|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
"30 yılın ardından 16 arkadaşım ile birlikte Kerkük'e gittim. İçimizdeki hasret öyle büyüktü ki kente girdiğimizde kimimiz gözyaşlarına hakim olamadı, kimimiz toprağı öptü. Birkaç saat kendimize gelemedik. Nereye gittiğimizi bilmiyorduk. Kerkük Kalesi'nde doğmuştum. Baba ocağımı bulabilmek için saatlerce dolaştım ama maalesef yerinde yeller esiyordu..." 1952'de Kerkük'te doğan Prof. Mahir Nakip, 1973'de tahsil için Türkiye'ye gelir. 20 yaşına kadar Kerkük'te yaşayan Nakip, Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi İşletme Bölümü'nden mezun olur. Prof. Nakip, şimdi Erciyes Üniversitesi'ne bağlı İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi'nin Dekanı. Nakip de pekçok Türkmen aydını gibi uzun yıllar Kerkük'e gidemez. 1980'de Necdet Koçak ve arkadaşlarının Baas tarafından katledilmelerinden sonra Prof. Nakip, Saddam rejimin izlediği aydınlar arasına girer. 1973-2003 yılları arasında bir gün bile ayak basamadığı Kerkük'e gitmek, 2003'te kısmet olur Prof. Nakip'e. Kerkük'ün kimliği değiştirilemez Kerkük'ün asırlardır bir Türkmen şehri olduğunu belirten Prof. Mahir Nakip, "Nüfus yapısının bozulması bu kentin Türkmen kimliğine asla zarar vermez. Bütün tarihi yapılarımız oradadır. Ulu Cami'miz, Aziziye Kışla'mız, mimarimiz, folklorumuz, ortadadır. Kerkük, Türkmen kültürünün bütün izlerini taşıyan bir kenttir. Şöyle bir inceleyin, Kürt gazetelerinin çıktığı yerlere bakın. Ya Süleymaniye'dir ya başka bir yerdir. Ama Kerkük'te yoktur. Kürtlerin Kerkük'te kültürel hiçbir mirası bulunmamaktadır" diyor. "Benim yaşadığım Kerkük'te 20. Yüzyıl başlarında küçük bir grup olarak Araplar olmuştur, kendilerine bir hayat kurmuşlardır. Kürtler de aynı dönemlerde aynı şekilde bir hayat kurmuşlardır. 1900'lerde Kerkük'te ilk Kürt mahallesi olarak kurulan Şorce Mahallesi'nin arazilerinin sahipleri Türkmenlerdir. Dolayısıyla her yönetim, istediği her şehrin demografik yapısını değiştirebilir, bu mümkündür. Saddam 30 yıl bunu yapmaya çalıştı. Saddam'ın 30 yılda yapamadığını şimdi birkaç günde yapmaya çalışıyorlar" diyen Prof. Nakip, "İstediğiniz kadar dışardan adam yığın, nüfus kaydırın, Kerkük'ün kimliği değiştirilemez. Seçimler de sağlıksız yapıldı. Kerkük'ün dört kapısı vardır, ikisi Kürt bölgelerine açılır. O kapılar açık tutuldu, diğer kapılardan girişler yasaklandı. Bizim istediğimiz, 10 Nisan 2003'ten sonra gelenlerin gitmesidir. Nüfus kaydırması ABD'nin çanak tutmasıyla yapılıyor" şeklinde konuşuyor. 30 yılın ardından 16 arkadaşı ile birlikte Kerkük'e gittiğini söyleyen Prof. Nakip şöyle konuşuyor: "Yıllar sonra Kürkük'e ayak bastığımız gün, bu şehrin simgesi olan Baba Gurgur'daki petrol bacalarından fışkıran kırmızı ateşi gördüğümüzde hepimiz çok duygulandık. Kente girdiğimizde kimimiz ağlıyor, kimimiz toprağı öpüyorduk. Birkaç saat kendimize gelemedik. Saatlerce dolaşıp evimizin yerini bulabildim. Çünkü evler yıkılmış, sokaklar değişmişti. Kendimi yabancı bir şehirde hissettim. Kerkük tam bir savaş meydanına dönmüştü. Kanalizasyonlar patlamış, yollar berbattı. Planlı bir yokedişi hissettim. Bütün yönetimler Kerkük'ü bir petrol fabrikası olarak gördükleri için yatırım yapmamışlar. Kentte en yüksek bina 5-6 katlı, onlar da devlet binaları. Ben Kerkük Kalesi'nde doğdum. Saddam 2000 yılında kaledeki tarihi evleri yerle bir etti. Evimin yerini zor olsa da bulabildim ama baba ocağımdan geriye bir iz bile kalmamıştı. Ancak bu zulümlere rağmen Kerkük halkını bütün değerleriyle ayakta bulmak beni çok sevindirdi." Annemin cenazesine bile gidemedim Baas rejimi yüzünden uzun yıllar memleket hasreti ile yaşadığını vurgulayan Nakip sözlerini şöyle tamamlıyor "18 yıl annemi göremedim. Malum şartlar nedeniyle cenazesine bile gidemedim. Bunu hiçbir zaman unutamam. Pekçok akrabam İran-Irak savaşında, kimisi ise işkence altında öldü. 1959 katliamında büyük amcam Seyit Gani Nakip'i kaybettim. Ben o zaman 5 yaşındaydım. Bu katliamın acısı Kerküklülerin yüreğini yakmıştır. Türküler, ağıtlar söylenegelmiştir." Peşmergelere teslim edildi "Çocukluğumun Kerkük'ü tam bir Türkmen şehriydi. Sokaklarında Türkçe konuşulur, Türkçe türküler söylenir, cuma vaazları Türkçe yapılırdı. Şimdiki Kerkük'ü görünce çok şaşırdım. Kerkük'te dış mahalleler oluşturulmuş, binlerce aile getirilip yerleştirilmiş." Ünlü tiyatrocu İsmet Hürmüzlü 1938'de Kerkük'te doğdu. Hürmüzlü 1961'de Ankara Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü'nde okumak için Türkiye'ye geldi. Konservatuvarı bitirdikten sonra Kerkük'e döndü ve orada tiyatro kurdu. Türkmenlere yönelik baskılara dayanamayarak 1965'te Türkiye'ye döndü. 1967'de vatandaşlığa kabul edilen Hürmüzlü Devlet Tiyatroları'nda oyuncu, reji yönetmeni, oyun yazarı olarak görev yaptı. 36 yıl Kerkük'e gidemeyen Hürmüzlü, ilk defa '2004 Aralık'ında Kerkük'e gitme imkanı bulmuş. Hürmüzlüler Kerkük'ün köklü ve kalabalık ailelerinden. Hürmüzlü'nün 9 kardeşi Kerkük'te yaşıyor. 1959'daki Kerkük Katliamı'na tanık olan Hürmüzlü 1960'da yazdığı "Baykuş" adlı oyunda katliamı anlatmış, oyunu Kerkük'te sergilemiş, kendisi de oyunda yer almış. İki farklı Kerkük Çoçukluğunun Kerkük'ü ile bugünküKerkük arasında büyük bir fark olduğunu belirten Hürmüzlü "Saddam'ın zulmünden ötürü 36 yıl Kerkük'e gidememiştim. İlk kez geçen aralık ayında gittim. Ailem yüzyıllardır Kerkük'te yaşıyor. Çocukluğumun Kerkük'ü tam bir Türkmen şehriydi. Sokaklarında Türkçe konuşulur, Türkçe türküler söylenir, cuma vaazları bile Türkçe yapılırdı. Ama şimdiki Kerkük'ü görünce çok şaşırdım. Kerkük'te dış mahalleler oluşturulmuş, dışardan binlerce aile getirilip yerleştirilmiş. Kerkük'ün nüfus yapısını bozmak için akla hayale gelmeyen işler çevirilmiş. Peşmergeler tapu ve nüfus dairelerindeki evrakları kamyonlara doldurarak götürmüşler" diye konuşuyor. Türkmenler endişe içinde Kerkük halkının her şeye rağmen ayakta kalmayı başardığını vurgulayan Hürmüzlü "Ben bunu Kerkük'e gittiğimde gözlemledim ve çok duygulandım. Ancak Türkmenler, endişeli bir bekleyiş içinde. İkinci bir baskı, zorlama, kıyım ve göçe zorlanmaktan endişe ediyorlar. Kerkük'e aile adı altında silahlı peşmergeler yerleştiriliyor. Türkmenlerin silahlı güçleri yok. Irak ordusunun silahları peşmergelere dağıtıldı. Amerika ve diğer Avrupa devletleri de peşmergelere yardım ediyorlar. Göz göre göre, hileyle Kerkük'ü peşmergelere teslim ettiler. Saddam bir diktatördü, ama şimdi onun yapamadığını yapmaya çalışıyorlar. Kerküklülerin elleri kolları bağlı. Tek dayanakları Türkiye" diyor.
YARIN: Ünlü sanatçı Abdurrahman Kızılay: "Ah Kerkük'e bir gitseydim"
1. Bölüm: 37 yıl sonra ateşten bir Kerkük buldum
|
|
|
|
|
|
|