AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

D İ Z İ
'Bizi Hıristiyan yapın' feryadı CHP'lileri bile ayağa kaldırdı

Gençlerin 'Manevi gıdaya ihtiyacımız var. Bizi Hıristiyan yapın' diyerek Mukaddes Kitaplar Şirketi'ne müracaat ettiğine şahit olan vekiller, 7. CHP Kurultayı'nda, "Neden dinimizin inkişafına lakayt kalıyoruz" diye
isyan ettiler.

İmam Hatip Mektepleri'nin kapatılmasının ardından tam 16 yıl süren eğitimi ve ülkeyi dinden arındırma dönemi, CHP'nin ve tek parti döneminin son Millî Eğitim Bakanı Tahsin Banguoğlu'nın 3 Ocak 1949 tarihinde, Meclis oturumunda yaptığı konuşmaya ve daha sonra yazdıklarına şöyle yansımıştı: "Lâik değil, materyalist bir eğitim sistemi kurulmuştu. Din dersleri kaldırılmış, meslekî din mektepleri kapatılmıştı. Kitaplarda ve derslerde dinî kavramlara yaklaşmaktan kaçınılır olmuştu. Batıl inançlarla mücadele havası içinde iyi ve masum dinî ahlâk ve âdetler de kötüleniyor, terk ediliyordu. Günah-sevap sözleri ortadan kalkıyordu. Mistik bir dünya görüşünden hızla kaba bir akılcı dünya görüşüne doğru sürükleniyorduk. İnklapçılar bunun her şeye yeteceğini düşünüyorlardı... Millî değerler sistemi içinde toplamağa çalıştığımız kurumların hepsi, dinî hayat, millî ahlâk, örf ve âdet, millî ananeler, millî tarih şuuru, hatta anadili duygusu, genişlemiş bir aydınlar kitlesi içinde iyiden iyiye sarsılmıştı"

Bu dönemde ülkenin ne hale geldiği, yıllar sonra bir milletvekili şahit olduğu bir hadiseyi Meclis kürsüsünden anlatırken çok daha çarpıcı bir şekilde ortaya konacaktı. İmam Hatip Mektepleri'nin kapatıldığı, dinin eğitim hayatından tamamen çıkarıldığı bu dönemle ilgili olarak Demokrat Parti Kayseri Milletvekili İsmail Berdok'un bizzat şahit olduğu olay, tüyleri diken diken ediyordu. Berdok, 1953 yılında Meclis'te Diyanet İşleri Başkanlığı bütçesi görüşülürken, bir kaç yıl önce yaşadığı bu olayı şöyle aktarmıştı: "İstanbul'da iki Türk gencinin Mukaddes Tevrat, İncil Kitaplar Şirketi Müessesesi Başkanı'na yaptığı müracaata tanık oldum. Gençler 'Vicdanımızın manevi gıdaya ihtiyacı olduğunu hissediyoruz. Memleket muhitimiz bize bu gıdayı temin edemiyor. Bizi Hıristiyan yapınız' diyordu"

Mazhar Osman: En büyük ıstırapların tesellisi dindir

Artık din eğitimi ihtiyacının kendini göstermesi ve tartışmaların başlamasının ardından 1947 yılının ilk aylarında Millet Mecmuası da halka ve ayrıca çeşitli alanlarda meşhur olmuş elli kişiye okullarda dini eğitim verilip verilmemesi yönünde sorular sorduğu bir anketi yayınlamıştı. Bu ankete bilim, sanat ve basın dünyasının ünlü isimlerinin verdikleri cevaplar, milletin içinde bulunduğu hali ve beklentilerini göstermesi açısından ibret vericiydi. Ünlü Psikiyatr Mazhar Osman, ankete verdiği cevabında şunları söylemişti: "Dünyada en esaslı terbiye, cemiyet için dindir... Dine lâkayt kalmayı son asırlarda birçok memleketlerde tecrübe edenler olmuş fakat bunun hüsranla neticeleneceği çabuk anlaşılarak eski geleneğe dönülmüştür. Hiçbir din insanlara fenalık edemez, hayatın ıstıraplarına karşı en büyük tesellîyi insanlar inanmada bulur. Dinî terbiye, adamı nefsine, ailesine, vatan ve milletine ve bütün âleme fenalık yapmaktan, ıstırap vermekten korur. Bütün dünyayı dolaşınız, her yerde en yüksek kültürlü adamların bile dine, milliyete ve aile şeref ve an'anesine bağlılığını görürsünüz. Din ve ahlâka hürmet etmesini bilmeyene kanuna saygıyı öğretmek de güçtür"

Aralık 1947'de toplanan 7. CHP Kurultayı'nda yapılan müzakereler ise CHP döneminin son yıllarındaki gelişmeleri göstermesi bakımından ilgi çekiciydi. Çünkü bu kurultayda CHP Sinop Milletvekili Vehbi Dayıbaş, seçmenlerinin isyanını "Kiliselere gidenler, orada ayin yapanlar kendi dinlerine ait bir şeyler okuyorlar. Bizim çocuklar ibadette ne okuyacaklar? İşte bu hususta çocuklarımıza bilgi verilmesini istiyoruz" sözleriyle dile getirirken, Çorum delegesi Abdulkadir Güney ise "Yaptığımız tetkiklerden anlaşıldığına göre, dinini kuvvetlendiren milletler daima sosyal tekâmüle mazhar olmuş, payidar olmuştur; ihmal edenler ise geri kalmışlardır. Bugün bizim dinimizi ve mukaddes kitabımızı bütün dünya milletleri, hayret nazarlarıyla takdir etmekte iken biz, neden dinimizin inkişafına lâkayt kalıyoruz." diye soruyordu.

'Çocuklar Allah'ı bilmiyor'

Seyhan Milletvekili Sinan Tekelioğlu'nun salonda büyük alkış alan şu sözleri ise hiç bir yoruma gerek bırakmıyordu: "Hıristiyan ve Musevî Türk cemaatleri kendileri için mektepler açmışlar orada papazlar yetiştirmişler... Köylülerden işittiğim bilgilerle söyleyeyim ki, köylülerin ölülerini gömecek adamları yoktur. Bugün memleketimizde, kumar almış yürümüş, içki almış yürümüş, Dinsiz bir milletin memleketinde hiçbir korku kalmaz. Anaya babaya, büyüğe itaat kalmadı. Çocuklar Allah nedir deyince Allah'ın ne olduğunu bilmiyor, tanımıyor..." Buna benzer yakınmalardan birisi de Şubat 1948 tarihli Selamet Mecmuası'nda Cumhuriyet gazetesinin başyazarı Nadir Nadi tarafından bile dile getirilmiş, Nadi, köylerin imamsız, camilerin müezzinsiz kalmasından yakınır olmuştu.

Cenaze namazı kıldıracak tek bir kişi bulamadık

Atatürk'ün Konya'da medrese ziyareti sonrasında tebrik ettiği Ahmet Hamdi Akseki'nin 1950 yılında hazırlayarak Meclis'e sunduğu "Din Tedrisatı ve Dinî Müesseseler" başlıklı rapor CHP'nin tek parti iktidarının sonuçlarını da gözler önüne seriyordu: "Yıllardır çocuklarımız hakiki bir din ve ahlak terbiyesinden mahrum olarak içi bomboş ve her hangi bir menfi tesiri kabule müsait bir halde yetişmektedir. -Çocuklarımızın ve gençlerimizin, başka dinlerin ve muhtelif şekillerdeki misyoner propagandalarının içtimaî, siyasî her hangi bir muzır mezhep veya tarikat ve akidelerin menfi tesirlerinden uzak tutulması için çare düşünülmelidir. -Çocuklarımıza gerek mekteplerde ve gerek başka vasıta ile yıllardır din ve ahlak aleyhinde söylenilebilecek ne varsa hepsi söylenmiş, telkin edilmiş ve kıpkızıl bir dinsiz olmaları için her şey yapılmıştır.

Mabetlerimizi şenlendirecek imamlara ihtiyacımız var

Bugünkü gençler komünist olmamışlarsa bunu ailelerindeki kuvvetli din terbiyesine borçluyuz. Çocuklarımızın gençlerimizin her türlü yabancı ve menfi tesirlere bundan sonra da mukavemet edebilmeleri için kendilerine İslâm dininin esaslı ve ciddi bir surette talim ve telkin edilmesi artık bir zarurettir. -Hakiki din adamlarına, mabetlerimizi şenlendirecek bilgili, fazilet sahibi vaizler imam ve hatiplere olan ihtiyacın bir an evvel sağlanması lazımdır. -Yeni nesle mensup birçok gençler de, kendilerinin maneviyâttan tamamen mücerret bir halde yetiştirildiklerini acı acı itiraf etmektedir."

Türkiye'de bir gazetede 1950 yılı başlarında yayınlanan küçük bir haberi alıntılayan Londra'da yayınlanan bir gazete ise o günkü durumu şöyle aktarıyordu: Bir köyde cenaze namazı kıldıracak tek bir kişi bile bulunamamış ve zavallı Müslüman köylü namazı kılınmadan defnedilmiştir. Bunun üzerine halk galeyana gelmiştir" Tüm bu tepkilerin ardından 1947 yılından sonra genelge, yönetmelik alanında bazı hukukî gelişmeler oldu. 1949 yılından sonra da kanunlarda yapılan bazı düzenlemelere dayanarak, 1949 yılının şubat ayından başlamak üzere çeşitli alanlarda din öğretimi yeniden uygulamaya konulmaya başlamış, bazı illerde İmam Hatip kursları adıyla kurslar açılmaya başlanmıştı.

1. BÖLÜM: İHL'leri İlk Meclis kurdu!
2. BÖLÜM: Aranızdan Farabiler İbn-i Sinalar çıkacak
4. BÖLÜM: İmam Hatip Mektepleri'nin kapatılması kanunsuzluktu
5. BÖLÜM: 'Ölü yıkayıcısı' değil profesör oldular!..
6. BÖLÜM: İmam Hatipler kapatılsın diye rüşvet teklif edilmiş
7. BÖLÜM: İHL'ler olmasaydı biz okuyamazdık
8. BÖLÜM: İHL'lerin adı başarı oldu
9. BÖLÜM: Kamusal alanda belgesiz tecrit
10. BÖLÜM: Artık bu adaletsizlik bitmeli
11. BÖLÜM: Sorunu İmam Hatipliler çözer


29 Haziran 2005
Çarşamba
 
Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu
Online İlan


Recep Yeter


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED