Yeni Safak Online...
T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

D İ Z İ

İÜ'den üç üniversite çıkar

Öğretim üyeleri mekansal, yönetsel ve akademik açıdan yönetilemeyecek boyuta ulaşan üniversitelerin bölünmesinin kaçınılmaz olduğunu ifade ediyorlar.

AK Parti Hükümeti'nin hazırladığı Acil Eylem Planı'nda üniversitelerin modernize edilmesinin öngörülmesi akademik camiada olumlu karşılandı. Acil Eylem Planı bazı üniversitelerin bölünebileceğini de içeriyor. Plana ilk tepki YÖK Başkanı ve Türkiye'nin en büyük üniversitesi olan İÜ'nin rektörü Kemal Alemdaroğlu'ndan geldi. Akademik camia Kemal Gürüz ve Kemal Alemdaroğlu'nun Acil Eylem Planı'nı hedef alan açıklamalarını münferit bir tepki olarak değerlendiriyor. Aslında üniversitelerin bölünmesi AK Parti Hükümeti'nin keşfettiği bir şey değil. 1990'lardan itibaren tartışılan ve gündeme gelen bir konu. İ.Ü'nin doğal olarak Beyazıt ve Avcılar kampüsü olarak bölündüğünü belirten öğretim üyeleri, "Mühendislik, Veterinerlik, Orman ve İşletme Avcılar'da. Hukuk, Edebiyat, Biyoloji, Siyasal ve İktisat fakülteleri ise Beyazıt'ta bulunuyor. Üniversite mevcut yapısı itibariyle üçe bölünse bile 57 üniversite içinde yine en büyük üniversiteler içerisinde yer alır" diyorlar. İÜ'nün Fen Bilimleri Üniversitesi ve Sosyal Bilimler Üniversitesi olarak ikiye ayrılmasını savunanlar olduğu gibi Paris Üniversitesi'nde olduğu gibi Paris-1, Paris-2 şeklinde olmak üzere İstanbul -1 ve İstanbul -2 olarak ayrılmasını isteyenler de var. Öğretim üyeleri , "Çapa ve Tıp Fakülteleri, İstanbul-1 ve İstanbul-2 içinde yer alabilir. Beyazıt kampüsündeki Biyoloji Bölümü Avcılar'a gider, Avcılar'daki İşletme Bölümü buraya gelir. Böylece sorun çözülür. Üniversitenin dev bir bütçesi var. Geçmiş dönemdeki bütçesi 10-15 kadar bakanlığın bütçesine denkti." dediler.

Belediye şayiası yayıyorlar

Alemdaroğlu'nun bölünmeye karşı hazırlattığı bildiriyi sadece tıpçıların desteklediğini vurgulayan öğretim üyeleri, "Bir de sosyal ve mühendislik bölümlerinde idari görevi olan, dekanlar ve bölüm başkanları imzaladı. Diğer öğretim üyeleri bildiriyi imzalamadı. Öğretim üyeleri üniversitenin bölünmesi ile Alemdaroğlu ve Atatürkçülük söylemini biribirinden ayırmak gerektiğini düşünüyorlar" dediler. Akademik camianın fikir beyan etmekten çekindiklerini belirten öğretim üyeleri, "Alemdaroğlu çekilsin herkes konuşmaya başlar. Marmara Üniversitesi bölünmek istiyor. Tıp ayrı, diğer bölümler ayrı olsun diyorlar. Hem tıpçılar hem sosyal-bilimciler mutabıklar. Selçuk Üniversitesi'nde de aynı durum söz konusu. İstanbul Üniversitesi'nde üniversitenin belediyeye bağlanacak şayiası dolaşıyor. Milli Eğitim Bakanı böyle bir şey yok dediği halde, bilinçli olarak bu şayiayı yayıyorlar" şeklinde konuşuyorlar.

Üniversite tek elden yönetiliyor

Öğretim üyeleri mevcut YÖK sistemi içinde her şeyin rektör tarafından tek elden idare edildiğini, demokratik katılım mekanizmalarının teşekkül etmediğini belirterek, "Dekanların bir yetkisi yok, her şey merkezden yönetiliyor. Kırtasiyecilik ve bürokrasi arttı. Hantallığın bir nedeni de bu. Dekan ile çaycı arasında fark kalmadı. Rektör, eğer kendi adayının seçimle gelecek gücü var ise dekanlık seçimi yaptırıyor. Hukuk fakültesi dekanı atamayla geldi. Oysa İstanbul Üniversitesinin yerleşik teamülleri, gelenekleri vardır. Kim en çok oy alırsa dekan o olur. Alemdaroğlu yönetimi teamülleri kaldırdı. Rektör imparator gibi davranıyor. Mali ve idari özerklik yok. Akademik kurullar tam bir monolog manzarası arzediyor. Rektöre muhalefet ederseniz sizi süründürüyorlar, kadronuzu geciktiriyorlar. Rektör, bölüm başkanlığı ve ana bilim dalı başkanlıkları seçiminde de etkili. İstemediği adayların kazanması mümkün değil. İktisat Fakültesi'nde yapılan seçimde İktisat Bölümü başkanlığını Prof. Cemal Şanlı kazandı. Ancak Şanlı çekilmek zorunda kaldı. Yerine Prof. Erol Manisalı atandı" diyorlar. Alemdaroğlu'nun üniversiteyi tıpçı mantığı ile yönettiğini belirten öğretim üyeleri, Sosyal Bilimler Enstitüsü Tez Yazma Yönetmeliği'nin de bu mantıkla hazırlandığını ifade ediyorlar. Öğretim üyeleri, "Yönetmelikte 'Çağdaş yazarları kullanın' ibaresi yer alıyor. Belki tıp için olabilir, ama tarih disiplininde çağdaş yazar diye bir kriter olur mu? Bir kere ilk elden kaynaklara yönelmemiz gerekiyor. Sosyal bilimlerde böyle bir kriter olamaz" diyorlar.

Çelikel: Bu kadar büyük üniversite olmaz

Hukuk Fakültesi dekanlığından istifa eden Prof. Aysel Çelikel de İstanbul Üniversitesi'nin bölünmesinden yanaydı. Prof. Çelikel, demokratik biçimde yönetilen özerk bir üniversite istediğini belirtiyor, "80'den önce fakülteler tüzelkişiliğe sahipti. Kendi bütçelerini kullanırlardı. Kararlarını kendi kurullarında alırlardı. Bakın, 100 bin elemanı ve öğrencisi olan üniversiteyi bir tek rektörün yönetmesi mümkün değil artık. Bu kadar büyük üniversite olmaz. İÜ'nün her fakültesi bir üniversite. Beş yıl önce dekan olduğumda Hukuk Fakültesi'nde sekiz bin öğrencim vardı benim. Boğaziçi Üniversitesi'nin de sekiz bin öğrencisi vardı. Ama bütçelerimiz inanılmaz farklıydı" diyordu. YÖK üyesi Çelikel, baskıcı yönetim altında bilimin gelişemeyeceğini kaydederek, "Bir de kaynak sorunu var. Fakültelerin bütçeleri rektörün elinde. Rektör istediği fakülteyi cezalandırır, ona hiç kaynak aktarmaz. İÜ'yü 25 yıldır tıplılar yönetiyor. Çünkü rektörü seçen iki bin öğretim üyesinin yarısından fazlası tıplı. Kaynaklarımız tıp fakültelerine aktarılıyor. Benim koridorlarımda her gün iki-üç bin öğrenci dolaşıyor ama sadece iki tuvalet var fakültemde. Bu tuvaletleri tamir ettiremiyorum" diyordu. Ünlü hukukçu Prof. Çetin Özek de "Eskiden bu üniversitede her dönem farklı bir fakülteden rektör seçilirdi. O zaman fakültelere karşı bir ayrımcılık da olmazdı. Kimse kimsenin binasına göz koymazdı. Sonra kural değişti. Şimdi rektörler habire tıpçıların arasında seçiliyor. Çünkü üniversitede en kalabalık onlar. Eski sisteme dönülürse, böyle sorunlar da ortadan kalkar" şeklinde konuşuyordu.

Bölünme kaçınılmaz

Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği Başkanı Prof. Dr. Kadir Erdin de mekansal, yönetsel ve akademik açıdan yönetilemeyecek boyuta ulaşan üniversitelerin bölünmesinin kaçınılmaz olduğunu ifade ediyor. YÖK'ün daha önce bu yönde çalışmalar yürüttüğünü hatırlatan Erdin, üniversitelerin uluslararası ölçütlere göre yönetilmesi gerektiğini kaydediyordu. Erdin, üniversitelerde öğretim üyesi başına düşen yayın sayısının azaldığına ve yayınların kalitesinin düştüğüne de dikkat çekiyordu. Üniversitelerde öğrenci sayısının en fazla 20 - 25 bin düzeyinde olmasını gerektiğini belirten Erdin, Batılı ülkelerde, yönetilemeyecek kadar büyüyen üniversitelerin bölündüğüne işaret ederek, "Paris Üniversitesi, Paris Üniversitesi 1, Paris Üniversitesi 2 şeklinde bölündü. Bu yöntemin üniversiteleri rasyonel hale getirdiği görüldü" diyordu.

Üniversite üçe bölünebilir

İstanbul Üniversitesi'den bölüm başkanlığı yapan bir profesör YÖK kanunu değiştirilmeden üniversitelerin bölünmesinin anlamsız olacağını belirterek, "Kanun değişmezse, yeni rektörün kaderi de YÖK başkanının iki dudağı arasında olacak" dedi. İstanbul Üniversitesi'nin rahat bir şekilde üçe bölünebileceğini kaydeden öğretim üyesi, "Sosyal Bilimler Üniversitesi,Teknik Bilimler Üniversitesi veya Mühendislik Üniversitesi ve Tıp Bilimleri Üniversitesi olarak ayrıştırılabilir. İki tıp fakültesi birleşir ve Tıp Bilimleri Üniversitesi olur. İÜ, öğrenci mevcudu, personeli, öğretim elemanları ve bütçesiyle beş üniversiteyi kaldırır" dedi. Üniversitenin bölünmesinin tıp fakültelerinin aleyhine olmayacağını ifade eden öğretim üyesi, "Ama diğer bölümler hayat bulur. Kendi bütçeleri olur. Tıp fakülteleri ile diğer fakülteleri karşılaştırın, her yıl tıpta 200 kadro açılırsa sosyal bilimlerde ya da mühendislikte 3 ya da 5'tir. Yeni üniversite olunca hem yardım alıyorsunuz hem kadro açılıyor. Bazı mühendislik bölümlerinde 2 ya 3 öğretim üyesi varmış. Hiçbir ülkede bu bölümlerde bu kadar az öğretim üyesi olmaz" dedi.


Devam Sayfaları
1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 9



Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu
 

Abdullah Muradoğlu
Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Hayat |
Bilişim
| Dizi | Röportaj | Karikatür

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED