|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
kimi karanlıktan korkmuş Fobiler eğitimli, kültürlü, entelektüel ve inançlı insanlarda bile sıklıkla rastlanan bir olgu. Ama bazı korkular var ki yaşayanların hayatını derinden etkilerken, diğer insanları ise hayrete düşürüyor.
Türkiye ve dünyanın pekçok yerinde yaşayan ünlü sanatçılar, sporcular, bilimadamları, aktörler, aktristler, yazarlar, sinemacılar, işadamları, liderler ve yöneticilerin de sıradan insanlar gibi çeşitli fobileri var. Filmlerinde haydut, gangster, korsan, yahut kahraman rollerindeki pekçok aktörün, insana tuhaf gelecek fobileri olduğunu, rollerindeki karakterlerle gerçek karakterleri arasında neredeyse uçurum bulunduğu gerçeği çoğu insana şaşırtıcı gelebiliyor. Bir zamanlar üç kıtaya hükmeden Osmanlı sultanlarının ya da dünyayı savaş alanına çevirmekte bir an bile tereddüt etmeyen Hitler gibi bir diktatörün sıradan insanlarda bile tuhaf kaçan korkuları olduğuna kim inanır? Bir sürü insanın canına kıyan azılı bir katilin odasında küçücük fındık faresini görünce masaların üstüne çıkarak korkudan ödü patladığına kimse inanmak bile istemez. Tuhaf ama fobiler böyledir işte. En temel korku olan ölüm korkusu ise her insanı yakalayan bir duygu. Ölüm korkusu ancak yüksek ideallerle yahut dayanılmaz acılar nedeniyle yumuşayabiliyor, bunun dışında ölüm korkusu doğal olarak karşılanabiliyor, doğrusu da bu olsa gerek. Ama bazı korkular var ki, atlatılabilecek olduğu halde yaşamımızı derinden etkileyebiliyor. Fobiler eğitimli, kültürlü, entelektüel ve inançlı insanlarda bile sıklıkla rastlanan bir olgu. Yıldız Burkovik, kendisi psikolog olduğu halde uzun yıllar sosyal fobiyle boğuştu. Freud'un ilginç korkusu
Katil numaralar fobisi Bu arada Nijerya'da bir ara cep telefonu fobisi yaşanmış. Bu fobinin nedeni ise bir söylenti. Halk katil numaraların kendilerini aradığını ve telefonlarına cevap vermeleri durumunda öleceklerine inanıyormuş. Bu nedenle telefon satışları ciddi şekilde azalmış, cep telefonu taşıyanlar, telefonları çaldığında ne yapacaklarını şaşırır hale gelmişler. Batıl inançların yoğun olduğu Nijerya'da daha önce de el sıkışma fobisi yaşanmış. Biriyle el sıkışıldığında cinsel organların kaybolduğu söylentisi etkili olmuş bunda. Diğer taraftan akut solunum yolları sendromu (SARS) tehlikesi nedeniyle bir ara Çin'de, Tayvan'da yaşam felç oldu. SARS korkusu yüzünden insanlar kalabalık yerlerden uzak durdular, günlük hayati sakinleştirici kullanarak geçirdiler. Maske, şapka, eldiven takarak sokağa çıkabildiler. Çinliler elbiselerini çamaşır suyu ile yıkarken, Tayvan'da kimse evden dışarı çıkmadığı için devlet evlere yemek dağıtmış. Cahit Zarifoğlu vapura binemezdi
Şemsettin Sami 5 yıl sokağa çıkmadı Abdulhak Hamit ve Cahit Sıtkı Tarancı'da ölüm, Necip Fazıl'da yalnızlık korkusu vardı. Kamus-ı Türki'nin müellifi Şemsettin Sami ise ayda bir kere sokağa çıkardı. Hiç berbere gitmeyen ve kendi sakalını kendisi makasla kesen Şemsettin Sami, beş yıl hiç sokağa çıkmadı. Edison'un karanlık fobisi dünyamızı aydınlattı
Nazım Hikmet de ölümden çok korkarmış. Uyku hapları aldığı zamanlarda bile en fazla 4-5 saat uyuyabilirmiş. Çılgın ressam Salvador Dali'nin de Nazım gibi ölüm fobisi vardı. Dali'nin biyografisini yazanlardan Herbert Genzmer, "Dali kendi adına ölmektense dayanılmaz acılara katlanmayı yeğlemektedir. Hayallerini ebedi yaşam fikri süslüyordur. Fakat tüm bunlar sadece Dali'nin iç dünyasının bir görüntüsüdür. İçi aynı zamanda panik derecesinde bir ölüm korkusuyla doludur" der. Montaigne, Cuma günleri asla kalemi eline almadığı gibi 13 rakamından ödü koparmış. Voltaire karanlıktan ödü patlatığı için ışıksız odada asla yatamazdı. Dünyanın en ünlü öykü ustalarından Borges'te ise kalabalık karşısında konuşma fobisi vardı. Borges uzun yıllar kalabalık karşısında konuşma yapmadı. 60 yaşından sonra biraz rahatladı. Dolapta katil mi var? Gerilim filmlerinin ustası Alfred Hitchcock'un sinema klasikler arasına giren filmi 'Kuşlar' gösterime girdiğinde izleyicilerin bir kısmı, gördüklerinin film olduğunu bile bile, dehşete kapılarak kendini salondan dışarıya zor atmıştı. Film Türkiye'de ilk kez gösterime girdiğinde TRT aileleri "filmi çocuklara izlettirmeyin" şeklinde uyardı. Bu olay kuş korkusunun yaygın bir fobi türü olduğunu ortaya koydu. Fobiler üzerine pekçok film yapıldı. Edebiyatçılar eserlerinde fobiler üzerine karakterler inşa ettiler. Bu tür filmler de başlı başına birer fobi kaynağı işlevi de gördüler. Örneğin, ünlü İngiliz casusu Lawrence'yi de canlandıran, Schindler'in Listesi ve İngiliz Hasta filmlerinin başarılı aktörü Ralph Fiennes, Cadılar Bayramı'nda işlenen bir seri cinayeti konu alan Halloween filmini izledikten sonra uzun süre cinayete kurban gitme korkusu içinde yaşadı. Ralph Fiennes, "Çok korkunç bir filmdi ama doğrusu çok da ustaca çekilmişti. Filmi izledikten sonra geceleri uyuyamaz oldum. İkide birde kalkıp elbise dolabımda gizlenmiş bir katil var mı diye bakıyordum" diyordu. Şinasi asla meyve yemezdi
Bir keresinde bindiği taksiyi anında durdurarak dışarı fırlamış, bu takside elma kokusu var, diyerek şoföre çıkışmış. Hisar, pek az kişinin elini sıkardı, ama karşısındakine hissettirmeden cebinde taşıdığı küçük kolonya şişesi ile elini silermiş. Öyle ki üstadın mikrop korkusu ölüm korkusu ile eşit gibidir. Bir gün Süleyman Nazif ve Üstad Şinasi Hisar birliktedir. Nazif, garsona, "İkimize de çay getiriniz. Çay bardaklarını güzelce, iki defa yıkayınız. Beyefendinin çayına konulacak suyu da ayrıca yıkayınız" dediği darb-ı mesel olarak anlatılırmış. Mikrop korkusu olan bir başka ünlü edebiyatçı da Hüseyin Rahmi Gürpınar'dı.
2. BÖLÜM: Sanat dünyasının ödü kopuyor!
|
|
|
|
|
|
|