|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Nüfus yaşlanması sadece Almanya için değil tüm Avrupa için kâbus. Yaşlı bakımı sigortalarına ilişkin harcamaların her yıl artarak yükselmesi nedeniyle Alman hazinesi "S.O.S" vermeye başladı.
Nüfus yaşlanması sadece Almanya için değil tüm Avrupa için bir kâbus. Öte yandan nüfus yaşlanmasının bir diğer yüzü de yaşlı bakımı sigortalarına ilişkin harcamaların her yıl artarak yükselmesi. Alman hazinesi şimdiden açık vermeye başladı. Devasa bir sorun haline gelen yaşlı bakımı sigortalarının geleceği Alman basınında "kaos" olarak nitelendiriliyor. Sorunun bir diğer boyutu yaşlı bakımı için gerekli personelin azlığı. Yaşlılarına maaşlı bakıcı bulamayan Almanya sorunu yabancı ülkelerden kalifiye bakıcı tranfer ederek çözmeye çalışıyor Yaşlılar bütçeyi zorluyor Almanya'da 2 milyon 200 bin civarında bakıma muhtaç yaşlı var. Bakım masrafları devletçe karşılanıyor. 2002 yılı verilerine göre yaşlılık bakımına muhtaç kişilerin yüzde 40'ını 70-89, yüzde 60'ını ise 90 yaş ve üzerindekiler oluşturuyor. Yaşlıların sayısı 2030'da 3.1 milyona, 2040'da 3.5 milyona çıkacak. Bakıma düşen yaşlıların sayısı artarken, genç nüfus azalıyor. Alman nüfus araştırmacılarının üzerinde çalıştığı en hassas konu "Nüfus Yaşlanması". Bielefeld Üniversitesi Nüfus Araştırmaları ve Sosyal Politika Enstitüsü Başkanı Prof. Herwig Birg, "Almanya ve Avrupa'da Nüfus Gerilemesi" başlıklı çalışmasında 15 AB üyesi ülke ile Akdeniz'in güneyindeki ülkeleri kıyaslıyor. Bu ülkelerin -İsrail hariç- tamamı Müslüman. Avrupa'da yaşayan göçmenlerin de büyük kısmı Müslüman. Birg, Türkiye'yi Akdeniz'in güneyindeki Müslüman ülkelerden ayrı olarak ele alıyor. Bu yaklaşım Avrupa'da Türk diasporasını anlamlı kılıyor. Yakındoğu AB'yi geçecek Prof. Birg, 2050'de AB nüfusunun 296 milyona gerileyeceğini öngörüyor. Almanya nüfusu 2050'de 62 milyona, Fransa 56 milyona, İtalya 37 milyona, İspanya 28 milyona gerileyecek. Akdeniz'in güneyindeki ülkeler ve Türkiye'de AB'ye kıyasla hızlı yükseliş sözkonusu. 2100'de Türkiye'nin nüfusu 100 milyona, Mısır'ın 115 milyona ulaşacak. 2050'de Güney'in nüfusu 394 milyona yükseliyor. Bu ülkelerdeki nüfus yükselişinden dolayı AB'nin güçlü göç baskısı altında bulunacağı öngörülüyor. Almanya'da 1998'de nüfusun yüzde 12'si yabancı iken bu oran 2050'de yüzde 36'ya çıkacak. Batı Almanya eyaletlerinde bu oran yüzde 14.2'den yüzde 38.8'e çıkacak. Doğum oranı itibariyle göçmen nüfusun yoğun olduğu Kuzey Rhein Westfalya'da (1996 yılı itibariyle) Köln'de Alman olmayanların doğum oranı yüzde 26.3, Duisburg'ta yüzde 31.8, Gelsenkirchen'de yüzde 29.2, Dortmund'ta yüzde 23.0, Düsseldorf'ta yüzde 23.5, Wuppertal'da yüzde 23.4, Herne'de ise yüzde 28.8. Öte yandan 1996 yılı verilerine göre 20-25 yaş arası nüfusta göçmenlerin oranı Köln'de yüzde 39.1, Düsseldorfta 37.1, Duisburg'ta 36.8, Remscheid'te yüzde 35.5 civarında. 1992 yılı itibariyle 20-40 yaş arası nüfus içindeki göçmen oranı Duisburg'ta yüzde 17.4'den 2010 yılında yüzde 45.9'a, Köln'de yüzde 19.3'ten 42.9'a, Gelsenkirchen'de 14.8'den 42'ye, Düsseldorf'ta 17.8'den 41.6'ya, Wuppertal'da 17.2'den 40.9'a, Solingen'de 17.5'ten 40'a yükseleceği hesaplanıyor. 20-40 yaş arasındaki nüfus Almanya'da en dinamik kesimi oluşturuyor.
Göç Yasası siyaseti geriyor Nüfus yaşlanması sorunu Almanya'nın artık bir göç ülkesi olduğu gerçeğini gözler önüne seriyor. Göçmen aktivistleri Almanya'nın ABD, Kanada ve Avusturalya gibi göç politikasını değiştirmek zorunda olduğunu, aksi takdirde kısa ve orta vadeli kalifiye iş gücü ihtiyacını karşılayamayacağını, daha da önemlisi sağlık, emeklilik ve yaşlı bakım kasası başta olmak üzere sigorta kurumlarının tam anlamıyla çıkmaza gireceğini vurguluyorlar. Bu bağlamda tartışmalı Göç Yasası tasarısı bu sorunun çözümünde ileri adım sayılıyor. Bu yılın ilk yarısında kanunun çıkması bekleniyor. Kanunla birlikte Almanya'ya her yıl, ihtiyaç duyulan alanlarda düzenli göç alma işlemi başlayacaktır. Yasayla Almanya göç ülkesi olduğunu resmen tescil etmiş olacak.
Almanya'yı Türk şehirler bekliyor 1998 yılı itibariyle Almanya'da 82.1 milyon insan yaşıyor. Bunun 7.4 milyonu yabancı. 2050'ye gelindiğinde Alman toplam nüfus 68 milyon iken yabancı oranı 18 milyona çıkacak. Bu oran 2080'de 53.1 milyona olurken, yabancı nüfus 22.9 milyona çıkacak. 2100'de ise toplam nüfus 46.1 milyon olurken, yabancı nüfus 24.9 milyon olacak. Almanya özelinde 1998'de yüzde 9 olan göçmen oranı 2030'de yüzde 19.6'ya, 2050'de yüzde 28.8, 2080'de ise yüzde 43.1'e çıkacak. Bird'in araştırmasından çıkan sonuçlardan biri 20-40 yaş arası dinamik kategori içinde yabancı nüfusun, özellikle Türkiyeli göçmenlerin çok önem kazanacağı. Bu süreçte, özellikle Kuzey Rhein Westfalya'nın Düsseldorf, Duisburg, Dortmund, Bochum, Essen ve Köln gibi büyük şehirleri neredeyse birer Türk şehri haline gelecekler. 200 bin Türkiyeli göçmenin yaşadığı başkent Berlin ise zaten Almanlar tarafından espriyle karışık "Türkiye'nin İstanbul'dan sonra Avrupa'daki en büyük şehri Berlin" sözüyle ifade ediliyor. Almanya'nın nüfusunun 2040'da 40 milyona düşeceği, bunun dörte birinin Türk olacağı konuşuluyor. Göçmenler varken dışarıdan göç alacaklar Göçmen toplumunun aktivistleri Göç Yasası'nın Türkiye açısından çok önemli olduğunu belirtiyorlar. Türkiye kökenli nüfus kalifiye eleman ihtiyacını karşılayacak nitelikte değil. Türkiye'nin bu noktada, Alman hükümetiyle göçmen toplumun mesleki eğitimi için birtakım projeleri konuşması gerektiğini vurguluyorlar. Üçüncü kuşakta yer alan göçmenlerin birinci kuşağa kıyasla çok daha yüksek eğitimli olduğuna dikkat çeken aktivistler, önümüzdeki yıllarda Almanya'da her sektörde istihdam imkanının artacağı görüşündeler. Aktivistler, Almanya'nın Göç Tasarısı'yla göç ülkesi olduğunu kabul ettiğini, ancak, Almanya'daki göçmen toplumunun mesleki eğitim kalitesini yükseltmek için ciddi bir çaba göstermemesinden yakınıyorlar. 20-25 yaş grubu içinde Almanlar'ın yüzde 17'si üniversite okurken, bu oran Türkler arasında yüzde 3.4. İşsizlik oranı da göçmen nüfus içinde çok daha yüksek. Genç göçmenlerde meslek eğitimi almayanların oranı, Türkiyeli göçmenler arasında yüzde 60'ları aşarken, bu oran Almanlar'da yüzde 30'larda. Göçmen aydınları, Almanya'nın tasarıyla birlikte dışardan göç almaya hazırlanırken, her yıl Almanya'da 700 bine yakın çocuğun doğduğunu, bunun 100 bininin göçmen çocuğu olduğunu belirtiyorlar. Bu nedenle Almanya'nın herşeyden önce göçmenlerin eğitimiyle ciddi şekilde ilgilenmesi gerektiğini ifade ediyorlar. Aksi takdirde göçmenlerin dışlandıkları ve ayrımcılığa maruz kaldıkları düşüncesinin artacağını, bunun ileriki dönemlerde çok daha ciddi sorunlara yol açacağını vurguluyorlar. Özellikle göçmenlerin yaşadıkları gettolarda genç nüfus arasında suçluluk oranlarının, hatta intihar oranlarının artmasının Almanya açısından önemli bir sinyal olarak algılanması gerektiğini söylüyorlar.
|
|
Abdullah Muradoğlu
|
|
|
|
|