Erdoğan: İsrail, dünya ile dalga geçiyor
Erdoğan: İsrail, dünya ile dalga geçiyor

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “BM Genel Sekreteri İsrail'deyken Gazze'deki BM binası vuruluyor. Bu, açıkça dünyaya meydan okuma, dünya ile dalga geçmektir. İsrail'e buradan bir kez daha seslenmek istiyorum: Daha fazla can kaybı olmadan, daha fazla ocak sönmeden, daha fazla masumlar, çocuklar ölmeden bu savaşı durdurun. Buradan tüm dünyaya seslenmek istiyorum: Bu vahşete göz yummayın, bu katliama seyirci kalmayın, çünkü susan, sessiz kalan, tepkisiz kalan, bu ayıba, bu yanlışa ortak olur” dedi.

Erdoğan, AK Parti Genel Merkezi'nde aday tanıtım toplantısında yaptığı konuşmada, 14 Ağustos 2001'de AK Parti'yi kurarak başladıkları yolculuğu, “insana hizmet” anlayışı ile aynı azim ve kararlılıkla sürdürdüklerini söyledi.

Çok kısa sürede milletin sevgisine mazhar olduklarını ve 15 ay gibi kısa bir sürede iktidara geldiklerini ifade eden Erdoğan, “Partimizin, hükümetimizin pusulası, milletin pusulasından asla farklı bir yönü göstermedi. Bizim hizmet kervanımız, milletimizin izlediği yoldan asla çıkmadı. Halkımızın itibar ettiğine biz de itibar ettik. Halkımızın yöneldiğine biz de yöneldik. Halkımızın yüz çevirdiğine biz de yüz çevirdik” diye konuştu.

İsrail'in Gazze'de başlattığı operasyonun bugün 3. haftaya girdiğini hatırlatan Erdoğan, dün itibarıyla hayatını kaybedenlerin sayısının bini, yaralıların sayısının da 4 bini aştığına dikkati çekti.

10 kişilik Gazzeli yaralı grubunu ve refakatçilerini hava ambulansıyla Türkiye'ye getirdiklerini anımsatan Erdoğan, daha fazlasını istemelerine rağmen alamadıklarını belirtti. Yaralıları geçen salı günü hastanede ziyaret ettiğini ifade eden Erdoğan, gördüğü manzarayı ifade etmekte, hissettiklerini dile getirmekte zorlandığını dile getirdi.

Erdoğan, şöyle devam etti:

“Orada şüphesiz 10 yaralı içerisinde vücudu tamamen felç haline gelen var, ayakları kopan var. O fosforlu bombalar altında yanan Filistinli kardeşlerimiz var. Hele gele genç bir kızımız var ki 1 aylık yavrusunu kaybetti. Aileden 9 kişi şu ana kadar şehit olmuş durumda fakat bu hale rağmen annenin şu ifadeleri çok önemliydi, anne şunu söylüyordu: 'Hiçbir yerden gıda yardımı gelmese de hiçbir şey gelmese de ağaç yapraklarıyla beslenir ve sonun kadar, şahadete kadar bu mücadelemizi sürdürürüz' diyordu.”

İsrail'in, askeri tesisleri ve silahlı grupların karargahlarını vurmadığını belirten Erdoğan, “Hamas'ta böyle şey ne gezer, nerede olacak böyle bir şey. İsrail, sivil yerleşim yerlerini, hastaneleri, camileri, okulları vuruyor. Filistin Kızılayının hastanesi vuruldu, BM Mülteciler Sığınma Binası vuruldu, medya mensuplarının bulunduğu bina vuruldu. Bu saldırılalar neyle izah edilebilir, bu vahşet hangi gerekçeyle meşrulaştırılabilir? Gencecik insanların, yaşlıların, kadınların, hele hele çocukların o bombalara maruz kalmasının, bedenlerinin yanıp tutuşmasını kim neyle açıklayabilir” dedi. Çağdaş dünyanın uzun zamandır genel kurallara, değerlere ve geleneklere tabi olduğunu vurgulayan Erdoğan, savaşın, operasyon yapmanın da bir hukuku olduğunu ifade etti.

Her semavi dinin insan hayatını kutsal saydığına, insan hayatına kastetmeyi en büyük günah saydığına işaret eden Erdoğan, Tevrat, İncil ve Kur'an-ı Kerim'de de bunun böyle olduğunu belirtti. Tevrat'taki 10 emirden altıncısının “Öldürmeyeceksin” dediğini anımsatan Erdoğan, bu sözü İngilizce ve İbranice olarak tekrarladı. Tüm insan hakları belgelerinin tartışmasız yaşam hakkına önem verdiğini dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti:

“Bu apaçık hükümlere, kurallara rağmen bu masum çocukları katletmeyi hangi dine, hangi hukuka, hangi insanlığa ve hangi vicdana sığdırabiliyoruz. İsrail'in pervasızlık bir tarafa, dünya kamuoyunun tepkisizliği insanı daha fazla üzüyor. Gözümüzün önünde insanlık değerleri ölüyor, tükeniyor. Bu dram bütün dünyanın gözleri önünde yaşanıyor. Bütün bir insanlık televizyonlarının karşısında her gün, her saat canlı yayında bu trajediyi izliyor. Televizyonların çok ciddi bir kısmı da ayrıca görüntü yayımlamıyor, onları da dünya tam manasıyla görmüyor. Çünkü İsrail'in kontrolü altına olan bir dünya medyası var, onu da özellikle vurgulamak lazım. Zaten bunlar objektif olarak yayınlarını yapsalar o zaman olay çok daha farklı bir boyuta ulaşır ama hiç kimsenin sesi çıkmıyor, hiç kimse bu insafsızlığa dur demiyor.

BM Güvenlik Konseyi son bir karar aldı. Bu karar bağlayıcı olmasına rağmen bakıyorsunuz BM hala bu noktada seyrediyor. AB maalesef seyrediyor. 18-19'unda Brüksel'de olacağım tabi bunları konuşacağız. İslam dünyası bölük pörçük, bir bütünlük yok. BM Genel Sekreteri İsrail'deyken Gazze'deki BM binası vuruluyor. Bu açıkça dünyaya meydan okuma, dünya ile dalga geçmektir. İsrail'e buradan bir kez daha seslenmek istiyorum: Daha fazla can kaybı olmadan, daha fazla ocak sönmeden, daha fazla masumlar, çocuklar ölmeden bu savaşı durdurun. Buradan tüm dünyaya seslenmek istiyorum: Bu vahşete göz yummayın, bu katliama seyirci kalmayın, çünkü susan, sessiz kalan, tepkisiz kalan bu ayıba, bu yanlışa ortak olur. Türkiye olarak şu andaki önceliğimiz, derhal ateşkesin tesis edilmesidir.