Yeni Safak Online...
T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

D İ Z İ

Muhaliflere ceza

Rektör Alemdaroğlu, kendisine muhalif olan öğretim üyelerine olumsuz sicil verdi. İdare Mahkemesi, Rektör'ün uygulamasını hukuka aykırı bulup bozdu.

İstanbul Üniversitesi Rektörü Kemal Alemdaroğlu tartışmalı Yüksek Öğretim Kanunu'nun kendisine verdiği yetkileri en geniş şekliyle kullandı. Oysa aynı yetkilere diğer üniversitelerin rektörleri de sahip oldukları halde tartışmalı uygulamalara imza atmaktan imtina ettiler. Alemdaroğlu, siyasi görüşü ne olursa olsun muhalif öğretim üyelerine karşı sert tavır içinde oldu. Alemdaroğlu, rektörlük seçimlerinde aday olan öğretim üyelerine karşı aynı tutumu sürdürdü. Prof. Burhan Şenatalar idari görevinden istifa etti, Bilgi Üniversitesi'ne geçti. Prof. Şefik Dursun, güvenlik birimlerinin yapması gereken işi yapmadığı için Biyofizik Anabilim Dalı Başkanlığı görevinden uzaklaştırıldı. Bir diğer rektör adayı Prof. Mesut Parlak, dekanlık görevinden ayrıldı. Ne var ki istifaları yeterli değildi. Alemdaroğlu, Prof. Hüseyin Hatemi, Prof. Mesut Parlak, Prof. Şefik Dursun, Prof. Tahsin Yeşildere, Prof. Bülent Tanör, Prof. Alaattin Çelik, Prof. Toktamış Ateş, Prof. Aysel Çelikel ve Prof. Reşat Apak hakkında olumsuz sicil verdi. Yasaya göre iki kez olumsuz sicil verilen öğretim üyesi görevinden uzaklaştırarak mesleğinden edebiliyor.

Mahkeme hukuka aykırı buldu

Alemdaroğlu'nun somut gerekçeler yerine keyfi olarak olumsuz sicil vermesi hem kamuoyunda hem de üniversite camiası arasında tepkiyle karşılandı. Diğer taraftan bu uygulama nedeniyle muhalif öğretim üyeleri kötü sicil baskısını üzerlerinde hissettiler.

Prof. Hüseyin Hatemi'ye uyarı verilmemiş, olumsuz sicilin bizzat tebliğ edilmesi gerekirken faksla bildirilmişti. Uygulamanın keyfiliği çok açıktı. Olumsuz sicil verilen öğretim üyelerinin ilk işi Rektöre karşı mahkemeye başvurmak oluyordu. Mahkeme Almdaroğlu'nun olumsuz sicil verdiği öğreitm üyelerinin başvurusunu haklı buluyordu. İşlemin yürütmesini durduran öğretim üyeleri Rektöre tazminat davası açıyorlar.

Keyfi uygulama durduruldu

Prof. Dr. Hüseyin Hatemi'ye verilen olumsuz sicil cezası hakkında oy birliği ile yürütmeyi durdurma veren İstanbul 2 No'lu İdare Mahkemesi kararında "Rektörün bozuk sicil uygulamasının açıkça hukuka aykırı olduğu ve uygulanması halinde telafisi güç zararlar doğuracağı anlaşıldığından yürütmenin durdurulmasına oybirliğiyle karar verilmiştir" ibarelerine yer verildi. Prof. Hatemi Rektör hakkında ayrıca 10 milyar liralık tazminat davası açıyordu. Prof. Tahsin Yeşildere'ye olumsuz sicil verilmesinin nedeni ise basına izinsiz açıklama yapmaktı. Prof. Yeşildere, mahkemenin Alemdaroğlu'nun keyfi olumsuz sicil işlemini iptal ettiğini belirterek şunları söylüyordu: "Mahkeme bir öğretim üyesinin izinsiz de olsa açıklamada bulunmasını düşünce açıklaması olarak değerlendirdi. Bir öğretim üyesi halkı aydınlatmak için özgürce fikirlerini ifade edebilir, dedi."

Kardiyoloji'de kıyım

Alemdaroğlu'nun kafayı taktığı enstitülerden biri de Haseki Hastanesi bünyesinde faaliyet gösteren Kardiyoloji Enstitüsü idi. Geçen ağustos ayında Kardiyoloji Enstitüsü'nün kapatılmak istenmesi nedeniyle Sağlık Emekçileri Sendikası tarafından protesto ediliyordu. SES Aksaray Şubesi Başkanı Songül Beydilli'nin açıklamasına göre enstitünün kapatıldığı iddiasıyla hastaneye sevk yapılmıyor, hastalar özel hastanelere yönlendiriliyordu. Beydilli, "Önce döner sermaye payının azaltıldığını, ardından kan merkezi ve mikrobiyoloji laboratuvarının kapatılıp Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'ne taşındığını, hastane çalışanlarının yarı yarıya indirildiğini, 4 yıldır tek asistan bile alınmadığını belirtiyordu. Rektör Kemal Alemdaroğlu'ndan cevap beklediklerini ifade eden Beydilli, "Özel hastanelerde soyulmak istemeyen hastalarımızla, hastane çalışanlarımızla enstitünün kapatılmasına izin vermeyeceğiz' diye konuşuyordu.

Alemdaroğlu'nun cevabı gecikmeden geliyordu: 30 yıldır hizmet veren enstitüde görev yapan 11 öğretim üyesi görevlerinden alınarak başka bölümlere dağıtıldı. Gerekçe, "Kuruma zarar vermek."

Öğretim üyeleri Alemdaroğlu'nun somut bir gerekçe göstermeden enstitüyü dağıtmak istediğini belirtirlerken, "Kuruma nasıl zarar vermişiz? 30 yıl görev yapan arkadaşlarımız keyfi olarak görevlerinden alınarak başka kurumlara dağıtıldılar. 20 öğretim üyesinden 10'u görevde. Keyfi olarak yapılan bu görevlendirmelere karşı idare mahkemesine başvurduk. Hakkımızı arayacağız" şeklinde konuştular.

İnsan haklarına rapor engeli

Alemdaroğlu'nun tepki çeken bir diğer icraatı ise adli tıp kurumlarından özel başvuru ile bilirkişi raporu düzenlenmesini yasaklamasıydı. Artık rapor almak isteyenler için tek seçenek Adli Tıp Kurumu'ydu. Adli Tıp Kurumu'nun Adalet Bakanlığı'na bağlı olması öteden beri eleştirilen bir husustu. Alemdaroğlu, Cerrahpaşa ve Çapa Tıp Fakültelerinden Adli Tıp Anabilim Dalları ile Adli Tıp Enstitüsü'nün özel başvuru ile bilirkişi raporu düzenlemesini 15 Ocak 2002 tarihinde yayınladığı bir genelge ile yasakladı. Buna göre, işkence mağdurları ve tıbbi hata sonucu zarara uğramış hastaların başvuruları kabul edilmeyecek. İnsan hakları savunucuları ve hukukçular, bazı işkence olaylarını açığa çıkardığı için Adli Tıp Enstitüsü'nün engel olarak görüldüğünü ifade ediyorlar. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Adli Tıp Bilimleri Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Şebnem Fincancı hakkında Rektörlük tarafında idari soruşturma açılmış, Fincancı Adli Tıp üyeliği görevinden de alınmıştı.

HAYAD yargıya gitti

Alemdaroğlu'nun kararı hak arama özgürlüğüne konulmuş bir engel olarak yorumlandı. Bilirkişi raporunun önceden saptanan, belli bir anlayışı kanıtlamak için değil, bilimsel gerçekliği neyse onu ortaya çıkarmak için yapıldığını belirten hukukçular kararın endişe verici olduğunu kaydediyorlar. Hasta ve Hasta Yakını Hakları Derneği (HAYAD), kararın iptali için İstanbul 1. İdare Mahkemesi'ne başvuruyordu. İstanbul Tabip Odası Genel Sekreteri ve Adli Tıp Anabilim Dalı Kürsü Başkanı Prof. Şebnem Korur Fincancı bu kararla yalnızca mahke-meler üzerinden yapılacak şikayet başvurularıyla bilirkişilik yapılabileceğini belirtiyordu. Kararın Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nca tanınan özel bilirkişilik hakkını ortadan kaldırdığını vurgulayan Fincancı, Adli Tıp raporu konusunda, dünyadaki uygulamada resmi bilirkişiliğin tercih edilmediğini, bunun üniversitelere bağlı kurumlarca yapıldığını ifade ile, "Hekimlik uygulamaları bağımsız, bilimsel, nesnel olmalı. Hukukun üstünlüğü ilkesi işletilmeli. Adli Tıp'ta ikincil görüş alma hakkı vardır. Çünkü zaman zaman birtakım hatalar yapma ihtimali vardır. Dolayısıyla bu hak verilmeli. Ortada hukuka aykırı bir uygulama var. Çünkü ikincil görüş alma hakkı, hukukun içinde bir uygulama" şeklinde konuşuyordu.

Üniversitede kedi savaşları

Hatemi'nin gözü gibi baktığı kediler birer ikişer öldürüldü. Merkez binada otlar içinde 4'ü yavru 8 kedi ölüsü bulundu. Kediler Prof. Hatemi'nin kargabüken, ünlü hayvan hakları savunucusu Emel Yıldız'ın 'striknin' dediği ilaçla zehirlenmişlerdi. Üniversite yönetimini suçlayan Prof. Hatemi, "Güvenlik görevlileri tek tek koyduğum yiyecekleri, kapları çöpe atıyorlardı. Zehirlenmeler bugüne kadar devam etti. Zehirlendiklerini titreyerek, şişerek öldüklerini gördüğüm için söylüyorum. Ben kedilerime güveniyordum. Çünkü, kediler zehirli bir şey yemezdi. Ancak, onlar karga büken adlı zehiri otların arasına atıyorlardı. Kediler bu yiyeceğe yaklaşmasalar bile, ağzına bu zehir değer değmez şişerek ölüyordu. Yazın da sağda solda kedi ölüleri ortaya çıktı" diyordu. Öğretim üyelerinin pek fazla dikkatini çekmeyen kedi savaşları hayvan hakları savunucularını harekete geçiriyordu.

Hafiye gibi izliyorlar

Alemdaroğlu'nun talimatıyla kedileri zehirlettiği iddia edilen Rektör Danışmanı Yard. Doç. Ali Küçükosmanoğlu iddiaları reddediyor, olayla ilgilerinin olmadığını belirtiyordu. 3 kedinin hayatta kaldığını, onların da üniversite bahçesinde değil, yemekhane tarafından olduğunu belirten Hatemi, "Vejeteryanım, burada yemek yemiyorum. Yemem gereken yemeği, torbaya koyup bunlara gönderiyorum. Kendim götüremiyorum, çünkü izleniyorum. Güvenlik görevlileri, hatta öğretim üyeleri, hafiye gibi beni izleyip yönetime haber veriyorlar. Yerlerini söyleyemiyorum. Çünkü, o mamalar da çöpe atılır. Yemekhane artıklarını bile bu kedilere vermiyorlar. Önceleri başkaları da benim gibi kedilere yemek veriyordu. Şimdi kimse yapmıyor'' şeklinde konuşuyordu.

İnternet bağlantısını kesti

İ.Ü Rektörü Alemdaroğlu'na yöneltilen suçlamalardan birisi de kafayı taktığı öğretim üyelerinin internet bağlantılarını kestirdiği iddiasıydı. İnternet bağlantısı kesilenlerden birisi de Veterinerlik Fakültesi'nden Prof. Tahsin Yeşildere idi. Alemdaroğlu, Patoloji Anabilim Dalı'nın binternet bağlantılarını kestirmişti. Rektörün kendi siyasi görüşünde olmayanlara gerici, bölücü ya da komünist gibi yakıştırmalarda bulunarak baskı uyguladığını belirten Prof. Tahsin Yeşildere, bağlantıların kesilmesinin sebebini iki kez rektörlüğe yazı yazarak sorduğunu, ancak herhangi bir cevap alamadığını ifade ediyordu. İnternetin kesilmesinin bölümdeki doktora öğrencilerinin dünyadaki bilimsel yayınlara ulaşmasını engellediğini vurgulayan Yeşildere, idari mahkemeye başvurduğunu da kaydediyordu. Prof. Yeşildere internet bağlantısının halen kapalı olduğunu ifade ederek, "Bu uygulama çağdaş bir üniversiteye hiç yakışmıyor" dedi.


Devam Sayfaları
1 | 2 | 3 | 4 | 6 | 7 | 8 | 9

Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu
 

Abdullah Muradoğlu
Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Hayat |
Bilişim
| Dizi | Röportaj | Karikatür

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED