|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Müslümanlara ait değerlerin Batı ile çatışmayacağını belirten Felsefe Profesörü Tarık Ramazan, Fransa'daki başörtüsü yasağı konusunda ise: "Orada hedef Hicap değil. Fransa örtüyü kullanarak göçmenlere karşı bir tavır alıyor" dedi.
Batı Avrupa'da 11 Eylül'den sonra "Avrupa İslamı" kavramı tartışmaya açıldı. 'Avrupa İslam'ının entelektüel temsilcilerinden biri de Prof. Tarık Ramazan. Fransa, İsviçre ve Belçika'daki göçmenlerin gözde aydınlarından Tarık Ramazan 1962'de Cenevre'de doğdu. Felsefe eğitimi alan ve 1988-1992 yılları arasında Cenevre Koleji'nde dekanlık yapan Ramazan'ın 30 kitabı yayınlandı. Fransızca, İngilizce, İtalyanca, Fince ve İspanyolca bilen Prof. Ramazan'ın "İslam: Medeniyetlerin Yüzleşmesi, Hangi Modernite İçin Hangi Proje" başlıklı kitabı Anka Yayınları tarafından Türkçe'ye çevirildi. Prof. Ramazan ile İsviçre'nin Friborug Üniversitesi'nde konuştuk. Türkçe'ye çevrilen kitabınızda İslam ve Batı arasında önemli korelasyonlar kuruyorsunuz. Bu yaklaşımı açar mısınız? Bizim tarihsel ve kültürel değerlerimiz evrenseldir. Sahip olduğumuz değerlerin Batılı değerlerle uyumlu olabileceğine inanıyorum. Çatışma ve uyuşmazlık olacağını düşünmüyorum. Batılı değerlere baktığımızda bunların belli bir topluma ait olmadığını görürüz. Bu değerler artık herkesindir. Tarihsel geçmişimize baktığımızda bunun açık örneklerini görürüz. Hepimiz az veya çok bu değerlerin atmosferini soluyarak büyüdük. Avrupa kimliğinin oluşmasında İslam'ın kültürel ve tarihsel zenginliğinin katkıları inkar edilemez. Batı ile daha barışçıl ve karşılıklı dayanışmaya dayalı bir ilişki kurulabileceğine inanıyorum. Avrupa ile ayrı kültür ve siyasal formasyonlara sahip olmamız onlarla çatışmamız anlamına gelmez. Bu yaklaşım Batılılarca nasıl karşılanıyor? Avrupa'nın müslüman kültürü nasıl karşıladığı burada yaşayanlar için o kadar da sorun yaratmıyor. Ben kendimi Avrupa kültür dairesi içinde ifade ediyorum. Değer yargılarım Batılı tarzda şekillendi. İslamı yaşamada herhangi bir problemle karşılaşmıyoruz. Bunu daha çok bireysel düzeyde iddia edebilirim. Kültürel olarak bakıldığında belli bir islami değerden çok çeşitli uluslara, coğrafyalara ait tarihsel ve sosyal algılayışlar öne çıkıyor. Arap kültürü, Türk kültürü gibi. İslam bu anlamda değişik ulusların tarihsel, kültürel ve bilimsel katkılarına açık bir din. Hem onları besliyor, şekillendiriyor hem de onlarla beslenip güçleniyor. Bu daha çok kültürel ve sosyal alanda geçerli tabii. İslamın bu açıklığı ve esnekliği müslümanların Avrupa'da yaşamalarını kolaylaştırıyor. Batılıların da müslümanları kolay benimsemelerine katkı sağlıyor. Avrupalı, tek bir İslami kültür yerine çok farklı ülkelere ve coğrafyalara ait bir kültür bolluğu ile karşılaşıyor. Yarış ve rekabetten çok uyum ve harmoninin ön planda olduğu bir karşılaşma var. MÜSLÜMANLAR ANTİ- SEMİTİK OLAMAZ İsrail eleştirisini anti-semitizmle yaftalıyorlar? Bu doğru mu? Ben anti-semitik değilim. Bir müslüman anti-semitist olamaz. Fakat İsrail'i eleştiririm. Suudi Arabistan'ı da eleştiririm, bu gayri-islami olduğum anlamına mı gelir? Şaron yönetimini eleştirmek anti-semitizm olabilir mi?. Kuran'da var, onlar ehli kitap. Bu anlamda müslümanlar onlara karşı olamaz. İsrail'i eleştirmenin anti-semitizm olarak yaftalanması büyük bir talihsizlikten öte kirli bir politikanın ürünü. Bu politika normal eleştiriyi bile olanaksızlaştırıyor. İsrail'in en küçük aksaklığına işaret etmek hemen anti-semitizm suçlamasıyla boğduruluyor. Bu politikanın yol açtığı kirliliğin farkında olmalıyız. Nasıl ki biri Suudi Arabistan'ı eleştirdiğinde İslam düşmanı olarak yargılanmıyorsa, her İsrail'i eleştiren anti-semitist diye mahkum edilmemeli.
Hedef örtü değil göçmenler Fransa Hükümetinin başörtüsüne yaklaşımını nasıl yorumluyorsunuz? Hedef hicap değil, hicap kullanılıyor. Fransa'da islami kimliğe, göçmenlere karşı bir olay var. Hicap kullanılarak bu geliştiriliyor. Örtünme konusunda kadınlara baskı yapılmamalı, kadınlar da başlarını açmaya zorlanmamalıdır. Kadınlarla ilgili kararlar, kadınlara bırakılmalı. Dinde zorlama yoktur prensibinin anlamı budur. Sadece şu düşüncede olmak zarar verir: Batılılar bize karşı önyargılı. Bu doğru, başörtüsünü sevmiyorlar. Bu sevmeyişleri bir düşmanlık değil. Bu onların tercihi. Bize düşen onların müslüman karşıtı duyguları üzerinden politika yapmamak. Haklarımızı daha genel ve evrensel platformlara, onların ve tüm dünyanın anlayabileceği dile çevirmek. Fransa vatandaşı müslümanlar mücadele verip, diğer yurttaşların desteğini alabilmeli. TÜRKİYE AB'YE DAVET EDİLECEK Türkiye AB'ye kabul edilecek mi? Avrupa'nın Türkiye'yi alacağından eminim. Bu Türkiye'yi sevdiklerinden değil, daha çok jeopolitik, stratejik ve güvenlik endişelerinden kaynaklanacak. Bu şartların zorlamasıyla Avrupa Türkiye'ye ihtiyaç duyacak veya bunları önceden hesap edip şimdiden Türkiye'ye kapılarını açabilirler. Bu Avrupa'nın, geleceği ve dünya konjonktörünü ne kadar iyi okumasıyla ilgili. Türkiye'nin şu anki jeopolitik, kültürel, demografik ve tarihsel kaynaklarıyla kolay gözden çıkarılacak bir ülke değil. Türkiye de kendi değerlerinin farkında. Bu kriterler ışığında Türkiye'nin AB'ye alınmasından öte davet edileceğini umuyorum. Avrupa tarihsel ve aktüel şartlardan dolayı Türkiye'ye muhtaç. Avrupa bir dünya gücü olmak, kendi kabuğuna sıkışmak istemiyorsa Türkiye'yi bir kart olarak düşünmek zorunda. Türkiye'nin AB'ye girmesi Amerikan hegemonyasına karşı bir denge unsuru olarak önemli. Türkiye aklını ve ruhunu kaybederek Avrupa'ya gelmek isterse bu bir kayıp olur. Sahip olduğu değerlerle gelmesi iyi bir gelişme ve kazanım olacaktır.
|
|
Abdullah Muradoğlu
|
|
|
|
|