|
|
|
|
|
|
|
|
|
İmam Hatip Okulları kuruldukları günden bugüne kadar hep engellemelerle karşılaştı. Bunun en son ve güncel örneği ise katsayı ve başörtüsü meselesi. YÖK, 1999'da çıkardığı kanunla, kendi alanı dışında bir üniversite tercihi yapan meslek lisesi öğrencilerinin puanlarını kırmaya başladı. Aslında YÖK, bu kanunla direkt olarak İHL'leri hedef almıştı. YÖK, aynı kanunla meslek liselilere iki yıllık Meslek Yüksek Okulları'na sınavsız geçiş imkanı verdi. Fakat İHL'lilerin gidebileceği bir meslek yüksek okulu bile yoktu. İşin daha da garibi, YÖK, meslek derslerinin yanında, normal liselerden bile fazla oranda kültür dersleri de görmelerine rağmen İHL'lilere "sadece kendi alanınıza gidin" derken, bir yandan da İHL'lerin alanı olan İlahiyat Fakülteleri'ne kontenjan vermedi. Çıkmaz sokak yapıldı İHL'ye çocuklarını yollayan velilerin büyük tepki gösterdiği, karma eğitim sisteminin mimarı ANAP-DSP- MHP hükümeti döneminde meslek liselerine getirilen yeni düzenlemeyle İHL öğrencilerinin farklı bir liseye geçiş yapmalarının da önüne geçildi. Yani İHL'lilerin yatay ve dikey tüm geçişlere kapatılarak adeta bir çıkmaz sokak haline sokuldu. Ancak tüm bunlara rağmen halk İHL'den vazgeçmedi. İHL öğrencilerinin yanı sıra, farklı liselerden mezun olan kız öğrencilerin de yaşadığı bir başka önemli problem ise başörtüsü yasağı. İHL'de devletin koyduğu müfredatla İslam'ı öğrenen başörtülü kız öğrenciler, üniversite kapılarından, öğrendiklerini uygulamaya geçirdikleri için geri çevrildi ve halen bu yasak devam ediyor. İHL'liye iş ve burs yok İHL öğrencileri, henüz ortaokul ya da lise öğrencisiyken tanıştıkları çifte standartla hayatlarının ilerleyen bölümlerinde muhatap olmaya devam etti. Katsayı uygulamasından önce ve bugün üniversitelerin farklı bölümlerine gidebilen öğrenciler, buralarda yaptıkları burs müracaatlarında İmam Hatipli oldukları için elendi. Akademik çalışma yapmak isteyen başarılı öğrenciler, yine İmam Hatipli oldukları için Araştırma Görevlisi yapılmadı. Kamu kurumlarının mülakatlarında insanlara, İmam Hatipli olup olmadıkları soruldu. Dahası özel firmalar bile İHL mezunu yazan özgeçmişleri ilk elenecekler listesine aldı. Ve bu belgesiz tecrit, mevcut hükümetin atadığı İHL mezunu bürokratların köşkten geri çevrilmesine kadar vardı. Devlet Memurluğu Sınavı'nı (DMS) kazandıktan sonra bir vatandaş olarak TEDAŞ'ta işe başlayacak olan İHL mezunu Akın Üstün'e kurumdan gönderilen ve hiçbir kanun ya da yönetmelikte dayanağı olmayan şu cevap ise tarihe bir not olarak düşüldü: "Sn: Akın Üstün/Sökmen Köyü-Gümüşhane. İLGİ: Genel müdürlük makamının 15.1.2001 tarih ve 487 sayılı yazısı. DMS'yi kazandığınız; ancak Sınav Değerlendirme Komisyonu'nca yapılan değerlendirme neticesinde teşekkülümüzce aranılan ve ilan kitapçığında yer alan şartları haiz olmadığınızdan (imam hatip lisesi mezunu olmanız nedeniyle) hakkınızda işlem yapılamamıştır. İmza" Hakkımı istiyorum Tevfik ileri İHL mezunu ve AÜ Rehberlik ve Psikoljik Danışmanlık Bölümü Öğrencisi Tuba Bağcı ve aynı bölümde okuyan Antalya İHL öğrencisi Hilal Ağaraoğlu sözleriyle tüm İHL'lilere tercüman oluyor. Bağcı, ÖSS'de aldığı puanla rahatlıkla Tıp Fakültesi'ni kazanabildiğini, ancak puanı kırıldığı için bu bölümde okuduğunu belirtiyor. "Burs başvurularında bulunuyorsun, mülakata alınıyorsun, ama İHL mezunu olduğunu söylediğin zaman direkt eleniyorsun." diyen Bağcı, şunları dile getiriyor: "Başarın, vasıfların hiç birisi önemli değil. Çok gurur duyduğumuz bir özelliğinle insanlar seni yargılıyor. Bir nevi tecrit yani. Zencilere yapılan şeyi bize yapıyorlar. Ben ayrıcalık istemiyorum, hakettiğimi istiyorum. O benim hakkım." Ağaraoğlu ise şöyle diyor: "Ben hukuk okumak istiyordum ve en yüksek puanlı hukuklara bile yetiyordu puanım. Ama İHL mezunu olduğum için buraya girebildim. Hem İHL, hem başörtülü olduğumuz için sürekli bir dışlanmışlık içindeyiz. Kendi ülkende kendi topraklarında böyle olmak, bizi kırıyor. Bunu yapan belirli kesimler. Okulda, sokakta arkadaşlarımızla aramızda hiç bir problemimiz yok." Bakan Akyol'un feryadı Tüm bu tecrit ve çifte standart uygulamalarına 1991 yılında dönemin Milli Eğitim Bakanı Avni Akyol, bir röportajında şöyle isyan etmişti: "İmam-hatip liseleri bizim diğer okullarımız kadar değerli. Fakat oradan mezun olduğunu açıklamaktan çekinen çocuklarımız var. Oysa dinî eğitim ve kültür konusunda aldıklarıyla daha çok şey kazandıkları için, onların, bunun şuuruna vâkıf olmalarını sağlamak lâzım. Bakıyorum, görüyorum; imam-hatip lisesi mezunu olduğunu, söylemekten kaçınıyorlar! Bizim bu tutumumuz, onları, bu duruma getirmiştir. Ayıptır ve günahtır." Bakan Akyol, sözlerini şöyle sürdürmüştü: "1933 - 1948 yılları arasında Türkiye'de hiç din öğretimi yok. 15 yıl. Bugünki problemlerin temelinde, işte din öğretiminin bulunmadığı o kesinti dönemi var."
Gurbetin kırık ama azimli yürekleri
İHL öğrencilerinin bir kısmı ise, Türkiye'de kendilerine istedikleri bölümlerde ve inançlarına bağlı kalarak okuma izni verilmemesi üzerine çare olarak yurt dışına gitmeyi tercih etti. Maddi imkanı olanlar, kendi imkanlarıyla eğitimlerini yurt dışında sürdürürken, imkanı olmayan başarılı öğrenciler de bir çok hayırsever kişi ve kuruluşların yardımlarıyla Avrupa'nın önemli üniversitelerinde eğitim görme fırsatı buldu. Avusturya, sunduğu eğitim imkanları, çifte standarttan uzak ve bilimsel çalışmalara her türlü desteğin sağlandığı üniversiteleriyle İHL mezunu öğrencilerin tercih ettiği ülkelerin başında geliyor. Öğrenciler, Türkiye'de ODTÜ, Boğaziçi, Bilkent gibi saygın üniversitelerin önemli bölümlerini kazanacak kadar puan almalarına rağmen YÖK nedeniyle vatanlarında okuyamamanın hüznünü yaşarken, kırık yüreklerinde ise memleketlerinin hizmetine sunabilecekleri bilgi ve donanıma sahip olma azmini taşıyor. Hacer Tütüncü, Antalya İHL mezunu. Tütüncü, ÖSS sonrasında iyi bir puan almasına rağmen, İHL'li olduğu için katsayı nedeniyle puanının kırıldığını, buna rağmen Türkiye'de birçok bölümü kazanabildiği söylüyor. "Ancak başörtüsü yasağından dolayı hiçbirini tercih edemedim ve öğretimime KKTC' de yer alan Doğu Akdeniz Üniversitesi, Mimarlık fakültesinde devam etme kararı aldım. Bir süre sonra YÖK'ün baskılarıyla orada da başörtüsü problemi başladı" diyen Tütüncü, daha sonra Viyana Teknik Üniversitesi'ni seçtiğini ve burada İHL'li olduğu için hiçbir zorlukla karşılaşmadığını söylüyor. 1999'da Yozgat İHL mezunu olan ve kendini katsayı sorunuyla yüz yüze bulan Melike Uyar ise bugün Viyana Ekonomi Üniversitesi 4. sınıf ogrencisi. Uyar da "İmam Hatipli olarak burada şu ana kadar hiç bir problemle karşılaşmadım. Aksine pek cok avantajını yaşadım. Bizleri tanıdıkça buradakilerin zihinlerindeki Müslüman kavramı netlik kazanıyor. Bunları gördükçe dinimi lisede öğrenmiş olmanın ayrıcalığını yaşıyorum" diyor.
İHL'li olmak ya da 'İki dünya arasında yaşama sanatı'
Hürriyet yazarı Ahmet Hakan Coşkun, Sabah'ta yazdığı dönemde, bir İmam Hatipli olarak, İmam Hatiplilerin ruh dünyasını şu cümlelerle anlatmıştı: "İmam-hatipliler, öyle katsayı kavgalarına, siyasi ayak oyunlarına kolay yoldan teslim edilecek çocuklar değillerdir. Çünkü onlar, yıllarca tutunmanın, çelişkinin, direnmenin, "büyümüş de küçülmüşlüğün" ağır yükünü taşıdılar küçücük omuzlarında... Okula gittiler ayrı bir dünya, sokağa çıktılar ayrı bir dünya. Önce iki dünya arasında bocalayıp durdular, sonra da adı 'iki dünya arasında yaşama sanatı' olan ve Türkiye'nin hiçbir kolejinde öğretilmeyen bir insanlık dersi gördüler.. Başarıyla geçtiler bu dersi.. İki ayrı dünyanın kaba saba zorlamaları karşısında öyle usta, öyle güzel, öyle idareci ve öyle kurnaz çocuklar oldular ki, bir anlasanız, bir tanısanız şaşıp kalırsınız..."
1. BÖLÜM: İHL'leri İlk Meclis kurdu!
|
|
|
|
|
|
|