AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

D İ Z İ
Türkiye'de en yaygın
sosyalfobi aldatılmak

Türkiye'de en yaygın sosyalfobi aldatılmak, yalnız kalmak ve alay edilmek. Sosyalfobiler genelde erken yaşlarda ve sinsice gelişiyor, utangaçlık ile ilerleyerek kökleşiyor.

Dünyada en fazla görünen fobiler, sosyalfobiler. İstatistiklere göre Amerika'da 17 milyon sosyalfobik var. Avrupa'da utangaçlık hastalığının yaşam boyu görülme sıklığı yüzde 9.6 ile yüzde 16 arasında değişiyor. ABD'de bu oran yüzde 13.3. Sosyalfobiler genelde erken yaşlarda ve sinsice gelişiyor, utangaçlık ile ilerleyerek kökleşiyor. Erken yaşlarda başlayıp erişkinlikte pekişen sosyalfobilerde alkol, uyuşturucu kullanımının yanısıra depresyon, panik atak ve intihar eğilimi gözleniyor. Sosyalfobiler kadınlarda erkeklere oranla daha sık rastlanıyor. Sosyalfobikler başlangıçta genellikle fobik nesne veya durumdan kaçınarak yaşamlarını devam ettirmeye çalışıyorlar. Yaşamlarını taşıdıkları fobilerle yüzyüze gelmeyecek şekilde kuruyorlar. Fobileri iş, okul veya sosyal hayatlarında sıkıntı yaratmaya başladığında ise çoğunlukla tedaviye başvuruyorlar. Türkiye'de en yaygın sosyal fobi, 'aldatılmak'mış. Ahmet Altan'ın 'Aldatmak isimli kitabının neden çok sattığının sırrı da böylece açıklığa kavuşuyor.

Sosyalfobikler genellikle utangaç ve içe dönüktürler, normal göz temasından kaçınırlar, az konuşurlar, dikkatlerin üzerlerinde toplanmasından hoşlanmazlar. Sosyalfobikler kalabalıktan, gözönünde olmaktan haz etmezler. Toplantılardan, davetlerden uzak durmayı yeğlerler, bu tür yerlerde yemek yemekten rahatsızlık duyarlar. Mükemmeliyetçi olmaları, karşılaştıkları engelleri çoğaltır. Beklentilerini karşılayamamaları ise çoğunlukla yalnızlığa ve melankoliye sürükleyebilir. Hastalığın temelinde, başka insanların bulunduğu ortamlarda hata yapma, diğer kişiler karşısında küçük düşme korkusu yer alır. Kliniklere başvuran sosyalfobiklerin yüzde 70'i yüksek okulda okuyor ya da mezun kişiler.

Erkek adam korkar mı ?

Çocukların küçük yaşlarda cezalandırılmaları, hesaba çekilmeleri, yargılanmaları, utandırılmaları yahut tam tersine aşırı korumacılığa maruz bırakılmaları da sosyalfobik potansiyeli yükseltir. Böylece erişkin dönemlerde başka etkenlerle de beslenerek kişilik bozukluğuna kadar gidebilir. Anne ve babaların korkuyu yoğun biçimde eğitim ve disiplin aracı olarak kullandıklarında tedavisi güç psikolojik sorunlar oluşabiliyor. Anne ve babaların çocuklarını, 'Erkek adam korkar mı?', 'Bir de erkek olacaksın', 'Erkek adam ağlar mı?' gibi sözlerle suçlamak çocuklardaki normal korkuları dahi fobikleştirebiliyor. Psikologlar bu gibi durumlarda ailelerin, kendileri açısından önemsenmeyen korkuları anlamaya çalışmalarını tavsiye ediyorlar. Aksi takdirde, çocuk korkusunu içine atıp saklayabilir, bu da çocuğun gelişimini olumsuz etkileyebilir.

Uyuyan devler haydi uyanın

TİMAŞ Yayınları'ndan çıkan "Sosyal Fobi" isimli kitabın yazarı Psikolog Yıldız Burkovik'in kendisi de bir zamanlar sosyalfobikmiş. Burkovik, işe önce hastalığını kabul ederek başladığını ifade ediyor. Psikolog Burkovik'in sosyalfobisinin kaynağı mükemmeliyetçi olmasıymış. Potansiyeli olduğu halde bir şeyi yapamayınca çılgına dönüyor, dışarıya yansıtamadığı için kızgınlığını kendisine yöneltiyormuş. Asıl olarak fobisiyle GATA'da görev yaparken karşılaştığını belirten Burkovik, "15-16 yaşlarında karşı cinsten arkadaşlarla konuşurken heyecanlanırdım, çorba içerken elim titrerdi. İş hayatına girme aşamasında hastalık kendini göstermeye başladı. Bir dönem askeri hastanede çalıştım. O dönem sürekli egzersiz yaptım. Duyarsızlaşma tekniklerini kullandım, hayal gücünü devreye sokarak zihnimde rahatlamayı ortaya çıkarmaya çalıştım. İlaç kullanmadım, ama gece gündüz egzersiz yaptım. İki buçuk yılımı aldı tedavi. Görevim nedeniyle toplatılara katıldım, konferanslar verdim. Açıkçası fobimi burada yendim" diyor.

Sosyalfobikleri, potansiyellerini dışarı vuramadıkları, çeşitli kaygılarla hep kuytu köşelere saklanıp kaldıkları için 'uyuyan devler' olarak niteleyen Burkovik şöyle sesleniyor: Uyuyan devleri uykularından uyandırın ve hayattan payınıza düşeni alın."

Gözlüğün sırrı fobiymiş

Yalnızlığı seven aktör Fikret Kuşkan'ın çocukluğundan beri sosyalfobisi var. "Kalabalık yerlerden hiç haz etmedim ki. İstiklal'de beş-altı yaşında annemle yürürken, önümdeki insanların ayaklarını tekmelermişim, açılın, çekilin diye. Stadyumlar da beni hep tedirgin etmiştir" diyen Kuşkan, "Gündüzlerden çok geceleri sevmemin nedenlerinden biri de bu" şeklinde konuşuyor.

Uğur Yücel'in sosyalfobik olduğunu da pekçok insan bilmez. Yücel de kalabalığa girmeyi sevmiyor. Ayna Grubu'ndan Erhan Güleryüz'ün sahnede gözlük kullanmasının sırrı da fobiymiş. Meğer Güleryüz sosyalfobik olduğu için gözlük takıyormuş.

Karanlıkta tek başına kalarak korkusunu yenmeye çalışıyor

Merhum Kemal Sunal'ın oğlu Ali Sunal da karanlık ve yalnızlık korkusunu sinema sayesinde yenmiş. Sunal, fazla tercih edilmeyen bir filme gittiğinde, sık sık öyle anlar oluyormuş ki, karanlık salonda neredeyse tek başına kalıyormuş. Sunal, "Tamamen filme odaklandığımdan, hem yalnızlık, hem de karanlık korkumu unutuyorum" diyor.

1. BÖLÜM: Kimi müzikten, kimi karanlıktan korkmuş
2. BÖLÜM: Sanat dünyasının ödü kopuyor!
3. BÖLÜM: Uçak korkusu sınır tanımıyor
4. BÖLÜM: Demirel'in korkusu şapkayı kaptırmak
5. BÖLÜM: Gazeteci milletinin korkuları da tuhaf





28 Ağustos 2004
Cumartesi
 
Künye
Temsilcilikler
AboneFormu
MesajFormu

Abdullah Muradoğlu


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED