|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
MSP'li iktidar yılları
Yaşı 30'un altında olanlar hatırlamaz ama, MSP iktidar ortağı olduğu yıllarda Batı karşısında üç yüz yıldır gerileyen Türk ordusu Kıbrıs Barış Harekatını başarı ile yaptı.
Sunay gitmiş, devletin başına Korutürk gelmişti. Tam bir uyum sağlama ortamı zuhur etmeden, birden bire Kıbrıs olayları çıktı ve CHP-MSP ortaklığı, üç yüz yıldır gerileyen "Türk ordusu", bu sefer, "deniz aşırı" bir harekata, deniz ve havadan girişti ve Temmuz-Ağustos aylarında, "Kıbrıs Barış Harekatı" tamamlanmış oldu! Vekalet krizi
Yalnız, içte birçok "sosyal ve kültürel" başarılar sağlayan ikili ortaklık, Başbakan Ecevit'in İskandinav ülkelerine gidişte, vekaleti, Başbakan Yardımcısı Erbakan'a bırakmayıp, CHP genel sekreterine bırakmak istemesi üzerine "kararname"yi MSP'liler imzalamaz ve hükümet sarsıntı geçirir. Yalnız, bu hükümet zamanında, daha önce imam-hatiplerin orta kısımları kapatıldığı halde, tekrar açılmış ve birçok yeni okul faaliyete geçmiştir. Bunda, en büyük pay da o zamanın Millî Eğitim Bakanı olan Mustafa Üstündağ'a aittir. Fakat, Türkiye'deki siyasal yapı, MSP gibi bir siyasî hareketi içine sindirecek bir konumda değildi. Hükümet yıkıldı. Bu sefer de "sağcı kesim"den MSP'ye büyük bir itham yöneltildi: Komünistlerin affı!.. Bu "itham" yıllarca sürdü. "Millî ve manevî değerlere bağlı" olan MSP'nin "cici" olan varlığı, bu sefer "tu kaka" olmuştu. Fakat, CHP'nin dışında, kurulacak bir yeni hükümette de, en büyük dayanak MSP olacaktı. Çünkü, MSP olmadan yeni bir hükümet kurulamıyordu. Hele, Adalet Partisi genel başkanı Demirel, 12 Mart'ta yediği darbenin intikamını almak ve Erbakan'ın 1969'da yaptığı müracaatın ardından parti kurup, "milliyetçiler"in altını oymasını içine sindiremediğinden ortaklığa alıp, işini bitirmek istiyordu. Amma, MSP'nin doğal lideri, öyle siyaset arenasında yutulacak bir "kolay lokma" değildi. Sekiz aylık CHP-MSP ortaklığı bitti, ardından 206 günlük bir siyasî "buhran" dönemi başlamış oluyordu. Milliyetçi Cephe hükümetleri TBMM'nde en çok üyesi olan CHP'nin genel başkanına hükümeti kurma görevi verilir. Başaramaz. Demirel de beklemede. "Bize halk muhalefet görevi verdi" diyerek, çekimser kalır. MSP genel başkanı da üçüncü parti olarak, "Köşk"ten hükümet görevi bekler. Buna yanaşılmaz. Çünkü, Erbakan "keskin müzakereci" olarak algılanır. Çare, kontenjan üyesi Sadi Irmak'tır. Kurduğu hükümet, ancak TBMM'den 17 oy alabilir. Artık 1974 sonlarında "eski ve köklü mason" olan Celal Bayar devreye girer ve bir "Millî Cephe" havası estirilir. Bozbeyli'nin Demokratik Partisi ile CHP bir araya getirilmek istenir. Olmaz. Bu sefer Demirel, Erbakan, Feyzioğlu ve Türkeş bir araya gelirler. Ve 12 Nisan 1975'de "Milliyetçi Cephe" TBMM'nden güvenoyu alır. MSP, solla yapılan ortaklıkta "anahtar rolü" üstlendiği gibi bu sefer de aynı şekilde "kilit rolü"ndeydi. Sahip olduğu üyelerle her ortaklıkta "nazim rolle" siyaset yapıyordu. Böylece MSP'liler, fabrika kuruyor, sanayi ve yatırım alanlarında geniş bir kalkınma hamlesine giriyordu. Amma, bu sefer de sol çevrelerin yeni bir salvosu başlamıştı: "MSP, "millî" kelimesini, "dinî" olarak anlıyor ve yasalara göre yasak olduğu için "dinî görüş"ten uzak duruyor." MSP'nin ileri gelenlerinden Dr. Fehmi Cumalıoğlu, "din ve vicdan üzerine baskı yapılmaması"nı isterken, CHP'liler de, MSP'nin anladığı laiklik anlayışının Anayasa'ya aykırı olduğunu savunuyordu ki MSP ile yaptıkları "ortaklığı" unutmuşa benziyorlardı. MSP'NİN KALKINMA STRATEJİSİ Amma, MSP sürekli gündemdeydi: Erbakan, ortaklığın içinde aldığı yetki ile, sanayi ve ekonomik konularda, Başbakan Demirel'e rağmen, 1976 yılını "Ağır Sanayi Hamlesi yılı" olarak ilan etmişti. "Bakanlıklar arası ekonomik kurul başkanı" olarak Erbakan, 26 Temmuz 1976'da yaptığı basın toplantısında: "Bir uçağın yerden kalkışı gibi, geri kalmış bir ülke olmaktan çıkıp sanayileşmiş, kalkınmış bin ülke haline geçiyoruz. Bu büyük hamle, "uydu değil, lider ülke" kalkınmasıdır" diyordu. Tarımdan sanayie, montajdan fabrikaya, taklitçilikten şahsiyetli politikaya, bürokrasiden hızlı kalkınmaya, gericilikten ilericiliğe ve millî hedeflerle, hamle, huzur ve refah dönemini başlattığını ilan ediyordu. MSP'nin öne sürdüğü şartlar
Yalnız, MSP'nin CHP ile olan ortaklığında gerçekleştiremediği üç şartı vardı. Onları yeni hükümette rayına oturtmak istiyordu. Başbakan Yardımcısı Erbakan diyordu ki: "Üç tane şartımız var ki, bunlardan vaz geçemeyiz. Sömürüye müsaade edemeyiz. Tahakküme, fikir ve inanç hürriyetinin önüne çıkılmasına müsaade edemeyiz. Ve idare-i maslahatçılığa karşıyız. (...) Biz ahlakçı ve maneviyatçıyız. En büyük ehemmiyeti ahlak ve maneviyata vereceğiz. Biz tarihimize bağlıyız. Biz her türlü taklitciliğin karşısındayız." "İktisadî sahada, israflar kaldırılacaktır... Yurd kalkınmasında iki gün birbirinden aynı olmayacak, azim ve aşk ile, inançla hareket edecek, ruhlu bir millet olacağız." "Millî Görüş"ten çıkan bu ses, bütün ülke sathında bir yansıma bulmuştu.
|
|
|
|
|
|
|