Sarar İstanbul un dokusundaki modayı yeniliğe taşıyor
Sarar İstanbul'un dokusundaki modayı yeniliğe taşı

Amcanız Cemalettin Sarar görevini size devretti. Artık CEO olarak görev yapacaksınız. Bu nasıl bir duygu?

Öncelikle çok gurur verici bir duygu. Beni bu göreve hazır ve layık görmeleri çok değerli bir durum. Bu bende inanılmaz bir motivasyon yarattı.

Zaten Sarar yapılanması içinde önemli bir isimdiniz. Almanya'da mıydınız?

Amerika'da okuyordum. 2001 yılında mezun oldum ve New York grubunda çalışmaya başladım. Oraya pek ısınamayınca Almanya'ya geçtim ve operasyon müdürü olarak görev yaptım.

Felsefe ve psikoloji eğitimi aldınız. Bunlarla ilgili bir şey yapmayı düşündünüz mü?

11 yaşında İsviçre'ye okumaya gittim. Uzun yıllar orada kaldım. İşletme okudum, tek başına bir şey vermez düşüncesiyle de eğitimimi felsefe ve psikolojiyle tamamlamak istedim. Başka bir şey de okuyabilirdim. Ama Sarar şirketinin içinde büyüdüm ve başka hiçbir şey düşünmedim.

Küçük yaşta yalnız kaldığınız için mi bu kadar kararlı davrandınız?

Her şeye tek başıma karar vermek zorunda kaldım. Evdeki çorba kokusunu bile çok özlüyordum. Bu özlem beni buralara getirdi. Kendime güvenim varmış ki ailem dayanamayıp beni almaya geldiklerinde bile dönmedim.

Psikolojiyle modanın bağlantısını yakaladınız mı?

Bizim işimiz moda. Moda yapıyoruz. Çünkü müşteriye ürünlerimizi aldırmak istiyoruz. Aslında bunların hepsi psikoloji.

İSTANBUL BİR MODA ŞEHRİ

İstanbul sizce bir moda şehri mi?

Kültürü, tarihi, sanatı olan bütün şehirler moda şehri. İstanbul da çok nadide bir moda şehri. Çünkü moda bir fabrikada kumaşı kesip biçmek değil. Moda bir tarih, doku, yaşam tarzı.

Geçtiğimiz ay İstanbul'da moda haftası düzenlendi. Takip ettiniz mi?

Evet.

Nasıldı peki?

Organizasyonlar İstanbul'da yeni yeni yapılanmaya başladı, bu ikincisiydi. Daha çok yeniyiz, merak ettiğimiz çok şey var. Ama kareografiler, kıyafetler, ışıklar, hepsi çok güzeldi. Bunlar sevindirici adımlar. Tabii ki geliştirmemiz gereken çok şey var. Çünkü orada bir vitrine çıkıyoruz. Türk ve uluslararası modacıların yer aldığı geniş bir vitrin bu. Türkiye'yi en iyi şekilde temsil etmek gerekir.

Vitrinde eksik olan ne sizce?

Çok başarılı koleksiyonlara sahibiz ama markalarda bir kimlik eksikliği görüyorum. Bunun da yavaş yavaş oturacağından eminim.

KUMAŞIN, İPLİĞİN İÇİNDE BÜYÜDÜ

Modaya ilginiz var mıydı?

Evet, vardı çünkü ben 11 yaşından beri bu işin içindeyim. Tatil zamanlarında bütün vaktimizi fabrikada geçirirdik. Bunu bizim içimize yavaş yavaş işlediler. Ve zaman ilerledi, işten anlamaya başladım. Çünkü göre göre kumaştan, iplikten anlamaya başladım. 'Babamın ellerinin gözleri var' derim hep.

Aileniz size sürekli bu deneyimi kazandırmak istemiş

Çocuklarıyla çok ilgilenen bir aileye sahip olmanın mutluluğunu her zaman doyasıya yaşadım. Üzerimizde çok emekleri var. Bizim de arkalarından gitmemizi istemişler. Aslında farkında olmadan psikolojiyi iyi biliyorlarmış.

ARTIK YENİ TARZLARA AÇIĞIZ

Moda nedir?

Bana göre moda şov amacı gütmez. Giyilebilen, kaliteli olan. Adeta bir yaşam tarzı.

Sizce moda hangi kavramlarla açıklanabilir?

Moda kalite, kalıp, kumaş ve ölçüdür. Bunlar bir araya geldiğinde muhteşem bir model ortaya çıkar. Kendi koleksiyonunuzu yakalamak için farklı modeller denemek lazım. Yeniliklere açık olmak gerekir.

İstanbul insanı nasıl giyiniyor?

İstanbul insanı modayı takip ediyor. Giyinmeyi seviyoruz. Metropolin içinde renkli renkli kıyafetler görüyorum. Yeni tarzlara açığız. Eskiden böyle değildi. Kalıplaştırılmış bir giyim tarzı vardı. Türk erkeği artık mor, uçuk mavi keten pantolonlar da giyebiliyor. Bunlar 10-15 sene önce olmazdı.

DÜNYA MARKASI OLACAK

İnsanlar yeni tarzları denemeye başladı

Şimdi siz üç gün aynı makarnayı yediğiniz zaman dördüncü gün üstüne bir sosla onu zenginleştirirsiniz. Biz de bu noktaya geldik. Önceden sadece örtünmek için giyinmek gibi bir anlayış vardı. Ama artık insanlar giyinmek için giyiniyor. Böyle bir kırılma yaşadık.

Sarar'ın 66 yıldır çok sağlam bir duruşu var. Bu başarısının sırrı ne?

Türkiye'de tanınmış bir duruşumuzun olması vizyonumuz ve çok çalışma isteğimiz bizi başarıya götürdü. Biz tam bir aile şirketiyiz. 'Artık belli bir yere geldik, istediğimiz gibi davranırız' diye düşünmüyoruz. Bizim geçmişe saygımız var, çünkü bugüne çok çalışarak geldik. 500 senelik bir firma oluşturmak istiyoruz. Bu işe karşı bir saygısızlık bile düşünmek çok kötü olur.

Bir dünya markası olmak istiyorsunuz. Bu ülkemizi tanıtma amacı taşıyor mu?

Tabii ki. Hedefimiz, misyonumuz Türkiye orijinli bir dünya markası olmak. İtalya orijinli dünya markası oluyor da, Japon oluyor da, neden Türkiye olmasın? Biz bunu istiyoruz. Her yerde elimizden geldiğince ofislerimizi açtık. Geçmişimizi ve nereden geldiğimizi biliyoruz.

BABA OĞLU GEÇTİ

2004'te Interview konseptini hayata geçirdiniz.

Belki de Sarar'ı orta yaş çizgisinin dışına taşıdı.

Bundan bahsedebilir misiniz?

Biz Sarar olarak 'Yıllardır babayı giydiriyoruz, neden oğlunu da giydirmeyelim?' düşüncesiyle Interview konseptini yarattık. Çünkü baba oğul düşünce, eğitim, hayat tarzı bakımından çok farklı. Kendimden yola çıktım, biz baba oğul farklıyız. Babamla aynı takım elbiseyi giyemem. Gençlerin istekleri çok farklı. Artık daha farklı olmak istiyoruz. Onlara bu imkanı Interview sundu.

Interwiev ürünlerin özellikleri nasıl peki?

Kesimleri, kumaşları, çok farklı. Daha genç, dinamik, relaks. Dar gömlekler, kotlar, tişörtler. Öyle bir başarı yakaladık ki, şimdi babaya dönüp tekrar bir yenilik yapmamız gerekecek. Amacımız şu: Ben genç bir işadamıyım. Takım elbisemi giymişim, toplantıdayım. Ama saat 5 olduğunda acil bir davete gitmem gerekebilir. O zaman kravatınızı, ceketinizi çıkarıp hem şık hem de rahat görünebilirsiniz.

ÜÇ DEV TECRÜBEDEN YARARLANACAK

Genç biri olarak Sarar için taze kansınız. Yeni projeleriniz var mı?

Bu dönemde Interview'e daha fazla konsantre olacağım. Birçok noktaya daha mağaza açmayı hedefliyorum. Önümüzdeki 5 yıl için kendime birçok plan çizdim. Benim en büyük avantajım, önümde üç tane inanılmaz dev tecrübenin durması. Ben yeniyim, onlar birçok zorlu süreçten geçti ve başarıyı yakaladılar. Onların deneyimlerinden faydalanacağım. 20 yıl içinde tam anlamıyla bir dünya markası olma hedefim var. 2030'da diğer dünya markaları arasında yürümek istiyorum. Her şeyi buna göre tasarladım. Hayat felsefemi bile bu plan doğrultusunda şekillendireceğim.