|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Kerkük Türkmen Meclis Başkanı Sadettin Ergeç, PKK'lıların bile getirilip şehre yerleştirildiğini savundu: "Kerkük'e getirilen tüm Kürtlere rağmen şehirde Kürtler henüz çoğunluğu sağlayamadılar. Onun için de Kerkük'te sayımı sürekli erteliyorlar. Kürtler; Amerika'dan da aldıkları destekle bölgedeki tüm Kürtleri Kerkük'e taşımayı planlıyorlar. Barzani ve Talabaniciler evrak sahtekarlığı ile tüm Kürtleri Kerküklü göstermeye çalışıyorlar. Hatta PKK'li Kürtler bile Kerkük'e yerleştiriliyor. Kerkük valisi taraflı davranarak Kürtleri önemli mevkilere atıyor. Türkiye ise bize sahip çıkmıyor. Türkiye, Barzani ve Talabani'ye verdiği desteğin yarısını bize sağlasaydı durumumuz şimdi çok daha farklı olurdu." Kerkük'te çözüm yolu referandumdan geçer Kerkük'ün Kürt Valisi Abdurrahman Mustafa, insanlara hizmet götürmeye çalıştığını belirterek şunları söyledi: "Ben vali olarak şehirde yaşayan herkese eşit olarak davranmak zorundayım. Şehir meclisinde tüm grupların temsilcileri bulunmaktadır. Etnik sorunla ilgilenirken aynı zamanda insanlara hizmet götürmeye çalışıyoruz. Şehrin geleceğini belirlemek için bence en ideal yöntem referandumdur." Arap olan Kerkük Vali Yardımcısı İsmail Hadidi, Saddam'ın güneyden getirip Kerkük'te yerleştirdiği Arapların köylerine dönmesinin normal olduğunu söyledi: "Bunların bir çoğu kendiliğinden geri gitti. Ancak onların yerine Kerkük'e gelen Kürtlerin tümünün de Kerküklü olduğu yönünde kuşkular var. Kürtler zaman zaman belediye arazileri ile devlet binalarını da ele geçirerek yerleşiyorlar. Şehirde çok geniş dedikodular var. Bu tür söylentiler Türkmen ve Arapları tedirgin ediyor. Ben eğer Kürtlerin hakkını savunacaksam, Kürtler de tutum ve davranışlarıyla bu savunmayı hakkettiklerini kanıtlamadır. Türkmen ve Arapların birlikte hareket etmesi Kerkük'te birçok şeyin gidişatını etkiler. Aklı başında Kürtlerin de var olduğunu hatırlarsak, Kerkük'te patlatılmak istenen bombaların önüne geçebiliriz. Herkes herkesle yaşamak zorunda Kerkük KYB Temsilcisi Celal Cevher'e göre ise her şeye rağmen durum iyi: "Karmaşık etnik ve mezhep yapısına rağmen şehirde durum oldukça iyi. Herkes herkesle yaşamak zorunda kalacağını bilir. Bu nedenle herkes herkesle diyaloğu tercih ediyor. Siyasal bazı çevrelerin kışkırtması olmazsa vatandaş söylenenlerin tersine hiçbir şeyi umursamıyor. İnsanlar savaştan baktı. Kürtler gibi Türkmenler ve hatta varsa Araplar şehre dönmeli ve birlikte yaşamalıdırlar." KÜRTLER KENDİ BİLDİĞİNİ OKUYOR Barzaniciler Kerkük'te gecikmeli olarak devreye girebilmişler. Bütün bu faaliyetlerinde Amerika'nın desteğine hep sahip olan ve Türkiye ile Arap ülkelerinin tepkilerini görmezlikten gelen Kürtler kendi bildiklerini okuyorlar. Kimse de onlara dur diyecek durumda değil. Barzani'nin zaman zaman Kerkük ile ilgili demeçleri ise dıştan çok içe dönük bir söylemdir. Kerkük'te hatta tüm bölgede inisiyatifin Talabani'nin eline geçmesinden tedirgin olan Barzani Kerkük ile ilgili sert demeçleri ile Kürtler arasında yeniden prestij kazanmanın peşindedir. ÜÇ DALGALI RADYO: KERKÜK Kerkük dikey ve düz bir çizgi ile Türkiye sınırına yaklaşık olarak 250, Erbil ve Süleymaniye'ye de 100'er kilometre uzaklıkta bir şehir. Şehrin şimdiki nüfusu yaklaşık olarak 650-700 bin civarında. Köy ve ilçeleri ile birlikte Kerkük bir milyon kadar. Kürtlere göre; bu nüfusun yüzde 40 kadarı Kürt, yüzde 35'i Türkmen, yüzde 20'si Arap ve geri kalanlar da Hıristiyan. Türkmenlere göre ise; Kerkük'ün yüzde 45-50'si Türkmen, Arap ve Kürtlerin ayrı olarak oranı ise yüzde 25 civarında. Kerkük tarih boyunca herkesin ilgi alanı olmuş. Ancak yaşanan tüm acılara rağmen Kerkük'te insanlar hep birlikte yaşama beceri ve sorumluluğunu göstermişlerdir. Türkmen bir Kerküklünün deyimi ile bu şehir üç FM dalgalı bir radyoya benziyor. Parazit olmadığı sürece her üç dalgayı net bir şekilde dinlemek mümkün. Kerkük'te yaşayan Türkmen, Arap ve Kürtler her üç dili çok rahat konuşuyor. Böyle bir kültürel zenginlik şehre ve insanlarına inanılmaz bir farklılık kazandırmıştır. Gerçek Kerküklüler arasında bir sorun olabileceğine inananlar neredeyse hiç yok. Herkes herkesi tanıyor ve herkes herkesin bireysel ve grupsal haklarına saygı gösteriyor. Kerkük'te yaşayan Arap, Kürt ve Türkmenlerin bir bölümü Sünni, geri kalanlar Şii. Şehirde ayrıca Hıristiyan olarak Asuri, Kildani ve Süryaniler yaşamaktadır. Kerkük'te neler oluyor? Bağdat'ın düştüğü 9 Nisan'ın ertesi günü Celal Talabani'ye bağlı Peşmergeler şehre girerek duruma el koydu. Başta nüfus ve tapu olmak üzere devlet dairelerinin ele geçirilmesi ile ilgili olarak çok şey söylendi. Kürtler; Saddam döneminde güneyden getirilerek şehirde yerleştirilen Arapların geri gönderilmesi işine hemen koyuldu. Araplar da direnmedi. Rakamların çok farklı olmasına karşın yaklaşık 50 bin Arap'ın Kerkük'ten ayrıldığı söylenmektedir. Talabaniciler, bu Arapların ayrıldığı yerlere çok hızlı bir şekilde Kürtleri yerleştirmeye başladılar. Saddam zamanında Kerkük'ten sürgün edilen Kürtlerin neredeyse tümü şehre geri getirildi. Sayının 70-80 bin olduğu söyleniyor. Yer bulamayan Kürtler'e şehir dışında çadırlar verilmekte ve onların yaşamaları için gerekli tüm maddi ve manevi destek sağlanmaktadır. KERKÜK'TE ÇÖZÜM HÜKÜMETİN ELİNDE Kerkük'te sorunun çözümü merkezi Irak hükümetinin elindedir. 1- Merkezi hükümet; Kerkük'ü Kürt bölgesinin sınırları dışında tutarsa sorun kendiliğinden çözülür. Kerkük'te yaşayan tüm gruplar eşit haklara sahip olarak birlikte yaşamak zorunda kalacaklardır. 2- Kerkük'ün Kürt bölgesinin dışında bırakılması bu şehir çevresinde bulunan petrol tartışmalarını da sonlandıracaktır. Kürtler bağımsız bir devletin kurulmasının maddi garantisi olarak gördükleri petrolden yoksun kalacaklardır. Merkezi hükümetin şehirlerin sınırları ile ilgili olarak alacağı karar da çok önemlidir. Saddam, 80'li yıllarda 4 ilçeyi Kerkük'ten kopararak Süleymaniye, Erbil (ki ikisi Kürt şehri) ve Tikrit'e bağlamıştı. Kürtler bu ilçelerin yeniden Kerkük'e bağlanmasını isterken, Arap ve Türkmenler bu ilçelerin aslında Kerkük ilçeleri olmadığını 1950'li yıllarda Kerkük'e bağlandığını daha sonra tekrar Saddam tarafından asıl kendi illerine bağlandıklarına işaret ediyorlar. Irak'ın geleceğinin ne olacağının belli olmadığı bir ortamda Kerkük'ün saatli ve çok tehlikeli bir bomba olarak gündemde kalacağı ortadadır. En küçük bir provokasyon ve kışkırtma ile şehir inanılmaz tehlikeli bir sürecin içine sürüklenir.
1. Bölüm: Talabani'nin Şii endişesi
|
|
|
|
|
|
|