|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
1 Ocak 1948'de Osmaniye'nin Bahçe İlçesi'nin Hasanbeyli Köyü'nde doğan Bahçeli, Salih ve Samiye Bahçeli çiftinin beş çocuğundan biri. Ortaokulu Adana'da Özel Çukurova Koleji'nde, liseyi İstanbul'da Özel Akgün ve Ata Kolejleri'nde okudu. Bahçeli, Fettahoğulları olarak bilinen büyük bir aileden. Ecevit ile koaliyon kurduğu günlerde babasının CHP'li olduğu gündeme getirildi. CHP'li bir ailenin ülkücü çocuğuydu. Bahçeli, Habertürk Tv kanalında, "Rahmetli babam CHP'liydi. CHP'nin Osmaniye İlçe örgütünde hizmeti olan biriydi. Parti yöneticileriyle ilişkisi olan bir insandı ama yönetici değildi. CHP'li bir ailenin mensubuyuz. Osmaniye'de de o şekilde tanınırız. Öğrencilik hayatımızda 68'li yıllarda Ülkü Ocakları şekillenirken, oralarda bulunduk. Ailenin içerisinde ilk ülkücü, sonra da herkesi ülkücü yapmaya çalışan ve bunda da başarılı olan biriyim" dedi. MHP'yi iktidara taşıyan Bahçeli, köklü bir ülkücü geçmişe sahip. Yüzü pek az gülen, lacivert takım elbisesinden vazgeçmeyen, fazla konuşmayı sevmeyen, makamına saygı olsun diye Ecevit'in yanında sigara içmekten bile imtina eden çok ciddi bir adam. Ülkücü hareketin ilklerinden Osmaniye'nin varlıklı bir eşraf ailesine mensup olan Bahçeli, Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademesi'nden mezun. 1960'lı yılların sonlarında ülkücü harekete katılan Bahçeli, hemen her kademede görev yaptı. Ülkücü hareketin ilk kadrosunda yer aldı. 1967 yılında Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisinde öğrenci iken Ülkü Ocağı kurucusu ve yöneticisi olarak görev aldı. 1970'te Türkiye Milli Talebe Federasyonu Genel Sekreteri seçildi. Akademiden 1971 yılında mezun oldu.1972'de Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Aademisi ve bağlı yüksek okullarda İktisat Bölümü asistanı olarak görev aldı. 1970'li yıllarda Ülkücü Maliyeciler ve İktisatçılar Derneği nin, Üniversite Akademi ve Yüksekokullar Asistanları Derneğinin (ÜMİD-BİR), Üniversite Akademi ve Yüksekokullar Asistanları Derneği'nin (ÜNAY) kurucularından ve genel başkanlarından. Akademisyenler Grubu'ndan Bahçeli, Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü'nde iktisat doktorası yaptı, aynı üniversitenin İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Politikasında Ana Bilim Dalı'nda 1987 yılına kadar öğretim görevliliğini sürdürdü. 12 Eylül'den sonra da Akademisyenler olarak bilinen ülkücü grubun ağabeylerindendi. Ketumluğu, ciddiyeti, cömertliği ile bilinen ve arkadaşları arasında "Devlet Ağa" olarak anılan Bahçeli, 12 Eylül'ün en zor günlerinde sahneye çıktı. Bu yıllarda ülkücü hareketin ayakta kalmasında katkısı oldu. Ali Güngör, Taha Akyol gibi isimlerle birlikte fikri yayıncılık faaliyetlerini destekledi. Mayaş Yayınları bünyesinde haftalık Hamle ve aylık Töre dergileri çıkarıldı. Bahçeli o günlerde hareketin liderliğine soyundu. Bazı ülkücü gruplarla Akademisyenler Grubu arasında ciddi sorunlar yaşandı. Bahçeli, en yakın arkadaşı Ali Güngör'ü yıllar sonra MHP'den ihraç edecekti. Türkeş MÇP'ye çağırdı 12 Eylül döneminde ülkücü camia arasında yaşanan bazı olayların etkisiyle bir süre köşesine çekilen Bahçeli, Alparslan Türkeş'in daveti üzerine 1987'de üniversitedeki görevinden istifa ederek Milliyetçi Çalışma Partisi'nin Büyük Kurultay'ında parti yönetimine seçildi, Genel Sekreterlik görevine getirildi. Abdulkerim Doğru da MÇP Genel Başkanı seçildi. Aynı yıl MÇP ikinci Olağanüstü Kongre'de Alpaslan Türkeş Genel Başkan seçildi. 27 Kasım 1988'de yapılan MÇP Olağanüstü Kongresi'nde Alparslan Türkeş yeniden Genel Başkanlığa seçilirken Devlet Bahçeli ikinci kez Genel Sekreterliğe getirildi. MÇP, 29 Kasım 1987 seçimlerinde %2.9, 26 Mart 1989'teki mahalli seçimlerde ise % 4.2 oy aldı. Orta Anadolu'da MÇP, MHP'nin 1980 öncesi oy oranlarına yaklaştı. 20 Ekim 1991 genel seçimlerinde RP ve IDP ile ittifak yaptı, bu ittifak % 16.9 oy almıştır. Alparslan Türkeş ile birlikte 18 milletvekili 29 Aralık 1991'de MÇP 3. Olağan Kongresinde MÇP'ye katıldı, Alparslan Türkeş Genel Başkan oldu. Türkeş'in tahtına Devlet oturdu 24 Ocak 1993 günü toplanan MÇP 4. Olağanüstü Kongresi'nde, MÇP'nin ismi MHP olarak değiştirildi, amblem olarak da Üç Hilâl'in kullanılması kararlaştırıldı. Bahçeli her iki partide Genel Sekreterlik, Genel Başkan Yardımcılığı, Merkez Yürütme Kurulu üyeliği, Merkez Karar Kurulu üyeliği, Genel Başkan Başdanışmanlığı görevlerinde bulundu. 1995 seçimlerinde Adana'dan üçüncü sırada aday gösterildi, çok iyi bir oy aldı, ancak MHP barajın altında kaldığı için seçilemedi. 20 Aralık 1995 genel seçimlerinde % 8.2 oy alan MHP, % 10'luk seçim barajını aşamadı. 4 Nisan 1997'de Alparslan Türkeş vefat etti. 18 Mayıs 1997'de yapılan ve sandalyelerin havaya uçuştuğu Olağanüstü Kongre'de sonuç alınamadığı için 6 Temmuz 1997'de ikinci Olağanüstü Kongre'de Devlet Bahçeli, delegelerin büyük bir çoğunluğunun desteğini alarak Alparslan Türkeş'ten sonra MHP'nin ikinci Genel Başkanı oldu. Geçiş süreci, 13 Kasım 1997'de yapılan olağan kongre ile tamamlandı; Bahçeli yeniden MHP'nin genel başkanı oldu. MHP'yi zirveye taşıdı Devlet Bahçeli ile birlikte MHP'de değişim başladı. Bahçeli, bu dönemde Susurluk gibi netameli konulara girmedi, suskun kaldı.. Öte yandan da basında, kamuoyunda ülkücü camia ile mafya arasında kurulan ilişkileri sona erdirmek için sert önlemler aldı, "Bir zamanlar camiamızda olup sonra çek senet mafyasına karışanlar bizden değil" dedi. Ülkü Ocakları da bu değişimden payını aldı. Sarkık bıyıklar kesildi, beyaz çoraplar çıkarıldı. İstanbul'un Bağdat Caddesi'nden pekçok genç Ülkü Ocaklı oldu. Ne var ki bu değişim, taşra ülkücülüğü ile kentsel ülkücülüğü biribirine yaklaştıramadı. Öte yandan partinin vitrini camiadan gelmeyen pekçok isimle oluşturuldu. 28 Şubat MHP'ye yaradı 28 Şubat sürecinde Türkiye'de yaşanan hadiseler, MHP'yi bir alternatif haline getirdi. Bu süreçte ciddi şekilde rencide edilen Anadolu'nun dindar, milliyetçi-muhafazakar kesimleri, 1999 seçimlerinde daha cesur olarak gördükleri MHP'ye yöneldiler. PKK'nın elebaşısı Abdullah Öcalan'ın da yakalanarak Türkiye'ye getirilmesi, MHP' ye ve DSP'ye oy olarak yansıdı. MHP'liler seçim kampanyalarında PKK ve Apo figürünü sıkça kullandılar. MHP'nin seçim kampanyasında öne çıkardığı bir başka argüman da yolsuzluklarla mücadele idi. MHP 18 Nisan 1999 seçimlerinden süpriz bir şekilde ikinci parti çıktı. Buna en başta MHP'liler şaşırdılar. İmam-Hatipler'in kapatılması, başörtüsü sorunu, yolsuzluklar, ekonomik bunalım, Milli Eğitim'de yaşanan kıyımlar, meslek liselerinin iflası ve Apo'nun idamı gibi argümanlar, MHP'nin seçimlerden ikinci çıkmasını hazırlayan en önemli faktörlerdi. Merkez partisi olacaktı MHP iktidara geldi, ancak muktedir olamadı. MHP de suçladığı partilerden daha kötü duruma düştü, dahası varlık sebebi olan gerekçelerini yitirdi. MHP'nin değiştiği izlenimi veren ve bu konuda çok titiz davranan Bahçeli, kendi öz tabanıyla çelişmeyi göze alıyordu. Bahçeli, MHP'yi merkez partisi yapmak istedi, radikal unsurları törpüledi. Oysa değişmesi gereken merkezin kendisiydi. Merkez partisi olmayı hedefleyen Bahçeli'nin MHP'-sinin ANAP'lılaşması ve DYP'lileşmesi kaçınılmazdı. Öyle de oldu. Ülkücülerin Başbakanı olacaktı! 1999'da oyların yüzde 18'ini alan MHP ikinci parti olurken, Devlet Bahçeli, DSP ve ANAP ile birlikte kurulan 57. hükümetin ortağı ve Başbakan Yardımcısı oldu. MHP, 12 Eylül öncesinde kanlı bıçaklı olduğu Ecevit ile koalisyon kurarak bir ilke imza attı. Koalisyon kurulmadan önce Rahşan Ecevit'in MHP hakkındaki açıklamaları tepkiyle karşılaştı. Koalisyon görüşmeleri tehlikeye giriyordu. MHP tarafı akil ve uysal davrandı. MHP de her parti gibi muhalefette olmakla iktidar olmak arasındaki yakıcı çelişkileri yaşadı. Üstüne üstlük, Bahçeli, Başbakan olma şansına sahip olduğu halde, bu avantajı kullanmadı. En büyük yanlışı bu oldu. Kırk yıla dayanan bir siyasi hareket Başbakanlık şansı yakaladı, ancak Bahçeli kullanmadı, hasta Ecevit'in başbakanlığını kendi başbakanlığına yeğledi. Bir tarafta ciddi sağlık sorunları olan Ecevit, bir tarafta çok tartışmalı bir dönemin siyaset adamı Mesut Yılmaz. Bahçeli bu ikiliye muhtaç mıydı, şimdiden sonra daha çok tartışılacak. MHP, 3 Kasım seçimlerinde yüzde 8.34 oy aldı, barajı geçemedi. 3 Kasım'daki başarısızlığın siyasi faturasını üstlenen Bahçeli, kongrede genel başkanlığa aday olmayacağını açıklayarak dost-düşman herkesin takdirini topladı.
Başörtüsü MHP'yi çok üzdü Bahçeli, 21 Ekim 1997'de TGRT'de kendisiyle yapılan bir mülakatta başörtüsü meselesinin uzun yıllardan beri tartışıldığını belirtiyor şöyle konuşuyordu: "Bütün siyasi partiler bu konuda çözüm üretebileceklerini ifade etmelerine rağmen özellikle muhalefetteyken bu konu üzerinde çözümler üreteceklerini vaadetmelerine rağmen iktidar oldukları dönemde bu konu üzerine hassaslıkla durulmuyor. Zaman zaman yine başörtüsü ile ilgili problemler çıkıyor Türkiye'de. Bu yılki üniversite öğretim yılı başlangıcında İstanbul Üniversitesi'ni kazanmış olan kız öğrenciler arasında başörtülü fotoğrafla kayıt yaptırmak isteyenlerin kayıtlarının yapılmaması gibi bir davranışla karşı karşıya kalmıştır. Bu da Türkiye'de inanan kitleyi oldukça üzmüştür. MHP'yi de oldukça üzmüştür. Başörtüsü meselesi artık Türkiye'de çözüme kavuşturulmalı. Din ve vicdan hürriyeti olarak meseleye yaklaşılmalı. Başını örtmek isteyen örtmeli, başını açmak isteyen açmalı ve bunların öğretim hakkı hiçbir şart altında kısıtlanmamalıdır. Türkiye'de artık 21. yüzyılın eşiğindeki bir Türkiye'nin bu tür meselelerle kesimler arasında gerginlik, cepheleşme, kamplaşmaya doğru gidilebilecek davranışlara başta tüm siyasiler olmak üzere herkes açılmalıdır. Türkiye'nin başörtüsü mesele olarak gündeminden çıkmalıdır" Meclis'te çözeceğiz
MHP lideri Bahçeli, 19 Ekim 1998 tarihli Büyük Kurultay'da şöyle konuştu: "Başörtülüler üniversitelerde okumalıdır. Bunları sokağa dökerek perişan etmeye kimsenin hakkı yoktur!.. Başörtüsü meselesini körükleyeceksin, Meclis'e gelince unutacaksın! Sonra iktidardan düşünce başörtülüleri sokağa dökeceksin. Bunu kabullenmek mümkün değildir" Bahçeli, 13 Nisan 1999'da seçimlerden birkaç gün önce Yozgat mitinginde, "Biri eline karanfil alıp dağıttı, başörtüsü davasının yanında olduğunu söyleyenler bu konuyu istismar ediyor. Başörtüsü konusunda insanlarımızı tahrik ediyorlar. Madem bu kadar samimiydiler, birinin 140, diğerinin 100'ün üzerinde millet-vekili vardı. Niye Meclis'te çözmediler. Başörtüsünü istismar ederek, insanları tahrik ederek bu konu çözülemez, ancak uzlaşmayla Meclis'te çözülür" diyordu.
|
|
Abdullah Muradoğlu |
|
|
|
|