Yayıncı olarak üzerimizdeki vebalin farkındayız
'Yayıncı olarak üzerimizdeki vebalin farkındayız'

Türkiye'de tasavvuf içerikli kitapların yayınında gözle görülür bir artışın yaşandığı son günlerde Semerkand Yayınları tasavvuf dizisindeki eserlerle ön plana çıkıyor. Biz de Semerkand Yayınları Yayın Yönetmeni Ali Sözer ile tasavvuf dizisine dair bir söyleşi yaptık.

Tasavvuf dizisine yayınevinizi sizi hangi saikler yöneltti?

Semerkand'ın ilk başından beri maksadı dinimizi, yani ehl-i sünnet üzere itikadımızı, ilmihalimizi, ahlâkımızı anlatmak. Tasavvuf da bu bütünün içinde.

Tasavvuf, tarihî süreçte İslâm'ın yaşanılır şeklinin, İslâm ahlâkının adı olmuştur. Dolayısıyla biz tasavvufu anlatmaktan, tasavvufî bir yayıncılıktan bunu anlıyoruz ve bu maksatla yolumuza devam ediyoruz. Nitekim yayınlarımız, müminler için, insanlar için bir kitaplık oluşturmak. Bu kitaplığın içinde imandan amele, ahlâktan kültürümüze, tarihimize her saha var. Tasavvuf da bunların hepsini kapsıyor, hepsine dair bir sözü var tasavvufun.

Tasavvuf dizisine okuyucuların ilgisi nasıl?

Mutasavvıflar, dinimizi kuru ve akademik bir bilgi olarak sunmaktan ziyade, bunları halkın seviyesine göre anlatmayı seçmişler. Allah Rasulü (s.a.v) de böyle yapıyordu, Ashab-ı Kiram da… Dolayısıyla tasavvufun dili doğrudan halka hitap ediyor. Sadece tasavvufun bazı derin mevzuları var, onlar da erbabı için. Bu sebeple, tasavvuf kitapları yoğun ilgi görüyor. Bu ilgiyi fark eden birçok yayınevi de bu kitaplara yöneldi.

Öncelikle Türkiye'de az da olsa bilinçli bir tasavvuf okuru var. Onlar ne alacağını, hangi kitabı ve mutasavvıfı okuyacağını biliyor. Hatta bazı konularda bizleri de uyarıyor, eksiklerimizi düzeltiyorlar. İşte bu kesimin ilgi duyduğu kitaplar her daim karşılık buluyor. Fakat bir de ara sıra okuyan veyahut yeni başlayanlar var ki ne okuyacağını bilmiyor. Biz, bu noktada çeşitli vesilelerle okurlarımızı eğitiyoruz, daha sağlıklı ve tutarlı bir okuyuculuğa yönlendiriyoruz onları. Nitekim önceki yıllara göre, bu kitaplara gösterilen ilgi katbekat artmış durumda.

DERDİMİZ DİNİMİZİ ANLATMAK

Eserleri seçerken nelere dikkat ediyorsunuz?

Öncelikli maksadımız insanların ehl-i sünnet üzere bilgiler elde etmesi. Bu faydaya göre kitapları seçiyoruz. Yazarı her kim olursa olsun, öncelikle okur bundan ne fayda görecek diye soruyoruz. Hatta kitaplarını yayınladığımız âlimlerin bazı eserlerini yayınlamıyoruz. Halkın kafasını karıştıracağını, daha çok ilim erbabı için yazıldığı düşünüyoruz. Mesela en çok satan kitaplardan İmam-ı Gazali Serisi'ne almadığımız risaleler var. Yine birçok eserini bastığımız Ömer Nasuhi Bilmen merhumun da bir eserini aynı sebepten yayınlamadık. Yayıncı olarak üzerimizdeki vebalin farkındayız. Kaş yapayım derken göz çıkaran olmak istemiyoruz. İnsanlar itikatlarını öğrensinler, sahih bir şekilde amellerini yapsınlar, güzel ahlâkı sevsinler. Teşvik edelim onları. Tövbeye, dürüstlüğe, ihlâsa, kulluğa…

Bu yüzden daha çok menkıbe, sohbet ve nasihat kitaplarını tercih ediyoruz. Allah dostlarının hayatlarını ve silsileleri anlatan kitapları da aynı maksatla yayınlıyoruz. Piyasada çok meşhur olan, çok satan, fakat fayda vermeyip akılları karıştıran eserlerin yanından bile geçmiyoruz. Mesela Muhyiddin ibn Arabi Hazretleri'nin halka yönelik eserlerini yayınladık. Fakat diğerleri erbabı içindir, kendisi de böyle buyurmuş, diğer Allah dostları da…

OKUYUCUYU UYARIYORUZ

Eskiden bu eserler belli bir seviyedeki (ya da makamdaki) insanlar tarafından okunurken şimdi herkese ulaşması ve hemen herkes tarafından okunmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Haklısınız. Tasavvufî eserler, hatta Gülistan, Bostan gibi ahlâka dair eserler de erbabı tarafından halka okutulan kitaplardı medreselerde, camilerde, tekkelerde. Meclis kitaplarıydı her biri… Günümüzde her kitaba, her bilgiye herkes ulaşabiliyor. Hatta daha kendisine farz olan bilgileri öğrenmeden müçtehitlerin mevzularıyla ilgilenenler oluyor. Bu büyük bir fitnedir aslında. İslâm için, kişinin kulluğu için… Semerkand, bu şuurla, okurla her kitabı buluşturmuyor. Okur için gerekli olanı, okura faydası olacak kitabı yayınlamayı tercih ediyor. Klasik dediğimiz kitapların başına, okuru uyaran bir mukaddime koyuyoruz. Meşreplere ve dönemlere göre dikkat gerektiğini anlatıyoruz. Aynı şekilde gerekli dipnotlarla bazı yanlış anlaşılması muhtemel yerleri izah ediyoruz.

Bugün hemen herkes kitap okuyacaksa, öncelikle sohbet ve nasihat kitaplarını okumalı. Mesela İmam-ı Gazali Hazretleri'nin eserleri bu manada, okurun ihtiyaç duyduğu eserler. Okur ihtiyacına göre, faydasına göre eseri tercih etmeli, yayınevleri de bu hizmeti, böyle bir şuurla yürütmeliler. Biz böyle yapıyoruz, yapmaya gayret ediyoruz.

İleride yayınlamayı planladığınız eserler nelerdir?

Şu an üzerinde çalıştığımız bir Mesnevi şerhi var. İnşaallah, güzel bir takım olacak. Osmanlı zamanındaki şerhlerden biri… Yine ilk dönem tasavvuf erbabı hakkında, Osmanlı coğrafyası dışındaki tarikatler ve zatlar hakkında devam eden çalışmalar var. Mesela Kuzey Afrika'daki tarikatlar ve onların halka yönelik eserleri.. Yine Orta Asya ve Hindistan coğrafyasındaki eserler… Peyderpey devam ediyoruz. Yakında Tezkiretü'l-Evliya çıkacak. Süleyman Uludağ tercümesiyle. Sonra Düsturu'l-Cumhur var, Bayezid-i Bistami Hazretleri'ni anlatan bir eser. Yine Berekat da üzerinde çalıştığımız eserlerden…

Ayrıca Allah dostlarının, tasavvuf erbabının farklı asır ve coğrafyalarda kaleme aldıkları itikada dair eserleri yayınlıyoruz. Erzurumlu İbrahim Hakkı, Molla Abdurrahman Cami, Mevlana Halid, Seyyid Abdullah Şemdinî, Seyyid Taha ve diğer zatlar… Allah cümlesinden razı olsun. Sahih tasavvuf için sağlam itikad ve amel lazım. Büyüklerimiz böyle yapmışlar, bu eserleri yazmışlar. Bizler de bu sözü, bu eserleri aktarmayı, müminlerin hizmetine sunmayı hedef edindik.