|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
ÜNDER Başkanı Prof. Şefik Dursun: Üniversiteler çağdaş standartlara göre yeniden yapılandırılmalı. Üniversite Öğretim Elemanları Dayanışma Derneği (ÜNDER) Başkanı Prof. Şefik Dursun ile İstanbul Üniversitesi'ni, YÖK'ü ve Acil Eylem Planı'nı konuştuk. Prof. Dursun 20 yıldır İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Biyofizik Ana Bilim Dalı'nda Öğretim Üyesi. Rektörlük seçimlerinde aday olan Prof. Dursun, öğretim üyeliği görevini sürdürüyor. Acil Eylem Planı'nı nasıl yorumluyorsunuz? Olumlu buluyoruz. Gürüz ve Alemdaroğlu'nun açıklamaları ise siyasetçi üslubundadır. Alemdaroğlu düşüncelerini üniversitenin düşüncesi gibi yansıtıyor. Doğru değil. Bütün partiler YÖK sistemini değiştireceklerini vaad ettiler, sürüncemede kaldı. Kişilerin farklı uygulamalarına imkan vermeyen kanuna ihtiyaç var. Plan üniversite için fırsattır. Sivil toplum kuruluşları, öğretim üyeleri, iktidar birlikte bilim ve teknolojide öncülük yapacak çağdaş üniversiteyi yeniden yapılandırmalı. Kişiye göre değişiyor mu? Akademisyenlik hayatımda üç rektör tanıdım: Cemi Demiroğlu, Bülent Berkarda ve Kemal Alemdaroğlu. Kanun aynı kanun, ama üç rektörün uygulamaları birbirinden farklı. Cemi Demiroğlu döneminde üniversitede bu seviyede ideolojik bölünme sözkonusu değildi. Elbette onun da yanlışları vardı. Cerrahpaşa ve Çapa Tıp'ın döner sermaye gelirlerini kendi vakıflarına aktardılar bağış makbuzlarıyla. Bilezikçi Çiftliğini Doğramacı'nın üniversitesine tahsis ettiler. Bu bir reaksiyon oluşturdu üniversitede. Alemdaroğlu, Berkarda, Celal Erçıkan, herkes bu reaksiyona destek verdi. YÖK'ün rektörlere sonsuz yetki verdiği, istediklerini yapmalarına sebep olduğu dile getirilirdi. Berkarda 'demokratik üniversite' söylemi geliştirdiği için, onun döneminde fakülteler kendi dekanlarını seçtiler. Demek ki farklı uygulamalar yapabiliyorlar. Alemdaroğlu YÖK'çü müydü? Alemdaroğlu, Berkarda'nın danışmanı idi. YÖK sistemi değişmelidir, dediğini hatırlıyorum. Gazetelerde de çıktı. Alemdaroğlu rektör seçilince, kanunun kişiye bağlı tarafları olduğu için, bu defa temel haklar konusunda sorunlar çıktı. Kılık kıyafet uygulaması Berkarda döneminde lokal olarak başladı. Demiroğlu döneminde yoktu bu sorun. Kendisi rektör olunca en önemli işi buymuş gibi kılık kıyafet uygulaması başlattı. Öğrencilerin sınava girme hakları olduğu halde, 'sınava almayacaksınız' dedi; buna uymayanlara gerekenin yapılacağı söylendi. Öğrenciyi sınavdan atma gibi bir görevim olmadığını, hoca ile öğrencinin karşı karşıya getirilmemesi gerektiğini söyledim. Alemdaroğlu beni anabilim dalı başkanlığından aldı. Rektörlerin yetkileri neler? Kadrolar rektörün elindedir. İstediği fakülteden istediği kadarını istediği yere aktarır. Alemdaroğlu rektör danışmanı iken bunu çok güzel uygulamıştır. Rektörlük seçiminden önce 200 yeni kadro ilanı oldu. 'Rektör olursam kadrolarınızı halledeceğim' demektir bu. Kendilerine oy vereceklerini düşündükleri yerlere yatırım yaptılar diye düşünüyorum ve bunlar plansız, programsız yatırımlar. Alemdaroğlu torba bütçe dediği şeyi iyi kullandı. Bırakın ana bilim dallarını, dekanların yetkisi yok. Rektörün istediği gibi davranmak zorundalar. Hukuk eski dekanı Prof. Aysel Çelikel'in 'bir tuvaleti bile onartamadım' şeklinde serzenişi vardır, haklıdır. Öğretim üyeleri çekiniyorlar. Rektör, "Bunu uygulayacaksınız. Uymayan olursa belirli yerler var" diye işaret ederdi, gereken yapılacak diye. Öğretim üyesi için mediko sosyalda çalışmak güzel bir şey değil. Eskiden 1402'likler vardı. Solcu öğretim üyeleriydi atılanlar. Sonra yargı kararıyla döndüler. Şimdi de bölücü, irticacı diye atmak istiyorlar. Üniversitenin böyle bir yara almaya tahammülü yok. Dönüşümlü rektörlük olur mu? 12 Eylül dönemine kadar böyle imiş. Rektörlük sırası Edebiyat Fakültesi'ne geldiğinde ihtilal oldu, dönüşümlü rektörlüğe son verildi. Sosyal bilimciler bunu istiyorlar, kendilerine farklı davranıldığı için. Edebiyat'ın eski dekanı Süha Bey'in YÖK Araştırma Komisyonu'ndaki ifadesinde gördüm. Edebiyata yapısı itibariyle yatırım yapılmadığını, Aysel Çelikel'in söylediklerinin edebiyatta olduğunu da söyledi. Rektör her fakülteye eşit davransa, siyasi ve ideolojik yaklaşmazsa bunlar rahat edeceklerdir. Ben o konuda tam olarak illa da fakülteler arasında dönsün diyemiyorum. Bu noktaya geldik aslında. Nasıl bir çözüm önerirsiniz? Fakülteler adına bütçe çıkarılmasını istiyoruz. Bir bütçe olacak. Fakültelerin bütçedeki yeri belli olacak, kullanım yetkisi dekanlara ait olacak. Bunu rektör değiştiremeyecek, edebiyat için ayrılan pay edebiyata harcanacak. Bu olursa rektörlerin fakülteler üstündeki manipülasyonu son bulur. Dekanı da öğretim üyeleri seçecektir. Fakülteler kendi sorunlarını kendi kurulları aracılığıyla çözecekler. Üniversite senatosu da bunu onaylayıp Yükseköğretim Koordinasyon Kurulu aracılıyla ilgili makamlara iletecektir. Üniversite bölünebilir Üniversitelerin bölünmesine karşı çıkanlar, aslında ellerindeki imkânları kaybetmek istemiyor. 18 vakıf üniversitesinden 14'ü İstanbulda. Marmara, Boğaziçi, İTÜ, Yıldız Teknik, Mimar Sinan İstanbul'da. Bölünmeye karşı çıkanlar ellerindeki imkanları kaybetmek istemiyorlar. İrtica gerekçesine sığınıyorlar. Ben bölünme değil yeni bir üniversite kurmak olarak düşünüyorum. İÜ kurulduğunda bu kadar değildi, gelişti. Kendi ifadeleriyle 80 bin çalışanı, hocası, öğrencisi olan bir üniversite. İki üniversite ortaya çıkarsa öğrenci sayısı ve eğitimin kalitesi artarsa kötü mü olur? Cerrahpaşada 500 öğretim üyesi var. Bir Cerrahpaşa'ya daha yeter. Bölümlerin birleştirilmesi hususu zaten yasada da var. Birden fazla bölüm olamaz aynı konuda. İki tane tıp olması bu mantıkla uyuşmuyor. İstatistik yapılsın: bir hoca kaç ameliyat yapıyor, kaç saat derse giriyor, araştırılsın. Olması gereken kadar mı ürün çıkıyor? Daha çok hizmet verebilir, iyi bir organizasyon olursa. Bu organizasyon yetmiyor. Sizce nasıl bölünebilir üniversite? Paris Üniversitesi'nde olduğu gibi İst.1, İst 2 diye kurulursa öğrenciler yine İÜ öğrencisi, hocası yine İÜ öğretim üyesi olur. Sosyal Bilimler Üniversitesi ve Fen Bilimleri şeklinde kurulursa, yapısını zayıflatabilir diye düşünüyorum. İÜ'ye gelmiş öğrenciyi İÜ'den başka bir üniversiteden mezun etmemeli. İst-1, İst-2 gibi olursa, tıp fakülteleri de yerinde kalır. Biri İst-1'e, diğeri İst-2'ye dahil olabilir. Meclis siyasi müdahalede bulunmadıktan sonra sorun olmaz. Gürüz'ün açıklamaları siyasi müdahaleye açık olduğunu gösteriyor. Acil Eylem Planı'nı hantallaşmış yapıları daha aktive hale getirmeye yönelik bir yaklaşım olarak görüyorum. Üniversiteler sağlıklı denetlenemiyor YÖK Denetleme Kurulu'nun yapısı değişmeli. Denetleme kurulunun büyük kısmını YÖK Genel Kurulu, diğer kısmını Sayıştay ve Danıştay belirliyor. Milli Savunma Bakanlığı'ndan, Milli Eğitim Bakanlığı'ndan da birer üye var. Başkanını YÖK başkanı tayin ediyor. Üst kuruluşun yan kuruluşu olan denetleme kurulu nasıl sağlıklı teftiş edecek? Denetleme kurulu, YÖK gibi bağımsız bir üst kuruluş olsun. ÖSYM başkanını da kendileri atıyorlar. Bu yapı da değişmeli. Siyasiler tayin etsin demiyoruz, uygun şekilde Yükseköğretim Kanunu'nda yeniden belirlenebilir. Anayasada yapılacak değişiklikle –Sayın Cumhurbaşkanı da öyle söylüyor–- bir kez seçilmeli rektör. Dekanlar ise üst üste olmamak kaydıyla iki dönem dekan olabilir. Yardımcı doçentlerin statüsü sözleşmeli olmaktan çıkarılmalı. Bu insanların her iki yılda bir sözleşmenizi yenileceğiz diye baskı altında tutulmaları doğru değil. Bilimsel yayınlar da YÖK'ün keyfiliğine değil, uluslararası ölçütlere uygun olarak, belli merkezi kurallara, mekanizmalara bırakılmalıdır. Yayınlar beklenilen seviyede değil Bilimsel yayınların sayısı yüksek olabilir. Önemli olan bunların diğer araştırmacıların kullanacağı seviyede olmasıdır. Geçmişte 40'ncı sıradaydı Türkiye, 30'ncu sıraya düşmüş 4-5 sene içinde. Bu arada yeni üniversiteler kuruldu. Elbette beklenenin yakalandığı söylenemez. Bunun için çağdaş üniversitelere ve ülke sorunlarını çözme başarısına bakmak lazım. Yapılan çalışmalar tabii yükselecektir. Araştırma fonları var. Bir seviye tutturmak zorundasınız. Öğretim üyesi sayısı artıyor. Türkiye'nin durumuna bakalım, üniversitele-rin durumunu anlarız. Biribirinin aynasıdırlar. YÖK'ü anlamak istiyorsanız üniversitelere, üniversiteleri anlamak istiyorsanız YÖK'e bakın.
|
|
Abdullah Muradoğlu |
|
|
|
|