye sınırına asker yığması, 1958'de Lübnan'a karşı Amerikan çıkarmasına İncirlik'ten yardımcı olması ve son olarak Cezayir halkının mücadelesine ters düşerek Fransa'nın yanında durması Araplar'ı Türkiye'ye karşı "mesafeli" davranmaya itti. Üstelik o sıralar birçok Arap ülkesinin yönetiminde Atatürk hayranı (Mısır'da Nasır, Tunus'ta Burgiba, Irak'ta Abdülkerim Kasım, Suriye'de Şükrü Kuvetli..) liderler vardı.

Kerkük-Musul, Hatay ve PKK..

Araplar'ın Türk dostu olmadığını söyleyenler ve bu nedenle Filistin halkına oh oldu diyebilenler, Türkiye'nin Kerkük ve Musul'daki haklarından ve Suriye'nin de Hatay'a göz dikmesinden söz edip duruyorlar. İngiltere ve Fransa'nın neden olduğu bu iki sorunun çözümü elbette kolay değil. Ama karşılıklı dostluk ve güven ortamının sağlanması ile Suriye ve Irak'ın her iki soruna ve bunlara bağlı olarak (su sorunu) ikili ilişkilerde var olan tüm olumsuzluklara çözüm bulabilecekleri söylenebilir. PKK'ya gelince; Suriye 1998 Adana Anlaşması ile yaptıklarından dolayı "özür dilemiş" ve Türkiye ile ilişkilerinde yeni bir sahife açmaya karar vermiş ve son iki yılda attığı adımlarla bunu kanıtlamıştır. PKK'ya destek veren İran, Yunanistan, İtalya, Rusya ve diğer tüm Batılı ülkeler ise bugün bile hem PKK'ya hem de Ermeniler'in katliam iddialarına desteklerini sürdürüyorlar. Kürt meselesinde Türkiye'ye baskı yapanlar ise yine Avrupa ülkeleridir ve insan hakları bahanesi ile zaman zaman Amerika'dır. ABD, Çekiç Güç uçakları ile PKK'ya silah yardımı yapmaktaydı. K. Irak'ta Kürt devleti kurmanın peşinde koşan yegane ülke yine Amerika'dır.




Devam Sayfaları
1 | 2 | 3

Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu
 

Dr. Hüsnü Mahalli
Ana Sayfa | Gündem | Politika| Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon| Hayat| Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED