Yeni Safak Online...
T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

D İ Z İ

Gölge rektör "Rektör" oldu

Kemal Alemdaroğlu ve Nurettin Sözen üniversite yıllarından yakın arkadaş. Taksim Toplantıları Grubu'nda da birlikte oldular. Sözen Belediye Başkanı seçilince Alemdaroğlu'nu da danışman yaptı.

İstanbul Üniversitesi Rektörü Yalçın Kemal Alemdaroğlu, işbaşına geldiği 1997'den beri sert uygulamalarıyla tepki çeken bir isim. Bülent Berkarda döneminde rektör başdanışmanlığı yapan Alemdaroğlu, 'Gölge rektör" olarak anıldı. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi öğrencisi iken 27 Mayıs'tan kısa bir süre önce, 28 Nisan 1960'daki Menderes Hükümeti'ne karşı gerçekleştirilen öğrenci olaylarının içinde yer alan Alemdaroğlu gözaltına alınarak Davutpaşa Kışlası'nda tutuldu. Menderes karşıtı subaylar tarafından bırakılan Alemdaroğlu askeri darbeden sonra okuluna dönebildi. 1962'de Tıp Fakültesi'ni bitiren Alemdaroğlu, Karaköy Rotary Kulübü üyesi.

Alemdaroğlu'nun yardımcısı Prof. Nur Serter ise 27 Mayıs 1960'daki askeri darbeye katılan subaylardan kurmay albay Emin Aytekin'in kızı. 27 Mayıs'ta İstanbul Örfi İdare Kurmay Başkanı olan Emin Aytekin, darbeci Talat Aydemir'le ilişkisi olduğu gerekçesiyle 1962'de ordudan çıkarılan subaylar arasında yer alıyor.

Emin Aytekin, Talat Aydemir'in akrabası. Nur Serter, 1970'lerde iktisat'taki ülkücü akademisyen grubunda yer aldı. 1976'da Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk'ün 27 Mayıs 1976'da Türkiye için en büyük tehlikenin Pantürkizm ve Panislamizm olduğunu vurguladığı demecine karşı yayınlanan bildiride Nur Serter'in de imzası var. MHP yanlısı Devlet gazetesinde yayınlanan bildiriye Tunca Toskay, Turan Yazgan, Celal Erçıkan ve Enis Öksüz'ün yanısıra Prof. İhsan Süreyya Sırma ve Prof. Esat Coşan da imza attı. Nur Serter 1980'li yıllarda Beyti Dost olarak anılan reenkarnasyoncu grubun "Sevgi Dünyası"adlı yayın organında yazdı. Ruh çağırma seansları düzenleyen grup, liderleri Dr. Refet Kayserilioğlu'nun ilahi mesaj aldığına ve olağanüstü güçlere sahip olduğuna inanıyor. UFO'ların 4. Düzen varlıkları olduğuna, dünyayı korumak için görevlendirildiklerine, bu görevin de Beyti Dost tarafndan, yani Dr. Kayserilioğlu tarafından verildiğini savunan grubun faaliyetleri geçtiğimiz yıllarda durduruldu. Nur Serter'in yazdığı Siyasal İslamda Din Tekeli adlı kitabı Refah Partisi'nin kapatılması davasında kaynak olarak kullanıldı.

Hocalar çareyi kaçmakta buldular

İsmi ilk kez Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Cerrahi Ana Bilim Dalı Başkanı iken başörtülü öğrencileri derslere almamakla gündeme gelen Alemdaroğlu, bu sert tutumunu Rektör seçildikten sonra İstanbul Üniversitesi'ne şamil kıldı. Sert uygulamaları nedeniyle muhafazakar ve milliyetçi akademisyenler kadar solcu akademisyenler tarafından da eleştirildi. Pek çok dekan, ana bilim dalı başkanı idari görevlerinden istifa etti; pek çok öğretim üyesi de yıllarça çalıştıkları İstanbul Üniversitesi'ni terkederek özel üniversitelere geçmeyi tercih ettiler. İstanbul Üniversitesi 5 yıldır Alemdaroğlu isminin gölgesinde kaldı.

Taksim Toplantıları'nın müdavimi

Gençlik yıllarında CHP'ye yakınlığıyla bilinen Kemal Alemdaroğlu, İSKİ Skandalı'nın başaktörü Ergun Göknel, Nurettin Sözen, Selçuk Erez gibi arkadaşlarının da yer aldığı Taksim Toplantıları'nın müdavimlerin-dendi. Prof. Tuncer Çelik, Tarhan Erdem, Oktay Ekşi, Üzeyir Garih, Jülide Ergüder de toplantılara katılanlar arasında yer alan ünlü isimler. Taksim Toplantıları 1970'lerin sonlarına doğru solcu işadamı, gazeteci, öğretim üyesi ve üst düzey bürokratları tarafından başlatıldı. 12 Eylül döneminde bir süre askıya alınan toplantılar 1980'lerin ortalarından itibaren yeniden başladı. Kapalı bir yapısı olmakla eleştirilen esrarengiz Taksim Toplantıları'nın bir ikisi ancak 2000'lerde kamuoyuna açık olabildi. Nurettin Sözen'in Belediye Başkanlığı'na adaylığı da bu toplantıların birinde kararlaştırıldı.

Sözen'in danışmanı idi

SHP'den İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na aday olan Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Nurettin Sözen, Taksim Toplantıları Grubu'nun desteğini aldı. Sözen, Belediye Başkanı seçildikten sonra bu gruptan pek çok arkadaşını da yanına aldı. Ergun Göknel İSKİ Genel Müdürü, Tuğrul Erkin Genel Sekreter, Prof. Tuncer Çelik (Alemdaroğlu'nun eniştesi) İGDAŞ Genel Müdürü olurken, Kemal Alemdaroğlu ve Selçuk Erez gibi pek çok arkadaşını danışman olarak yanına aldı. Alemdaroğlu, Nurettin Sözen'in İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı döneminde bir süre danışmanlık yaptı. Sözen ile arası açıldıktan sonra danışmanlık görevinden ayrıldı. Nurettin Sözen halen Taksim Toplantıları'nın Düzenleme Kurulu Başkanı.

Eski arkadaşlarını çabuk unuttu

Prof. Kemal Alemdaroğlu bugün en fazla YÖK'ü savunan isimler arasında yer alıyor. YÖK Başkanı Kemal Gürüz'le kader birliği yapan Alemdaroğlu'nun yıllar önce sıkı bir YÖK karşıtı olduğu ortaya çıktı. Cerrahpaşa TıpFakültesi'nde görev yapan bazı öğretim üyeleri, Alemdaroğlu'nun bir zamanlar üniversiteyle ilgili pek çok konuda farklı siyasal görüş ve inançlara sahip öğretim üyeleriyle işbirliği içinde olduğunu da hatırlatıyorlar. Alemdaroğlu'nun 28 Şubat'ın hemen arkasından farklı bir kulvara girdiğini belirten öğretim üyeleri, "O zamanlar YÖK'e karşı olan Alemdaroğlu, şimdi suçladığı pek çok isimle iyi ilişkiler içindeydi. Cem'i Demiroğlu'nun yanlış uygulamalarına karşı harekete geçen reaksiyoner gruptandı. Grubun toplantılarında her görüşten kişi vardı" diyorlar.

"YÖK ortadan kalksın" diyordu

Sıkı YÖK savunusucu Kemal Alemdaroğlu'nun 1995 yılında DYP-CHP Koalisyonu döneminde yapılmak istenen yasa değişikliğine karşı yaklaşık 100'e yakın öğretim üyesinin hazırladığı bildiriye imza attığı ortaya çıkıyordu. Bildiride YÖK'ün kaldırılması ve köklü bir üniversite reformu yapılması, üniversitelerin kendi seçtikleri organlar eliyle yönetilmesi, üniversitelere bilimsel özerklik sağlanması isteniliyordu. Bildiride hükümeti oluşturan partilerden seçimden önce beyan ettikleri "YÖK'ü kaldıracağız" yönündeki vaatleri yerine getirmesi talep ediliyor, hükümetin tutumunun üniversite camiasını düş kırıklığına uğrattığı vurgulanıyordu. Alemdaroğlu 1996'da 'Çağdaş üniversite ve özerklik' başlıklı bir makalesinde de otoriter-totaliter ve dikta zihniyeti taşımayan, merkeziyetçilikten uzak, sadece ve sadece seçimle gelen kendi organları tarafından yönetilen, tüm kurulların düzenli toplandığı, toplum ile bütünleşen, topluma yön veren, toplum ve ülke kalkınmasına katkıda bulunan, iç denetimin kurumsallaştığı bir üniversitenin çağdaş ve özerk olacağını vurguluyordu. Bildirinin kamuoyuna açıklandığı dönemde imzasını inkar etmeyen Alemdaroğlu, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, ise: "Ben imzaya dikkatlice baktım. Benim imzama benzemiyor. Ayrıca insanlar birşeye hayır diyor daha sonra da görüşleri değişebiliyor" diyordu. "YÖK'e karşı değilim. Hiçbir zaman YÖK'e karşı olmadım" diyen Alemdaroğlu, "Kim ne sistem getirirse getirsin ülkede YÖK diye bir oluşum olacaktır" şeklinde konuşuyordu.

İkna Odaları'nın mucidi...

Başörtüsü yasağının uygulanması için öğretim üyelerine, "Gerekirse bilimsel çalışmaları askıya alın" sözüyle ünlenen Alemdaroğlu, toplantılarda 10. Yıl Marşı'nı söyletmesiyle de sık sık basının gündemine geldi. Geçtiğimiz yıllarda İstanbul Üniversitesi'nin eğitime açılması günü, kapıdan içeri giren sakallı, başörtülü, kulakları küpeli, uzun saçlı öğrenciler polis engeliyle karşılaştılar. Alemdaroğlu'nun talimatıyla içeri alınmayan öğrenciler İstanbul Üniversitesi tarihinde belki de ilk kez, sağcısıyla solcusuyla, sevgenciyle birlikte bu uygulamayı protesto etti. Bu şekilde sağı ve solu birleştiren rektör olarak ünlenen Alemdaroğlu, tepkiler karşısında kıyafet yasağını başörtüsü ve sakalla sınırladı.

Yardımcısı Prof. Nur Serter'le birlikte başörtülü öğrencilere yönelik "İkna Odaları"nın mucidi olarak tarihe geçen Alemdaroğlu, uygulamaları nedeniyle sık sık dış basında da gündeme geldi.

İstanbul Üniversitesi'ne ziyaretçi olarak dahi başörtülüler giremiyor. Hintliler ve Pakistanlılar hariç, yabancı turistler Bayezid'deki tarihi kampüse serbestçe girip çıkabiliyor. Geçtiğimiz günlerde başları örtülü olduğu için Hintli turistler içeri alınmazken, Avrupalı hippilerin merkez binaya özgürce girebildikleri gözlendi.

"İslam Ansiklopedisi'ne madde yazmayın"

Rektör Alemdaroğlu'nun rektörlüğü döneminde çeşitli konularda öğretim üyelerine baskı yaptığı iddaları sık sık Meclis gündemine de getirildi. Şimdiki Kültür Bakanı Hüseyin Çelik'in 17.12.2000 tarihinde TBMM'nde Milli Eğitim Bakanlığı'nın 2001 yılı bütçesine ilişkin yaptığı konuşmada, Alemdaroğlu'nun ilginç bir uygulamasına dikkat çekiyordu.

Çelik'in konuşması şöyleydi: "Sayın Alemdaroğlu, Edebiyat Fakültesi öğretim üyelerini topluyor ve diyor ki: 'Sakın ha, zinhar, İslam Ansiklopedisi'ne madde yazmayın!' İslam Ansiklopedisi'ni, sanırım Sayın Rektör, İslam ilmihali falan gibi bir şey zannediyor! Diyanet Vakfı'nın hazırladığı İslam Ansiklopedisi, bugüne kadar Türkiye'de hazırlanmış en zengin kültür ve bilgi ansiklopedisidir. Değerli arkadaşlarım; daha önce, Millî Eğitim Bakanlığı da bir İslam Ansiklopedisi hazırladı, biliyorsunuz. Sadece ismi 'İslam Ansiklopedisi' olduğu için böyle bir şey olabilir mi?! İmam hatip mezunu, doçenttir, profesör kadrosu alamaz; yardımcı doçenttir, doçent kadrosu alamaz ve Sayın İstanbul Üniversitesi Rektörü'nün bu uygulamalarını, Sayın YÖK Başkanı'na ve Sayın Millî Eğitim Bakanı'mıza, size ve bütün millete şikâyet ediyorum."


Devam Sayfaları
1 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9



Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu
 

Abdullah Muradoğlu
Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Hayat |
Bilişim
| Dizi | Röportaj | Karikatür

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED