T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

D İ Z İ

Tarihin hızlı aktığı yıllar

Akis dergisi, 'ülke batıyor, kan gövdeyi götürüyor' diye propaganda yaparak ihtilal yolunun taşlarını döşüyordu.

Amma, öyle bir gidiş vardı ki, DP iktidarında yine CHP'nin kurmaylarının dediği oluyordu. Zira, Ali Fuad Başgil "Sebilürreşad"da çıkan yazıları üzerine dava açılmış, bilirkişi de kendi fakültesindeki cezacı öğretim üyelerinin "bilirkişi raporları" ile yargılanıyordu.

On yıl içinde DP kazanıyor, CHP ise muhalefette kalıyordu amma, basında, bürokraside, üniversite ve ilim çevrelerinde CHP'nin dediği oluyordu, zihniyet sürüyordu.

Nitekim, 1954 ve 1957'deki genel seçimlerde, DP büyük bir çoğunlukla "iktidar partisi" olarak ülkeyi yönetti.

Fakat bürokrasi ve asker içinde, CHP'nin, İttihat ve Terakki'ye kadar uzanan bir "siyasî baskı unsuru" olarak devam ettiğinden, başta "İsmet Paşa'nın damadı" olan Metin Toker'in "Akis" dergisi ile "Ülke batıyor, kan gövdeyi götürüyor" ve DP'nin ocak-bucak teşkilatlarının köylere varıncaya kadar sürüp giden ayırımcı politikası, nerede ise DP-CHP ayırımında, camiler de cemaat olarak ikiye bölünmüş oluyordu.

İhtilale doğru

Cumhuriyet Halk Partili mebus Avni Doğan bile, TBMM'de yaptığı bir konuşmadan sonra DP'lilerle tartışıp, kanlanan gömleğini, köy köy dolaşıp, Demokratlar'a karşı siyasî istismar vasıtası olarak kullanıyor ve asker, 28 Nisan olaylarından sonra "tenkil edilen gençler"den (?) dolayı bir ay sonra, 27 Mayıs'ta yönetime el koyuyordu.

DP'nin önde gelenleri tutuklanıp, "Yassıada"ya tıkılıyordu. O yıllarda, MBK (Millî Birlik Komitesi), dinî hayatı teskin etmek için yayınladığı 35 numaralı bildiri ile;

"Vicdan hürriyetinin hazinesi olan mukaddes dinimizin irtica ve siyasî cereyanlara alet edilmeden saf ve lekesiz kalması, MBK'nin en büyük emelidir" diyordu.

"Ezanın ve Kur'an-ı Kerîm'in Türkçe okutulması" gibi birtakım propagandalara asla iltifat edilemeyeceğini beyan eden Komite'nin, üç ay içinde, içinden bir tasfiyeye gidiliyor ve tamamen askerin tüm beklentisinin aksine, CHP'nin lideri İsmet İnönü'nün güdümünde bir askerî komite faaliyetlere devam ediyordu ki, sandıkta DP'ye üstünlük sağlayamayan CHP, bu sefer kurulan Adalet Partisi'nin de belini bükmek istiyordu.

Anayasa değişti, demokratik bir yapı oluştu, Menderes ve iki arkadaşı Zorlu ve Polatkan idam edildi. "Sizi buraya tıkayan güç, böyle istiyor" diyenler, üçüncü Cumhurbaşkanı Bayar ile beraber birçok DP'li mebusu, ağır cezalara çarptırıyordu. Asker, kaynıyordu. Aydemir denemeleri oldu. Tıpkı 31 Mart öncesi gibi, Harbiyeliler isyandaydı ve sonunda iki yıllık dönemi kapsayan gençler tart edildi.

İsmet Paşa, koalisyon ortaklarının Başbakanı olarak 1965'e kadar gücünü kullandı. Fakat, tekrar DP'nin mirasına konan AP -iktidar- oldu. Milliyetçiler, Bilgiç'i isteseler de, yeni bir "Türkiye Yükseltme Cemiyeti" destekli Demirel, "Çoban Sülü" olarak ve evinde Kur'an okunup sabah kahvaltısına kalkılan bir aileden gelen biri olarak, AP'nin başına geçti!

İslami basın ve Adalet Partisi

Bu yıllarda, İslamî basın da güçlendi: İslam, Yeni İstiklal, Hareket, Yol, Yeni İstanbul, Bab-ı Ali'de Sabah, Bugün gibi gazete ve dergiler kamuoyu oluşturmakta büyük yankılar uyandırdı.

İmam-Hatip Okulları ile Kur'an Kursları geniş bir ilgi alanı buldu ve Menderes'in "halka malolmuş inkılaplar" olarak ifade ettiği okul ve kurslar, giderek yaygınlık kazanıyordu.

Bu durum, şüphesiz Diyanet'in başında bulunan tavizsiz ve ilkeli reislerden kaynaklanıyordu.

Bu sefer "dinde reformcu" olarak yayın yapanlar, karşılarında genç bir İmam-Hatip nesli bulmuşlardı.

Millet Partisi, Cumhuriyetçi Köylü-Millet Partisi olarak Osman Bölükbaşı'ndan, Alparslan Türkeş'e geçmiş oldu: 1965.

Adalet Partisi'nde ise, İmam-Hatipli, Nurcu ve Süleymancı cemaatlerini temsilen, üç-beş mebus "kontenjan" olarak, Demirel ve atbaı tarafından Meclis'e sokulup, dinî cemaatler böylece, CHP'nin karşısında "izole" edilmiş oluyordu!

"Var mı bunun başka yolu" diyerek, dinî cemaatleri notralize eden AP Genel Başkanı Demirel, liselerde din dersleri, yüksek tahsilde eğitimin fırsat eşitliğine dayanmasını isteyen İmam-Hatip kökenli gençler ile velileri, büyük bir imkanı elde ediyordu.

İsmet Paşa istediği kadar "irticaın bir ayağı Konya'da, öteki ayağı Ankara'dadır" diyedursun, CHP içinde, kendisine muhalefeti temsil eden güçler, "örgüt" diyerek, "Ortanın solu"nu etkili kılmanın çalışması içine girmişlerdi. Çalışma Bakanı olarak kabinesine aldığı Bülent Ecevit, TİP'nin parlamentoya girip, 15 mebusla, CHP'nin tabanını oyması çalışması karşısında, "Köy-Kent projesi" ile halka, şehirlerine varoşlarında tutunma çareleri arıyordu.


Devam Sayfaları
« 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12 | 13 | 14 | 15 | 16 | 17 | 18 | 19 »


 
SADIK ALBAYRAK
Ana Sayfa | Gündem | Politika| Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon| Hayat| Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED