T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

D İ Z İ

ABD-Taliban ikileminde bir ülke

Böylesi önemli bir konuma sahip ülkeyi yöneten Pervez Müşerref'in en büyük sıkıntısı sayıları 5 milyonu bulan Afgan mültecilerin durumu. Özellikle Peşaver ve Quetta'ya sığınan mültecilerin oluşturduğu çok sayıda kamp bulunuyor. Yeni Şafak'ın görüştüğü bir Afgan mülteci, "İçerde durum çok karışık, Taliban'dan değil, Amerika'nın saldırılarından korkuyoruz" diyor

Amerika Birleşik Devletleri'nin Afganistan'da başlattığı saldırıdan Afganistan'ın kendisi dışında en çok etkilenen ülke Pakistan oldu. Pakistan hem Taliban'ın üzerindeki siyasi etkisi, hem de iç unsurların bölgedeki politikalara yön vermesi nedeniyle ABD ve Taliban yönetimi tarafından birinci derecede temas kurulan ülke olarak öne çıktı.

Taliban-Pakistan-ABD üçgeninde ilişkiler aslında Taliban'ın ilk ortaya çıkmaya başladığı dönemdeki dengelere dayanıyordu. 26 Eylül 1994'te ansızın ortaya çıkan ve Pakistan'daki cemaat önderlerinin de desteğiyle aralarında Peştun ve Tacikler'in yanısıra diğer etnik unsurları da barındıran grupların silahlanarak Molla Ömer'in etrafında toplanmasıyla ülkenin büyük kısmını ele geçiren Taliban yönetimi bugün Pakistan'ın oluşturduğu bir güç olarak görülüyor. Bu anlamda son savaş, Pakistan'ın ABD'nin onayıyla oluşturduğu bir gücü yok etmeye çalışma süreci olarak değerlendiriliyor.

Amerika'ya ölçüsüz destek

Pakistan'da darbeyle iktidara gelen Devlet Başkanı Pervez Müşerref'in operasyon sırasında ABD'ye ölçüsüz destek vermemesinin ve ABD'nin de Pakistan'ın Afganistan'la ilişkilerini bütünüyle bozmak istememesinin nedeni bundan sonraki dönemde de Afganistan'ın kontrolünde İslamabad'ın oynayacağı rolün önemi.

ABD'nin terörle savaş olarak adlandırdığı ve belirli askeri hedeflere yönelik olduğunu öne sürdüğü operasyonun Pakistan'ı etkileyen bir diğer önemli yönü ise Afganistan'dan ülkeye yaşanan mülteci göçü. Son gelen mültecilerle birlikte Pakistan -sınırlarını Afgan mültecilere açan tek ülke olarak- 5 milyon Afgan'ı mülteciyi barındıran ülke konuma geldi.

Özellikle Peşaver ve Quetta gibi Taliban'ın kontrolündeki Afgan topraklarına yakın olan Pakistan kentlerine son saldırının etkisiyle sığınan mültecilerin oluşturduğu çok sayıda kamp bulunuyor. Bu kampların sayısını onlarla ifade etmek mümkün. Yaşam standardı son derece düşük olan Pakistanlı yerel halktan çok daha kötü koşullarda yaşayan mültecilerin birincil sorunu sağlık ve açlık tehlikesi. Kimisi kerpiçten yapılmış evlerin oluşturduğu kamplarda kimisi ise çadırlarda yaşam mücadelesi veriyor. Peşaver'deki kamplar Afganlı mültecilerin isteğiyle basına kapatılmış durumda. Gizlice girmek isteyen basın mensupları tartaklanıyor, Peşaver'deki yerel yönetimden alınan özel izinle girilebilen kamplarda da Batı'yı destekleyen ve Afgan halkının acılarını paylaşmayan gazeteciler olarak görülmemek neredeyse mümkün değil.

Kendi halkını beslemekte güçlük çeken ve ekonomik zorluklarla baş etmeye çalışan Pakistan'ın mültecilerle ilgili asıl endişesi hâlâ Afgan sınırları içinde bekleyen 1 milyona yakın yeni mültecinin ülkeye akın etmesi. Yeni Şafak'ın görüştüğü bir Afgan mülteci, "İçerde durum çok karışık, ne yapacağımızı bilmiyoruz. Biz Taliban'dan değil, Amerika'nın saldırılarından korkuyoruz. Taliban bizi savaşmak için zorlamıyor. Baskı görmedik, ama Amerika savaşı durdurmuyor" açıklamasını yaptı.

Taliban'ın dünyaya açılan kapısı

Pakistan'ın Afganistan'daki Taliban yönetimi açısından taşıdığı önem ise kendisini tanıyan tek ülke olarak Pakistan'ın kalması ve Taliban'ın sesini dünyaya bir anlamda İslamabad Büyükelçiliği aracılığıyla duyurması.

Amerika'nın saldırılarda sivilleri vurduğunu dünyaya asıl açıklayan bir anlamda Taliban'ın İslamabad Büyükelçisi oldu. Pakistan'daki yabancı gazetecilerle Afganistan'daki yönetim arasındaki irtibatı sağlayan da büyükelçilikti. Çoğunluğunu Batılı basın mensuplarının oluşturduğu 10 kişilik grubu Celalabad yakınlarındaki köye götürüp gezdiren de Taliban'ın İslamabad Büyükelçiliği'ydi.

Türkiye'nin İslamabad Büyükelçisi Ali Vural Öktem Taliban'ın İslamabad Büyükelçiliği'nin konumunu, "direnişi canlı tutan bir unsur" olarak değerlendiriyor. Türk gazetecilerin bölgedeki çalışmalarının sürdüğü dönemde gazetecilerle sohbet toplantısı yapan Büyükelçi Öktem, "İlerde Pakistan bunun için bir çözüm düşünebilir" değerlendirmesini yapıyor.

Stratejik kent Peşaver

Öktem, ABD'nin Afganistan'daki saldırılarının Pakistan'a direkt etkileyecek konuma gelmesi durumunda bölgedeki Türk personelin tahliyesinin de Hindistan üzerinden ya da acil durumlar için helikopterle sağlanacağı bilgisini veriyor. Öktem, "Tahliye planımız var. Saldırının başlamasından sonra bunu değerlendirdik. Ancak şu anda bizi etkileyen bir durum yok" diyor.

Taliban yönetimi açısından İslamabad'daki büyükelçilik dışında önem taşıyan iki önemli irtibat birimi daha var ki bunlar da Peşaver ve Quetta Başkonsoloslukları. Özellikle Afganistan-Pakistan sınırında aşiret reislerinin kontrolündeki bölgeyi de bünyesinde barındıran Peşaver'deki başkonsolosluğun konumu giderek daha da önem kazanıyor. Peşaver, savaş devam ettiği sürece riskin arttığı bölge olarak yalnızca Taliban için değil Pakistan için de önem kazanmaya devam edecek.



Devam Sayfaları
1 | 2 | 3

 
Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika| Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon| Hayat| Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED