|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
![]() Diplomasiden ajanlığa Tarihin ilk dönemlerinden beri görülen istihbarat faaliyetleri Ortaçağ ve Rönesans dönemlerinde zenginleşti. Bu dönem Avrupası'nda diplomasi ve istihbarat kavramları birbirine çok yakındı.
Casusluk dünyanın en eski mesleklerinden biri olarak biliniyor. Yazılı tarihteki bilgilere göre bundan 5000 yıl önce Mısır Kralı III. Tutmosis, kuşatma altındaki Yafa kentine ajanlarını gizlice göndermişti. Tutmosis'in ajanları Yafa'ya un çuvalları içinde geçmiş ve kente ilişkin bilgi toplayarak krala bildirmişti. Bu haberalma faaliyetinin savaş stratejilerini ne ölçüde etkilediği bilinmiyor ama bilinen birşey var ki o da III. Tutmosis'in, daha sonra sistematikleşecek bir mesleğin tohumlarını daha o dönemde attığı. Casusluk ya da teknik adıyla espiyonaj faaliyetlerinin izlerine İncil'de Hz. Musa'nın "Gidin ve o ülkede gerekli araştırmaları yapın" şeklindeki ifadelerinde de rastlamak mümkün uzmanlara göre. Ayrıca Eski Ahit'te, Hz. Yüşa'nın Filistin'in fethi sırasında bölgeye iki ajan gönderdiğinden bahsediliyor. Fazla bilgi bulunmamakla birlikte eski çağların casusluk oyunlarına sahne olduğu görülüyor. Ancak istihbarat faaliyetlerinin çeşitlendiğini, zenginleştiği ve profesyonelleştiğini görmek için Ortaçağ dönemi ve Rönesans'ı beklemek gerekiyor. Bu dönem Avrupası'nda diplomasi ve istihbarat kavramları birbirine çok yakındı. Öyle ki yaygın kanaate göre elçiler ile ajanlar arasında belirgin bir fark yoktu. İngiltere'de Kraliçe I. Elizabeth zamanında casusluk ulusal güvenlik için gerekli bir uygulama alanına dönüşmüştü. Kraliçenin kadrosunun özenle hazırladığı istihbarat sistemi Sir Francis Walsingham (1532?-90) tarafından yürütülüyordu. O dönem İngilteresi'nin Kıta Avrupası'ndaki en büyük rakibi, daha doğrusu düşmanı İspanya idi. Kaynaklara göre bu, sayıları hiç de azımsanmayacak düzeyde olan İngiliz ajanlarının İspanya'da cirit atması için yeterli bir gerekçeydi. AJANLARI YÖNLENDİREN BİR AVUKATTI Ajanları yönlendiren Francis Walsingham aslında bir avukattı. Ajan yöneticiliği görevini yürütürken aynı zamanda Kraliçe I. Elizabeth'in yazman diplomatlığını da yapıyordu. 1577'de şövalye unvanını aldı. Ona kraliçeye karşı Katolik entrikalarını ortaya çıkarması görevi de verildi. Avrupa'da büyük bir ajan ağı kurdu. İspanya'nın, Fransa'nın ve İtalya'nın pekçok bölgesine ajan yerleştirdi. Bu ajanlar sayesinde İspanyol donanmasının operasyonları haber alındı. Böylece İngiliz donanmasının İspanyollar'la denizde zamanında karşı karşıya gelmesi sağlanmış oldu. Ancak o dönemde İngilizler'in faaliyetleri yalnızca istihbarat toplama ve değerlendirme ile sınırlıydı. O dönem ne kontr-espiyonajı (karşı casusluk) gerektirecek, ne de gizli savaş yöntemlerini eksiksiz uygulayacak kadar karmaşık bir yapıya sahip olmadığı için savaş sırasında düşman hakkında bilgi toplamak yeterli olabiliyordu. Buna "askeri espiyonaj" deniyordu. Askeri espiyonaj daha sonraki dönemde de tüm büyük savaşlarda kullanıldı. Amerikan İhtilali, Napolyon Savaşı, Amerikan Sivil Savaşı ve Fransa-Prusya Savaşı gibi savaşlar espiyonaj faaliyetlerinin biçim verdiği savaşlar oldular. Amerikan Sivil Savaşı döneminin bilinen ajanlarından Rose O'Neal Greenhow, (1817-1864) savaş süresince Güney güçlerine haber sızdırmakla suçlandı. 1862 yılında tutuklandı ve Güney'e gönderildi. Aynı dönemin bir başka casusu ise Timothy Webster'dı. (1821-62). Ancak Webster Greenhow'dan farklı olarak Kuzey Konfederasyonu'na ajanlık yaptı. İngiltere'de doğan Webster, Allan Pinkerton Dedektiflik Ajansı'nda çalışarak deneyim kazanmıştı. Fakat deneyimleri, 1862'te Konfederasyon tarafından yakalanıp idam edilmesini önlemedi. Fransız İhtilali döneminin en bilinen casuslarından biri ise Joseph Fouche'dı. (1759-1820). İhtilal boyunca halkın arasına adam sızdırarak yönetime bilgi veren Fouche ilkin Napolyon tarafından polis yöneticisi yapılmıştı. Ve Napolyon'un 1815'te iktidardan düşüşüne kadar ajan ağının ve double casusların iyi bir yöneticisiydi. Louis XVIII yönetimi altında tekrar polis bakanı oldu. UĞRUNA ŞİİR YAZILAN CASUS
Çok mutlu bir ajandı
Rudolf Ivanovich Abel'ın asıl adı William August Fisher'dı. 11 Temmuz 1903'te İngiltere'de Tyne üzerinde bir şatoda doğan Fisher'ın yıllar içinde Sovyetler'in gözde bir köstebeği olacağını kimse kestiremezdi. Alman olan babası Genrich Matveyevich Fisher Lenin'in arkadaşlarından biriydi ve sıkı devrimciydi. William Fisher, biraz da bunun etkisiyle 1925 yılında Kızıl Ordu'ya alındı. Fisher'in ilk işi Norveç'teydi. Burada Frank takma adı ile 1931 yılından 1934 yılına kadar karısı ve kızı ile birlikte kaldı. Bu sırada bir İngiliz pasaportu aldı ve bu isimle seyahat etti. 1935'te Britanya'ya gönderildi. Kullanıldığı başlıca alan Kim Philby grubundan gelen mesajların şifrelerinin çözülmesiydi. YURTSEVER HAİN İstihbarat tarihine Patriot Traitor (Yurtsever Vatan Haini) olarak geçen ilginç bir casusun öyküsü pekçok istihbarat servisi için ilginç dersler içeren bir nitelik taşıyor. Amerikan Bağımsızlık Savaşı'nda büyük yararlılık gösteren Benedict Arnold, Amerikalılar'ın kendisine sahip çıkmaması üzerine İngiliz saflarına geçti. 1741 doğumlu Arnold'un ailesi ticaretle uğraşıyordu. Arnold, Amerikan davası için çalışan ve bu uğurda iki kez ağır yaralanan bir isim olarak tarihe yazıldı. Ancak Amerikan Kongresi onu onore etmediği gibi savaş uğruna harcadığı paraları da geri vermedi. Böylece Arnold için melankoli dönemi başladı ve İngiliz ajanlarının tatlı sözleriyle onlara yaklaştı. Hemen ardından Amerikalılar'a göre hayatındaki en kötü kararı aldı. Tarafını değiştirdi. İngiltere'de 60 yaşında (1801) iken öldü ve herhangi bir askeri onur notu olmaksızın gömüldü. Son yılı acı ve mutsuzlukla doluydu. Ölümünden sonra hakkında önemli bir kitap yazıldı. Willard Sterne Randall'ın kaleme aldığı kitabın adı son derece ilginçti: Patriot Traitor (Yurtsever Vatan Haini)
|
|
|
|
|
|
|