T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

D İ Z İ

Dincilik - milliyetçilik tartışması

Şark İstiklal Mahkemesi'nde yargılanan Eşref Edib Bey'e sorulan sorular cumhuriyetin erken devrinde hakim olan zihniyeti yansıtıyor.

Eşref Edib Bey "-Din fikri ile milliyet fikri tearuz etmez ki beyefendi!" (bu cevaba bir şey diyemedi, fakat devam etti:)

"-Memlekette açılan Türk Ocakları memlekette faydalı mı oldular yoksa zararlı mı?"

"-Şimdi faydalı olmak yolunu tutmuş olsalar gerek. Vaktiyle bazı taşkınlıklar yapmışlardı. Bir zamanlar Cengiz Yasası'ndan bahsetmişlerdi. Sonra vazgeçtiler. Bu kabil taşkınlıklara saptıkça biz onlara nasihat ederdik. Bizim nasihatlerimizin çok faydası olmuştur zannederim. Şimdi artık o taşkınlıkları bırakarak faydalı yol tutmuşlardır, ümidindeyim."

Türk Ocakları

"-Siz Türk Ocağı'na girdiniz mi?"

"-Girmedim, efendim. Fakat birçok Türkçü'yle görüşürüm."

"-Sizin bir makaleniz var, hakikat anlaşılmış, halk da ocaktan çekilmeye başlamıştır, diyorsunuz. Ne gibi sebepler olmuştur da hakikat anlaşılmış, halk da çekilmeye başlamıştır?"

"-Efendim, bu sanırım, Kastamonu'da çıkan Açıksöz gazetesinden naklen alınmıştır. Ocaktan çekilenler olduğunu o gazete yazıyor."

"-Evet, Açıksöz muhabiri size yazmış, siz de mütalâanızı ilâve ediyorsunuz."

"-Efendim, makalenin altı üstü olacak. Lütfen okur musunuz?" (Okudular)

Eşref Edip: "-Evet, efendim, anladım. İnebolu'daki Türk Ocağı hakkında Açıksöz'e yazılmış bir fıkra. Biz de gazeteden nakletmişiz. Lütfen biraz daha okur musunuz?" (Yine okudular)

"-Gördünüz mü efendim? Ocakların bu durumuna üzüntülerimizi belirtmişiz ve ocakların hizmet edebilecek bir mevkide olduklarını söylemişiz."

"-Türk Ocakları'nın yasasını okudunuz mu?"

"-Okumadım, efendim."

"-O halde bilmediğiniz bir mesele hakkında nasıl mütalâa beyan ediyorsunuz?"

"-Gazeteler yazmıştı. Bazı maddelerini, orada görmüştüm."

"-Bu memlekette mücadeleyi kazanan milliyetçilik mefkûresi olduğuna kani misiniz?"

"-Millet ile din tearuz etmez ki beyefendi."

"-Sualime cevap veriniz!"

"-Evet, iki taraf da çalıştı. Dindarlar da çalıştı, Türkçüler de. Hep beraber bütün millet çalıştı."

"-1328/1912'de açılan Türk Ocakları'nın faydalı olduğuna kail misiniz? Zararı oldu mu? Oldu ise söyleyiniz?"

Anadolu'yu kim kurtardı

"-Ocak eskisi gibi şimdi değildir. Bundan önce tabii yanlış ve zararlı görüşleri vardı..."

"-Türk Ocakları Anadolu'nun kurtarılmasında amil olmuş mudur?"

"-Ben farkında değilim. Belki olmuştur..."

"-Siz Türkçülük hakkında neden hiç bir şey yazmadınız?"

"-Nasıl yazmadık beyefendi! Hatalarını söylemekle daima kendilerini irşad ettik. Sonra Türkçülük'ten maksat, Türk diline, edebiyatına hizmet ise Sebilürreşad'ın bu hususta hizmeti herkesçe biliniyor. Üstadımız Akif Bey'in, Türk dilinin sadeleştirmesi hususundaki hizmetleri çok büyüktür. Ama biz siyasî manada, yahut millî değerlere aykırı Türkçülük bilmiyoruz."

"-Türkçülük bu demek midir?"

"-Bildiğiniz gibi bunları vaktiyle çok münakaşa etmiştik. Şimdi burada bahsi uzatmayı doğru bulmuyorum. Müsaadenizi rica ederim."

"-Din ile millet arasında ne fark vardır?" (İlk mektep bilgisi gibi sorular soruyor. Mahkeme değil, sanki oyuncak. Fakat ne yaparsın, cevap vermek lâzım.)

"-Din ile millet, ikisi de birdir."

"-Siz İttihad-ı İslâm'a taraftar mısınız?"

"-İttihad-ı İslâm'dan maksat nedir? Arz ettim ya efendim. Vaktiyle bu meseleler çok bahis mevzu olmuştu. Bir de İttihad-i Etrak vardı. Akçoraoğlu Yusuf Bey'in Üç Tarz-ı Siyaset unvanlı bir eseri vardı. Bu konular orada uzun uzun bahis mevzu olmuştur."

"-Siz ne gibi bir hars istiyorsunuz? Müslüman harsı mı, Türk harsı mı?"

"-Türk harsı, İslam harsı diye ayrı gayri bir şey yoktur. İkisi bir şeydir."

"-Yani milliyetçilik mefküresini ve dinî kurtaran Türkler midir?"

"-Hedr şeyi kurtaran Türklerdir. Türkler bütün milletlerin göz bebeğidir. (Türkçülük hakkında uzun bir nutuk verir Eşref Edip...) Müsaade buyurursanız bazı şeyler savunmamda okumak isterim."

MEHMET AKİF ERSOY NERELİDİR?

"-Rumeli bizden gittiği vakit Mehmet Akif'in tek bir yazısını göremezsiniz..." (Bu ne biçim lâf, sahi mi söylüyor? Şaka mı ediyor? Hayret ettim. Reis Mazhar Müfid Bey ona dönüp gözlerini dikti: -İşte şimdi yaya kaldın Tatar ağası(!) der gibi bir bakışı vardı. Sonra gözlerini bana çevirdi. Göz göze geldik. Bakışlarında: -Hadi cevabını ver de anlasın! der gibi bir sabırsızlık vardı. Ben hiç ciddiyetimi bozmadan:)

"-İşte şimdi beyefendi büyük bir hataya düştünüz. Çok yanılıyorsunuz. Rumeli giderken en çok yazı yazan Mehmet Akif'tir. (...) 'Hakkın sesleri.' Bütün ocaklılar bunu bilir sanırım."

"-Akif nerelidir?"

"-İstanbullu'dur. En güzel Türk dili onun lisanıdır, onun şiirleridir."

DİN İNSANIN NEYİNE HİTAP EDER?

Eşref Edib'in sorgusu sonlarına doğru sözü savcı Avni (Doğan) Bey aldı. Reis'ten izin alıp sorulara şöyle başladı: "-Eşref Bey, gazetenizin mesleği ilmî, ictimaî, dînî dediniz. Dini tarif eder misiniz?" "-İnsanı maddeten ve manen en kâmil bir hale getiren müsbet kaideler, İlahî kanunlardır." "-Din neye hitap eder? İnsanın nesine hitap eder? "-Aklına..." "-Dînî kurumlar demekten maksadınız nedir? Bâb-ı Fetvâ mı, Şer'iyye Vekâleti mi, Millet Meclisi mi?" "-Dînî kurumlardan maksat, irfan ocaklarıdır, efendim." "-Yani mektep, medrese mi? Ne kastediyorsunuz?" "-Evet, efendim. İrfan ocaklarını..." "-Tedris hakkı kimindir? Kanunen ferdin, şahsın mı, yoksa devletin mi?" "-İlmî cihetten bu hususta muhtelif görüşler var. Bildiğiniz gibi, amme hukukunda bu, mühim bir konudur. Uzun uzadıya münakaşa edilir."


Devam Sayfaları
« 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12 | 13 | 14 | 15 | 16 | 17 | 18 | 19 »


 
SADIK ALBAYRAK
Ana Sayfa | Gündem | Politika| Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon| Hayat| Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED