|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Bolşevik-İslam olur mu?
Anadolu'da istiklal mücadelesi verilirken hem Türkiye, hem de Batı gündeminde tartışılan önemli konulardan biri de Bolşevik-İslam idi.
İşgal döneminin 'İstanbul'unda bu tartışmalar sürerken, öte yandan Anadolu'nun kurtuluş ve selameti için de açık-gizli çalışmalar sürüyordu! Anadolu'da istilacılardan kurtuluş için, hacı-hoca, ana-bacı herkes cepheye koşuyordu! Nasıl olsa, kültür emperyalizminin yerli uzantılarının böyle bir problemi yoktu. Onlar, ahkâm kesip, Batılılar'ın işgal ettiği saraylarda akşamları kadeh tokuşturur, gündüzleri de yazı yazıp, "millî düşünce"yi iskat için kalem oynatırlardı! 1919'un başlarında, İzmir işgal ediliyor, Bolşeviklik de aldı başını gidiyor ve işgal kuvvetleri, İstanbul'un sosyal ve aile hayatını tarümar ediyordu! "Nutuk"ta da işaret edildiği üzere; Teali-i İslam adlı bir cemiyet, ülkenin emperyalistlerden halâs ve salahı için, bir sürü çalışmalar yapıyor, "Sebilürreşad"da da Akif merhum ile Eşref Edib Bey, kalem ve kelam ile, milletin emperyalistlere karşı umutsuz olmayıp, cehd ve gayret içinde kurtuluşa katkıda bulunmalarını teşvik ediyorlardı. Bolşevik İhtilali ve biz İşgal altında bulunan İstanbul'da, Rusya'da baş gösteren Bolşevik İhtilali üzerine, Çarlık taraftarları içki, fuhuş ve ahlaksızlığı yaydıklarından, Teali-i İslam Cemiyeti, bu konuda bir beyanname yayınlayıp, toplumun ahlaksızlığa düşmemesi için, her türlü fuhuş ve zinanın yasaklanması, içki âlemleri ile, milletin varlık-yokluk mücadelesi verdiği topraklarda, bu tür eğlence âlemlerinin önünün alınmasını istiyordu. Ayrıca, işgal altında bulunan yerlerde yaşayan Müslümanlar'ın İslam'ın kendilerine yüklediği sorumlulukları ifa edebilmelerinin şartı olarak, hilafet ve makamının "özgürlüğü" üzerinde, işgal kuvvetleri komutanlığı karargâhına bir "muhtıra" vererek, bunu kamuoyuna deklare etmişti. Deniyordu ki: İşgalcilere muhtıra "Ekselansları! Müessili bulunduğunuz büyük devletler tarafından İstanbul'un Müslümanlar'ın ellerinden alınması, yahut İslam Hilafeti'nin saltanattan ayrılması konu edinmekte olduğu haberi İslam âlemini içinden yaralamıştır." "Osmanlı hükümetinin gelecekteki mukadderatı hakkında şimdiye kadar hükümet ricali, siyasî partiler ve aydınlar sınıfının dilinden resmî ve gayr-i resmî birçok yorumlar dinlemiş ve gazete sütunlarında birçok makaleler görmüş olduğunuza şüphe yoksa da bir kere de memleketin sırf dînî bağları ve ruhanî durumu ile ilgili ve her düşüncesi İslam'ın samimî duygularına tercüman olan İslamî bir cemiyetin bu konudaki görüşünü dinleyeceğinize kuvvetle ümit ederek şu yoldaki görüşümüzü takdim etmekle övünüyoruz." (...) "Dînî hükümlerin tenfizi, dinin adetlerinden olan ibadetlerin sıhhati, Halife'nin istiklaliyetine bağlıdır. Halife müstakil olmadıkça Müslümanlar'ın dînî bağları kurulamaz. Ve binaenaleyh toplu olarak yerine getirilmesi şart kılınmış olan ibadetleri sahih olamaz. Onun içindir ki adil ve dînî hükümleri tenfize kadir, müstakil bir halife tayin etmek bütün Müslümanlar'ın dînî sorumluluklarındandır. Bu halife tayini dînî farizası ifa edilmediği takdirde bütün Müslümanlar 'Halik'lerine karşı isyan suçu işlemiş olacaklarını bildiklerinden bunun sağlanması neye uygun ise onu vücuda getirmeye bütün kuvvetiyle çalışmak sorumluluğundadır." (.....) "Hukikî esasları takiben mezhep hürriyetini büyük bir hürmetle ortak kefaletleri altına alan büyük devletler, Müslümanlar'ın, özellikle idareleri altındaki milyonlarca Müslüman'ın en muazzam dînî hükümlerinden olan hilafet ile hilafet makamlarına ve en hassas noktası bulunan din hürriyetlerine ve bu suretle müdahale etmelerinin siyasî mesleklerine uygun düşmeyeceği kanısındayız. Medeniyet namına azınlıkların hukuku korunmak istendiği şu zamanda Müslümanlar'a reva görüleceği görünen bu tasavvur ne medeniyet ve ne de adaletle telifi kabil olmayacağından şu olağanüstü şeklin ihdasına meydan verilmeyeceği inancındayız." Müslüman- sosyalizm arayışı Bu sıralarda, Leninizm'in kuşatıcı ve yeryüzündeki etkinliği, Anadolu'da birçok örgütlere doğru gidişe hız veriyor, ortaya atılan ilkeler de halkın hoşuna gidiyordu. Çünkü, Rusya'nın işgali altında pekçok Müslüman topluluk vardı ve onların içinde de, Müslümanlık'la-sosyalizm'in "ortak noktaları" üzerinde, Batılı emperyalistlere karşı şartlandırmaya varan gelişmeler ve çalışmalar sürüyordu. Teali-i İslam Cemiyeti, bu noktaya da dikkat çekiyor, Batılı emperyalist güçler kadar, Bolşevikler'in de kucağına düşülmesinden endişe eder tarzda, bir başka beyannameyi kamuoyuna deklare ediyordu: "Dayandığı ana görüşü ne olursa olsun tatbikatı kişi ve toplulukların hayat ve mülkiyet hakkını ihlal suretiyle tecelli ettikçe Bolşeviklik, İslam'ın hükümleri ile hiçbir şekil ve surette uygunluk kabul etmeyecek derecede ihtilaf ve çatışma durumundadır." "...İslam'ın hükümlerine aykırı ve günün medeniyet ve hak ve adaletin etkinliği için büyük bir tehlike teşkil eden, halkın hukuku ve ictimaî düzenini ihlal eden Bolşevikliğe mukavemet, Müslümanlar'ın Halifesi'nin aslî vazifeleri cümlesinden olduğundan hilafet makamı, Avrupa ve Asya'nın bitişme noktasında bulunması dolayısıyle yerinin önemi pek müstesna bulunan İstanbul'da ibka ve bu makamın nüfuz ve iktidarını takviye, aynı zamanda cihanın asayişinin temin ve devamına en iyi şekilde etki edeceğini de teyiden beyan ve tezkar olunur." Şeyhülislam'ın uyarısı Bolşeviklik hakkındaki bu "beyanname"nin açıklanması üzerine, basında sosyalistler rahatsız olmuş ve bu konuda, bir de Şeyhülislamlık makamı tarafından bir cevap istenmiştir. Buna da en ilginç ve siyasî cevabı, Şeyhülislam Mustafa Sabrî Efendi vermiştir: "Bolşevikliğin, İslam dininin ulvî ahkamına aykırı olduğuna dair Teali-i İslam Cemiyeti tarafından gazetelerde intişar eden beyanname, hak ve hakikata uygundur." (.....) Ve Mustafa Sabrî Efendi, beyanatına, şu sorular ile son veriyordu: "Zavallı Türk milleti! Daha dün Rusya ezelî düşmanımızdır, diyerek seni Almanlar'la beraber harbe sokanlar, bugün de Bolşeviklik adı altında Moskoflar'la birleşmeye davet ederek, her gün hakir bir tarzda senin hayat ve huzurunla en adi bir oyuncak gibi oynayacaklar mı? Ve sen bu yankesicilere sonuna kadar aldanmak ve alet olmak mezelletine katlanacak mısın?"
|
|
|
|
|
|
|