AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

D İ Z İ
Bayram: Polis benden
200 bin euro fidye istedi

Mustafa Bayram'ın iddiasına göre Malatya polisi 10 gram eroinle yakalanan Hamit'i serbest bırakmak için 500 bin euro istemiş. Hamit ve polisler arasında yapılan pazarlık sonrasında ise 200 bin euro üzerinde anlaşılmış.

Malatya polisinin kendisinden 200 bin Euro fidye istediğini iddia eden Mustafa Bayram "Hamit'in içiçi olduğunu Emniyet de biliyordu. Onu, üzerinde eroinle yakalayan polisler bu durumu değerlendirip bizden para kopartmaya çalıştı. Olay günü telefonla Hamit'i aradığımda 'Baba benim yanımda arkadaşlar var. Kalabalık bir grup. Benden para istiyorlar' dedi. 'Ne kadar istiyorlar' diye sorduğumda; 500 bin euro. Ben 'bu parayı kim verecek' diye sorduğumda, 'baba pazarlık yaptık anlaştık, 200 bin euro verirseniz beni kurtarırsınız' dedi" şeklin de konuştu.

Van Bölge Trafik Müdürlüğü'nde polislerin elinden oğlunu kaçıran Mustafa Bayram, olaydan sonra doğruca Emniyet Müdürlüğü'ne gitti. Önce binaya alınmayan Bayram, 'kendisini ismen tanıyan bir Emniyet görevlisinin' torpili ile binaya girmeyi başardı. Baba Bayram'ın ardından diğer iki oğlu Hecer ve Hişar da Emniyet'e geldi. Üst düzey bir Emniyet görevlisinin odasında Emniyet Müdürü Tacettin Kurt'un dönmesini bekleyen Bayram ailesi ile polisler arasında sert tartışmalar başladı. Karşılıklı bağrışmaların ortasında odaya, Kaçakçılık ve Organize Suçlar Müdürü Tayfun Albayrak girdi ve "Ne bağırıyorsunuz, burası ahır mı?" diye çıkıştı. Bu çıkışa Mustafa Bayram da aynı sertlikle cevap verdi: "Ahır olmadığını çok iyi biliyorum. Siz niye bağırıyorsunuz, herhalde siz burayı ahır zannediyorsunuz." Bunun üzerine Albayrak da, "Burası Emniyet Sarayı'dır bağırırız da, döveriz" diye karşılık verdi.

Baskını Özalp ilçesinden dönerken, telefonla öğrenen Van Emniyet Müdürü Tacettin Kurt, doğrudan makamına geçti. Biraz sonra odaya Mustafa Bayram ve oğulları ile Kaçakçılık Organize Suçlar Şube Müdürü Tayfun Albayrak girdi. Mustafa Bayram'dan oğlu Hamit ile baskına karışan diğer isimleri teslim etmesini isteyen Kurt, "Bu sizin için de iyi olur" diye uyarmayı da ihmal etmedi. Oğlu Hamit ile diğer adamları teslim edeceğine söz veren Bayram, oğullarıyla birlikte Emniyet Müdürlüğü'nden elini koluna sallayarak çıktı.

50 yıldır devlet bizi dövüyordu bir kez de biz dövdük çok mu

Bu arada Emniyet Müdürlüğü'nde Mustafa Bayram ile Tacettin Kurt arasındaki pazarlıktan haberdar olan Van Vali si Hikmet Tan'ın , ertesi gün yaptığı 'cesur' açıklama dikkat çekti. Vali Tan'ın "Hamit Bayram'ın babası Mustafa Bayram, oğlunu getirip polise teslim etmezse baba ya da oğulları alınacak" açıklaması kamuoyunda "devletin kararlığı" olarak değerlendirilirken, valinin "şov yapmak istediği" sonradan açığa çıktı. Mustafa Bayram, mahkemede, "Ben emniyet müdürüne oğlumu teslim edeceğim, yoksa ben kendim gelip teslim olacağım demiştim" ifadesini verdi.

Emniyet baskınına karışan isimlerle birlikte savcılıkta gece yarısına kadar sorgulanan Baba Bayram, 7 saati aşan sorgusunda ilginç ifadeler kullandı. Savcının, baskınla ilgili olarak, "İyi de polisleri niye dövdünüz?" sorusuna Mustafa Bayram, "50 yıldır devlet bizi dövüyordu. Bir defa da biz devleti dövdük. Çok mu!" karşılığını verince görevliler donup kaldı.

Sorgulamaya mı geldiniz?

Van Valisi Hikmet Tan'ın makam odasına giriyoruz. Çok tedirgin olan vali daha biz sorularımızı yöneltmeden savunmaya geçiyor ve basını suçluyor: "Ankara'dan oturup yazıyorlar. Devlet yok diye. Gelip araştırdın mı? Açıklama yapıyoruz kullanmıyorlar. Fatih Altaylı köşesinde yazdı. Telefon ettim çıkmadı. Beni hedef alırken onları (Mustafa Bayram'ı) koruyor gibi yazı kaleme almış. Kendisi de Vanlı. Bir akrabalık var mı? Onu da araştırmak lazım."

Vali Tan, olay günü Mustafa Bayram ile görüşmediğini ısrarla söylüyor. Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'in kendi makam arabasından Belediye Başkanı Hecer Bayram'ı aradığını anlatan Tan, "Ama telefonun diğer ucundaki belediye başkanı değil Mustafa Bayram'dı. Ben ne Mustafa Bayram ne de oğlu Hecer'le kesinlikle görüşmedim" diyor. Ard arda yönelttiğimiz sorulara sinirlenen Hikmet Tan, "Kimse beni sorgulayamaz. Beni sorgulamaya mı geldiniz" diye çıkışarak 36 yıldır devlete hizmet ettiğini ve 'kariyeri olan bir vali' olduğunu söyleyerek sorularımıza dolaylı cevaplar vermeye başlıyor. Biz baskını konuşurken sözü bombalama olayına getiren vali, bombayı sorduğumuzda ise "Araştırıyoruz" demekle yetiniyor. Valiye göre baskın "iki Emniyet'in arasındaki olay." Kendi sorumluluğunu ise "Ben ne yapayım. O adamlar, Emniyet'ten kaçırdıkları için ben çıkıp 'teslim etmezse babasını da alırız' dedim" sözleriyle açıklıyor. Tedirgin ve endişeli bir portre çizen Vali, bir ara çantamızı süzerek 'bunları kaydetmiyorsunuz değil mi?' diye sordu. Sohbetin sonunda ise "Ben anlatacağımı anlattım, istediğinizi yazabilirsiniz" dedi.

Vanlıların büyük kısmı Bayram'dan korkuyor

Emniyet baskını ile Türkiye'nin gündemine bir kez daha oturan eski Milletvekili Mustafa Bayram'la ilgili Van halkının görüşlerini de sorduk. Karşımıza iki farklı Mustafa Bayram portresi çıktı. Vanlıların büyük bir bölümü Mustafa Bayram hakkında konuşmak istemedi. Hatta bir vatandaş, "Gidin kardeşim işinize. Dönün Ankara'ya, buralarda gezmeyin" dedi. Biraz daha ısrar edince aynı vatandaş, "Kardeşim adam oğlunu polisin elinden alıyor üstelik bir de polisi dövüyor. Bu adam beni sokağın ortasında alnımdan vurur. Geçmişte de zaten yaptı. Gidin başımdan" diye çıkıştı.

Bayram hakkında konuşmaktan çekinmeyenler ise ona mehtiyeler diziyor. Bu kesime göre Mustafa Bayram adeta bir halk kahramanı.

'Suçu kendi üzerine değil'

Bu arada son 30 yılda pekçok suçlamayla karşı karşıya kalan Mustafa Bayram'a ait Van Adliyesi'nde sadece 2 dosya bulunuyor. İki dosyadan biri son baskınla diğeri ise bir cinayetle ilgili. 1992 yılında Van'da iki vatandaş Mustafa Bayram'ın silahıyla vurulmuştu. Adliyede Bayram'ın dosyalarını araştırırken yargı mensuplarından biri ilginç bir tespitini bizimle paylaştı. Yargı mensubu, "Bu adamın ne malvarlığı ne de suçu kendi üzerine değil!" değerlendirmesini yaptı.

Bayram, baskın gününü anlattı

Mustafa Bayram'ın mahkeme kayıtlarına giren ifadesinde yer alan çarpıcı açıklamalar:

"Olay günü Özalp ilçesine başsağlığı ziyaretine gidiyordum. Saat 14.00 sıraları idi. Erçek köyüne yaklaştığımda oğlum Şeref Bayram beni cepten aradı. Hamit'in telefon ettiğini, Türkçe konuşarak, 'Biz Van'a arkadaşlarla geliyoruz' dediğini söyledi. Şeref, kendisine 'Neden Türkçe konuşuyorsun?' diye sorduğunda 'Ben seni sonra arararım' diye Türkçe olarak telefonu kapatmış. Bu sebeple tedirgin olan Şeref beni aradı. Benim o sırada yanımda Niyazi Özalper, Aziz Balakan vardı.

Erçek'ten geri döndüm ve yolda iken Hamit'i aradım. Kürtçe nasıl olduğunu sordum kendisi Türkçe olarak 'Baba ben seni sonra ararım' dedi. Kürtçe 'Bir sıkıntın var mı' diye sordum Kendisi Türkçe 'he' dedi. Daha sonra telefonu kapattı. DDY'ye yaklaştığımda, telefonla tekrar Hamit'i aradım. 'Baba benim yanımda arkadaşlar var. Kalabalık bir grup. Benden para istiyorlar' dedi. 'Ne kadar istiyorlar' diye sorduğumda; 500 bin euro. Ben 'bu parayı kim verecek' diye sorduğumda, 'baba pazarlık yaptık anlaştık, 200 bin euro verirseniz beni kurtarırsınız' dedi. Hamit'e, 'seni nerde bulurum' diye sorduğumda, yanındaki adamlara 'ne diyeyim' diye sordu. Yanındaki şahsın 'bir saat sonra' dediğini işittim. Bunun üzerine bana 'biz seni 1 saat sonra ararız' diyip telefonu kapattı.

VALİ ARADI 'GEÇMİŞ OLSUN' DEDİ
Daha sonra ben vali beyi aradım, vali beye ulaşamayınca vali yardımcısı Abdurrahman İnan isimli vali muaviniyle konuştum. 'Benim oğlumu çete kaçırmış, benden para istiyorlar' dedim. Bana kendisi 'bu önemli bir mesele, dikkat et' dedi. Daha sonra Abdurrahman Bey beni aradı. Emniyet'e gereken bilgiyi verdiğini, yardımcı olacağını, vali beyin de beni arayacağını söyledi. Ben Emniyet'e yöneldiğim sırada vali bey beni aradı 'Geçmiş olsun' dedi. Ben de durumu kendisine aktardım.

BAKAN ÇELİK'LE KONUŞTUM
Ardından Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik ile konuştum. Bana ne olduğunu sorduğunda, çetelerin oğlumu kaçırdığını, yardımcı olması talebinde bulunduğumu söyledim. 'Biz geliyoruz, gereken yardımlar yapılacaktır' dedi.

EMNİYET MÜDÜRÜ İLE GÖRÜŞTÜM
Emniyet müdürü ile telefonla görüştüm. Ancak bu görüşmeden önce emniyet müdürü, bizzat kendisi Hamit'in yerini tespit ettiklerini, Hişar'a söylemiş. Sigorta Hastanesi'nde olduklarını bildirmiş. Hişar, ' Emniyet Müdürlüğü'ne uğramaya gerek yok' deyince ben de oradan döndüm.

YÜZÜ KANLI ŞAHISLAR
Trafik Bölge'ye yaklaştığımda yüzleri kanlı şahısları gördüm. Tanıdıklarımız 'çeteler burada' dedi. Ben de 'çeteler burada ise, polis de burada' dedim. Orada bulunan polislere seslendim. Polisler tepki göstermediler. Hamit'i orada görmedim. Çıkmak üzereyken, o grup içerisinde şahıslardan birisi elindeki bir kağıdı, esmer bir çocuğa verdi. Bu şahıs hızla arabaya bindi. Ben de bu aracı hızla takip ettim. Emniyet Sarayı önünde durdu, polislere birşeyler fısıldayıp içeriye girdi. Ben de arkasından gittim. Emniyet müdürü ile görüşmek istediğimi söyleyince müdürün orada bulunmadığını söylediler. Bahçedeki şahıslardan biri beni tanıdı. Ben içeri giren şahsı kendisinden sordum. Kendisi 'boş ver' dedi.

'OĞLUM İÇİÇİ' DEDİM
Bu sırada Kaçakçılık Şubesi'ne bakan yetkili birisi, elinde bir kağıtla geldi, bana 'siz olayın ne olduğunu biliyor musunuz?' dedi. Benim oğlumun uyuşturucuyla yakalandığını, oğlumun yanındaki şahısların çete değil, polis olduğunu ve operasyon düzenlediklerini söyledi. Ben Kaçakçılık'taki bu yetkili şahsa, 'siz bu şahıslarla ortak mısınız? Benden para talep ediliyor. Siz bunları koruyorsunuz' dedim. Bildiğim kadarıyla bana Emniyet'e hızla giren o şahsın elindeki evrakı getirdi. Oğlumun 10 gram eroin ve birkaç gram afyon sakızı ile yakalandığını söyledi. Ben de oğlumun içici olduğunu kendilerinde kaydının olduğunu söyledim."

Van, aşiretler ve kabileler diyarı

Yüzüncü Yıl Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'nce yapılan araştırmaya göre, Van'da 15 aşiret ve bu aşiretlere bağlı 75 kabile bulunuyor. "Aşiret Yapıları ve Karakteristik Özellikleri" başlıklı araştırmaya göre, aşiret yapılanması, bugün sadece Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde sürüyor. Kan bağı ve soy etkenlerine bağlı olarak bir veya birden fazla kabilenin birleşmesiyle meydana gelen aşiretlerin başında "aşiret reisi" veya "aşiret ağası" bulunuyor. Cumhuriyet dönemiyle birlikte resmi bir unvan olmaktan çıkan "ağalık" kavramı, halen halk arasında kullanılıyor ve ağaların otoritesi devam ediyor. Aşiretlerin her dönemde değişik siyasal oluşumlarda yer aldığı ve her dönemde parlamentoda temsilci bulundurduğu kaydedilen araştırmada, bu temsilcilerin genellikle aşiret veya kabile liderleri olduğu belirtiliyor.

1. BÖLÜM: Hamit, eroin krizine girip 'konuşur'diye kaçırıldı
3. BÖLÜM: 'Köylü kimyagerler' ahırda uyuşturucu imal ediyor!
4. BÖLÜM: İhbar olmazsa yakalamak zor
5. BÖLÜM: Uyuşturucu baronları Van'ın imajını lekeledi





13 Ağustos 2004
Cuma
 
Künye
Temsilcilikler
AboneFormu
MesajFormu

Veli Toprak
Hamdi Ateş


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED