AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

D İ Z İ
İşsizlik, öğretmenliğe olan talebi arttırdı

Öğretmenliğin gençler arasında popüler hale gelişi ülkedeki işsizlik oranıyla doğrudan bağlantılı. Türkiye ekonomisindeki kötü gidişatın etkisiyle özel sektörde yaşanan daralma devlet memurluğunun ve öğretmenlik mesleğinin cazibesini parlattı.

Çalışma şartları ne kadar zor olursa olsun günümüzde öğretmenlik mesleği, lise mezunu pek çok gencin hayalini süslüyor. Öğretmenliğin gözde meslek haline gelmesiyle eğitim fakültelerine olan talep ikiye katlandı. Eğitim fakülteleri artık pek çok bölümden daha yüksek puanla öğrenci kabul ediyor. Bazı bölümlerin giriş taban puanı, Türkiye'nin yönetici kadrosunu çıkarmakla ünlenen Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'ni bile geçti.

ÖSYM'nin verilerine göre, 2004 ÖSS'de Siyasal Bilgiler'in nam-ı diğer Mülkiye'nin Maliye bölümü en düşük 328 (EA) puanla öğrenci kabul ederken, Eğitim Fakültesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölümü'ne en düşük 331(EA) puan alan öğrenci girebildi. Öğretmenliğin gençler arasında popüler hale gelişi ülkedeki işsizlik oranıyla doğrudan bağlantılı. Türkiye ekonomisindeki kötü gidişatın etkisiyle özel sektörde yaşanan daralma devlet memurluğunun ve tabii ki öğretmenlik mesleğinin cazibesini parlattı.

'Hiçbir işe giremeyen öğretmen oluyor'

Oysa öğretmenliği 'atanma garantisi' olarak gören anlayış yavaş yavaş yıkılıyor. Son beş yılda Milli Eğitim Bakanlığı'nın yaptığı atamalar incelendiğinde öğretmen sayısında büyük bir düşüş yaşandığı göze çarpıyor. 2000-2001 eğitim öğretim yılında 37 bin öğretmenin ataması yapılırken, 2004'te bu sayı 18 bine kadar indi. Atamalardaki bu daralmaya rağmen, eğitim fakülteleri işsizler ordusuna yeni üyeler eklemeye devam ediyor. Öyle ki Türkiye'de eğitim fakültelerinden bir yılda mezun olan bütün öğretmenler atansa bile 19 bin öğretmen adayı boşta kalıyor. Şu an işsiz olan sınıf öğretmeni sayısının 12 bini bulduğu belirtiliyor.

13 yıllık Türkçe öğretmeni Meryem Cansev bu durumu, "Hiçbir şey olamazsan öğretmen olursun kanısı yerleşmiş. Öğrencinin gözünde öğretmenliğin saygınlığı sıfır" diye özetliyor.

Eğitim Bir Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu da öğretmenlerin 'saygınlık' sıkıntısı olduğunu doğruluyor. Gündoğdu, "Artık öğretmenlik en saygın ilk 5 meslek arasında değil. İşsizlerin, emekli olanların ek işi haline geldi. 200 bin lira kira yardımı alan öğretmen hangi maaşla saygın olacak? Bu maaşla nasıl kitap, gazete alsın?" diyor.

Eğitim-Sen'e göre sorun öğretmen yetiştirme modelinde. Sistemin artık yükü taşımadığını vurgulayan Sendika Genel Başkanı Dinçer, "Öğretmen yetiştirmede herşey teori, kuram. Öğretmen mezun olduğu bilgiyle kalıyor. Eğitim fakültelerinde ders verenlerin çoğu araştırma görevlisi; profesör ve doçentler azınlıkta. Gereğinden çok eğitim fakültesi açılmış durumda" diye ekliyor.

'Kendimizi yenileyemiyoruz'

"Derste verdiğimiz bilgilerin yaşamda yer bulması lazım. Öğrenci verdiğimiz bilgiyi kullanamıyor" diye acı bir gerçeğe dikkat çekiyor Ankara'da bir meslek lisesinde çalışan 18 yıllık öğretmen. Hizmetiçi kurslara girip kendisini geliştirmek istediği halde bir türlü kurs kontenjanına alınmamış. Kadroların partizanca doldurulduğunu söyleyen öğretmen, "Kendimizi yenileyemiyoruz. Ben 18 yıl önce üniversiteden mezun oldum. Okulda aldığım eğitim ile yeni eğitim teknolojileri arasında çok fark var. Ders araç gereci eksik demek yetersiz kalıyor, yok. Fayans yapımını tahtaya çizerek anlatıyorum.Anlattıklarımız hep teorik" diye konuşuyor.

'Öğrenci üzerinde yaptırımımız yok'

Öğretmenlere göre okullarda "disiplin" kalmadı. Liseye ve üniversiteye giriş sınavlarına hazırlanan öğrenciler artık öğretmenleri arasında ayrım yapıyor. Müzik dersi öğretmenini takmıyor, ama Türkçe dersi öğretmenine önem veriyor. Türkçe öğretmeni Cansev'in çalıştığı lisede, geçtiğimiz ders yılında hiçbir öğrenci sınıfta kalmamış, daha doğrusu 'bırakılmamış'. Cansev, "Müfettiş geliyor, 'Devlet bir öğrencinin masrafını bir yıl daha üstlenemez' diyerek sınıfta bırakmamamızı istiyor" derken, Felsefe öğretmeni Birsen Coşkun öğrencilerin derse ilgisizliğinden şikayetçi: "Öğrenci benim dersimde 'Hocam bu dersi bırakalım, sınavda nasıl olsa soru çıkmıyor. Ders yapmayalım, test çözelim' diyor.

16 yıllık Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni Mehmet Alıcı ise tembel olan öğrenciyi bırakamadıkları için disiplini sağlayamadıklarını savunuyor. Alıcı, yönetmeliklerin ellerini kollarını bağladıklarını belirtirken, "Kimisi derste kafasını koyup uyuyor, kimisi arkadaşıyla sohbet ediyor. Ben gidiyorum, dersi dinlemeyeceğim diye sınıfı terkedeni bile var" şeklinde anlatıyor tabloyu.

-BİTTİ-

1. Bölüm: Öğretmenlik 'ek iş' oldu
2. Bölüm: Öğretmen tahsildar olmak istemiyor!..





15 Eylül 2004
Çarşamba
 
Künye
Temsilcilikler
AboneFormu
MesajFormu

Aslıhan Altay Karataş


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED