Yeni Safak Online...
T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

D Ü N Y A

Bahçeli 'çok' uyumluydu

3 Kasım'da MHP barajı aşamadı, 1995'deki oy oranını muhafaza etti. MHP de pek çok parti gibi iktidar oldu, muktedir olamadı. MHP'yi şimdi Meclis dışı muhalefet bekliyor.

18 Nisan 1999'daki seçimlerden ikinci parti olarak çıkan Devlet Bahçeli yönetimindeki MHP, daha baştan Fazilet Partisi ve DYP'yi koalisyon seçeneğinin dışında tuttu, Ecevit ve Yılmaz'ı ehven gördü. Dönemin konjoktürü Bahçeli'yi Ecevit'i başbakan yapmaya zorladı. Koalisyon görüşmeleri sırasında ilk kriz, DSP Genel Başkan Yardımcısı Rahşan Ecevit'in MHP aleyhtarı açıklamalarıyla çıktı. Birinci "Rahşan krizi"ydi bu. Rahşan Ecevit, koalisyon görüşmeleri sürerken bir gazeteye yaptığı açıklamada MHP hakkındaki kuşkularını dile getirerek, "Dişi bir kurtla bir Türk'ten türedik, son Türk devletini biz koruruz, dediler. Çocukları, gençleri silahlandırdılar. Sayısız canlar aldılar. Çetelerle kucaklaştılar. Bunlar unutulur mu? Kaba kuvvetle siyaset yapmaya kalkanlar, demokratik anlamda parti sayılamaz. Buna bir de din istismarı katılırsa milli birlik, laiklik ve demokrasi zedelenir. Umarım değişmişlerdir. Yine umarım ve temenni ederim ki, hayırlı bir Hükümet ortaklığı kurulabilsin" diyordu.

Rahşan özür dilemedi

Beklenmedik bir anda gelen bu sözler, MHP'yi sarsmaya yetti. Bahçeli, Bülent Ecevit'e rahatsızlıklarını iletti. Ecevit'ten beklediği cevabı alamayan Bahçeli bir açıklama yaparak, "sevgide serbestlik, saygıda mecburiyet vardır" sözünü hatırlattı. DSP'nin özür dilemesini isteyen Bahçeli'ye Bülent Ecevit, "Rahşan Hanım adına özür dileme durumunda değilim. Rahşan Hanım'ın da buna gereksinim duyacağını sanmıyorum" karşılığını verdi. MHP Rahşan Ecevit'in zehir zemberek suçlamalarını sineye çekti.

MHP eski MHP değil

MHP lideri Bahçeli, Hükümetle uyum uğruna pek çok yanlış uygulamaya imza attı. Memurlar Hakkında Kararname gibi. Memurlar Hakkındaki Kararname, memurların irticai faalileyetlere karıştıkları iddiasıyla meslekten men edilmelerini sağlıyor. Son derece tehlikelive haksız mağduriyetlere neden olabilecek MHK'nın yasalaşması için büyük bir çaba gösterildi. Toplumun, memurların, sivil kuruluşların tepkisine neden olan MHK, Cumhurbaşkanı Sezer'den veto yedi. MHP ve ortakları bu kez kanunu ikinci kez aynen gönderdiler, ancak yine veto edildi. MHP'li Bakanlar ve milletvekilleri bile MHK'yı savunamadılar. Bahçeli, Hükümetle uyuma o kadar önem verdi ki, kendisini zora sokacak uygulamalara vize verdi. Yolsuzlukla ve yoksullukla mücadele konusunda doğru dürüst bir şey yapılamadığı gibi, Şeker ve Tütün yasaları ile çiftçi bir daha belini doğrultamaz duruma düşürüldü. IMF ile yapılan anlaşmaların ve Ulusal Programda MHP'nin de imzası var. Bayındırlık Bakanı Koray Aydın'ın, deprem konutlarıyla ilgili iddialar nedeniyle istifası partinin imajını sarstı. MHP Özelleştirmelerde de beklenen direnci göstermedi. Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz'ün Telekom krizine dayanamayarak istifa etmesi, MHP'nin statükoyla kavgası açısından dönüm noktasıydı. Enis Öksüz-Kemal Derviş arasındaki uzlaşmazlık, MHP'nin Öksüz'ü feda etmesiyle aşıldı. Ülkücü camiaya göre Öksüz IMF'e kurban edildi.

İkinci Rahşan Ecevit krizi

Rahşan Ecevit'in af konusunu gündeme getirdiği günlerde kaolisyonda ciddi sorunlar yaşandı. Rahşan Hanım'ın, Koalisyonu bozma pahasına Haluk Kırcı'nın affına karşı çıkacağı restine, Bançeli "Milliyetçiler koltuk meraklısı değil. Ülke ve inanç sevdalılarıdır. MHP için iyi suçlu, kötü suçlu yoktur" diyerek cevap verdi. Bu arada affedilmesi için MHP'ye mektup yazdığı belirtilen Haluk Kırcı için partililerini uyaran Bahçeli, "Bu kişiyle ilişkilerinizi hemen kesin. Yoksa ülkücü camiaya zarar verirsiniz" diyerek uyarıda bulundu. Kırcı'nın af kapsamı dışında tutulması, MHP tabanını rahatsız etti. MHP'nin Hükümetle uyum uğruna parti kimliğinden hızla uzaklaştığına inanan bir grup milletvekili Bahçeli'ye mektup yazdılar. Aralarında Edip Özbaş'ın da yer aldığı grubun yazdığı mektupta, MHP'nin yoksulluk ve yolsuzlukla mücadeleyi yönetimde hakim kılma iddiası ile millete taahütte bulunduğu hatırlatılıyor, "Milletimizin yoksullaşma ve yolsuzlukların nedeni olarak görülen kişi ve kurumlar ve bu arada MHP'yi bir zulüm taşeronu olarak algılayabileceği ve mutlaka hesabını soracağı akıllardan uzak tutulmamalıdır" deniliyordu. Mektupta, ayrıca "Dini ve manevi konularda Müslüman Türk insanını rahatsız eden uygulamalara, Bayrak tüzüğü, Polis kolejine alınacak öğrenciler için sadece İmam-Hatiplilerin dışarda tutulması gibi çıkarılan mevzuatlara yenileri eklenmiştir" ibaresine yer verildi. MHP'nin ideolojik çizgisine aykırı bir uygulaması, Çin Devlet Başkanı Zemin'e Devlet Nişanı verilmesiydi. Olay dış Türkler meselesine duyarlı olan camiada soğuk duş etkisi yaptı.

Bahçeli gerçeği gördü

57. Hükümetin uygulamalarına ortak olan MHP ve Bahçeli, DSP içinde planlanan ve MHP'yi devre dışı bırakan bir Hükümet seçeneğinin denenmek istenildiği iddiasıyla erken seçime gitme çağrısı yaptı. Bahçeli'nin çağrısı yankı buldu. MHP, 5 yıldır Türkiye'yi bir krizden diğerine sürükleyen beceriksiz yönetime 3 yıl ortaklık etti. Milleti devletten soğutan uygulamalara sessiz kaldı, eski dönemden kalma şaibeli siyaset adamlarını sırtında taşıdı. Bahçeli'nin uyumu konusunda ANAP lideri Yılmaz geçen Nisan'da, "Hükümette uyum, bütün ortakların katkısıyla sağlandı. Bahçeli hakikaten yapıcı bir rol oynadı. Ben, MHP'nin AB'ye karşı olduğuna inanmadım. Aksi halde ne ulusal programı kaleme alabilirdik, ne de adımları atabilirdi" diyordu. MHP iktidarının ilk günlerinde MHP'ye yağdanlık yapan medya organları, seçimlerden önce MHP aleyhtarı yayın yaptılar. Bahçeli, seçimden sonra yaptığı bir konuşmada, medyada MHP'ye karşı sistematik bir ambargo uygulanıldığını, bazı siyasi şahısların ise bilinçli olarak ön plana çıkarıldığını ileri sürdü. Bahçeli, "MHP'siz hükümet" senaryolarından sonra "MHP'siz Meclis" senaryosunun başarıyla sahnelendiğinin ortaya çıktığını ifade ediyordu. 18 Nisan 1999'daki seçimlerde halktan büyük destek alan MHP, bu desteğin hakkını veremedi. MHP tabanı, Bahçeli'nin Ecevit ve Yılmaz'a 3 yıl neden mahkum olduğunu merak ediyor. MHP 3 Kasım'da barajı aşamadı, ama 1995'deki oy oranını muhafaza etti. MHP de pek çok parti gibi iktidar oldu, muktedir olamadı. MHP'yi şimdi Meclis dışı muhalefet bekliyor

Halka verilen sözler yerine getirilmedi

MHP, Öcalan'ın idam dosyasının Başbakanlık'ta bekletilmesi karşısında da ciddi bir girişimde bulunmadı. MHP'den Kahramanmaraş Milletvekili Edip Özbaş, Mayıs 2002'nin sonunda Başbakan Bülent Ecevit'le ilgili bir Meclis soruşturması hazırladı, imzaya açtı. Bu soruşturmada, Öcalan'la ilgili mahkumiyet dosyasının Başbakanlık'ta kanunsuz olarak bekletildiği dile getiriliyordu. Önergenin altına 55 imza atılmayınca, önerge TBMM Başkanlığı'na verilemiyordu. Önergeye MHP'den sadece Sadi Somuncuoğlu, Mesut Türker imza koydu. Özbaş'ın önergesi ortada kaldı. Köklü bir MHP'li olan ve 12 Eylül öncesinde işkencelerden geçen Özbaş da partiden istifa etti. Özbaş, "Vatandaşlarımız tepkisini her zeminde dile getirmeye çalışırken susturuldu. MHP taban olarak bu rahatsızlıktan en fazla etkilenen kesim. MHP seçim meydanlarında gerek tabanına gerekse halka verdiği sözü üst yönetim olarak tutmadı. Gerek hükümette gerek parti yönetiminde basiretsiz idareciler gibi göründüler. Bu güç durumdan seçime giderek kurtulmak istiyor" diyordu. MHP seçim kararı alındıktan sonra Hükümet ortaklarını Öcalan dosyasını bekletmek ve PKK'ya yataklık etmekle suçladılar. Ne var ki 3 yıldır Hükümetin içinde olan MHP, kamuoyunu ikna edemedi. Zaten MHP yöneticileri de daha baştan itibaren idam konusunda ısrarlı olmayacakları şeklinde açıklamalar yaptılar sık sık.

Somuncuoğlu'na taciz

MHP'nin üçüncü tavizi, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olan Sadi Somuncuoğlu'na yönelik tutumuydu. Görev süresi dolan Cumhurbaşkanı Demirel'in görev süresinin uzatılmasına imkan verecek yasa tasarısında da MHP'liler hükümetin diğer ortaklarıyla ters düştüler. Bahçeli, 5+5 formülüne direnen MHP'li milletvekillerini engellemekte çok zorluk çekti. Hükümetin ortak adayı olan Anayasa Mahkemesi Başkanı A. Necdet Sezer karşısında, parti grup kararına rağmen Cumhurbaşkanlığına aday olan Devlet Bakanı Sadi Somuncuoğlu MHP'de krize neden oldu. Bahçeli'nin Somuncuoğlu'nu ikna çabaları sonuçsuz kaldı. Bir grup MHP'li milletvekili, Meclis binası önünde Somuncuoğlu'nu, şoförünü, korumalarını taciz ettiler. MHP'li milletvekilleri Somuncuoğlu'nu ihanetle ve töreye uymamakla suçladılar. Bu olayı herkes TV'lerden kare kare izledi. Somuncuoğlu, adaylıkta ısrar etti ve Bahçeli tarafından görevinden azledildi. Somuncuoğlu azledilmekle kalmadı ihraç kararıyla parti disiplin kuruluna verildi. Somuncuoğlu'na yönelik tacizler, MHP yönetimini zor duruma soktu. Somuncuoğlu, 12 Eylül öncesinde MHP Genel Başkan yardımcılığı ve Niğde Milletvekiliydi, MHP'nin en eski yöneticilerindendi.

Enis Öksüz: Teslimiyetçiliğin adı uyum oldu

1999 seçimlerinde benim de içinde bulunduğum MHP'nin milletimizden gördüğü güven ve desteğin temelinde yolsuzluk, hırsızlık, yalancılık, tembellik, bölücülük ve vurdumduymazlıklara karşı MHP'nin çare olacağına, hesap soracağına olan inanç vardı. Milletimiz yoksulluktan, işsizlikten, gelecek korkusundan, eğitimsizlikten, MHP sayesinde kurtulacağına, zenginlik, adalet ve kültürel birlik içinde karnı tok, başı dik yaşayacağına inanmıştı. İlk bir yılda bakanlarımızın başarılı çalışmalarını, deprem felaketine rağmen alınan çok olumlu sonuçları gördükçe insanların sevinci ve güveni artıyor. Oy vermeyenlerden 'keşke elim kırılsa da başka partiye oy vermeseydim' diyenler çoğalıyordu. Önde gelen MHP yöneticileri ise, bu itibar yükselmesini ve kararlı duruşu sürdürmek yerine, verdiği sözleri unutmaya yöneldi. Tek başına iktidar olmaktan ve büyümekten başarılarını bile anlatmaktan korkar oldular.

Yolsuzlukla, hırsızlıkla mücadele taahhüdü çiğnenmiş, aklama paklama operasyonlarına girilerek, gerçeklerin yargı yoluyla ortaya çıkarılması engellenmiştir. Kirlilik azalacağına artmıştır. Banka hortumcuları, ihale, satın alma, görevi kötüye kullanma gibi suçları işleyenlerin cezalandırılmasını askıya alan, erteleyen, bir bakıma affeden kanunları çıkarılmıştır. Türkiye'de fakirliğe ve soyguna sebep olanların işleri bir bakıma kolaylaştırılmıştır.

Teslimiyetçiliğin adı uyum olmuştur. MHP'li vatandaşlarımız ve geleceğimizin teminatı olan gerçek ülkücülerimizin, neler olup bittiğini anlatamaz ve anlayamaz hale getirilerek başları öne düşük, mahcup insanların ezikliğini yaşamaya mahkum edilmiştir. Yöneticilerimizin ve milletvekillerimizin bir kısmı kahrolurken, asıl yetkililer asla tavırlarını değiştirmemişlerdir. Pek çok parti mensuplarımız mahcubiyetten partilerini terk etmeye başlamışlardır.

Başörtüsüne kökten çözüm!

MHP'nin ilk şaşırtıcı uygulaması Antalya Milletvekili Nesrin Ünal'ın başörtüsünü çözmesiydi. FP İstanbul Milletvekili Merve Kavakçı ile gündeme gelen başörtüsü krizine 1999 Mayıs ayında yapılan MHP 1.Eğitim Semineri'nde değinen Bahçeli, partisinin Antalya Milletvekili Nesrin Ünal'ın, Meclis'in açılışında başını açmaması halinde, "milletvekilliğinden istifasını isteyebileceğini, gerekirse genel başkanlık yetkisini kullanarak MHP'den de istifasının istenilebileceğini" söyleyerek bu konudaki fikrini açıkca beyan etti. Başörtülü olarak seçilen Nesrin Ünal, yemin töreninde başını açtı. Meclis binası içinde başını açan, dışarda örten Ünal'ın tutumu MHP'nin başörtüsü konusunda pek birşey yapmak niyetinden olmadığını gösterdi. Seçimlerden önce başörtüsü sorununu Meclis'te çözeceklerini söyleyen MHP, Hükümette kaldığı sürece bu konuyu gündemine almadı, bu konuda herhangi bir girişimde de bulunmadı. Aksine MHP'li hükümette başörtüsü sorunu İlahiyat Fakültelerine kadar sıçradı.

Rahşan'a şefkat, Güngör'e ihraç

İçel Milletvekili Ali Güngör af tasarısının TBMM'de görüşülmesi sırasında kürsüden yaptığı konuşmada Ecevit'i sert şekilde eleştirerek, "Şimdi DSP'li sayın üyelere fazla bir şey söylemek istemiyorum. Çünki Sayın Ecevit'in geleneğine vatan hainlerini affetmek fazla yabancı gelen bir husus değildir." dedi. Son sözleri nedeniyle Güngör MHP'den ihraç edildi. Güngör, MHP Müşterek Disiplin Kurulu Başkanlığı'na yazdığı yazıda, "MHP'nin Sayın Genel Başkanı. Diyarbakır'da kucaklaşıp öpüştüğü HADEP'lilere, Pişmanlık yasası ve Basın suçlarının ertelenip ve fakat daha sonra af kapsamına alınan 312. Madde ile affedilmesini sağladığı Erbakan'a Sayın Demirel'in veto edildiği Af yasasına girmemesi için direnip daha sonra çıkarılan şartla salıverme yasası ile affettiği PKK ya bilerek yardım ve yataklık edenlere, partimizin hemen hemen tamamını katillikle suçlayan Rahşan Ecevit'e gösterdiği hoşgörü ve toleransı demokratik hakkını kullanarak T.B.M.M kürsüsünden konuşan Milletvekiline göstermemiş onun ihracını istemiştir" diyordu. Bahçeli, Hükümetle uyum adına en yakın dava arkadaşı Ali Güngör'ü tasfiye ediyordu.




Devam Sayfaları
1 | 2 | 3 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10

Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu
 

Abdullah Muradoğlu
Ana Sayfa | Gündem | Politika| Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon| Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED