AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

D İ Z İ
Jetler Umurbey üzerinde
egzozlarını patlatıyordu

"27 Mayıs bizi çok yaraladı. Milli Birlik Komitesi'nden Numan Esin Umurbey'e geldi. Köylüyü topladı, 'sakın aksilik yapmayın' dedi. Köylüyü bayrak asmaya zorladılar. Bu köylünün çok ağrına gidiyordu.

27 Mayıs 1960 günü askeri darbe gerçekleştiğinde ihtilalcilerin özel olarak önem verdiği bir nahiye vardı: Umurbey. Gemlik'e bağlı Umurbey'in önemi, Celal Bayar'ın köyü olmasıydı. Bu nedenle 27 Mayıs'tan itibaren olağanüstü önlemler alındı. Milli Birlik Komitesi'nden Numan Esin, Umurbey'e gelerek köylülerden 27 Mayıs aleyhinde bir davranışta bulunmamaları için uyardı. Celal Bayar'ın evinin, anıt mezarının, bir müze ve kütüphanenin bulunduğu Umurbey'de 27 Mayıs ve takip eden günlerde neler yaşandığını Umurbeylilere sorduk. Umurbeyliler 27 Mayıs'tan hafızalarında kalanları anlattılar. Umurbey'in eski Demokratlarından Osman Gürsoy'un oğlu Türkay Gürsoy, "Bayar Umurbey'e gelince meydandaki çınarın dibinde oturur, Parmaksız İbrahim, Mehmet Gök, Kara Salih gibi emsalleriyle çocukluk günlerini yâdederdi. Kahvesini içerdi. Yanısıra meyve tabağı gelir, birer ikişer alırdı" diyerek başlıyor söze:

Sakin aksilik yapmayın

"27 Mayıs bizi çok yaraladı. Bayar'ın köyü olduğu için Umurbey'de bazı aksaklıklar meydana getirdiler. O sabah radyoyu açtım. İhtilal olmuş. Babam yatıyordu. Gidip kaldırdım, şok halinde fırladı, bize 'Kendinizi hiç bozmayın' dedi. Numan Esin geldi o gün. Umurbeylileri Bayar'ın köy meydanında topladı. 25 yaşında falandım. Numan Esin, 'sakın aksilik yapmayın' dedi.

Köylüyü bayrak astırmaya zorladılar. Köylü kulak asmayınca ortalık gerildi. Babam Osman Gürsoy 'bu bizim bayrağımız neden asmayalım?' dedi. Bayrak astırma ihtilali kutlamak amacına yönelikti. Köylünün ağrına gidiyordu. İhtilalin ilk günlerinden itibaren Umurbey'in giriş ve çıkışlarında askerler nöbet bekliyor, devriye geziyorlardı. Akşam dokuzdan sonra sokağa çıkma yasağı vardı. Devamlı surette uçaklar köyün üzerinde egzoz patlatarak geçiyordu.

"Bayramı bize zehir ettiler

Numan Esin'in yanında bir albay vardı, ama onun yanında aşağı rütbedeymiş gibi vaziyet alıyor. Bunu çok yadırgadık. İnönü taraftarları yaptı bu işi. Gemlik'te Suni İpek Fabrikası'nda çalışan Umurbeyliler çok zarar gördüler, sopa yediler. Babam Osman Gürsoy, Cumhuriyet Halk Fırkası'ndandı önce, daha sonra DP'ye geçti. Kurban Bayramı'nın ilk günüydü. Jandarma karakolu vardı köyde. 'Gidin alın Osman Gürsoy'u' diyorlar. Şaban onbaşı 'Ben alamam, siz alın, ekmeğini yedim suyunu içtim, kelepçe vuramam' demiş. Bir başçavuş, adi Ali'ydi, 'buyrun' dedi babama. Babam, indi, aşağıya, ellerini uzattı, 'yok amca, kelepçe vurmaya gelmedik' dedi başçavuş. Cipe binip gittiler. Babamı Askeri Hara'ya götürdüler. Orada bir gece yattı. Daniş Ekin vardı, Gemlik CHP İlçe Başkanı. Askerlere, 'Sakın o köye, halka bir zarar gelmeyecek, gelirse babamın anamın kemikleri sızlar, ben de Umurbeyliyim' dediğini söyledi köylüler.

Babam Osman Gürsoy Gemlik Demokrat Parti İlçe Başkanlığı yapmıştı. Suçsuzluğu ortaya çıkınca, babama, şikayetçileri alalım içeri diyorlar, razı gelmiyor, 'Allaha havale ettim' diyerek kestirip atıyor. Kurban Bayramı günü adam alınır mı hiç? Bayram olduğunu anlamadık, üzüldük. İbrahim Besli'yi de tutukladılar. Bursada yattı 1.5 ay kadar. DP'li belediye başkanı olduğu için aldılar. İterek sürükleyerek götürdüler. Araziye çıkamadı köylü bir ay kadar. Çok sıkı kontrol altındaydı. Çocuklar bile oyun oynamaya çıkamadı bir süre. O günlerde radyodan dinlerdik, 'elleri bağlı olmayarak yerlerini aldılar' denilirdi. Buna özellikle çok üzüldük."

Umurbeylilere ekmek yok

27 Mayıs'ta İsmet Yılmaz Hanım ve eşi Kadir Yılmaz yeni evli bir çifttir. Kadir Bey Gemlik'te suni ipek fabrikasında çalışan Umurbeylilerdendir. İsmet Yılmaz gözyaşları içinde başlıyor konuşmaya:

"Hasangillerin Fatma geldi sabah erkenden. İhtilal olmuş dedi. Demokrat Partili olduğumuz için bize de birşeyler yaparlar diye korkuyoruz. Gemlik Belediye Reisi, akrabamız olur, onu da Askeri Hara'ya götürmüşler. Milletvekili Hüseyin Bayrı'nın eniştesini de alıyorlar, Umurbeyli'dir diye. Rahmetli babam geldi, ben ağlıyorum, ne yapacağız diye. Belediye Reisi Hüsamettin amcayı da götürdüler. 'Umurbeylileri alacaklar' diye bir fısıltı yayılıyor. Yakaladıklarını Askeri Hara'ya götürüyorlar. Eski belediye reisini, muhtar Alemdar'ı götürmüşler. Hüsamettin Ökten bırakıldıktan kırk gün sonra mıydı neydi dayanamadı, öldü.

Abla ne olur bayrak as

Kadir Yılmaz:
"Kızkardeşim de suni ipek fabrikasında hemşireydi. Müdür ikimizi de çağırdı, '27 Mayıs aleyhinde dışarda konuşmayın, evlerinizde konuşun' dedi. Sokaklarda devriyeler gezerdi. Gemlik'te işyerlerinde dairelerde Cemal Gürsel'in, Milli Birlik Komitesi'nin toplu çekilmiş resimleri konuldu. Bir de satıyorlar böyle resimleri. Her yeri geziyorlar ellerindeki resimleri satmak için. Onlar Yassıada'da biz burada acı çekiyoruz, öyle ki akşamları yemek yiyemez olduk, günlerce aç yattığımız oldu."

İsmet Yılmaz:
"Sokağa baktım, iki asker. Bizim pencereye bakıyor. Camdan başımı uzattım. 'Abla, bayrak asmamışsınız' dediler. 'Bayrağım yok' dedim. Diğer komşular asmışlar. Askerden biri ağlamaklı, 'abla hiç olmazsa kağıttan bir şey as, yoksa bizi döverler' dedi. Eşim de "ne olursa olsun, asma' dedi. Her akşam radyo başındayız. Moralimiz çok bozuk. Annem geldi, bayrak asmadığım için kızdı. Herkes korkuyor. Muharrem Amca da 'başka yerde konuşma' dedi.

Babama da söylemiş, dikkatli olsunlar diye. Bu kez babam geldi, 'Sen nasıl söyledin bu lafları' diye. Ben de 'Komşulara kızdım, hem oğullarının ismini Bayar'dan ötürü Celal koymuşlar, hem de şimdi bayrak asıyorlar. Ben de boş bulunup söyledim' dedim. Halk Partililer bize diş biliyorlar, 'Umurbeylileri fabrikadan atacaklar, onlara burada ekmek yok' diye konuşuyorlar. İç hizmet şefini görevden aldılar. Belediye reisliğini de bir subaya vermişler. Kötü günlerdi."

Muhtar mühürlerini zorla topladılar

Şafaktı. Evi muhasara ettiler. Çocuklar çok korktular. Kumandan, "seni götüreceğiz" dedi. Günyüzü Bucak Başkanı ve muhtarım. Mühürleri topluyorlar. Ayvalı Köyü Muhtarı Rıza Efendi'nin mührünü köy bekçisi İbiş'e vermek istediler. . Rıza Doğan vermedi. Kumandan, "Yıkın, incitmeden alın mührü" dedi. Yıktılar. O bağırıyor, "mührü kim verdiyse o alır, İbiş'e Memiş'e mühür vermem" dedi. Zorla aldılar. Cipe bindirmek istediler. Binmedi. "Ben kendim gelirim" dedi, o önde cip arkada gittiler. Günyüzü Karakakolu'nda 3 gün kaldım, sonra Sivrihisara götürdüler. Bir albayı kaymakam yapmışlar. Şefik Bey, o sorguluyor beni. Ezan Arapça okunmaya başladığında kurbanlar kesilmişti köyde. Onun bile hesabını verdik. Bizi sahibi CHP'li olan Gözüm Otel'de yatırdılar. Günlüğü dört liraya, onu da bizden aldılar. 20 gün kaldık. Bir gece albayın yanına çıktık, CHP İlçe Başkanı Necati Zamangil orada, bacak bacak üstüne atmış, "1000 üniversite talebesi kıyma yapıldı" dedi. Komutan kulağımı çekti, "Bunlar zaten vatan haini, hırsız" dedi. "Albayım, Osmanlı Rus harbinde şehit verdik, Değerli kumandanlarla askerlik yaptım, ithamınızı kabul etmiyorum" dedim. Öyle ağrıma gitti ki, ağladım. İkide bir eli beline, tabancasına gidiyor. Beni bıraktılar sonra. 27 Mayıs'ta herkese bayrak astırdılar. Menderes'in idamından sonra köylü üzüntüden 2-3 gün dışarı çıkmadı.

Numan Esin köylüyü topladı

İhtilali Türkeş'in sesinden öğrendik. Akşam saat 9'da bir düdük, kimse kalmazdı sokakta. Umurbey'in giriş çıkışları kapatılıyordu. Numan Esin köylüyü topladığı gün, Ahmet Çetin kalabalığın yanından geçip gitti. Esin hemen çağırttı. "Niye dinlemiyorsun?" diye tersledi, içeri atmaya çalıştılar. Köylüler, "annesi hasta" dediler de öyle saldılar. Esin konuşurken biri "yangın var" diye bağırınca bir kişi kalmadı. Esin şaşırdı, kim yaptı diye soruşturdular, ele vermedik. Tüfekleri topladılar. Kargacı Hasan, 70-75 yaşlarında bir ihtiyar. Tarladan gelirken saat akşam 9'u geçtiği için karga tulumba alıp götürüyorlar, "bahçeden geliyorum" deyince koyverdiler. Üç kişi biraraya gelemiyorduk.

Sıddık Sami'yi çakılıyacaktım

İsmet Yılmaz Hanım: "Sıddık Sami Onar mıydı başka biri miydi şimdi hatırlamıyorum. Hep Menderes'in aleyhinde konuşuyormuş. Bursa'ya gelecek dediler. Ben de gideceğim dedim, bir çakı bıçağım vardı. Onu aldım yanıma. Onlar bizi çok üzdü, ben de Sıddık Sami'yi vuracağım dedim. Kafaya koydum. Bursa'ya gittim. Kalabalığı yara yara kürsüye yaklaştım. O gün bir aksilik olmuş, gelmedi adam. Komşular Menderes'in idamından sonra bana İsmet demediler. Bundan sonra sana Hatçe hanım diyeceğiz dediler. Uzun süre de İsmet demediler. Bayar, Kayseri hapisinde yatarken, 'ah, bir Umurbey lokumu olsa da yesek' demiş. Bunu duyunca lokumu hazırladık. Teyzemle İstanbul'a Bayar'ların evine gittik. Kapıyı çaldık. Kapının kilidi falan kırık. 27 Mayıs günü kırmışlar. Elimizde iki bavulla girdik. Reşide Hanım yukarıda yatıyormuş. Nilüfer Abla, 'Annemin yanında ağlamayın' dedi. Reşide Hanım geldi. Sarıldık. Reşide Hanım başını omuzuma koydu ağladı, O sırada herkes ağladı.

YANGIN VAR DEYİNCE MEYDAN BOŞALDI

İhtilal olmuş dediler. Yediden yetmişe herkes parkta, radyoların başında dinliyoruz. Bütün aralıklar kadınlarla doluydu. Askeriye aşağıları kontrol altına almış. Gece devriyeler gezerdi. Uçaklar hiç durmadan Umurbey üzerinde geçerdi. Kimse bir yere gidemezdi. Umurbey'in etrafı sarılmış vaziyette. Bura ayaklanırsa her yer ayaklanır diye düşünüyorlar. Birisi konuşuyor çınarın dibinde. Numan Esin'miş. Minnoşun Osman, "yangın var" diye bağırmış öteden, bütün millet hamama doğru seğirtti. Hamamda ufak bir yangın çıkmış. Köyde adettir, biri yangın var diye bağırdığında köylü koşuşur oraya. Osman bilerek bağırmış. Esin'in yanındakiler "maksatlı olarak toplantıyı dağıtıyorsunuz" diyerek bir kaç kişiye vurmuşlar.

 

Diğer Bölümler
1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6



 
Künye
Temsilcilikler
AboneFormu
MesajFormu

Abdullah Muradoğlu


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED