|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
'Pokerci'nin düşüşü
Turgut Özal'ın 1983'te yüzde 45,1, 1987'de yüzde 36,27 ile iki kez tek başına iktidara taşıdığı ANAP, Mesut Yılmaz döneminde her seçimde oy kaybederek yüzde 5'e düştü. ANAP, Yılmaz döneminde hızla kan kaybederek 3 Kasım seçimlerinde Meclis dışında kaldı. 1983'ten bu yana Meclis'te temsil edilen ANAP, ilk kez bu seçimlerde Meclis'te olmayacak. 20 yıldır TBMM üyesi olan Yılmaz ilk kez Meclis'e giremiyor. ANAP, Turgut Özal'ın Cumhurbaşkanlığı'na seçilmesinin ardından kısa bir süre Yıldırım Akbulut'un genel başkanlığıyla yoluna devam etti. Özal ailesinin desteğiyle ANAP Genel Başkanı seçilen Mesut Yılmaz, yüzde 36,27 ile devraldığı partiyi yüzde 5,15'e indirdi. Turgut Özal'ın ANAP'ını anti-demokratik uygulamalara peşkeş çeken ve rayından saptıran Yılmaz, parti içi muhalefetin uyarılarını dinlemedi. ANAP'ı dar bir çevrenin partisine dönüştürdü. Pokerdeki ustalığını politik yaşamında da uygulamaya çalışan Yılmaz, 28 Şubat sürecinde ortamın gerginleşmesinde medya organları ile birlikte hareket etti. Refah-Yol Hükümeti'nin düşürülmesinin ardından Başbakanlığa getirilen Yılmaz, 58. Hükümette de Başbakan Yardımcısı oldu. Ancak siyasette poker olmazdı. Politik manevralarla iktidara tutunan bir parti görünümü verdi, 3 Kasım'da ip koptu. Baba tarafı DP'li Aslen Rize'nin Çayeli ilçesinin, Kaptanpaşa Bucağı Çataldere köyünden olan Mesut Yılmaz, 1947'de İstanbul'da doğdu. İstanbul Erkek Lisesi'ni bitirdikten sonra Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'ne girmiş ve 1971 yılında ìMaliye ve İktisat Bölümü'ndenî mezun olmuştur. Yılmaz'ın baba tarafı Demokrat Partili. Amcası İzzet Akçal, Demokrat Parti'den devlet bakanlığı yaptı, Yassıada ve Kayseri'de cezaevinde yattı. Bu dönemde Kayseri'de yatan amcasına hamasi şiirler de yazan Yılmaz, Siyasal Bilgiler'de okurken, Adalet Partisi taraftarlarınca kurulan Hür Düşünce Kulübü'ne üye oldu. Bu dönemde arkadaşları arasında Hasan Celal Güzel de vardı. İzzet Akçal'ın oğlu Erol Akçal, Adalet Partisi'nden Rize Milletvekili seçildi. Yılmaz 1972-1974 yılları arasında Almanya'nın Köln Üniversitesi İktisadi ve Sosyal Bilimler Fakültesi'nde yüksek lisans çalışması yaptı. Kuzeni Erol Akçal, 12 Mart döneminde, Erim Hükümeti'nde Turizm Bakanı oldu. Yılmaz, Başbakan Nihat Erim ve pek çok bakan ile tanıştı, ilişki kurdu. Yılmaz'ın politikaya ısınmasında Erol Akçal'ın büyük bir rolü var. Yılmaz 1975-1983 yılları arasında kimya, tekstil ve ulaştırma sektörlerinde, çeşitli özel şirketlerde yöneticilik yaptı. 1977'de Adalet Partisi seçim işlerinde 6 ay kadar çalıştı. Ecevit hükümeti döneminde bol para kazanmayı başaran Yılmaz 1983'de Özal'la tanıştı. Yılmaz'ın politik yaşamında Leyla Yeniay Köseoğlu'nun katkısı büyük. 20 yıla yakın milletvekilliği yapan Yılmaz'ı Özal'la ilk tanıştıran kişi Köseoğlu. Annesi Güzide Hanım'ın yakın arkadaşı olan Leyla Yeniay Köseoğlu, 1983'de ANAP'ın kuruluş çalışmaları devam ederken, Mesut Yılmaz'ı alıp Turgut Özal'la tanıştırıyor. Özal, o sıralar sakallı olan Mesut Yılmaz'ı görünce "kim bu sakallı oğlan" diyor. İlk sıralar Yılmaz'a ısınmayan Özal, daha sonra onu da parti kuruluş çalışmalarına katıyor. 1983 Mayıs ayında kurulan Anavatan Partisi'nin Kurucu Üyesi ve Genel Başkan yardımcısı oldu. ANAP halktan koptu 15 Haziran 1991 tarihli kongrede Yıldırım Akbulut, "Ben ve arkadaşlarım, vatan diyen, bayrak diyen, ezan diyenlerin temsilcisiyiz. Bu inançla yola çıktık. Ve bu inançla iktidar olacağız. Kimse bizi yolumuzdan döndüremeyecek. Anadolu insanı hakim olacak" derken, Yılmaz da "Milliyetçi-muhafazakar düşünceyi ANAP'ı bölmek için kullananlar büyük vebal altındasınız. Hür Düşünce Derneği'nde birlikte mücadele ettiğimiz Hasan Celal Güzel'in o günleri unutmasını yadırgıyorum" şeklinde konuşuyordu. Aslında bu kongre ANAP için bir dönüm noktasıydı. Kongrede Yılmaz'ın kazanmasıyla ANAP'ın muhafazakar halk ile bağı zayıfladı. Yılmaz, statükocu ve ağır kanlı bir po-litikacı olmasına rağmen liberal ve değişimden yana bir devlet adamı görüntüsü vermeyi başarıyordu. Alman ekolünden Yılmaz, Özal Hükümetleri döneminde de cesur ve risk alan bir politikacı değildi. Turizm Bakanlığı dönemlerinde İstanbul'daki büyük sermaye grupları ile yakın dostluk ilişkileri kuran Yılmaz, siyasette de hep bu güçlere yaslanarak ayakta kalmaya çalıştı. Alman ekolünden bir politikacı olarak tanınan Yılmaz, kıyafetlerinden kullandığı parfümüne kadar Alman markaları tercih ediyor. Alman lisesinde okuyan ve Almanya'da eğitim gören Yılmaz, Özal'ın aksine statükocu ve devletçi. Yılmaz, Dışişleri Bakanlığı döneminde Özal'la ters düştü. Yılmaz'ın Dışişleri Bakanlığı'na getirilmesini isteyen de Cumhurbaşkanı Kenan Evren'di. Yılmaz, Özal'dan daha çok Kenan Evren'in devletçi çizgilerini taşıyordu üzerinde. Alman ekolünden olması, Yılmaz'ın siyasetteki tarzında da uluslararası ilişkilerinde de kendini hissettirdi hep. Korktu, istifa etti Mesut Yılmaz 1989'da Dışişleri Bakanı iken sınır kapılarının açılması halinde 30-40 bin soydaşın Türkiye'ye göç edeceği bilgisini Başbakan Özal'a verdi. Sınır kapıları açıldı, ancak 350 bin soydaş hücum etti. Türkiye sınır kapılarının kapatmak zorunda kaldı. Özal, sınır kapılarının kapatılacağı kararının Mesut Yılmaz tarafından açıklanmasını istedi, ancak Yılmaz, kaçındı. Açıklama Ali Bozer tarafından yapıldı. Meclisteki eleştirilere de Özal cevap vermek zorunda kaldı. Türkiye'yi zor duruma sokan bu olayın tek sorumlusu olarak Yılmaz gösteriliyor. 1990'da ABD senatosunda sözde Ermeni soykırımı yapıldığına ilişkin karar tasarısının onaylanması gündemde idi. Yılmaz Dışişleri Bakanı'ydı. Cumhurbaşkanı Özal, senato üyelerini yakın markaja alan bir lobi çalışması başlattı. Durum kritikti. Herkes tasarının onaylanması ihtimalini güçlü buluyordu. Dışişleri Bakanı Yılmaz, ABD senatosundaki oylamadan bir gün önce, 20 Şubat 1990'da istifa etti. Ertesi gün TBMM'de dış politika genel görüşmesi yapılacaktı. Mesut korkmuştu. Özal, istifa etmemesi için rica etti. Ancak Yılmaz, senatodan karar tasarısı lehine çıkacak bir sonuçta okları üzerine alacağı için istifa etti. Böylece Cumhurbaşkanı Özal, tek başına bu işten sorumlu olacaktı. Ne var ki Özal'ın hummalı çalışması sonuç verdi, tasarı senatodan geçmedi. Özal, Yılmaz'ın istifası üzerine yakın çevresine, "Bu, galiba korktu, oylamadan çekinmesi için bir sebep yoktu" dedi.
Başbakan olsa ne yapacak?
Turgut Özal, Mesut Yılmaz'lı bir ANAP'ın Türkiye'nin önünü tıkayacağını hep söyledi. Özal, Özel Kalem Müdürü Engin Güner'e Yılmaz hakkında şu tespitlerde bulunuyordu: "Mesut Bey başbakan olsa ne yapacak? Biz de bu koalisyon hükümetinin durumuna düşeriz. Hükümette altı ay bile dayanmaz." Özal, Yılmaz'ın ne vizyonunun ne de yeteneklerinin ANAP'ı yönetmeye müsait olmadığını, ANAP'ın süratle düşeceğini, Türkiye'nin de 12 Eylül öncesine dönme riski taşıdığını, bu nedenle ANAP'ın Yılmaz'a terk edilemeyeceğini, bunun ülkenin önünü tıkamakla eş anlama geleceğini dile getiriyordu. Özal, kendi döneminde ANAP'ın ekonomik reformları tamamladığını, sıranın siyasal ve yapısal reformlarda olduğunu, Yılmaz'lı bir ANAP'ın ise statükocu ve gelişmeye kapalı bir parti haline geldiğini, kuruluş amaçlarından saptığını düşündüğü için Cumhurbaşkanlığından istifa edip yeni bir parti kurmayı düşü-nüyordu. Özal'ın dedikleri bir bir çıktı, ANAP her seçimde kan kaybetti. Özal ailesi himaye etti
Yılmaz, 1983'deki Genel Seçimde Rize Milletvekili seçildikten sonra 1'nci Özal Hükümeti'nde enformasyondan sorumlu Devlet Bakanlığına atandı ve Hükümet sözcülüğü yaptı. Politik kariyerini Özal'a borçlu olan Yılmaz, 1986 yılında Kültür ve Turizm Bakanı yapıldı. Yılmaz, bu dönemde Türkiye-Federal Almanya ve Türkiye-Yugoslavya Ekonomi Karma Komisyonları'nın Başkanlığını yürüttü, 29 Kasım 1987 seçimlerinde yeniden Rize Milletvekili seçilerek 2'nci Özal Hükümeti'nde Dışişleri Bakanlığı'na getirildi. Özal Ailesi Yılmaz'a parti içinde her zaman sahip çıktı, korudu. Özal'ın Cumhurbaşkanı seçilmesinden sonra parti içinde liderlik yarışında bir süre sessiz kalıp, beklemeyi tercih etti. Akbulut Hükümeti sırasında da yürüttüğü Dışişleri Bakanlığı görevinden 20 Şubat 1990'da istifa etti. Bu dönemde parti içinde ekibini oluşturdu. Yılmaz, 15 Haziran 1991'de toplanan ANAP Büyük Kongresi'nde Semra Özal'ın desteğiyle Genel Başkanlığa seçildi. Cumhurbaşkanı Özal, Yılmaz'ın partiyi küçülteceği endişesi taşımasına rağmen, yakın çevresinin baskısıyla genel başkanlığını destekledi.
|
|
|
|
|
|
|