|
|
|
|
|
|
|
|
|
28 Şubat süreci sonrasında kurulan ANA-SOL-M iktidarı, İHL'ler tarihinde bu okullara yönelik en önemli darbeleri vuran hükümet oldu. Türk Sanayici ve İşadamları Derneği'nin (TÜSİAD) bu süreçte hazırladığı İmam Hatip raporu, halkın yoğun ilgisini haksız suçlamalarla çarpıtırken, medyanın da desteğiyle 55. hükümetin yaptığı uygulamaların dayanağı oldu. Yine bu dönemde Türkiye tarihin en büyük mitinglerinden birine tanık oldu ve İmam Hatiplerin orta kısımlarının kapatılmasına karşı çıkan yaklaşık 1 milyon insan, Sultanahmet Meydanı'nı doldurdu. Tüm bunların ardından daha önce 1971 darbesinin ardından orta kısımları kapatılan İHL'ler, ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz'ın ünlü "Siyasi hayatıma mal olsa da" sözleri eşliğinde çıkarılan sekiz yıllık kesintisiz eğitim yasasıyla ikinci kez ortaokula dayalı hale getirildi. Muhafazakar insanların İHL'lerde kızlarını okutma sebebi olan kız ve erkekler için ayrı derslik uygulaması ve başörtüsü yasağı yine bu hükümet döneminde polis eşliğinde uygulamaya konuldu. Ardından binlerce aile bu uygulamalar nedeniyle kızlarını okutmaktan vazgeçti. Ve bu dönemde İmam Hatip Liseleri'ne nihai darbe 1999'da YÖK tarafından vurularak, bugün de en önemli sorun olan katsayı düzenlemesi çıkarıldı. Katsayı ve YÖK problemi İmam Hatip Liseleri Mezunları ve Mensupları Derneği (ÖNDER) yaklaşık 50 yıldır İHL'lere yapılan haksızlıklara karşı söz söyleyen en önemli kurumlarından başında geldi. Yaklaşık 30 yıldır İHL'lerle ilgili çaba gösteren Genel Başkan İbrahim Solmaz da İmam Hatiplilerin ne istediklerini şöyle anlattı: Şu anda İHL diye bir problem yok. Okullarımızın önüne YÖK tarafından konulan katsayı problemi bulunmaktadır. Bizim arzumuz ve isteğimiz sadece fırsat eşitliğidir ancak, YÖK ile bir yere varılamayacağı açıktır. Artık daha bekleyecek tahammülümüz kalmadı. Hükümet acilen gerekli adımları atmalıdır." Solmaz, bugün İHL'lerin hem araç gereç bakımından hem de kütüphane, laboratuar açısından geçmişe nazaran hızla iyileştiğini ve 5 yıldızlı eğitim veren öğretim kurumları olma yolunda ilerlediğini belirterek "28 Şubat öncesi okullarımıza 3 bin kişilik müracaattan ancak 300 kişi alınabiliyordu, okullarda sınıflar 60-70 kişi mertebesindeydi. Açılmayı bekleyen yüzden fazla okul açılmadığı için okullarda yığılma oldu ve kaliteli bir eğitim maalesef verilemedi . Ancak bugün hızla bir iyileşme var. Bu yıl yeni kayıtlardan asgari yüzde 20 artış beklemekteyiz. Bu okullara halkımızın yoğun ilgisi devam etmekte. Üniversiteye girişteki katsayı farklılığı kalktığı taktirde İHL'ler gerçek yerini bulacaktır" diye konuştu. İmam Hatipliler polis okullarına alınmalı Solmaz, İHL'lerin problemlerinden biri olan karma eğitimin de ahlaki ve manevi değerlerin tahribatında en etkin rol oynayan unsurlardan biri olduğunu belirterek şunları söyledi: "İHL'lerde kız öğrencilerin başörtüleriyle uğraşan ve gençliğin milli değerlerden uzaklaştığını, bunun ülke adına endişe verici olduğunu dillendiren çevreler bilerek liselerdeki kız erkek ilişkilerindeki olumsuz gerçeği görmezden geliyor. İHL'lerde ve diğer liselerde öğrencilerin karma eğitime zorlanması maksatlıdır. Biz karma eğitimin faydasız olduğu kanaatindeyiz. Ayrıca dünyanın gelişmiş ülkelerinde eğitim kesintisiz değildir. Bu sadece İHL'leri bitirmek maksadıyla yapılan bir iştir. Gelişmiş ülkelerin de uygulamış olduğu modeli yani ilkokul 5 den sonra yönlendirmeli eğitime geçilmelidir." Solmaz, polis okullarına girişin de diğer okullara açık olduğu gibi aynen İHL mezunlarına da açık olmalsı gerektiğini de söyledi. İHL'lere en büyük darbenin vurulduğu 28 Şubat süreci sırasında ANAP Genel Başkan Yardımcısı olan Hür Parti Genel Başkanı Yaşar Okuyan, o gün ki ortamı ve İHL'leri değerlendirdi. İmam Hatip Okulları'nı sahiplenici siyasetin yanlışlığını savunan Okuyan "Bunların karşısındakiler, İHL'ler irticanın kaynağıdır" dediler. Böyle bir şey var mı? Sen devlet olarak bu okulları kurmuşsun. Sonra diyeceksin ki, İHL mezunu olduğun için seni fişliyorum ve sonra bir takım haklarından mahrum edeceğim. Bunu yaparsanız Türkiye'yi bölerseniz" Okuyan, İHL'lerin orta kısımlarının kapatılması ve kat sayı engelinin çıkarıldığı ortamı hazırlayan 28 Şubat sürecine ilişkin olarak da şu çarpıcı bilgileri verdi: "O dönemde Genelkurmay'ın açıklamaları karşısında siyaset platformunda en sert tepkiyi veren benim. İrticayla mücadele edeyim derken İslam'la mücadele edilemez. O zaman bunu söyledim. Eğer bu uygulamalar ANAP'ın bir uygulaması olarak algılanmışsa o seçmen zaten üç kasım seçimlerinde bununla ilgili tavrını koydu. O dönemde İHL'lerde yaşanan olayların hiç biri kendi seçim bölgem olan Yalova'da yaşanmadı." Okuyan: ANAP'lı vekiller 28 Şubat'ta zil takıp oynadı Okuyan, 28 Şubat sürecine ilişkin şunları da anlattı: "28 Şubat'taki MGK Bildirisi'nde yaptırım sözcüğü vardı. Yaptırım sözcüğünün ciddiye alınabilecek bir ikaz ve müdahale olduğunu düşündüm ve sayın genel başkanı (Mesut Yılmaz) aradım ve ardından da konuta gittim. Dedim ki "Efendim bu ciddi bir durumdur. Bunu yeni şekliyle bir 12 Mart müdahalesi sayabiliriz. Acil toplantı yapmamız lazım. Ve ertesi akşam ANAP grup toplantı salonunda gece 12'den sabah 08'e kadar bir toplantı yaptık. Arkadaşlarımızın bir kısmı seviniyordu. Böyle bir gelişme sonrasında iktidarda olan Refah-Yol sallantıda olduğu için. Ben çıktım orada "Arkadaşların buradaki bir takım konuşmalarından üzüntü duydum, bu sevinilmesi lazım gelen bir durum değil dedim. Ben 12 Eylül'de iki yıl cezaevinde yatmış, idamla yargılanmış birisi olarak söylüyorum gerçekten demokratsak gerçekten yürekten demokrasiye inanıyorsak bizim derhal çok sert açıklama yaparak bu durumun kabul edilemez olduğunu ortaya koymamız gerekiyor. Yarın meclisin önünde basın toplantısı yapalım milletvekilliğimizden istifamızı verelim" dedim. Ancak herkes zil takıp oynuyordu. Sadece dinlediler ve sonrasında 55. hükümet kuruldu."
Herşeye rağmen İHL'lere ilgi azalmadı 16 Ağustos 1997 tarihi İHL için bir dönüm noktası oldu. Bu tarihte çıkarılan sekiz yıllık zorunlu kesintisiz eğitim yasası İHL'nin orta kısımlarını kapanmasına yol açtı. Yasadan üç gün sonra 174 sayılı MEB Talim ve Terbiye Kurulu'nun kararı ile İHL, bir yılı hazırlık üç yılı normal eğitim olmak üzere dört yıllık liseler haline dönüştürüldü. 1996-1997 öğrenim yılında İHL'nin orta ve lise kısmında toplam 511 bin 501 öğrenci öğrenim görürken bu sayı 1997-1998 öğrenim yılında 178 bin 46'ya düştü. Yapılan olumsuz propagandalar nedeniyle bu süreç sonunda çocuklarını göndermekte tereddüt eden aileler, bir yıl sonra yeniden ilgi göstermeye başladı. Ve İHL'lerdeki öğrenci sayısı geçtiğimiz yıllarda hızla artarak, 2004-2005 öğretim yılında, öğrencinin en fazla olduğu dönemin yüzde 60'ına yani 98 bin 700'e ulaştı.
Parti liderlerinin İHL ile ilgili sözleri "İmam Hatipler kapanmayacak, böyle bir olay yok" Başbakan Yardımcısı Tansu Çiller 28 Nisan 1997, Ankara "Bizim din eğitiminin halkın kendi rızasıyla devlet tarafından verilmesine de bir itirazımız yok, din kurumlarının yaygınlaştırılmasına da bir itirazımız yok" Deniz Baykal CHP Genel Başkanı 10 Mart 1996, TBMM "İmam Hatipler muazzam bir camiadır, İmam Hatip Okulları iftihar ettiğimiz okullardır" Prof. Necmettin Erbakan 28 Mart 1997, Ankara "İmam Hatip Okulu öğrencileri, haksız bir takım kuşkuların gölgesi altında kalıyorlar" Bülent Ecevit, 31 Mart 1997 İmam Hatip Derneklerini kabulunde "İmam hatip Liseleri'ne kesin ihtiyaç vardır" Alparslan Türkeş "ANAP, Anadolu İmam Hatip Liseleri'ni açan partidir. Biz dini eğitimin artırılmasını ve kalitesinin yükseltilmesini istiyoruz" Mesut Yılmaz, 2 Nisan 1997 Ankara "İmam Hatip Liseleri'ndeki manevi atmosferi başka okullarda oluşturmamız mümkün değildir, onun için İmam Hatipler kapatılamaz" Muhsin Yazıcıoğlu 21 Mart 1997
1. BÖLÜM: İHL'leri İlk Meclis kurdu!
|
|
|
|
|
|
|