|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Liseliler nereye koşuyor?
Gençlik, intiharlar ile gündemde. Uzmanlar ergenlere karşı hoşgörülü ve anlayışlı olmayı tavsiye ediyorlar. Türkiye son zamanlarda liseli, özellikle kolejli gençlerin intihar olayları ile sarsılıyor. Ülkemizin güzide okullarında okuyan zeki, başarılı öğrenciler hayatlarının baharında, yaşanacak çok şey varken daha, ölümü tercih ediyorlar. Aslında intihar vakaları bizim kültürümüze uzaktır. İslam'ın açıkça yasakladığı bu fiil İslam toplumlarında bütün tarihi süreç içinde Larousse ansiklopedisine göre Batı'dan 15-20 kat az görülmüştür. Hemen belirtelim ki bir kişiyi intihar etmeye ikna etmek ya da intihar etmesine yardım etmek, Türk Ceza Kanunu'na göre ağır cezayı gerektiren bir suçtur. Batı'dan gelen salgın
Ancak ülkemize intihar bazı moda akımlarla geldi. 19. yüzyılın sonlarında bütün dünyada pozitivizm ve materyalizm rüzgarları eserken İstanbul'daki Tıbbiye-i Şahane'deki öğrenciler de bunun etkisinde kalmışlardı. Kadavra etrafına toplanan gençler birbirlerine ruhun nerede olduğunu sorup olmadığına hükmediyorlardı. Geçen asırda yaşananlar ile şimdiki durum arasında hem benzerlikler hem farklılıklar var.. İkisinde de etki dışardan, Batı'dan bize geliyor. Etkilenenler eskiden üniversiteliler iken şimdi etkilenme yaşı ergenlere kadar düşmüş, iş kolejlere inmiş gözüküyor. Eskiden iyi kötü birkaç feylesofun yazdıkları okunurdu şimdi internet sitelerine girmek, undergraund barlara takılmak, hevavy tonda müzik dinlemenin gotik saplantılar için yeterli olduğu anlaşılıyor. Herkes bu sözler üzerinde düşünmeli
İstanbul'daki çeşitli kolejlerde okuyan öğrenciler içinde bulundukları ruh halini 'herkesten önce Avrupalılaşmak' olarak anlatıyorlar. Kendilerinin Türkiye'de Fransız, Alman ve Amerikan ekolünde yetiştirildiklerini söyleyen K.Ö. en büyük handikaplarının kendilerinin tek tip ve sıradan olmadığını düşünmek olarak belirtiyor: "Kolejli öğrencilerin çok büyük kısmı ateist. Hepimizin üzerinde melankoli var. Bu toplumdan bir şey olmayacağını anlıyor ve beklentilerimizi öldürüyoruz. Bazılarımız da kendini. Bizim sorunumuz sistem. Herşeyi tüketiyoruz. Tüketecek birşey kalmadığında kendimizi tüketiyoruz." Alman Lisesi'nden O. daha önce intihar eden Ceylan'ın sistemden rahatsız olduğunu söylüyor. Ceylan, O.'ya "sistem var ve sana batmıyor. Keşke daha aptal olsaydım ve aptal gibi yaşayabilseydim'' diyor. O devam ediyor: Bizim okulda intihar imajı diye birşey var... Okuldaki mutsuzluklar bizim psikolojimizi etkiliyor. Okulda 800 kişi varsa 500'ünde sapkın düşünce var. Okul bizim ruhsal durumlarımızı dikkate almıyor. Bizim sorunumuz zeki olmak ve yanlışları görmek. Zeki olmak rahatsızlığı beraberinde getiriyor.'' Galatasaray Lisesi'nden A.K. intiharların sosyal bir akım olduğunu ve devam edeceğini savunuyor. Yine aynı okuldan B. de intiharların süreceği kanaatinde. Saint Benoit'ten İ., hocaların kendilerine ulaşamadıklarını, mesela kendisinin bir kompozisyon ödevinde ölümle ilgili şeyler yazdığını o zaman hocanın bunu sorgulamadığınıı söyleyerek öğrencilerin verdiği sinyallerin alınamadığına dikkat çekiyor. Öğrencilerin hiçbirisi okulda intiharı teşvik eden, yönlendiren herhangi bir grubun olduğunu söylemiyor. Ama hepsi intihara götürebilecek bir atmosferden bahsediyorlar. Çözüm için de psikolojik öz güveni artırıcı bir eğitim sisteminin kurulmasını şart görüyorlar. MİT araştırsın
Bu kolejli çocukları tanıyan bir eğitimci ise, bazı çocukların yönlendirildiğini hissettiğini, ortada intihar değil cinayet olduğunu, ancak hiçbir şey ele geçirilemediğini söylüyor.
Polis yöntemleriyle intihar olaylarının arkasındaki gücün çözülemeyeceğini ileri süren eğitimci, gençlerin bir yerden bir şekilde etkilendiklerini, yanlış modeller etrafında bir grup dinamiği oluşturulduğunu ve bu işlere kalkışıdığını belirtiyor.. Satanistlerin kim olduğunun ortaya çıkartılması gerektiğini savunan eğitimci bu işi MİT'in araştırmasını istiyor..
TUZAKLARA DİKKAT!..
Doç Dr. Ahmet Güç satanizm üzerine yazdığı kitapta gençlere ve ailelerine bazı tavsiyelerde bulunuyor: "Gerek yapılan araştırmalar ve gerekse yaşanan olaylar, bu tür zararlı akımlara kapılan gençlerin genelde 13-25 yaş arasındaki gençler olduğunu ortaya çıkarmıştır. Aslında üzerinde durulması gereken en ciddi meselelerden birisi de budur. Hatta bugün en çok sorulan sorulardan birisi de; niçin özellikle bu yaş grupları arasındaki gençlerin intihara sürüklendiği veya bu tür akımlara meylettiğidir. Bilindiği gibi bu yaşlar, gençlerin ergenlik dönemine girdiği yaşlardır. Bu dönemde gençlerde birtakım fiziki ve ruhi değişiklikler de meydana gelmektedir. Aynı zamanda bu dönem, pekçok gencin kimliğini, kişiliğini tam olarak oluşturamadığı, dolayısıyla kimlik ve kişilik problemlerinin en çok yaşandığı dönemdir. O halde bu dönem, gençlere özellikle sahip çıkılması gereken bir dönemdir. Maalesef pekçok gencimiz bu döneme hazırlıksız yakalanmaktadır. Yukarıdaki tespitleri de dikkate alırsak, çocuklarımız henüz kendine gelip de yavaş yavaş kontrölümüzden çıkmaya ve karşımızda konuşup bazı uyarı ve tavsiyelerimize aksi yönde karşılık vermeye başlamadan önce onlara sahip çıkalım."
'ÇOCUĞUN İHTİYACINI DOYURMAK GEREKİR' Satanizm gibi sapkınlıklara karşı gençleri korumak için anne ve babaya büyük görev düştüğünü söyleyen Pozitif Yeryüzü Psikolojik Danışmanlık ve Psikoterapi Merkezi psikologlarından Mehtap Kayaoğlu şu açıklamayı yapıyor: "Bu konuda en önemli görev anne babaya düşüyor. Eğer anne baba çocuğunu bazı hatalarla büyütüyorsa, çocuk içinden çıkamadığı birçok durumla nasıl başedebileceğini bilemez. Benlik saygısında azalma, kendini değersiz hissetme ve tüm bunların beraberinde getireceği olumsuz duygular çocukların kendilerini kötü hissetmelerine neden olmaktadır. Çok azarlanan, dayak yiyen, her fırsatta susturulan, sevgi ve saygı gibi en temel ihtiyaçları karşılanmayan çocuklarda manevi boşluklar oluşur. Bir yerlerde boşluk varsa, genç doldurmak için acele edecektir.
|
|
|
|
|
|
|