|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Merhum Turgut Özal'ın Cumhurbaşkanlığı döneminde Başdanışman ve Özel Kalem Müdürü olarak görev yapan Engin Güner, yabancı devlet adamlarının Özal hakkındaki izlenimlerine bire bir tanık olan bir isim. 18 yıl Avrupa Konseyi'nde uluslararası yöneticilik yapan Güner, "Özal iki konuya büyük önem verdi: Dış Politika ve Ekonomi. Dışardan en fazla siyasi ziyaretler Özal döneminde gerçekleşmiştir. Dış dünyayı yakından takip ederdi. Her gün yabancı basın taranır ve önüne konulurdu" diyor. Gorbaçov'a serbest piyasa dersi Turgut Özal'la 1991'de Moskova'ya giden Güner, izlenimlerini şöyle anlatıyor: "Özal, Gorbaçov ve yanındakilere 5 saat Türkiye'nin geçirdiği değişimi ve gerçekleştirdiği reformları anlattı. Gorbaçov ilgiyle dinliyor, notlar alıyordu. Rusya hala komünizmin etkisindeydi. Serbest piyasa ekonomisini bilmiyorlardı. Gorbaçov, Özal'a Türkiye'nin ekonomik reformlarını izlediklerini söyledi." Baba Bush'u yönlendiriyordu Özal'ın dönemin ABD Başkanı George Bush ile çok iyi iletişim kurduğunu hatırlatan Güner, "Özellikle I. Körfez Savaşı sırasında Baba Bush, kendisini gerçekten çok dikkatli dinlerdi. Özal'ın fikirlerine büyük önem verirdi. Özal, hem şark hem batı mantalitesini çok iyi bildiği için isabetli ve yararlı kritikler de bulunurdu. Amerikalı yetkililerin Başkan Bush'un Özal'ı çok takdir ettiğini, görüşlerinin Bush'u yönlendirdiğini söylediklerine çok tanık olmuşumdur" diyor. Özal'ın dış dünyada Doğu ve Batı'yı sentezleyen çağdaş bir devlet adamı olarak görüldüğünü kaydeden Güner, Özal'ın sadece Batı'ya değil, Asya'ya, Doğu'ya açılma siyasetini de benimsediğini söylüyor. Özal'ın Türk Cumhuriyetlerle Türkiye'nin ekonomik ve kültürel işbirliği imkanlarının genişlemesini istediğini vurgulayan Güner, "Ama aynı zamanda ABD ile iyi ilişkiler içinde olmayı benimserdi" diyor. Özal'ın Batılıların gözünde Türkiyeyi gelişmiş dünyaya taşıyan çağdaş bir lider olarak nitelendiğini belirten Güner sözlerine şöyle devam etti: "Pek çok Batılı entelektüel Özal'ın Atatürk'ten sonra gelmiş en büyük reformcu olarak, Türkiye'ye yenilikler getiren bir lider olarak nitelemişlerdir. Bizler siyasi ve ekonomik değişimlerin içinde olduğumuzdan pek çok şeyi göremiyorduk, ama Türkiye'ye dışardan bakanlar çok iyi görüyordu. Özal'dan önce Türkiye, Arnavutluk gibi bir ülke olarak görülürdü. Özal döneminde ise Türkiye'nin çehresi değişti. Maalesef, Özal'ın yaptıklarının dışardan daha iyi algılandığı ve daha çok takdir edildiği kanısındayım." Türki Cumhuriyetlerin 'ağabeyi' Merhum Turgut Özal'ın yakın dostu, Erdem Holding Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Zeynel Abidin Erdem, Özal'ın Türk Cumhuriyetlerinde karşılaştığı büyük ilgiye ilişkin bazı anekdotları şöyle anlattı: "Kazakistan Cumhurbaşkanı Nazarbayev, 1992'de büyük bir işadamı ve bürokrat grubu ile Antalya Kiriş World Oteli'nde bulunuyordu. Burada Turgut Bey'i örnek alınacak en büyük lider olarak gördüklerini, kendisine birleştirici, uzlaştırıcı ve yol gösterici çalışmalarından dolayı son derece minnettar olduklarını söyledi. Turgut Bey'in 1993'te son Türki Cumhuriyetleri seyahatinde de tek tek bu ülkelerin liderleri Sayın Nazarbayev'in ifadelerinden farklı bir şey söylemiyorlardı.O sıralarda gündemde olan yeni Türki Cumhuriyetleri Ortak Pazarı'nın kurulma aşamasından tüm dünya çok rahatsız olmuştu. Bu Turgut Bey'in projesiydi, tamamlandığında manevi ve ekonomik yapısı son derece güçlü bir ittifak oluşacaktı. Hemen bir karalama kampanyası başlatıldı ve Türki Cumhuriyetler "Ağabey" istemiyor ifadesi maksatlı olarak yayılmaya çalışıldı. 1993'deki bu ziyarette ise ülke liderleri Türk heyetlerinin bulunduğu toplantılarda Özal'ın gerçek bir "Ağabey" olduğunu ısrarla vurguladılar. Özal, Türk halkı için hediyeydi 8.Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın vefatının ardından çeşitli ülke devlet başkanları ve başbakanları yaptıkları açıklamarda Özal'ın Türkiye ve dış dünya için ne ifade ettiğini anlattılar: Bill Clinton (ABD eski Başkanı): "İstikrarsız bir çağda, istikrar ve güvenlik arayışında ABD'nin ortağı olarak, Özal, görüşlerine başvurduğum değerli bir meslektaşımdı." George Bush (ABD eski Başkanı): "Özal, büyük bir devlet adamıydı. Onunla ilişkilerimiz mükemmeldi. Kişisel diplomasinin aramızda apayrı bir yeri vardı. (..)Çöl Fırtınası harekatına kadar olan dönemde ve harekatın sonrasında gösterdiği liderlik ve işbirliğini hiçbir zaman unutmayacağım. Eşim Barbara ve ben, Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın yasını tutuyoruz. Onu çok özleyeceğim." Jac Chirac (Fransa eski Başbakanı): "İnsani vasıflarını; kıvrak zekasını, açık sözlülüğünü, kararlılığını çok takdir ederdim. Bunlar onun devlet adamlığı vasfını oluşturuyor. Türkiye, büyük bir değerini kaybetti." John Major (İngiltere eski Başbakanı): "Türkiye'nin kalkınmasında lider rolü oynayan Özal'ın yokluğu sadece İngiltere ve Avrupa için değil, bütün dünya için kayıptır." Cemsid Marker (BM Güvenlik Konseyi eski Dönem Başkanı): "Özal, Birleşmiş Milletler düşüncelerine ve dünya barışı davasına sıkı sıkıya bağlıydı. Kaybı uluslararası camiada derin üzüntü yaratmıştır." Konstantin Karamanlis (Yunanistan eski Cumhurbaşkanı): "Türk siyaset hayatına uzun yıllardan beri faaliyetleri ile imzasını koymuş Sayın Özal'ın beklenmeyen ölümü nedeniyle Yunan halkı ve şahsım adına başsağlığı dilerim." Büyükelçi Michael Lake (AT Komisyonu Türkiye eski Başkanı): "Özal, önce bürokrat, sonra Başbakan olarak az gelişmiş Türkiye ile bugün dünya ekonomisinde ortaya çıkışına şahit olduğumuz modern Türkiye arasında bir köprü oluşturmuştur. Yokluğu, bölgede ve dünyada da hissedilecektir." İslam Kerimov (Özbekistan Devlet Başkanı): " Özal Türk dünyası için bir umuttu. Bizim geleceğimizle ilgili çok güzel projeleri vardı. Çok zamansız kaybettik." Asker Akayev (Kırgızistan Devlet eski Başkanı): "Kırgız halkı için Özal Hızır gibiydi. Ne zaman başımız sıkışsa yardıma koşacağına inanıyorduk. Hızırımız'ı kaybettik." Mitterand'ı yumuşattı Özal'ın pek çok ülkede sayılan ve takdir edilen bir devlet adamı olduğunu belirten Engin Güner, "Çok iyi diyalog kurar, genellikle ikili ilişkilere, insani ilişkilere büyük önem verirdi. Mesala Cumhurbaşkanı Mitterand Türkiye'ye sıcak bakmıyordu. Özal bana Mitterand'ın nasıl bir kişi olduğunu sordu. Ben de Mitterand öyle ekonomik konulardan pek hoşlanmaz, anlamaz da. İlgi alanı kültürdür, kültürel şeylerden hoşlanır" dedim. Paris'te bir Kanuni Sergisi açıldı. Mitterand da geldi, büyük bir olay oldu. Orada Özal'la arasında bir yakınlık oluştu. Daha sonra Mitterand Türkiyeye geldi, Özal birkaç kere Paris'e gitti. Neticede Mitterand'ın Türkiye'ye bakışı değişti" dedi.
1. BÖLÜM : 'Özal olağanüstüydü'
|
|
![]()
|
|
|
|
|