T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

D İ Z İ

İstihbarat olmadan terör olmaz

Her organizasyon bir piramidi andırırken, bu örgütlerde sadece bir baş vardır ve arada hiçbir kademe olmadan militana atlanır. Büyük paralar harcayan, güçlü istihbarat ve istihbarata karşı koyma işlerini yapan ikinci kademe kişilerden hiç söz edilmez.

Her organizasyon bir piramidi andırırken, bu örgütlerde sadece bir baş vardır ve arada hiçbir kademe olmadan militana atlanır. Büyük paralar harcayan, güçlü istihbarat ve istihbarata karşı koyma işlerini yapan ikinci kademe kişilerden hiç söz edilmez.

ABD'deki terör, sadece yer olarak değil , biçim ve boyut olarak da şaşkınlık uyandırdı. Dünyanın, hatta tarihin en büyük gücü evinde vuruldu. Üstelik teknolojinin ve istihbaratın kalesi sayılan bu ülke, bu konularda hiçbir iddiası olmayan kimselerin saldırısına uğradı. Dehşete kapılan sadece Amerikalılar değildi. Eğer bu ülke çaresizse, diğerlerinin kendilerini korumasından söz edilemezdi.

Her olay ardında birçok soru işareti bırakır. Bunda da öyle oldu. ABD, elinde hiçbir delil yokken, bu eylemin yabancılar tarafından yapıldığını nasıl anlamıştı? Önce hüküm verildi: Usame Bin ladin isimli bir terörist, yetiştirdiği intihar komandolarıyla, ABD'ye saldırmıştı. Üstelik bu bir savaş ilanıydı ve karşılığı buna uygun olacaktı. Saldırının gerçekleştirildiği 11 Eylül bir milattı ve hiçbir şey artık eskisi gibi olmayacaktı. Deliller bu değerlendirilmeler yapıldıktan ve karar verildikten sonra akmaya başladı. Bütün bulgular verilen hükmü doğruluyordu.

Terör örgütünün ilginç görünümü

Terör, sistem dışı bazı örgütlerin, varolan düzeni yıkmak veya bazı siyasi kazanımlar elde etmek için şiddet kullanması olarak algılandığı için, hedefte terörist başı vardı, ayrıca terörü destekleyenler de cezalandırılacaktı.

Terör örgütlerinin ilginç bir görünümü vardır. Her organizasyon bir piramidi andırırken, bu örgütlerde sadece bir baş vardır ve arada hiçbir kademe olmadan militana atlanır. Büyük paralar harcamalarına, geniş bir güçlü bir istihbarat ve istihbarata karşı koyma ihtiyaçlarına rağmen, bu işi yapan ikinci kademe kişilerden hiç söz edilmez.

Bu görünüm yanlıştır ve karargah hizmetleri gizli servisler tarafından yapıldığından bu kademelerden hiç söz edilmez. Baş bir semboldür ve arkasındaki gücü saklamak için kamuflaj görevi yapar. Lider alabildiğince yüceltilir. Her terör lideri bir efsanedir ve olağanüstü işleri tek başına yaptığı söylenir. Gerçekte onun sadece temsil görevi vardır ve eylemlerin gerçekleşmesinde herhangi bir rolü olmaz.

Aslında terör, bir devlet ve onun gizli servisinin desteği olmadan yapılamaz. Bir devlet siyasi amaçlarını gerçekleştirmek için, savaş gibi maliyeti yüksek, sonuçları kolay telafi edilemeyen bir yola başvurmadan önce, bir ara kademe olarak, terörü kullanır. Bu, teröre maruz kalan ülke açısından da avantajlıdır. Diğer bir ülke, siyasi hedeflerine ulaşmak için savaşa başvurursa, uğranılacak kayıplar ve katlanılacak bedeller daha ağır olur.

Sistem dışı terör olmaz

Daha açık bir ifadeyle, sistem dışı terör olmaz. Bireysel bazı davranışlar, adi suç niteliğindedir ve hiçbir siyasal sonuç doğurmaz. Buradan şu sonuç çıkar: Bir terör eylemi ne kadar karmaşık ve etkiliyse onun arkasındaki güç de o kadar büyüktür.

Ama terörden söz ederken, büyük devletlerin adı, sadece hasım olduğu zaman geçer. Dost ve büyük bir ülke hiçbir zaman terörden sorumlu tutulmaz. Oysa terör en çok bunlar tarafından kullanılır. Küçük ülkeler ise sürekli günah keçisi konumundadır. Bunlar, ne kadar totaliter olurlarsa olsunlar, kendi ülkelerini bile kontrol edemezler ve bu rejimlerin sürmesi, çıkarları gerektirdiği için, büyüklerin desteklemesiyle mümkündür. Terör örgütlerinin bu ülkelerde konuşlanması gerçeği değiştirmez. Onlar sadece bir otelci konumundadır ve bunun karşılığını almakla yetinirler ve herhangi bir siyasal çıkar sağlayamazlar.

Dünyadaki iki yüze yakın ülkenin her birinin bağımsız politikalar izlediği söylenemez. Bunlar birkaç güç odağının etrafında kümelenir ve onlar tarafından yönlendirilir. Bir odağın diğeri içindeki eylemleri, o odağın egemeni tarafından karşılanır. Ancak odak içi operasyonlarda, buna maruz kalan ülke çaresizdir. Türkiye, kuruluşundan beri, içinde bulunduğu bloğun yönlendirmelerine maruz kalmıştır ve hepsinde istenen yere götürülmüştür.

Yönlendirmenin ilk aşaması, ülkenin yapısı hakkında bilgi toplamaktır. Bu iş zannedildiği gibi istihbarat servisleri tarafından doğrudan gerçekleştirilmez. Operasyoncu ve operasyon hedefi olan ülkelerin üniversiteleri ve medya kuruluşları bilgi toplamakta taşeron olarak kullanılır. Özellikle sosyal bilimler alanındaki araştırmalar, medya kanallarından akan ve çoğu gazete ve televizyonlarda yer bile almayan bir sürü ayrıntı, istihbarat servislerince veya onlar adına hareket eden bilim adamlarınca değerlendirilir. Bu çalışmanın kurallara aykırı bir yanı da yoktur ve engellenmesi söz konusu değildir.

Yönlendirme ve gazetecilik

Bilimsel ürünlerle istihbarat ihtiyaçları üst üste çakışır. Araştırmacının faaliyetlerinin kınanacak bir yanı yoktur. Gazeteci de normal haber toplama işini yürütmektedir.

İşin ikinci safhası bu kadar masum değildir. Toplumdaki çatışmanın ilk aşaması düşünce düzeyindedir ve bu iş akademisyenler ve medya mensupları tarafından başlatılır. Zaten toplumdaki farklılıklar üzerine oturtulan bu tartışma taraftar buldukça bazen legal ve açık, bazen de yer altı örgütlerince sürdürülür. Terör örgütlerinin temel iddiası, görüşlerinin mutlak doğrular olduğu ve bunun halka ulaştırılmasının, mevcut yönetim tarafından engellendiği, bu yüzden şiddete başvurmak zorunda oldukları biçimindedir.

Propagandanın amacı

Propagandanın amacı hedef ülkenin yazılan senaryoya uygun davranmasını sağlamaktır. Eğer ülkede bir şeriat tehlikesi algılanması isteniyorsa, bunu destekleyecek eylem ve sözler ön plana çıkarılır. Olayı farklı yorumlamaya kalkışanlar davaya ihanetle ve aymazlıkla suçlanır. Ülke adeta bir koro halinde operasyon yapan ülkenin bestelediği şarkıyı söyler. Mesela Güneydoğudaki çatışmanın, bölücü bir terör örgütü tarafından yapıldığı, en büyük destekçisinin Suriye olduğu ve ara sıra İran'ın da aynı yönde davrandığı söylenmiş ve bu çerçevenin dışına çıkanlar baskı altına alınmıştır. Oysa olayın genel stratejisi bölünmeden çok bir kimliğin tanınmasına yönelikti ve bu gerçekleşince eylem sona erdi. Suriye bedeli karşılığında otel hizmeti veriyordu. Kürt kimliğinin tanınması bölgedeki ABD operasyonlarına alt yapı hazırlıyordu.

Bir örgüt neden terör yapar?

Örnek olarak bir ülkede sosyalist düşünceler giderek halkın beğenisini kazanıyor ve sorunlarının çözümü için bir umut olarak bakılmaya başlanıyorsa, sosyalizm adına bir terör hareketi başlatılır. Eylemler acımasızdır ve toplumun bütün kesimlerini hedef alır. İlk okul çocukları bile eylemlerden zarar görebilir. Hareket adına haraç toplanır. Masum insanlara yönelik vahşi saldırılar düzenlenir. Ayrıca eylemcilerin başarısız kalmalarını garanti altına almak için hareket çeşitli fraksiyonlara bölünür. Sonuç olarak bir umut haline gelen sol düşünce bir kabusa dönüşür.

Ya da bir umut haline gelen İslamcı bir hareket adına benzer eylemler düzenlenir. İslamcı olarak tanınan kimselerin, din karşıtı davranışlar içinde oldukları sergilenir.

Bu eylemler, zayıflatılmış mikropların vücutta antikor üretmesi gibi, başlangıçta sempatiyle karşılanan düşüncelere karşı mukavemet yaratır. Eylemcinin iddiasıyla ulaşılan sonuç tam ters yöndedir.

Terörist hareket, gerçek hedefini çok aşan taleplerde bulunur. Mesela federasyon hedefleyen bir etnik grup, ayrı bir devlet kurmak iddiasıyla ortaya çıkar. Sonuç federasyon olursa teröre muhatap olan ülke, hasımın hedefine varamadığını ve galip geldiğini düşünür. Hatta bu etnik grubun amacı federasyon bile olmayabilir. Ülke sınırları dışındaki soydaşlarıyla ilgili bir operasyonun yerli ayağını oluşturuyor olabilirler. Teröre maruz kalan ülke, teröristlere atfedilen iddiaların hiçbirinin gerçekleşmediğini görerek başarı kazandığını düşünebilir. Oysa terörün arkasındaki gücün hedefi gerçekleşmiş olabilir.

Egemen güç için tehdit oluşturma potansiyeli taşıyan bir örgütlenme, hazırlıklarını tamamlamadan eyleme zorlanır. Daha sonra başa çıkılması zor olan, hatta başarı kazanması muhtemel bir hareket olgunlaşmadan harekete geçer ve ezilir. Bazen karşı gücün hiçbir eylem hazırlığı ve niyeti yoktur ama potansiyel bir tehdit olarak durmaktadır. Mesela Çeçenistan'daki Rus karşıtlığı, herhangi bir eylem niyeti olmadığı halde, savaşa zorlanmış ve tasfiye edilmiştir. Dünyada sık kullanılan bir eylem biçimidir ve kitleler hesap yapmak yerine duygularıyla hareket etmeğe yatkın olduğundan bu tuzağa kolay düşerler.

Yönetenler, halkı kontrol altında tutmak için bazı değer yargılarını benimsetirler. Mesela ülkelerinin dünyada adaleti,barışı ve herkesin refahını artırmayı hedeflediğini söylerler. Halkta bunlara karşıt bir izlenim vermeyen bazı gelişmeler, mesela giderek güçlenen bir rakip blok ve gelecekte başa çıkılması zor ittifaklar ve hazırlıklar söz konusu olabilir. Ancak benimsediği değerleri ve varlığı tehdit altında olduğu zaman harekete geçmeye razı olabilecek halka, bu tehditler yapay olarak verilir. Mesela ABD'nin Vietnam'a müdahalesini kamuoyunda meşrulaştırmak için bir ABD savaş gemisinin kendileri tarafından vurulduğu kanaati çok yaygındır. Bunun için bazen fiili bir durum da gerekmez. Karşı tarafın ülkeyi tehdit eden ciddi hazırlıkları olduğuna halk inandırılırsa, karşı bir harekete razı olur. Bu metot Türkiye'de çok kullanılır.

Bir güç odağının kontrolünde çeşitli ideolojileri savunan terör örgütleri bulunur. Bunların özelliği bütün üyelerinin militan olmaları ve herhangi bir siyasi tabanlarının olmamasıdır. Bir avuç insan düzeni yıkmak(!) iddiasındadır. Güç odağının engel saydığı kişi, karşıt görüşteki bir militan tarafından öldürülür ve olaya basit bir terör olayı süsü verilir. Üst düzeydeki insanlar için bu metot kullanılmaz. Çünkü bu paravan örgütlerin kimler tarafından kullanıldığı diğer güç odakları tarafından bilinir ve her güç odağı, diğerinin sıradan eylemlerini hoş görür. Üst düzey insanlar bireysel eylemcilerin kurbanı olurlar ve bunların arkasında örgüt aranmaz.

Terör eylemleri bir ülkeye yönelik yönlendirme ve etkileme operasyonlarında tek başına kullanılmaz. Buna ekonomik yaptırımlar ve yoğun bir propaganda eşlik eder. Mesela 12 Eylül öncesi, dolaylı bir komünist saldırısına uğradığı söylenen Türkiye'ye hiçbir Batılı ülke ve kurum kredi vermemiştir. Batının önemli bir müttefiki sayılan Türkiye'nin yalnız bırakılması anlamlıdır.


Devam Sayfaları
1 | 2 | 3 | 4 |

 
Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika| Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon| Hayat| Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED