AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

D İ Z İ
Nakşilik şehirleşiyor

Fırat Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Din Sosyolojisi Bölümü öğretim görevlisi Dr. Muhammet Çakmak'ın 5 yılda tamamladığı Elazığ ve Siirt bölgesinde Nakşibendilik çalışmasında ilginç sonuçlar ortaya çıktı.

Elazığ Fırat Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Din Sosyolojisi Bölümü öğretim görevlisi Dr. Muhammet Çakmak'ın "Elazığ ve Siirt Bölgesi'nde Nakşibendiliğin Sosyolojik Evreni" başlıklı doktora çalışmasında ilginç sonuçlar elde edildi. Din-Devlet, Din-Toplum, Din-Tarikat ilişkileri en fazla tartışılan konular olmasına rağmen, en az bilimsel çalışmaların yapıldığı bir alan. Din Sosyolojisi kapsamında yapılan çalışmalar ise neredeyse yok denecek kadar az. Dr. Muhammet Çakmak'ın çalışması bu açıdan önemli. Dr. Çakmak'ın Siirt ve Elazığ'ı kapsayan çalışması aydınlara, sosyologlara ve siyaset-bilimcilere yeni perspektifler sunuyor. Ülkemizde ve dış dünyada İslam'a ve onun kültürel uzanımları olarak temayüz eden tarikatlere ilişkin tartışmaların çoğunlukla akademik gözlemden yoksun ve ideolojik çerçevede yapıldığına dikkat çeken Dr. Çakmak, "Çoğu zaman tarikatleri eleştirenlerle onlara sahip çıkanların ciddi bilgi eksiklikleri olduğu görülmektedir. Kuşkusuz Nakşibendiliğin Halidi kolunun anlaşılmasına ilişkin Elazığ ve Siirt örneklem bölgesinde yapmaya çalıştığımız şey, tarikat olgusunun değişim sürecini izlemek ve bu değişimin bize etki boyutunun ve toplumu dönüştürme gücünü ortaya koymaktır. Daha doğru bir deyimle, Nakşibendiliği, tasavvuf tarihinin ötesinde bir din sosyolojisi çalışması içerisinde ele almaktı" diyor.

Entelektüellerin tarikatı

Dr. Muhammet Çakmak, neden Nakşibendilik ve neden Halidilik konusunu seçtiğini ise şöyle açıklıyor: "Nakşibendilik İslam dünyasında son derece eski ve tarihi olan bir dini yapı olarak gözüküyor. Öteden beri söylenen bir şey var, Nakşilik İslam dünyasında entelektüellerin ve alimlerin tarikatı olmuştır. Bununla beraber, Nakşibendi hareketi, günümüz dünyasında sosyo-politik ilişkileri bakımından da değerlendirilen ve önplana çıkan bir tarikat olma özelliği taşıyor. Günümüz Türkiyesi'nde pekçok siyasetçi Nakşi olmakla itham edilmiş, çoğu zaman da politik literatür Nakşibendi kavramını sıkça kullanmıştır. Öte yandan ülkede pekçok dini cemaat ve grubun üzerinde etkisi bilinmektedir. Doğu ve Güneydoğu'da uzun süre etkisini gösteren terör olaylarına karşı, bölgede yaygın olan Nakşibendiliğin tutum ve davranışını anlayabilmek de bu çalışmayı gerekli kılan etkenlerden biridir. Bu anlamda Nakşibendiliğe ilişkin söylenen yazılan çizilen şeylerin ne olduğu konusunun ötesinde akademik bir bakış açısı, bu harekete ilişkin, anlaşılma kodlarının doğruluğu konusunda ciddi bir gereklilik arzetmektedir. Bakış açımızın temelinde böyle bir yönelim vardır.

Kuşkusuz İslam düşünce tarihinde olumlu ya da olumsuz etkileri açısından değerlendirme imkanı bulan tarikat olgusunun günümüz dünyasındaki mevcut varlığı, anlaşılma biçimi ve sosyal yaşamla ilişkileri bağlamı dikkatli bir incelemeye ve gözleme tâbi tutulma konumundadır. Hiçbir sosyal bilimci, günümüzün sosyolojik fotoğrafında bu denli önemli yeri olan Nakşibendi olgusuna kayıtsız kalamayacağını ortaya koymaktadır"

Nakşiliğin Siirt ve Elazığ dili

Dr. Muhammet Çakmak, bu çalışmada ilk olarak eski ve güçlü etkileri olan Nakşi hareketinin kısa bir tarihsel açılımını ortaya koymaya çalıştıklarını ifade ediyor. İkincisi günümüz Türkiyesi'nde Nakşilerin kendilerini nasıl inşa ettiklerini, nasıl tanımladıklarını ve sosyal yaşamla nasıl bir ilişki kurduklarını ortaya koymaya çalıştıklarını kaydediyor.

Çalışmanın, bireyin zihin inşasındaki prosesler zincirine ilişkin emprik anlamda el yoklamaları anlamına geldiğini belirten Dr. Çakmak, "Türkiyedeki din sosyolojisi çalışmaları bu alanda kendine ait arşivini oluştururken, dini hayata ilişkin fotoğrafların yerine ve konumuna ilişkin değerlendirmeler günümüz entelektüellerine bir bakış açısı sunmayı hedeflemektedir" diyor.

Siirt ve Elazığ'ın seçilmesinin iki nedeni olduğunu belirten Dr. Çakmak şöyle konuşuyor: "Halidi kolunun kurucusu Halid Bağdadi'nin Doğu ve Güneydoğu Anadolu'daki en büyük iki kolu Elazığ ve Siirt'te yaşıyor. Öte yandan Elazığ ve Siirt'teki Nakşibendilik karakteri iki farklı gelenekle ifade ediliyor. Elazığ Nakşiliği, tarikatın şifahi gelenekle beslenen biçimini temsil ederken, Siirt Nakşiliği tarihsel arka planına uygun olarak medrese geleneğiyle beslenen bir kültürün devamı niteliğindedir. Sözel gelenekle beslenen ve şifahi kültürün sarmaladığı tarikat anlayışının medrese geleneğinden beslenen anlayışla ayrışma noktalarını ortaya koymaya çalıştık. Bir diğer önemli husus Elazığlı olmamız nedeniyle Elazığ'daki sosyo-kültürel hayata ilişkin gözlemlerimizin derinlik kazanmasıyla ilişkilidir."

Tez 5 yılda bitti

Dr. Çakmak, çalışmanın 2 bölümden oluştuğunu, birinci bölümde Nakşibendiliğe ilişkin tarihsel malzemenin değerlendirildiğini, yanısıra İslam tasavvufu ve mistisizm kavramına bir giriş yapıldığını belirtiyor. Tasavvufun tarihi süreç içerisinde farklı algılanış biçimlerine ilişkin anekdotların değerlendirilmesinden sonra Siirt ve Elazığ bölgesindeki Nakşilere yönelik olarak 78 soruluk anket formu hazırladıklarını söyleyen Dr. Çakmak, "Verilen cevaplardan hareketle bir Nakşi fotoğrafı çekmeye çalıştık" diyor.

Tezin 5 yılda tamamladığını söyleyen Dr. Çakmak, "Anket formu üç bölümden teşekkül etmektedir. Birinci bölümde örneklem grubunun bağımsız değişkenlerine ilişkin sorular yer alıyor. Cinsiyet, yaş, eğitim gibi. İkinci bölümde sosyal ilişkilere ait sorular bulunuyor. Üçüncü bölümde ise dini hayat ve özelde Nakşiliğe ilişkin bilgi düzeyi, aidiyet duygusu ve kendini ifade ediş biçimine ait sorular yer alıyor. Bunun dışında Nakşiliğin tebliğ boyutuna ilişkin açık uçlu iki soru da bulunuyor.

Çağdaş ifadesiyle, tarikatin bir misyonerlik faaliyetinin olup olmadığını anlamaya çalıştık. Son sorumuz ise, 'bütün bu soruların dışında söylemek istediğiniz birşey var mı?' oldu. Çok çarpıcı bir şekilde son soru hem Elazığ hem Siirt'te ortak bir duygu dilini yansıtan şu ifadeyle bitiriliyordu: 'Bütün insanlığın İslam ahlakının güzelliklerinden faydalanmasını diliyorum.' şeklindeydi. Aslında bu cevap tarikatin mistik dünyasındaki en derin bilgi koduna ilişkin bir açılımı ifade ediyor. O da İslam'ın başından sonuna kadar bir ahlak modeli olma özelliğiydi" şeklinde konuşuyor.

  • Dr. Çakmak'ın Nakşiliğin Halidi kolunun yaygın olduğu Elazığ ve Siirt'te doktora tezi olarak hazırladığı çalışmada Nakşibendiliğin şehirlileştiği belirtilirken, Nakşiliği benimseyenlerin çoğunluğunun yüksekokul mezunu olduğu tespit edildi. Çalışmadan çıkan sonuçlara göre Nakşiler ekonomik açıdan orta sınıfa mensuplar, tek evlilikten yanalar, kız çocuklarının okutulmasını savunuyorlar ve devlete bağlılar.

  • Nakşiliği benimseyenlerin lise kökenlerine göre yapılan dağılımda da çarpıcı sonuçlar elde edildi. Buna göre ilk sırayı düz lise, ikinci sırayı endüstri meslek lisesi mezunları alıyor. İmam-hatipler ise üçüncü sırada.

  • Dr. Çakmak'ın Nakşibendi müritlerle yaptığı ankete katılanların yüzde 61.6'sı "ruh terbiyesini gerçekleştirmek", yüzde 21.9'u "şeyhin manevi gözetimine girmek", yüzde 16.6'sı ise "İslam'ı daha nezih ve samimi yaşamak" amacıyla tarikate girdiklerini ifade ediyor.

    İmam-hatipliler yüzde 16

    "Nakşibendiliğin Sosyolojik Evreni-Elazığ ve Siirt Örneği" başlıklı çalışmaya katılanların yüzde 28.3'ü memur, yüzde 17.5'i esnaf, yüzde 13.7'si gündelikçi, yüzde 8.4'ü işci, yüzde 8.1'i emekli, yüzde 7.7'si öğrenci, yüzde 5.3'ü serbest meslek mensubu iken yüzde 3.5'u ev hanımı, yüzde 3.5'i ise çiftçi. Ankete katılanların mezun oldukları liselere göre dağılımında ise yüzde 37.1 ile genel lise mezunları başta geliyor. Bunu yüzde 25.7 ile endüstri meslek liseleri, yüzde 16.2 ile imam-hatip lisesi takip ediyor. Yüzde 10.5'i ticaret, Yüzde 6.7'si Anadolu lisesi, yüzde 2.9'u kolej-özel okul, yüzde 1.0'i kız meslek lisesi mezunu.

    Yüksek eğitimliler çoğunlukta

    Ankete katılanların yüzde 1.4'ü lisans üstü, yüzde 33.8'i yüksek okul, yüzde 28.5'i lise, yüzde 12.'i ortaokul, yüzde 19.2'si ilkokul, yüzde 2.1'i okur yazar, yüzde 2.8'i okur yazar değil. Ankete katılanların yaş grupları ise şöyle: Yüzde 36.'1'i 21-30, yüzde 23'ü 31-40, yüzde 19.3'ü 50 ve üstü, yüzde 14.7'si 41-49, yüzde 6.3'ü 15-20 yaş arası. Nakşiliği benimseyenlerin yüzde 22.5'i köyde, yüzde 14.4'ü ilçe, yüzde 63'ü ise il merkezinde doğdu. Soruları cevaplayanların yüzde 88.8'i erkek, yüzde 11.2'si kadın.

    2. Bölüm: Tarikata nasıl girdiler?
    3. Bölüm: Kadın Allah'ın emaneti
    4. Bölüm: Derin dindarlık suçla bağdaşmıyor
    5. Bölüm: Etnik milliyetçiliğe Nakşi barikatı





  • 4 Ağustos 2004
    Çarşamba
     
    Künye
    Temsilcilikler
    AboneFormu
    MesajFormu

    Abdullah Muradoğlu


    Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
    Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
    Bilişim
    | Dizi | Çocuk

    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
    © ALL RIGHTS RESERVED