|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
1988 Olimpiyatları'na evsahipliği yapan Seul, bilhassa o tarihten sonra müthiş bir gelişim gösterdi. Şehri baştan başa 2'ye ayıran nehirden şehrin iki yakasını biraraya getiren 23 tane köprü yapıldı. Hem de ilki daha 1967'de gerçekleştirilmişti. Birbirinden güzel bu 23 köprünün herbirinin maliyeti belki de Türkiye bütçesinde yekün teşkil edebilecek kadar. Ancak metro ağıyla Seul'ü donatan Seul Belediyesi ve Kore hükumeti, bu tür yatırımları adeta sıradan kabul ediyor. Çünkü Kore artık bunları aştı ve adeta kendisiyle yarışıyor. Ulaşımı, altyapısı, modern şehirleşmesi ve dünya kenti olmasıyla Seul adeta bir rüya şehir durumunda. Kore'nin dostları-düşmanları Yıllarca Japonya'nın işgalinde kalan ve 1945'lerde de ikiye bölünen Kore, daha yakın bir tarihte sıradan bir ülke iken, bugün dünyanın sayılı ülkeleri arasına girmeyi başardı. Kuzey Kore'den daha az yüzölçümü olmasına rağmen iki kat nüfusu ve oranlanamayacak ekonomik gücüyle bugün Güney Kore, bir büyük ideali seslendiriyor. Halkın "Büyük Kore" hedefi, milliyetçi akımları güçlendiriyor. Japonya'yla olan problemleri Koreliler'in unutamadığı ve asla da hesapsız bırakmayacakları bir büyük dava olarak duruyor. İşgal altındaki topraklarda halka kötü muamele ettiğini iddia ettikleri Japonlar'ı kadınlara tecavüz etmekle suçluyorlar. Bu sebeple de Japonlar'ı asla affetmiyor ve en nefret ettikleri millet gözüyle bakıyorlar. ABD'yi de sevmeyen Koreliler, bu süpergücü özür dilemesi halinde affedebileceklerini düşünüyorlar ama Japonya'yı asla. Doğu'daki denize asla Japon Denizi demiyorlar, diyenlere de hemen mesafe koyuyorlar. Koreliler, Japonya-Türkiye maçında özellikle ülkemizi desteklediler. "Yenemiyorsanız bile en az bir gol atın da hiç olmazsa tesellimiz olsun" diyorlardı. Takımımız galip gelince en büyük sevinçlerden birini yaşadılar.
ABDÜLKADİR AKSU:
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Abdülkadir Aksu: Koreliler bize çok ilgili gösterdiler. Gerçekten bu kadar beklemiyorduk. Alt yapıları çok mükemmel. Özellikle metro konusunu bitirmişler, hiçbir sıkıntıları kalmamış, 8 hatlı metro yapmışlar. Daha bizde bir tane var. Yollar ve yaptıkları köprülerle şehirleşme sorununu ortadan kaldırmışlar. Kore'den örnek alacağımız çok şey var. Özellikle insana saygı, ülkesine bağlılık, disiplinli çalışmayı Türkiye'ye uygulayabiliriz. ACIMASIZ MUHALEFET Muhalefetin acımasızlığından şikayet edenler için bir yazar hikayesi anlatmak gerekli. Milli Takımımız'ı'da İsveç'e yenilmesinden sonra Avusturya ile baraj maçı yapacaktık. İstanbul'dan Viyana uçağına gittiğimizde alanda bir yazarla karşılaştık. Dizüstü bilgisayarında birşeyler karalıyor. Derken Viyana'ya uçtuk ve maç saati yaklaştığı için de doğruca stadyumun yolunu tuttuk. Maç başladı. Milli Takımımız gerçekten iyi oynuyor. Türk basınında herkes ilerleyen dakikalarda daha çok takdirlerini belirtmeye başlıyor. Bizimki ise muhalefete devam ediyor. Her an kötü oynamamızı ve bir gol yememizi bekliyor ama nafile. Hele ikinci yarıda gittikçe yükselen tempomuz, Okan'ın attığı gol ve Türk kafilesini çok mutlu eden bir tablo. Sonunda 80'li dakikalara geliyoruz bakıyor olmayacak önce bizden, o ana kadar edinme ihtiyacı hissetmediği maç kadrosunu istiyor. Yorumunu değiştirmek zorunda kalıyor. İşte şartlı bakış ve işte bir spor yazarımızın dramı. Daha maçtan saatlerce önce "kaybetme"ye yönelik yorumunun sürekli kaybetmeye mahkum ettiği yazar görüntüleri. Onlara bu kadar örnekler ibret olmadı ne yazık ki aynı kafayla finallerde de hocamızı ve futbolcularımızı yıpratmaya devam ettiler. Hem de körü körüne...
GAZETELERDE KADRO DEĞİŞİKLİĞİ
|
|
Mehmet Atalay |
|
|
|
|