Yeni Safak Online...
T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

D Ü N Y A

Özal'ın mirasını harcadı

Medya grupları ile yakın ilişki kurdu. Bazı medya gruplarının bağlı olduğu holdinglerin enerji ihalelerine girmeleri tartışma konusu edildi. Halkın partisi olan ANAP'ı devlet partisi haline soktu. Siyasi muarızlarını medya gücünü kullanarak sindirmeye çalıştı.

Mesut Yılmaz, Özal ailesinin desteğiyle ANAP Genel Başkanı seçildikten sonra Yıldırım Akbulut Hükümeti istifa etti. 23 Haziran 1991'de Mesut Yılmaz'ın Başbakanlığında 48. Hükümet kuruldu. Akbulut'un partiyi büyütme imkanı görülmüyordu. Bu nedenle Yılmaz'ın genel başkanlığı 1989'daki yerel seçimlerde güç kaybına uğrayan ANAP'ın yenileşmesi ve kendini toparlaması için bir umut olarak görüldü. ANAP'ın, 1987'deki genel seçimlerde yüzde 36,27 olan oy oranı 1989'daki mahalli seçimlerde yüzde 21,75'e düştü. 5 ay kadar Başbakanlık yapan Yılmaz, erken seçim kararı aldı. Yılmaz'ın kararı parti çevrelerinde çok tartışıldı, eleştirildi. 1991'deki seçimlere Mesut Yılmaz'ın başkanlığın-da giren ANAP, oylarını yüzde 24,01'e çıkarabildi. Seçimlerden Demirel'in DYP'si birinci parti, ANAP ikinci, SHP üçüncü parti çıktı. DYP-SHP Hükümeti kuruldu, ANAP muhalefe geçti. Özal'ın 17 Nisan 1993'teki ölümü dengeleri alt üst etti.

83 ruhu dirilmedi

Yılmaz, Özal'ın kaynaştırdığı ve birarada tuttuğu 4 eğilim arasındaki mesafeyi daha açarak derinleştirdi. ANAP'ın çimentosu olan milliyetçi-muhafazakar kanadı pasifize etti. Özal ile ipleri koparan Yılmaz, ANAP'ı 83 ruhundan giderek uzaklaştırdı. Yılmaz'ın, partiyi uzaktan kumanda ile yönetmek isteyen Özal'la ilişkilerine mesafe koyması anlaşılabilirdi. Ancak bununla yetinmedi, ANAP'ta Özal'a ilişkin bütün izleri yok etmeye çalıştı. 1995'deki seçimlerde yüzde 19,65 oy alarak üçüncü parti oldu. Merkez sağdaki erime, 1995 seçimlerinde RP'nin birinci parti olarak çıkmasıyla sonuçlandı. 6 Mart 1996'da büyük sermaye grupları, medya ve askeri çevrelerin baskısıyla siyasi rakibi Tansu Çiller ile koalisyon kurdu. II. Yılmaz Hükümeti'nin ömrü 3 ay sürdü. 28 Haziran 1996'da ANA-YOL Hükümeti devrildi.

28 Şubat'tan yararlandı

Refah-Yol Hükümeti'nin devrilmesinde büyük rol oynayan Mesut Yılmaz, üçüncü parti olmasına rağmen, Demirel tarafından Hükümeti kurmakla görevlendirildi. Bu süreçte Yılmaz, ANAP'ın sivil ve demokrat çizgisine zarar verdi. 28 Şubat kararlarını destekledi, kuracağı hükümetle bu kararları yaşama geçireceğini vaat etti. Demirel ile anlaşan Yılmaz, DYP'nin içinin boşaltılmasında da önemli rol oynadı. DTP ve Ecevit'in DSP'si ile birlikte 55. Hükümeti kurdu.

Medyaya dayandı

Bu dönemde medya grupları ile kurduğu yakın ilişkiler kamuoyunda hoş karşılanmadı. Bazı medya gruplarının bağlı olduğu holdinglerin enerji ihalelerine girmeleri tartışma konusu edildi. Bir medya patronunun Yılmaz'ı evinin önünde eşofmanla karşılaması eleştirildi. Bütün bu tartışmalar medya-iktidar ilişkilerini halkın gündemine soktu. Hem medya hem ANAP bu ilişkilerden yara aldı. Siyasi muarızlarını medya gücünü kullanarak sindirmeye çalıştı. Pek çok düzmece haber, bu gazetelerde servis yapıldı.

Yılmaz'ın Başbakan olduğu 55. Hükümet döneminde pek çok banka ve enerji santralleri özelleştirildi. Özelleştirmelerle ilgili pek çok yolsuzluk iddiaları ortaya atıldı. 30 Haziran 1997'de kurulan Üçüncü Yılmaz Hükümeti, Korkmaz Yiğit ve Alaattin Çakıcı arasındaki konuşmaların yer aldığı bir kasetin basına sızdırılması üzerine, CHP lideri Baykal'ın verdiği gensoru önergesiyle düştü. 11 Ocak 1999'da düşürülen 55. hükümet "Yolsuzluklardan dolayı düşürülen" ilk kabine olma unvanını kazandı. Hemen ardından

seçime gidilme kararı alındı. Türkbank Skandalı olarak bilinen bu gelişme, Yılmaz'ın yediği en büyük darbe oldu.

55. Hükümet dönemindeki uygulamaların faturası ANAP'a çıkarıldı. İmam-Hatip'lerin orta bölümleri kapatıldı, Kur'an Kursları'na kısıtlama getirildi. Üniversite sınavlarında meslek liseleri eşitsiz bir yarışa sokuldular. Taşımalı eğitim sistemi yüzünden onbinlerce köy okulu kapatıldı. Başörtülü öğrenciler en büyük darbeyi bu dönemde aldı. 28 Şubat'ın faturası 1999'daki seçimlerinde ANAP'a çıktı. ANAP, yüzde 13,22 oranında oy alarak dördüncü parti durumuna düştü. Yılmaz, seçimlerdeki yenilginin nedeninin 28 Şubat kararlarını uygulamak olduğunu itiraf etti.

Tantan'ı görevden aldı

Yılmaz, bir süre kendisinin Başbakanlık koltuğuna taşıdığı Ecevit'in MHP ile kurduğu Hükümete ortak oldu. Ecevit de Yılmaz'ı yalnız bırakmadı. Böylece parti içi muhalefete, "partimiz küçüldü ama iktidardayız" mesajı verdi. ANAP bu dönemde iktidara yapışarak varlığını sürdürebilen bir parti görünümü verdi. Yılmaz, hakkındaki yolsuzluk dosyaları nedeniyle 57. hükümette bizzat görev almadı, aklandıktan sonra hükümete gireceğini söyledi. Yılmaz, dosyalarının seçimlerden bir süre sonra aklanması üzerine hükümete katıldı. Bu "aklanma" kamuoyunu tatmin etmedi. Çiller'le aynı kaderi paylaşan Yılmaz DYP'nin, Çiller de ANAP'ın oylarıyla aklandılar. Bu şekilde aklanan Yılmaz, Başbakan Yardımcısı olarak hükümete girdi.

ANAP'lı bakanlar ve Yılmaz ailesi hakkındaki yolsuzluk iddiaları kamuoyunun gündeminden hiç düşmedi. Rüşvet karşılığında enerji ihalesi vermek, ihalelere fesat karıştırmak, usulsüzlük, yolsuzluk iddialarıyla Beyaz Enerji Soruşturması başlatıldı. ANAP'lı Enerji Bakanı Cumhur Ersümer'in adı da iddialara karıştı. Ersümer hakkındaki gensorunun gündeme alınması Meclis'teki oylamayla reddedildi. Ersümer, gelen baskılar üzerine istifa etti. O dönemde Beyaz Enerji soruşturmasını yürüten DGM Savcısı ile polemiğe girdi. Yargıyı siyasallaşmakla suçladı. Yılmaz, halk nezdinde bir ağır darbeyi de yolsuzluk operasyonları yapan İçişleri Bakanı Sadettin Tantan'ı görevden alarak yedi. Tantan'ın azledilmesi ANAP'ı yolsuzlukların üzerine gitmekten kaçınan parti durumuna düşürdü.

Medya patronlarının enerji ihalelelerine girmesine imkan sağlayan RTÜK Kanunu'nun değiştirilmesinde ve yasalaşmasında öncülük etti.

ANAP devlet partisi oldu

Turgut Özal'ın manevi değerlere saygılı halk adamlığı parti çizgisine de yansıdı. Özal'lı ANAP, insan haklarından iletişime kadar pek çok konuda öncülük etti. TCK'nın 141-142 ve 163. maddeleri Özal sayesinde kaldırıldı. Ancak Yılmaz'lı ANAP bambaşka bir hüviyet kazanarak, dar bir çevrenin arzularını yerine getiren bir mekanizmaya dönüştü. Vehbi Dinçerler, Yılmaz'lı ANAP'ı şöyle tasvir ediyor: "Parti, Genel Başkanın kendi ifadesi ile 'devletin partisi' haline getirilmiştir, yani artık 'halkın partisi' değildir. Başkanın yönetim idraki ve uslubu 'halktan yana' değildir, onun için halk her seçimde Başkana ve Partimize çok öğretici dersler vermiştir. Ama mesaj algılanmamış sonuçta Parti biraz daha halktan uzaklaştırılmıştır. Sessiz çoğunluğun ve çaresizlerin sahibi olacağız, onların amiri değil memuru olacağız diye çıkılan yol unutulmuş, gözardı edilmiş hatta tahrip edilmiştir."

AB'ye tutundu

ANAP, 57. hükümette, küçük parti idi, ama birinci ortak gibi davrandı. AB konusunda ipleri eline alan Yılmaz'ın tavrı diğer ortaklar tarafından hoş karşılanmadı. Zaman zaman sert polemikler yaşandı Hükümet'te. Yılmaz, ANAP'ın imajını AB'cilik ile sıvayarak kendine yeni bir manevra alanı açmaya çalıştı. Yılmaz, seçimlerde son koz olarak AB'ciliği ve Özal' cılığı kullandı, inandırıcı olamadı. Arkasında Türkiye'nin en büyük yolsuzluklarının yapıldığı ve en büyük ekonomik krizlerin yaşandığı 5 yıllık bir Hükümet icraatı bulunuyordu. Erken seçim kararını önce destekledi, oy verdi. Seçim tarihi yaklaşırken bu kez seçimleri erteletme girişimlerine destek verdi. Seçim kampanyasında AK Parti ve CHP'ye çatarak puan toplamaya çalıştı. 3 Kasım'da ortaklarıyla sandığa gömüldü.

Engin Güner (Özal'ın danışmanı, ANAP eski milletvekili):
Turgut Özal'ın kehaneti çıktı

Özal herkesi kucaklayıcı bir liderdi. Bunu Yılmaz'da göremiyoruz. Özal, kendisini eleştirenlere bile sıcak davranırdı. Yılmaz, soğuk duran bir siyaset adamı. Özal devamlı ülke sorunlarını çözmeye konsantre olurdu. Mesut tam tersine Demirel ekolünden bir siyasetçi gibi davrandı, daha çok iç siyasete endeksledi kendini. İleriye dönük yaklaşımlara girmedi. Ayak oyunları onu daha çok ilgilendirdi. Kısa vadeli hesaplar peşinde oldu. Özal karizmatik ve vizyonu olan bir liderdi,

Yılmaz'da bu özellik yoktu. Yılmaz, Özal'dan daha çok iç siyaseti biliyordu, ama bu yeterli olmadı. Onun yetenekleri iç siyaset oyunlarıyla sınırlıydı. Özal, Yılmaz'ın partiyi daha aşağılara çekeceğini biliyordu, kehaneti gerçek oldu. Özal, Yılmaz'ı partinin başında görmek istemiyordu. Bizim de bu konuda vebalimiz var. Danışmanları olarak Akbulut'un karşısında Yılmaz'ı tavsiye ettik. Bizim baskılarımız sonucunda Yılmaz'ı desteklemek zorunda kaldı. Yılmaz'a partiyi Özal çizgisine çekmesi gerektiği konusunda çok uyarılarım oldu, olur falan dedi, yapmadı. Halk Yılmaz'ın ANAP'ının Özal'ın ANAP'ı olmadığını çok iyi gördü. Bu nedenle İkinci Özal Vakası olarak gördüğü AK Parti'ye yöneldi. Yılmaz'ın istifası geçikmiş bir olay. 6 seçim kaybetti. AK Parti, Özal'ın bıraktığı boşluğu doldurdu.

Hasan Korkmazcan:
ANAP'ı çıkar örgütü yaptılar

Toplumun ihtiyaçlarına uygun ve gerçeklere dayalı politikalaırn uygu-lanamaması beklenen sonucu doğurdu. ANAP demokratik ilkeleri, dürüstlüğü, küresel bir vizyonla milli değerleri yaşatmayı önemseyen bir tabana dayanıyordu. 1995'de hızlanan süreçte tabanla yönetim birbirinden koptu. ANAP bir hizmet organizasyonu olarak kuruldu, giderek çıkar organizasyonuna dönüştü. ANAP'ın oyları son seçimde yükselen iki partiye gitti. Bir kısmı da piknik alanlarına gitti. Önceki seçimlerde ANAP'a piknikçiler destek verdi.

Halil Şıvgın:
Hovardalık yaptılar

ANAP, kuruluş felsefesinden uzaklaştı. Çok dar, çok az sayıda kişinin menfaat-lerini koruyan bir yapıya dönüştü. ANAP Siyasi mevta oldu. Ben çok anlattım, kumar oynuyorsunuz, hem partiyi hem ülkeyi sıkıntıya sokuyor-sunuz dedim. Kriz yokken kriz çıkar-dılar, sandıkta da cezayı aldılar. Sadece Özal'ın projelerine sadık kalsalardı, o bile yeterdi. Bunun yerine çıkara dayalı projeler gerçekleştirdiler. Bunların çoğu savcılıklarda bekliyor. Mavi Akım ve Beyaz Enerji dosyaları gibi. Bu dosyaların aydınlanması lazım. Bütün bunlar partiyi yıprattı. Özal'ın mirasını hovardaca harcadılar.

Budapeşte'de yumruklandı

Anavatan Partisi Genel Başkanı Mesut Yılmaz, 24 Kasım 1996 günü Macaristan'ın başkenti Budapeşte'de Hilton Oteli'nde yumruklandı. Yılmaz, özel uçağın benzin ikmali için Budapeşte' ye indiklerini söylese de kimseyi inandıramadı. Yılmaz'ın yumruklanması olayında sorumlu olanların Veysel Özerdem, İsmail Koçkaya, Ziya Korkut olduğu anlaşıldı. Olayı azmettirici olduğu iddia edilen Aydın İpekli'nin ise Abdullah Çatlı ile iş ortağı olduğu ortaya çıktı. Yapılan pazarlıklar sonucu Veysel Özerdem, Türkiye'ye getirilerek yargılandı. Yılmaz, Özerdem'den şikayetçi olmadı. Yumruk olayının perde arkası hala aralanamadı.



Devam Sayfaları
1 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10

Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu
 

Abdullah Muradoğlu
Ana Sayfa | Gündem | Politika| Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon| Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED