AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

D İ Z İ
Sorunu İmam Hatipliler çözer

Prof. Ökten, İHL'lerin önüne konulan engellerin nasıl kalkacağını 'dost acı söyler' kabilinden cümlelerle açıklıyor: İmam Hatipli gençlere söylüyorum. Eğer bir hak ihlali varsa bunu kendileri çözecekler.

Türkiye'nin siyasi sosyal ve kültürel hayatına damga vuran İmam Hatip Liselerini doğrusu, yanlışı, seveni ve sevmeyeniyle masaya yatırdığımız yazı dizimizin son bölümünde sözü bu okulların projesini hazırlayıp, teriyle, emeğiyle harcını yoğuran merhum Celalettin Ökten'in oğlu Mimar Sinan Üniversitesi emekli Öğretim Üyesi Prof. Dr. Saadettin Ökten'e bırakacağız. İmam Hatip Okullarını kuran biri kişinin oğlu olmasına rağmen İmam Hatip'e gönderilmeyen Saadettin Ökten, babası tarafından "Nasıl bir İmam Hatip mezunu? sorusuna cevap verecek bir şekilde yetiştirilmesi nedeniyle de, vasıflarıyla önemli bir insan. Çünkü yazar Beşir Ayvazoğlu'nun tabiriyle o, "Eğer bir Doğu-Batı sentezi mümkünse, bunu kişiliğinde gerçekleştirebilmiş nadir Müslümanlardan biri." Yine Ayvazoğlu'nun tabiriyle "bilge bir şarklı" olan Celaleddin Ökten'in yetiştirdiği Prof. Saadettin Ökten, "en derin tefekkürlere dalarken de, Mimar Sinan Üniversitesi'nde öğrencilerine son teknolojik gelişmeleri aktarırken de kendisi olabilmiş bir insan." Bugün 60'lı yaşlarda, zihnen ve bedenen gençliğini muhafaza eden Prof. Ökten'le İmam Hatiplileri ve 2005'teki İmam Hatip Liselerini konuştuk.

İmam Hatiplilere yapılan haksızlıkları nasıl değerlendiriyorsunuz?

İmam Hatipli gençlere söylüyorum. Eğer bir hak ihlali varsa bunu kendileri düzeltecekler. Çünkü hakkını vermeyecekler bu belli. Ben bir İmam Hatipli genç olarak bu yapılanları bir zulüm olarak algılasam, önce bu zulmün nerden geldiğini düşünürüm. Bakarım. Ali, Veli, Hasan... Peki onlara bu işi kim yaptırıyor? Bir bak bakalım. Gözlükleri sil. Arkaya bak. Demek ki bir maksat, bir maksut var. Buna rağmen, 'bana ver bana ver' demek edilgen tutumdur. Bir defa söyledin. İki defa üç defa söyledin. Görüyorsun vermiyor. O zaten onun normal hali o. Bu dünya zıtların dünyasıdır. Ve onlar görevini yapıyor. Böyle olmaz. Kendilerine yeni kaliteler getirmedikten sonra, bu haksızlığın önüne de geçemezler. İnsanlarımıza kalite gelmediği sürece bugün o keser, yarın başkası keser önünüzü. Bağırın çağırın. Sonuç alamıyor, daha da ziyan oluyorsunuz. Bu enerjiyi başka yere yöneltin, mesela düşünün, tefekküre dalın. Bir eser koyun ortaya, bir kitap yazın. Bir hayat biçimi geliştirin. Bir çözüm üretirsiniz bir şey yaparsınız yani. Eğer siz bugün materyalist inancın karşısında ciddi bir ruhçu, inanca müteaddid bir tutum geliştirirseniz bütün dünya sizi ayakta alkışlar. O zaman size bugün hakkınızı vermeyenler, o zaman "biz verecektik çok ayıp etmişiz" demek zorunda kalır.

Peki İmam Hatip Liselilerin hatası nerede ve ne yapmaları gerekiyor?

Bu işin bir medeniyet meselesi olduğunu, bir kemiyet meselesi olmadığını geçen bunca zamana rağmen hâlâ idrak edemediler. Bunu görüyorum. Ellerinde bir hayat var. Maddi imkanlar var. Müthiş bir kültürel birikim var. Bunları değerlendirsinler ve bir biçim yaratsınlar kendilerine, bir hayat tarzı geliştirsinler. Lütfen artık özellikle edilgen olmayı bıraksınlar. Edilgen olmak önce zihni planda olur. Ve en kötüsü de budur. Size birisi bir şeyler söyler, siz hayatınızı ve rotanızı değer yargılarınızı ve dünyanızı o söylenenlere göre biçimlendirirsiniz. Ve bunun farkında olmazsınız. En kötüsü budur. Uygulamada edilgen olmak, olmamak bir güç, imkan meselesidir. Ama zihni planda ve değerler dünyasında edilgen olmak size ait bir meseledir. Önce bir defa buradan yola çıkalım. Bunu düzeltebilirse üst tarafını zaten kendilerini getirirler. Şimdi ben bakıyorum Türkiye'deki canının yandığını söyleyen İmam Hatip nesilleri, hayatlarını ona göre tanzim etmiyor, toplum da zaten bunlara bir şey söylemiyor ve ön açamıyor. Çünkü toplumun da zihin planında böyle bir hiyerarşi yok. Dolayısıyla bu böyle gelmiş böyle gidiyor. Bu büyük kültürel hazineyi keşfedemedikleri, içselleştiremedikleri sürece bir başka kültürün, materyalist kültürün önünde esir olur giderler. Celal Hoca nesli bu anlamda niye güçlüydü? Çünkü bir mecali vardı onların. Fiziksel bir mecal değil o. Ruhsal mecal. Ama bugün ne bunu düşünmek için zamanımız var. Ne tefekkür edip derinleşecek, bunu kendimize mal edecek, hayat düsturu yapacak halimiz var.

İmam Hatiplileri edilgenlikten kurtaracak olan nedir? İçlerindeki gizli cevher mi, yoksa bu okulların içerik müfredat olarak geliştirilmesi mi?

Ben her şeyin başında ferdi görürüm. Siz yazmışsınız. Celalettin Ökten. Bu bir adam, bir kültürel hamulesi var. Bir inanç haritası var zihninde. O kültürel hamulesini, o inancın istikametinde kullanıyor, biçimlendiriyor. Ve bir yol bulup bir proje geliştiriyor. Adına İmam Hatip Okulu diyorsunuz, İmam Hatip Lisesi diyorsunuz. O bir mesleği çağrıştırıyor. Zamanın şartlarına göre konmuş bir ad o. Bir başka adda mesela Teoloji Okulu da diyebilirdiniz. Bu önemli değil. Recep Bey olarak sizin inanç sisteminiz nedir? Bunu netleştirmemiz gerekiyor. Ben neye inanıyorum, neye inanmıyorum, neyi seviyorum neyi sevmiyorum. Bu kimseyi enterese etmez. Ama sizin varolma sebebiniz onlotojik olarak budur. Peki ben bu inanç sistemini hayata geçirmek için ne gibi bir kültürel hamuleye sahibim. Bir de ona bakın. Bu inanç sisteminizle kültürel hamuleniz arasındaki uyuşmazlığa ya da uyuşmaya bakın. Tevafuk var mı yok mu buna bakın. Sonra yetenekleriniz, zamanınız, paranız filan gelir. Bir de onlara bakın. Böyle çıkacaktır ortaya. Bu fert bazında başlar. Böyle düşünen fertler bir araya toplanır ve küçük bir toplumsal grup oluştururlar. Bu toplumsal grup siyasal arenada bir yansıma bulur ya da bulmaz ama kendine mutlaka bir yol bulur. Bir suyu önüne ne kadar kuvvetli bent yapsanız, o suyu birikimi durdurmak mümkün değildir. Ama yoksa ne akacak? Bugün yok ki bir şey akmıyor...

Herkes külahını önüne koymalı

Herkes külahını önüne koyacak ve düşünecek "Bu iş niye olmuyor, bu engeller niye konuluyor, yanlış nerede? Ben neyin varisiyim. Ben bir şeyi temsil ediyorum ve bu izzet elbisesi bana niye giydirilmiş, yanlışım nerede? Bunun ardından istedin vermedilerse, ne yapabilirim diye bak. Hiçbir şey yapamam gözyaşı dökerim. Dök. Hiçbir şey yapamam ağlarım. Ağla. Hiçbir şey yapamam dalga geçerim. Geç. Çok şey yaparım okurum, kendimi yetiştiririm. Dünyada bir çıkış yolu ararım. Biz kapıcılardan kapıyı açmasını bekliyoruz. Kendimiz olduğumuzda kapının sahibi kapıyı açacaktır. Ve son söz İmam Hatiplileri de görürsen bu adam böyle söylüyor. Kendinize gelin de. Eskilere baksınlar. Hangi değerlerle nasıl bir dünya inşa etmişler. Ben hepsini çok seviyorum. Ben insanları çok seviyorum. Onları daha çok seviyorum.

İHL'ler bu topluma fazla geliyor

İmam Hatip Okulları, rahmetli pederin tabiriyle 'Garp kültürüne vakıf, İslami bilimleri bilen, Şark kültürü ile İslam dinini buluşturmuş din adamı yetiştirmek için yola çıktı. Yaklaşık 50 yıl geçti. O günleri yaşamış, bu kültürle ve medeniyet dünyasıyla alakasını sürdüren bir insan olarak söylüyorum: Her şeyi hazır bekleyen, bugüne kadar ödediği bedelleri Batı uygarlığının temelsiz ve uyduruk nesnelerine harcayan bir toplum için İmam Hatip Okulları fazla geliyor.

Kaynaklar...

Türkiye'de Din Eğitimi Prof.Dr. Halis Ayhan, DEM Yayınları. İHL ve İlköğretim Okulları Prof. Dr. Mustafa Öcal, Ensar Neşriyat. Celal Hoca, Mustafa Özdamar, Marifet Yayınları . Hakimiyet-i Milliye Gazetesi. Atatürk'ün Yurt Gezileri, Fotoğraflarla Atatürk Kültür Bakanlığı. Türk Maarif Tarihi, Osman Ergin. Görsel ve arşiv destekleri için İlim Yayma Cemiyeti, Ensar Vakfı, Önder ve TDV İslam Araştırmaları Merkezi'ne teşekkür ederiz.

- BİTTİ -

1. BÖLÜM: İHL'leri İlk Meclis kurdu!
2. BÖLÜM: Aranızdan Farabiler İbn-i Sinalar çıkacak
3. BÖLÜM: 'Bizi Hıristiyan yapın' feryadı CHP'lileri bile ayağa kaldırdı
4. BÖLÜM: İmam Hatip Mektepleri'nin kapatılması kanunsuzluktu
5. BÖLÜM: 'Ölü yıkayıcısı' değil profesör oldular!..
6. BÖLÜM: İmam Hatipler kapatılsın diye rüşvet teklif edilmiş
7. BÖLÜM: İHL'ler olmasaydı biz okuyamazdık
8. BÖLÜM: İHL'lerin adı başarı oldu
9. BÖLÜM: Kamusal alanda belgesiz tecrit
10. BÖLÜM: Artık bu adaletsizlik bitmeli


7 Temmuz 2005
Perşembe
 
Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu
Online İlan


Recep Yeter


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED