T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

D İ Z İ

Mandacılar kimlerdi?

Mütareke devrinde mandacı görüşleri savunan çevreler cumhuriyet devrinde etkili köşeleri tutarak dindar halka karşı yayın yapıyorlardı.

Nuruosmaniye "Zaman" gazetesi idarehanesinde kurulan cemiyetin kurucu ve yöneticilerinden çoğunluğu siyaset ve yazar takımı idi, ki daha sonra tek parti yönetiminde de fikir ve kalemleri ile öncülük vazifesi yapmış kimselerdi:
-Halide Edib Adıvar
-Refik Halid (Karay) (Mine'l-Bab ile'l-Mihrab vs yazarı)
-Ali Kemal (Peyam-ı Sabah başyazarı)
-Celal Nuri (İleri, Atî ve İkdam başyazarı)
-Necmeddin Sadık (Sadak, Akşam gazetesi başyazarı)
-Mahmut Sadık (Yeni Gazete başyazarı)
-Ahmet Emin (Yalman, Vakit, daha sonra Vatan gazetesi başyazarı)
-Yunus Nadi (Abalıoğlu, Yeni Gün, daha sonra Cumhuriyet gazetesi başyazarı).

Dindar mandacı yok

Görülüyor ki, "Mandacılığı" isteyenlerin içinde bir tek dinci ve tarikatçı adam yoktur!

Ve İslamcılarla yapılan münakaşalarda, tartışma ve çatışmanın ana noktasını rejim ve sistemin geleceği teşkil etmesi, Said Halim Paşa'nın "Buhranlarımız"la ortaya koyduğu siyasal yönetimin varlık-yokluk esasına mebnidir.

Özellikle de Hürriyet ve İtilaf Fırkası'nın programında yer alan, 14. maddenin içeriği, tartışmanın ana kaynağını teşkil ediyor ve "Mandacılar"ın tümü, bu esasa karşı Batı destekli bir mücadele veriyordu. Madde aynen şöyle idi:

"Osmanlı devletinin dini, Din-i İslam'dır. Bu ana esası korumakla beraber, zaten Şeriat-ı Muhammediye ile müeyyed ve Saltanatça da öteden beri ittihaz edilmiş olduğu üzere devletçe resmen tanınmış olan mezheblere mensup gayr-i müslim cemaatın ayin serbestlikleri ve bütün dinî hukukları ile mezhep imtiyazları olduğu gibi korunacaktır."

Seviyeli sistem tartışmaları

Buna tahammül etmeden, tamamen "Meşrutiyet yönetimi"nin bir "meşveret yönetimi" olarak, yaptığı her şeyin İslam şeriatine uygun olduğunu, İttihatçi siyaseti benimseyen ulema tarafından ileri sürülüp yayın yoluyla propaganda edildiğinden olacak, İkinci meşrutiyet yönetiminin on yıllık icraatında başka partilere hayat hakkı verilmemiştir.

Bundan cesaret alan matbuattaki kalemler, dini devletten ayırmak için olanca güçlerini sarf etmekte, en büyük desteği "matbaa sahibi" azınlıklardan alıyordu.

Sultan tarafından, "Selanik dönmesi" diye nitelenen "Vakit" başyazarının, "Osmanlı hilafeti karşıtlığı"ndan ötürü nasıl bir rol üstlendiğini, Elmalılı Hamdi Efendi ile Babanzade Naim Bey tarafından verilen cevaplardan daha iyi anlaşılmış olur!

"Vakit"te Ahmet Emin Bey (Yalman) yazdığı başmakalede esas gayesini şöyle açıklıyordu: "Kendi kendimizi böyle bir devlet şekline -yani asrî bir devlet- koymak için pek esaslı bazı icraat ve hazırlıklar yapmak lâzımdır. Bunlardan birincisi ve önemlisi devletimizden teokrasi mahiyetini tamamiyle ortadan kaldırmaktır."

İş, gelip "hilafet meselesi"ne dayanıyordu. Ona da, Ahmet Emin, şu açıklığı getiriyordu: "Osmanlı devletinin hükümranlığı ve İslam aleminin halîfeliği birbirinden tamamiyle ayrı iki sıfattır ki daha ilk mektebte bulunan çocuklar bile bilir ki "devlet" kelimesinin umumî bir manası vardır. Devlet; hükümdar, millet ve arazinin hepsini ihtiva eder."

İşte Ahmet Naim Bey "Bizde, Türkiye'nin varlığının sebebi ve omuzlayıcısı olarak bir tek İslâmiyet ve Hilafet kuvvetlerinden başka bir şey kalmamıştır" diyerek, Ahmet Emin'e karşı gereken direnişi göstermiş ve cevabını şöylece sürdürmüştür: "Türklük, Osmanlı hanedanına bağlıdır. Saltanat hanedanı -millî irade ile pekişmiş- Hilafet kuvvetidir. Bugün ve gelecekte tek kurtuluş sebebimiz olacak olan elimizdeki kuvveti kendimizden ayırmayı tavsiye etmek kabil olamaz. Kaldırılırsa, kendimizden ziyade diğerlerinin ekmeğine yağ sürülmüş olacağı anlaşılmalıdır. Yok böyle hareket edilerek İngiltere'nin gözüne girmekte devletimiz için bir çıkar umulursa -başka konularda milliyet mensubiyetini şüpheye düşürecek bir şekilde yaptığı gibi- bu pek zelîl bir menfaat olacak ve ilk netice olarak bizi tabi bir mevkie sokacaktır."

'Dünyanın en kötü hükümeti'

İzmirli İsmail Hakkı efendi Ceride-i İlmiye'de yayınladığı makalesinde şöyle dedi: "Dünyada en kötü hükümet, Firavunî hükümet'tir. Ayet-i kerîme gereğince (Kasas: 5) Firavun, Mısır'da halkı hakir görür, halka zorbalık ve büyüklük taslamakta bulunurdu. Ve halkı tefrikaya düşürüp bir kısmını zebun ve mahkur eder, erkek çocuklarını boğazlar, kadınları alıkordu. Çünkü müfsitlerdendi. Artık halkını küçük gören, halkına karşı zorbalığa kalkışan, kibir ve büyüklük taslamakta bulunan, halkını tefrikaya düşüren, halkına zulüm ve haksızlık eden bir hükümet, haşa, İslam hükümeti değil, Firavunî bir hükümet olmuş olur."

Din-Devlet tartışması

Antalya mebusu ve mütareke döneminde Mezahib Nazırlığı yapıp, Darü'l-Hikme reisliğinde bulunan Elmalılı Muhammed Hamdi Efendi de "Müslüman'ın saadetinin devletini korumak ve yaşatmaktan geçtiğini" ifade ile, şöyle bir cevapla Batılılar'ın karşısına çıkıyor: "Müslüman hem dünyaya ve hem de ahirete ait menfaatlerinin devleti ve hükümeti ile kaim bulunduğunu, devletini kaybederse ahiret azabına hak kazanmış olacağını bildiğinden devleti uğrunda canını feda etmeyi en büyük bir fazilet ve sevab sayar. Yapmazsa devletinin dini vaziyeti derecesinde vicdan azabı duyar. Hükümetinden ayrılan müslüman bir hükümet daha yapmaya, yapamazsa aramaya gider."

"...Hüviyet değiştirmekle hayat mümkün olacağına inanmıyorum. Ciddî ve adil bir düzenli idare kuralım ki bu da millî his ve fikirleri boğan istibdatlarla değil, milleti güzelce okşayarak ve yapılacak kanunlarla ve o şekilde tatbikat yapacak hükümet ve memurlarla olur. İslam alimlerinden Maverdi: "Siyaset, genelin görüşüne göre memleketin işlerini yönetmektir" der."

"Dinin devletten ayrılması" konusu, günlük tartışmaların içine girmiş, "matbuat" da işin üstüne gider ve Şeyhülislam Mustafa Sabrî Efendi'ye sorulur, o da şu cevabı verir:

"Bu mesele gazeteci mülakatına sığmayacak derecede mühim bir konudur. Din ve devletin tefrikine ve Meşihat makamının devlet siyasetinden çekilmesine asla muvafakat edemem. Bastığı dalı kesen Şeyhülislam'lardan olmadığımı bileceğinizi zannederim." (SR, 16/404)


Devam Sayfaları
« 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12 | 13 | 14 | 15 | 16 | 17 | 18 | 19 »


 
SADIK ALBAYRAK
Ana Sayfa | Gündem | Politika| Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon| Hayat| Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED