|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Van'ın imajını lekeledi
Bölgede yaptığımız araştırma sırasında ilginç izlenimler edindik. Van ve çevresinde sosyal dengeler bozulmuş, gelir dağılımı uçurumu çok derinleşmiş. Fakir halkın yanında çok zengin olanlar da var. Yatırım yapılmadığı, tarım ve hayvancılık bitme noktasına geldiği için işsizlik ve geçim sıkıntısı en büyük sorun. Bu da insanları yasadışı işlere yöneltmiş. Van-Başkale arasındaki yolda ilerliyoruz. Çok sayıda kamyon yolda geliyor ve gidiyor. İlginç ama kamyonların hiçbirinde yük yok. Yıllarca kamyon şoförlüğü de yapmış şoförümüz ve rehberimiz Yılmaz Usta'ya soruyoruz, "Neden kamyonlar boş?" diye. Yılmaz Usta anlatmaya başlıyor: "Burası Van-Başkale yolu, burada yok yok. Her şeyin kaçağını bu yolda bulabilirsiniz. Uyuşturucudan sigaraya, çaydan mazota, her şeyin kaçağı var bu yolda. Bu kamyonlar çıkarlar yola Başkale'ye yakın yerlerde İran'dan jelikanla getirilen kaçak mazottan depo alırlar. Tekrar Van'a dönerler ve depodaki mazotu satarlar. Bir kamyon haftada 160-180 milyon kazanır. Uzun yola gitse bundan fazla kazanamaz." Ağalar kapıcı oldu
Yol boyunca bize Van'ı anlatmaya devam ediyor Yılmaz Usta: "Buralar eskiden cennetti. Sınır ticareti yapıyorduk, halk zengindi, işsizlik yoktu. Sonra terör belası geldi. Köyler boşaldı, şehre doldu. Tarım hayvancılık bitti. Aileler bölündü. Köylerde ağa olanlar şehirlerde ne yapacağını şaşırdı. Şimdi kapıcılık yapan ağalar var. Son bombalama olaylarına halk tepki gösterdi. Hem de kendiliğinden, artık kimse terör istemiyor. Şimdi herkesin derdi ekmek. Ekmek ama işler düzelmiyor. Bir ara yine sınır ticareti iyiydi, işler açılmıştı. Sonra mazotu yasakladılar. Mazot işine bir izin verseler burada sorun kalmaz. Ama bu işe büyük patronlar izin vermiyor." Şehirde, yolda, köyde konuştuğumuz herkes sınır ticaretine izin verilmesini istiyor. Dış Ticaret Müsteşarlığı, bazı malların geçişine izin vermiş ama bunların listesi o kadar dar ve gereksiz ki bizi de şaşırttı. Listede baston, tespih, kalem gibi şeyler var. İnsanlar, "Bunları kim alır, kim satar?" diye isyan ediyor. Van şehir merkezinde ilginç bir yapılanma var. Sosyal dengelerin bozulduğunu ilk bakışta görebiliyorsunuz. Halkın bir kesimi çok zengin, diğer kesimi ise çok fakir. Van'da halk Vanlılar, Başkaleliler ve Yüksekovalılar olarak ayrılmış. Van'ın ana caddelerinde bulunan pasajlar, binalar, oteller genellikle Başkaleliler veya Yüksekovalıların. Kimle konuştuysak uyuşturucu olayının Van'la birlikte anılmasından rahatsız. Bölgede uyuşturucu işi yapanların sayısı çok azmış. Daha doğrusu bu işin kaymağını yiyenlerin sayısı çok azmış. Aracılar, kendini feda edenler genellikle fakir, gariban, kimsesiz insanlar. İstanbul'da yaşamış Sinan K. isimli bir esnaf ilginç şeyler anlattı: "Bak kardeşim bu işleri büyükler yapar. Gariban vatandaşa önce suç işletilir sonra yasa dışı yollara sürüklenir. Hatta şantajla uyuşturucu işi yapanlar var. Aç insan her şeyi yapar. Zaten yakalanıp içeriye girenler aracıdır, arkasında baronlar var." JİTEM korkusu
Van ve bölgede insanları önce gazeteci olduğunuza inandırmanız gerekiyor. Basın kartlarımızı göstermemize rağmen insanlar korkuyorlar ve bize şüphe ile bakıyorlar. Bu korkunun nedenini sorduğumuz bazı devlet memurları, "Sizin JİTEM personeli olduğunuzu düşünmüşlerdir. Çünkü onlar gazeteci kimliği ile de istihbarat topladılar" diye açıkladılar. Bölgede kaçakçılık çok yaygın ve ana geçim kaynağı durumunda. JİTEM elemanları çeşitli kimliklerle gelip istihbarat toplarlar, ardından da hemen baskın olurmuş. Bu nedenle bölgede JİTEM adeta bir kâbus gibi. Son olaylar Van için büyük yıkım
"Son olaylar Van için adeta bir yıkım oldu" diyen Van Belediye Başkanı Burhan Yenigün şöyle konuşuyor: "Van'ın kaçakçılıkla, uyuşturucu ve terörle anılmasını istemiyoruz. Bu imajı silmek için eskisi gibi tarım ve hayvancılığın geliştirilmesi şart. 12 Eylül'de köyler damgalandı. Korucu sistemi ve terörle birlikte sosyal denge tamamen bozuldu. İşsizlik, sosyal bunalım beraberinde fuhuş, kaçakçılık ve terörü getirdi. Uyuşturucu işleri yapanlar halkın küçük bir bölümü. Halkın yüzde 95'i bu işin dışında. Artık halkımız terör değil hizmet istiyor. Bunun en iyi belgesi DEHAP'ın kalesi olarak gösterilen Hacı Bekir Mahallesi'nden en fazla oyu bizim almamız. Seçim öncesinde bize telefon geldi. Bu mahalleden arayan bir kişi 'Filanca adreste sizi bekliyoruz' dedi. Gittik avluda erkekler toplanmış. Hoş geldin ettikten sonra, 'hanımlara bir konuşma yapmamızı istediler. İçeri girdim. Evin salonu ve odaları tamamen bayanlarla dolu. Yaklaşık bir saat kadınlar konuştular. İçlerinden bir tanesi, 'Sizi ve AK Parti'yi yakından takip ediyoruz. Biz yıllarca hizmet alamadık. Bunlar (DEHAP) bizi kullandılar. Çocuklarımızı perişan ettiler. Artık biz de insan gibi yaşamak istiyoruz' dedi."
Hakkari ve Yüksekova'da hiç içici yok Hakkari Valisi Erdoğan Gürbüz : "3 bin 500 ve 4 bin 500 metre yüksekliğinde tam 13 dağımız var. Yüzbin askerle bile bu dağları kontrol ederek kaçakçılığı önleyemezsiniz. 21. Jandarma Sınır Tugayı kuruldu, bu bile yetersiz geliyor. Bu sınırlar da bize İngilizlerin bir hediyesi. 3-4 bin metre dağın tepesinden sınır geçiyor. 5 bin metre ileriden sınır çizilse dümdüz arazi. O zaman kontrol ve geçişler daha sağlıklı, düzgün olurdu.Uyuşturucu kaçakçılığı olduğu halde, Yüksekova ve Hakkari'de hiç içici yok. Bu da gösteriyor ki, burası sadece bir güzergah. Uyuşturucu kaçakçılığına karşı mücadele öncelikle burada verilmelidir. İstanbul, Ankara ve İzmir'deki teknoloji, narkotik elemanları asıl burada görev yapmalıdır. Burada yakalanan uyuşturucu madde yine buradaki laboratuarlarda analiz edilmeli. Bu işin önlenebilmesi için çok iyi istihbarat, teknolojik araç gereç ve çalışanların maddi yönden tatmin edilmesi gerekiyor."
Van'ın gündemini değiştirmek lazım Van Valisi Hikmet Tan: "Uyuşturucu bugünün işi değil. Bunun boyutları uluslararası bağlantıları var. Pakistan-Afganistan-İran üçgeninden geliyor, Hollanda, Belçika, İtalya, ABD'ye kadar uzanıyor. Burası üretim yeri değil, bir güzergah. Biz yakalayabildiğimiz kadarını yakalıyoruz. Bir buçuk yıldır ben bunlarla mücadele ediyorum. Bu süre zarfında polis ve jandarma 2.5 ton uyuşturucu ele geçirdi. Gemilerde tonlarca yakalanıyor. Neden sadece Van gündeme getiriliyor. Van'ın artık bu gündemin dışına çıkarmak istiyorum. Van'ın bu işle anılmasını istemiyorum."
Uyuşturucunun merkezinde PKK var Van Emniyet Müdürü Tacettin Kurt: "Van'ı yuşturucu ile bütünleşen imajından kurtarmak istiyorum. Uyuşturucunun Başkale ve Yüksekova yönünden geldiğini tahmin ediyoruz. Van'ın sadece bir geçiş noktası olduğunu göstermek için şehrin girişini ve içerdeki hareketliliği takip ediyoruz. Van uyuşturucunun üretim merkezi değil, bir geçiş noktası. Bazı komşu ülkelerden geliyor. Giriş noktaları belli. Uyuşturucunun merkezinde PKK var. Hem ticaretini yapıyor hem de komisyon alıyor."
Hepimizi bir kefeye koyup tozcu yaptılar İşadamı Abdullah Tunçdemir: "Bazı gazeteler Van Gölü'nün kenarında, '500 milyarlık villalar var' diye yazdı. Benim de villam var orada. Bırakın 400-500 milyarı 100 milyar versinler hemen satayım. Ben esnafım. Alnımın teri ile aldım. Villası olan herkes uyuşturucu kaçakçısı mı? İstanbul'daki yapınca problem olmuyor. Biz yapınca neden böyle düşünülü- yor. Bunu böyle yazan gazetelerin patronlarının da Boğaz manzaralı yalıları, villaları var. Buradaki villalar kooperatif usulü yapıldı. Sahiplerinin hepsi dürüst insanlar. Hepimizi bir ke- feye koyup, tozcu yaptılar."
1. BÖLÜM: Hamit, eroin krizine girip 'konuşur'diye kaçırıldı
|
|
|
|
|
|
|