AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

D İ Z İ
Menderes'i tuzağa düşürmek istediler

Mahkeme heyeti Menderes'i Grup Zabıtları'yla tuzağa düşüremeyince celseyi tatil etti. Bu arada Şemi Ergin'e, daha önce kızına gönderilmiş gibi sahte mektup yazdırarak mahkemede okuttular. Mektupta Menderes güya ordu aleyhinde konuşuyordu.

27 Mayıs 1960 sabahı tutuklanan DP'liler arasında Muş Milletvekili Gıyasettin Emre de vardı. Yassıada'da 5 yıl hapse çarptırılan Emre 1964'de çıkan afla Kayseri Cezaevi'nden tahliye edildi. Gıyaseddin Emre o günleri anlatıyor:

"Marko Paşa'ya şikayet edin"

Vakıf Apartmanı'nda kalıyorduk. Sabah ajans haberlerini dinlemek için radyoyu açtım. Türkeş'in o sesi. Ağrı Milletvekili Halis Öztürk'ün odası yakındı bana. 'Kalk, kalk, darbe oldu' dedim. İnanmak istemedi. Irak'taki askeri darbeyi yakından takip ediyordum. İşin ciddiyetinin farkındaydım. Halis Bey, 'Ne yapacağız?' deyince, 'Onlar almadan kendimiz gidelim' dedim. 'Yok, olmaz, vuruşalım' dedi. Güldüm. 'Sende çakaralmaz bir Kırıkkale var, nasıl yapacaksın, iki dakikada bitirirler işini, şakayı bırak da hazırlan' dedim. Giresun Milletvekili Tahsin İnanç, Bingöl Milletvekili Sait Göker, Erzurum Milletvekili Fethullah Taşkesen'i uyandırdık. Arabamı Meclis'te bırakmıştım. Dışarı çıktık. Ne göreyim, benim araba, içinde subaylar. El kaldırdım. Durdular. 'Ben filan milletvekiliyim, bu benim arabam' dedim, 'Biz de siz davarları arıyorduk' dediler gülüşerek. Bindik arabaya. Harp Okulu'nun kapısının önünde kumandanlar dizilmiş, başlarında Mucip Ataklı vardı. Ataklı 'sizi arayacağız' deyince, 'Arayamazsınız, dokunulmazlığımız devam ediyor' dedim. 'Ben arayayım da gidin Marko Paşa'ya şikayet edin' dedi. İkinci gece uçaklara bindirdiler, 40 kişi kadar varız. Burhanettin Onat, cesur adamdı. Beni ona kelepçelediler. Uçağın içi çok soğuk. Pencereleri açmışlar. Onat, 'Ya oğlum, bizi mermiyle değil, soğuktan öldüreceksiniz" dedi.

Güryay kan kusturuyordu

Yeşilköy Havaalanı'na gelince bizi indirdiler, tekme tokat. Cemselere bindirdiler. Sonra hücumbotla Yassıada'ya geldik. Tarık Güryay elindeki sopayla karşıladı bizi. Koğuşlarımıza yerleştirdiler. Kışın kapıları pencereleri açıyorlar, yazın kapatıyorlar. Konya Valisi Cemil Keleşoğlu bu koğuşta intihar etti. Bir teğmen gelmişti yanına, Keleşoğlu döneminde yerinden alınmış bir başka yere verilmiş. 'Beni almıştınız yerimden' dedi, tokatladı, yüzüne tükürdü. Keleşoğlu ranzanın altından demir parçası çıkarmış, sürterek keskinleştirmiş, tuvalete çıkmış orada kolunu keserek intihar etmiş. Bir milletvekili vardı, şişmanca, benim ranzamın üstündeki ranzada yatardı, her gün 'bizi bırakacaklar' deyip dururdu. Bir sabah dayanamadım. 'Ada kumandanı bizi denize atacakmış' dedim, bayıldı, alıp götürdüler. 'Kim söyledi?' demişler, adımı vermişler. Tarık Güryay sopayla geldi, vuracaktı, vazgeçti. Gülmek istedi, onu da yapamadı, 'ulan, burada da rahat durmuyorsun' dedi. Kendisiyle tanışırdık. Polatlı'da görevli idi. Akrabam bir asker vardı, ziyarete gitmiştim. Beni çağırttırdı, izzeti ikramda bulundu. O sıralar Menderes'in çevresindeki bazı kişilerden rahatsızdım. Konuşmamız esnasında Menderes'e serzenişte bulundum. Müdahale etti, 'Peygamberden sonra peygamber gelse o Menderes olur' dedi. Çok şaşırmıştım. O Güryay DP'lilere kan kusturuyordu.

Menderes'in sesini duydum

Sürekli bize hakaret ederlerdi. Sabun istesek, 'Tabii siz Avrupa sabunlarına alışmışsınız' derlerdi. Bize karşı iyice dolduruldukları anlaşılıyordu. Bir gün sorgu sırası bana geldi. Gittim. Tarık Güryay, Egesel, Başol odada. Bir de sorgu hakimi var. Güryay, 'tanırım, çok dürüst adamdır' dedi. Egesel de 'ne mutlu sana, bak kumandan senden sitayişle bahsediyor. İşte herşeyi olduğu gibi anlatacaksınız' dedi. Menderes'in diktatör olduğunu söylememi istediler. Oysa Menderes'in son bütçesine kırmızı oy vermiştim. Muhalif Yaylacılar grubundanım. O arada 'ne istersin?' dediler, 'çay' dedim. Çay içemiyorduk. Ne zaman çay istesek 'size Avrupadan getirtelim' diyerek alay ederlerdi. Çayı getirdiler. İçmeye başladım. 'Hadi anlat' dediler. Ben de 'Menderes eğer diktatör olsa grupta yaprak kıpırdamazdı. Biz bütçeye kırmızı oy verebildik. Ben basit bir milletvekiliyim, muhalefet edebildim. Nasıl söyleyim diktatör olduğunu' deyince, Güryay, 'Alın bu hergeleyi zindana' dedi. Çay yarım kaldı. Aşağı indirdiler. Hücreye sokmak istediler, direndim, bu arada yere düştüm, elim yüzüm kanlar içinde kaldı, üzerime bastılar. Meğer orada çok hücre varmış, Menderes de orda imiş. Bir ses işittim, "Bana bir sigara verebilir misiniz". Menderes'ti bu. "Size Avrupa'dan getirtelim" dediler. Dar ve karanlık bir hücreydi. Birkaç saat sonra geldiler beni aldılar, elimi yüzümü yıkattılar. 'Git ne ifade verirsen ver, cehennemin dibine git' dedi Güryay.

"Sahte mektup yazdırdılar "

Menderes çok güzel konuşurdu. Öyle ustalıkla konuşurdu ki çok zarif ve incelikle yapardı savunmasını. Mahkeme heyeti istediğini elde edemiyordu. Menderes'i tuzağa düşürmek için Grup Zabıtları'ndan yararlanmak istediler. Zabıtlar, bir hafta sonra imha edilir, kayıtları saklanmaz. Menderes, grup zabıtlarını imha ettirmedi, 'Millet, Meclis'te ne konuştuğumuzu biliyor, kendi aramızda neler konuştuğumuzu bilmeye de hakları var', derdi. Bu zabıtları getirttiler. Bir yerde İnönü'ye şiddetle hücum ediyor. Arkasından orduya övgüler yağdırıyor.. Zabıtlar da işlerine yaramadı. Hemen celseyi tatil ettiler. Bu kez eski Ulaştırma Bakanı Şemi Ergin'i kullanmaya kalkıştılar. Ergin'e sanki o günlerde yazmış gibi kızına mektup yazdırdılar. Bu mektupta güya Menderes, Ergin'e, ordu hakkında böyle konuşmazsak, aleyhimizde çalışırlar, diyor. O kadar acele yazdırmışlar ki spiker okumakta zorlanıyor. Şemi''ye okuttular. Başol, 'Ne diyorsun Menderes?' dedi, Menderes de, "Bir şey daha söylese daha iyi olurdu. O grup toplantısı sırasında Şemi Ergin İzmir'de Efes Otel'deydi. Telefonla konuştum dese daha inandırıcı olurdu" dedi.

"ETHEM MENDERES DE İŞİN İÇİNDE"

Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı kumandanı uzaktan akrabam olurdu. 1959 Ağustosu'nda değiştirdiler. Yerine Osman Köksal'ı getirmişler. Bahattin Bey yanıma geldi, "Beni değiştirdiler, üzülmem, fakat iyi bir seçim değil Köksal. Sanırım niyetleri kötü. Menderes'i ikaz edin" dedi. Görev yeri değiştirildiği için öyle söylüyor diye düşündüm. Ehemmiyet vermedim. Daha sonra da iki kez tekrarladı aynı şeyleri. Bir gün Savunma Bakanı Ethem Menderes'in yanına çıktım. Durumu anlattım. Köksal'ı göklere çıkardı. Bahattin Bey geldi yanıma, 'Ne yaptın?' dedi, Ethem Bey'in söylediklerini aktardım. "O zaman Ethem Menderes de işin içinde" dedi. Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Munis Faik Ozansay'a da söyledim, o da Osman Köksal'ı methetti. Onu da Bahatin Bey'e aktardım. Durdu, düşündü, "O zaman neticeyi görürler" dedi. Öyle de oldu. Nitekim Ethem Menderes de mahkemede Adnan Bey aleyhinde konuştu.

BAŞSAVCI EGESEL'DEN İLGİNÇ KERAMET

Bitlis Milletvekili Selahattin İnan'a Başsavcı Egesel, Tahkikat Komisyonu ve Selahiyet Kanunları'yla ilgili olarak, "Bu kanunu kabul etmişsin, hem de şeyh geçinirsin" dedi. İnan da, "Kanun oylanırken Avrupa'daydım" dedi. Egesel, "Burada olsaydın lehinde oy verecektin' deyince" İnan, "Sayın başkan, şeyhliği bana veriyorsun, kerameti kendinize alıyorsunuz" dedi. Ecevit de şahitlik yaptı

Bülent Ecevit geldi Yassıada'da Menderes aleyhinde konuştu. 27 Mayıs'tan önce Menderes'in Kıbrıs'ta Türk Mukavemet Teşkilatı'na verdiği para, silahlar, halkı silandırma şeklinde yansıtılmıştı. Muhalefet, Menderes halkı silahlandırıyor şayiası yaydı. Olay çok gizli tutulduğundan Menderes hep sustu. TMT Olayı Yassıada'da Menderes'in karşısına çıkarıldı. Bu nedenle mallarına haciz koydular. Ecevit, mahkemeye, Himmet Dede Hadisesi nedeniyle gelmişti. 27 Mayıs öncesinde İsmet İnönü'nün bindiği tren, Himmet Dede İstasyonu'nda durdurularak, üç saat bekletilmiş ve İnönü Kayseri'ye gidemeden, Ürgüp'ten Ankara'ya geri dönmüştü. Ecevit, bu hadiseyle ilgili tanıklık için geldiği Yassıada mahkemelerinde bunları da söyledi.

SONUNDA MENDERES GÜRLEDİ

Mahkemede para ile tutulmuş şakşakçılar, alkışcılar vardı. Duruşma salonunun ön sıralarına bunlar yerleştirilirdi. Sanık yakınları ise arka sıralarda. Menderes ve Bayar konuştuğu zaman yuhalarlar, laf atarlar, Egesel konuştuğu zaman hararetle alkışlarlardı. İşleri güçleri bu. CHP'liydi bunlar. Kişi başına yüz lira mı vermişler ne diyorlardı. Mahkeme bitene kadar devam etti şarlatanlık. Bir gün mahkemeye çıktık. Subaylardan başka kimse yok. Bir gariplik olduğunu anladım. Meğer subayları Menderes'i yuhalasınlar diye getirmişler. Başol, 'Adnan Menderes gelmeli' dedi. Geldi. Salim Başol, 'Şu kadar yıl ülkeyi yönettiniz, köylüye, tüccara şu şu hizmetleri yaptınız, milyonlarca para harcadınız, şu şerefli subaylar için bir şey yapmadınız. Bu subaylar ya çatı katlarında ya bodrum katlarda ağır şartlar içinde yaşadılar. Bu güruha yaptığınız hizmetleri bu şerefli insanlara yapsaydınız bunlar başınıza gelmezdi' deyince Menderes dayanamadı, "Muhterem Başkan, omuzlarında bu şerefli yıldızı taşıyan subaylarımızın milletin saadetini kıskanacaklarını tahmin etmiyordum. Şimdi de aynı kanaatimi muhafaza ediyorum' dedi. Salonda çıt yok. Subaylar da yuhalamadılar. Mahkeme heyeti bozuldu. Başol şöyle bir baktı salona ve Menderes'e dönerek, 'Evet, evet Menderes, sen dini ananeleri ayağa kaldırmaya çalıştın, Şimdi gelip o hizmet ettiğin kimseler seni kurtarsın' dedi. Menderes "Başkan, başkan, inşallah dediğiniz doğru ise dini mübine hizmet etmişsem ne mutlu bana' dedi. Konu öylece kapandı.

 

Diğer Bölümler
1 | 2 | 3 | 4 | 6 | 7



 
Künye
Temsilcilikler
AboneFormu
MesajFormu

Abdullah Muradoğlu


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED