Yerli araba da uçak da yaparız
Yerli araba da uçak da yaparız

Zor bir 2012 yılını geride bırakıyoruz. Kürt sorunundan yeni anayasaya, Suriye'deki gerilimden AB'deki ekonomik krize kadar pekçok konu gündemimizde oldu. Bu yoğun gündem içinde sorun olarak konuşulmayan konulardan biri kuşkusuz ekonomi. Çünkü ekonomide Türkiye bir başarı örneği. Türkiye'yi uluslararası ilişkilerde, bölgesel gelişmelerde öne çıkaran temel güçlerden birisi ekonomi. 2012 yılının son Söyleşi-Yorum'unu ekonomiye ayırdık. Ekonomi Bakanı M. Zafer Çağlayan ile 2012 yılını değerlendirdik ve 2013 beklentilerini konuştuk. Bu vesile ile tüm okuyuculara mutlu bir yıl diliyorum.

Yılın son gününde 2012'yi ekonomik açıdan nasıl değerlendireceksiniz?

2012 yılını ekonomide önemli başarılar elde ederek kapatıyoruz. İhracatımız revize edilen Orta Vadeli Program 2012 yılı ihracat rakamı olan 149,5 milyar dolar ihracatı aşmış ve 152,5 milyar dolara yaklaşmıştır. Bu cumhuriyet tarihinin bir rekorudur. Bu başarı şu anlama gelmektedir; Türkiye dünyada ihracatını en fazla artıran 3. ülkedir. Türkiye'nin 2012 yılını dünyada yaşanan pekçok olumsuzluğa rağmen ekonomide rekorlar kırması ve başarılarla geçirmesinde güven ve istikrarın önemi büyüktür. Özel sektör dostu bir hükümetin işbaşında olması, mali disiplinden taviz verilmemesi, Türkiye'nin yatırımcılara sunduğu fırsatlar, yapılan yurtdışı ziyaretleri, Avrupa ve Asya'nın mal ve hizmet üretim ve ihracat üssü olma özelliği 2012'nin ekonomide başarılarla geçmesine neden olmuştur.

Kaç ülkeye yapıldı bu ihracat?

2012 yılının 11 ayında 237 ülke/bölgeye ihracat gerçekleştirdik. 2012'nin ilk 11 ayında 66 ülkeye ihracatımız rekor kırdı. 2012 yılının ilk 11 ayında yüzde 13.4 artan ihracatımız son 5 çeyrek Türkiye ekonomisinin büyümesine net katkı vermiştir. 2012'nin ilk 9 ayında Türkiye ekonomisi % 2,6 büyüdü ve bu büyümeyi ihracat sayesinde gerçekleştirdi. İhracatta yaşanan bu artış AB'nin halen devam eden krizine, Kuzey Afrika ve Ortadoğu'da yaşanan çalkantılara rağmen gerçekleşti. Avrupa ile karşılaştırıldığında Türkiye'nin büyüme performansının pekçok ülkeden büyük ölçüde ayrıştığı görülmektedir. Bunun olumlu sonuçlarını ekonomide de görüyoruz. Türkiye gerçekleştirdiği yüksek ihracatın ve büyümenin yanında bunları ilave istihdama çevirebilen nadir ülkelerden birisi. İstihdam sayımız 25 milyonu aştı. 2012 Ekim ayı itibariyle İspanya'da % 26,2, AB'de % 10,7, Avro Bölgesi'nde ise % 11,7 işsizlik var. Türkiye ise bu ortamda işsizliği 2012 Eylül ayı itibariyle % 9,1 seviyesinde tutmayı başarmıştır.

BÜYÜME POTENSİYELİ DEVAM EDİYOR

AB ve ABD'deki krizden bahsettiniz. Bu bölgedeki kriz buralara ihracatımızı nasıl etkiledi?

AB, ABD ve dünyanın pekçok ülkesinde devam eden ekonomik sorunlara rağmen Kasım ayında ihracatımız yüzde 24.8 oranında artarak 13 milyar 829 milyon dolar oldu. Bu rakam bugüne kadar aylık bazda gerçekleştirilen en yüksek ihracat rakamıdır ve bir rekordur. Kasım ayında ihracatımız AB'ye yüzde 17.8 oranında arttı. 2012 yılının 11 aylık döneminde AB ülkelerine ihracat % 5 düşüşle 54,3 milyar dolara inmesine rağmen pazar çeşitlendirilmesi ile bu azalma telafi edilmiştir. Pazar çeşitlendirmesi ile ihracatımızın son 3 yılda toplam 29 milyar dolar artmasını sağladık.

Afrika son yıllarda ihracatımızın arttığı pazar, nedir Afrika'da durum?

Ortadoğu ve Kuzey Afrika Bölgesi, ülkemizin tarihi ve kültürel bağlarının en güçlü olduğu, yüzlerce yıl boyunca etkileşimimizi hiç kaybetmediğimiz bir bölge. Afrika;

2,7 trilyon dolar ile dünya GSYİH'sinin % 4.9'unu,

340 milyon nüfusu ile dünya nüfusunun % 6.6'sını,

Toplam 1,5 trilyon dolar ile dünya mal ve hizmet ihracatının % 6.6'sını,

Yaklaşık 1,3 trilyon dolar ile dünya mal ve hizmet ithalatının % 5.9'unu,

Sadece mal ihracatının % 7.7'sini, ithalatının % 5.7'sini,

Hizmet ihracatının % 3.9'unu ve ithalatının % 6.6'sını gerçekleştiriyor.

2011 yılında % 3.3 büyüyen bölgenin 2012 yılında % 5.3, 2013 yılında ise % 3.6 büyümesi bekleniyor. Bu özellikleriyle Afrika bizim için önemli bir bölge.

Rakamlara yansıyor mu bu önem?

2002 yılında ihracatımızda Kuzey Afrika ve Ortadoğu'nun payı % 12'ydi. 36 milyar ihracatın 4,4 milyarını bu bölgeye yapıyorduk. 2011 sonunda ihracatımız 31,5 milyar dolara, bölgenin ihracatımızdaki payı da % 23'e ulaştı. Bu yılın ilk 11 ayında ise bölgenin ihracatımızdaki payı % 32'ye yani 44.4 milyar dolara çıktı. Bölgede yaşanan çalkantılara rağmen bölge ile toplam ticaretimiz 2011 yılında % 28 artışla 60,7 milyar dolar, bu yılın ilk 11 ayında ise 75 miltar dolara yaklaştı. Bu bölgeyi, AB ve dünyada yaşanan ekonomik sorunların ihracatımıza olumsuzluğunu en aza indirmek için hedef ve öncelikli pazarlarımızı belirledik.

YILIN İLK ZİYARETİ AFRİKA'YA

Hangi sektör daha öne çıktı bu bölgede?

Bu bölgenin önemli bir özelliği müteahhitlik sektörümüzün yoğunluğu. Ortadoğu'da bugüne kadar 1.368 müteahhitlik projesi üstlenildi. Bunların toplam değeri 62,1 milyar dolar. Ortadoğu'nun müteahhitlik hizmetlerimizdeki payı % 27. Kuzey Afrika'da ise bugüne kadar üstlenilen 801 projenin toplam değeri 37,5 milyar dolar. Kuzey Afrika'nın müteahhitlik hizmetlerimizdeki payı % 16,4. Ortadoğu ve Kuzey Afrika'da üstlenilen 2.169 projenin yaklaşık değeri 100 milyar dolar. Kısaca bu bölge hem mal ihracatımız için, hem müteahhitlik sektörümüz için büyük önem arzediyor.

Burada şunu belirtmek gerekiyor. Dünya ekonomisinin yönü Batı'dan Doğu'ya, Afrika'ya doğru kayıyor. Özellikle Afrika, ülkelerin ekonomik mücadelelerinin en yoğun olduğu bölge. Türkiye olarak biz de Afrika'ya özel önem veriyoruz. 2013'ün ilk yurtdışı seyahatini Sayın Başbakanımız'ın başkanlığında Afrika'nın üç ülkesine, Gabon-Nijer-Senegal'e yapacağız. Bu seyahat ile yatırımcılarımız, ihracatçılarımız, işadamlarımız bu ülkelerin sunduğu fırsatları, bu ülkelerin ihracatımız açısından potansiyellerini yakından görecekler.

CARİ AÇIK SORUN OLMADI

2012'de cari açık konusu çok tartışıldı. Nedir cari açıktaki durum?

Haklısınız. Yılın ilk yarsında çok tartışıldı bu konu. Ancak hükümet olarak aldığımız kararlar ve attığımız adımlarla cari açık meselesi gündemden düştü. 2012 Ocak-Ekim dönemi cari açık 2011'e göre % 37 düşüşle 41,1 milyar dolara indi. 2011'in ilk 10 ayında cari açığımız 65 milyar dolardı. Aradaki fark 23,8 milyar dolar. Bunun tam olarak 18.1 milyar doları mal ve hizmet ihracatındaki artıştan, 5.2 milyar doları ise ithalatımızdaki azalmadan kaynaklanıyor. Yani Türkiye ihracat artışı ile büyüyor, ihracat artışı ile cari açığını kapatıyor. Türkiye ihracatla büyümesini öğrendi.

Uluslararası alanda marka olmak zorundayız

Yürüttüğünüz önemli projelerden birisi de 'TURQUALITY'. Anlatabilir misiniz biraz?

TURQUALITY programı kapsamında, firmaların; patent, faydalı model, endüstriyel tasarım ve marka tesciline ilişkin harcamaları, çevre ve kalite belgesi alımına ilişkin giderleri, moda/endüstriyel ürün tasarımcısı, aşçı ve şef istihdamına ilişkin giderleri (gastronomi sektöründe faaliyet gösteren firmalar için), tanıtım, reklam ve pazarlama faaliyetleri, yurtdışı birimlere ilişkin kira ve temel kurulum giderleri, danışmanlık (strateji, operas-yon, organizasyon, teknoloji) giderleri, bilişim ve bilgi yönetimi alanına yönelik harcamaları yüzde 50 oranında, 5 yıl süreyle desteklenmektedir. İlk 5 yılın sonunda kapsamdaki markalar performans denetimine tâbi tutulmakta, performans düzeyi istenilen seviyenin üstündeki markalara ilave 5 yıl destek verilmektedir.

Marka olmak önemli mi?

Elbette. Marka Programı ise esas itibariyle firmaları TURQUALITY'ye hazırlayan bir süreçtir. Marka Programı'nda, TURQUALITY ile aynı başlıklarda destek verilmekte, ancak destek kalemlerinde üst limit bulunmakta, destek süresi ise 4 yıl ile sınırlanmaktadır. 2011 yılında enerji haricindeki ürünlerde ihracatımızın ortalama kilogram fiyatı 1.47 dolardı. 2012'de bu 1.55-1.60 arasına çıkacak. Hedefimiz bunu 3-4 dolara çıkarabilmek. Türk sanayicisi katma değeri daha yüksek mallar üretebilir. Tasarım ve marka değerini yüksek tutan bir anlayışla çalışıp ülkemize daha fazla döviz kazandırabilir. O zaman ihracatımız daha hızlı artacak, işsizlik daha hızlı düşecek ve cari açık tamamen silinip gidecek.

Kaç firma ve marka var bu programda?

Yüksek katma değerli ihracat için TURQUALITY destek programını yürütüyoruz. 83 firmamızın 95 markası, Marka Programı'nda ise 33 firmamızın 36 markasını destekliyoruz. TURQUALITY® ve Marka Programları'nın katma değeri yüksek ürün ihraç etmede başarılı olduğunu ve doğru bir uygulama olduğunu göstermektedir. Markalaşma, firmalarımıza uluslararası rekabette önemli bir avantaj sağlamakta, hem firmanın, hem de markanın katma değerini artırmaktadır. TURQUALITY programı ihracatta yüksek katma değerin anahtarıdır. TURQUALITY programlarından yararlanan firmalarımızın sayısının artması, katma değeri yüksek ürünün ihracatımızdaki payını daha da artıracak, 2023 hedeflerine ulaşmamızda önemli bir basamak olacak.

İstanbul'da ne varsa Van'da da olsun istiyoruz

Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerine yatırımlar ne durumda?

Bizim hükümet olarak hedefimiz, İstanbul'da Ankara'da İzmir'de ne varsa; Şanlıurfa'da, Bitlis'te, Van'da da onların olması. Yeni teşvik programında en geri kalmış 15 iline karşı pozitif ayrımcılık yaptık. Bu illeri bir yatırım ve cazibe kenti yapmak istiyoruz. Bu yönde olumlu gelişmeler oluyor.

Teşvikte bir amaç da istihdam arttırmaktı

Yıl içinde yatırım teşvik programı açıklandı. Hedeflere ulaşılıyor mu?

Yeni teşvik sisteminin meyvelerini toplamaya başladık. 20 Haziran'da Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren yeni teşvik sistemi sonrasında Temmuz-Kasım döneminde düzenlenen yatırım teşvik belge sayısı 2011'in aynı dönemine göre yüzde 24, sabit yatırım tutarı da yüzde 23 arttı. 20 Haziran- 30 Kasım 2012 arasında 1.925 adet yatırım teşvik belgesi düzenlendi. Düzenlenen 1.925 yatırım teşvik belgesi, 23.6 milyar TL sabit yatırım, 77.889 kişilik istihdam öngörmektedir. Öngörülen istihdamın 66.251'i yerli, 11.638'i uluslararası sermayeli şirketlere aittir. Yeni teşvik sistemi sayesinde önümüzdeki dönemde çok daha fazla yatırımın Türkiye'ye yapıldığını göreceğiz. Yeni teşvik sisteminde stratejik yatırımların ilk teşvik belgesini 6.6 milyar TL olarak verdik.

Teşviklerin sektörel dağılımı nedir?

Yeni teşvik sisteminde 20 Haziran - 30 Kasım tarihleri arasında verilen yatırım teşvik belgelerinde öngörülen 23,6 milyar TL'lik toplam sabit yatırım tutarının 11,5 milyar TL'si imalat, 7 milyar TL'si hizmetler, 3,9 milyar TL'si enerji ve 1,3 milyar TL'si madencilik sektörlerindedir.Yeni teşvik sistemin zamanla daha iyi tanınması ile yerli ve yabancı yatırımlar daha da artacaktır. Bunun için gerek yurtiçinde, gerekse yurtdışında gerçekleştirdiğimiz tanıtım etkinliklerin sonuçlarını önümüzdeki dönemde hep birlikte göreceğiz. Teşvik sistemi ekonomimiz için bir şans. Cari açığın ilacı olacak stratejik yatırımlarda yakında önemli artış bekliyoruz. İhracata dayalı üretim ve büyüme stratejimizin en önemli ayağını oluşturan Yeni teşvik sisteminin olumlu sonuçlarını önümüzdeki dönemde üretim ve ihracat artışı sağlayarak, cari açığı daha da azaltarak ve işsizliği düşürerek hep birlikte göreceğiz.

KATMA DEĞER ÜRETEN YATIRIM İSTİYORUZ

Peki yurt dışından gelecek yatırımların niteliği nasıl olacak, bir şart arıyor musunuz?

Tabii ki hedefimiz ülkemize katma değer sağlayacak yatırımları çekmek. Mevlana gibi 'Her ne olursan ol, gel' demeyeceğiz, demiyoruz. Benim ülkeme gelecek doğrudan sermaye, yüksek katma değer sağlayacak ve ihracata dönük bir yapı oluşturacak. Birinci önceliğimiz de, stratejik yatırımlar çerçevesinde ülkemizde olmayan üretimi yapmaktır.

Türkiye için yüksek katma değerli ürün üretip ihraç etmek 500 milyar dolar mal ihracatı hedefine ulaşmada önemli rol oynayacak.

2023'e kadar uçak da otomobil de üreteceğiz

2012'yi başarı ile kapattınız. 2013 hedefleri nedir?

2013 yılının 2012 yılından daha iyi geçeceğine inanıyorum. Özellikle AB, krizde dibi görmüş, yavaş yavaş da olsa toparlanmaya başlamıştır. Bu da bize dış talepte bir artış olarak yansıyacak, ihracatımızı artıracak önemli bir gelişmedir. Nitekim Kasım ayı TÜİK rakamlarına göre ihracatımız AB'ye yüzde 17'nin üzerinde artış göstermesi bunun işaretidir. Orta Vadeli Plan'a göre 2013'te GSYH'mizin % 4 reel büyüyerek 858 milyar dolar olmasını, işsizlik oranını % 8,9 seviyesinde tutmayı, 158 milyar dolar ihracat yapmayı hedefliyoruz.

2023 hedeflerinin neresindeyiz?

2023 hedeflerimizin başında Türkiye olarak dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri olmak gelmektedir. Bu çerçevede, hedefimiz sürdürülebilir ihracat artışının sağlanması ve 500 milyar dolar mal, 150 milyar dolar hizmet ihracatı gerçekleştirmek, dünya mal ticaretinden yüzde 1.5 oranında pay almaktadır. 2 trilyon doları aşkın GSMH, 1 trilyon doları aşkın dış ticaret hacmi ile Avrupa ve Avrasya'nın mal ve hizmet üretim ve ihracat üssü olma yolunda hızla ilerleyen Türkiye, bu hedefe ulaşmasında ihracat en önemli dayanak olacaktır.

Yerli araç ve uçak üretimi de var mı 2023 hedefleri arasında?

Türkiye 2023 yılında, hem kendi otomobilini, hem kendi uçağını yapacaktır. Bu birikim ve tecrübe Türkiye'de mevcuttur. Türkiye, otomobilini de, uçağını da yapacak noktaya geldi. Türkiye, bu otomobili yapacak ama yapacak ama yapacak. Bunun en az yüzde 85'i benim ülkemde üretilecek. Üretir miyiz? Her türlü imkanımız var. Babayiğit arayışımız devam ediyor. Aday hatta adaylar var. Türkiye son 10 yıldır gösterdiği ekonomik başarıyı önümüzdeki 10 yılda da gösterecek ve 2023 yılı hedeflerine ulaşacaktır. Burada yerli araç üretim konusunu açmak gerekiyor.

YERLİ ARAÇ İÇİN TÜM İMKANLAR VAR

Buyrun…

Bakın tablo şu; otomobil sektörü şu anda yüzde 56 ithalat bağımlısı. Yani biz otomobilin yüzde 44'ünü içeride üretiyoruz. Diğer taraftan yan sanayide çok iyi durumdayız ve yan sanayi üretimimiz bir otomobilin yüzde 85'ini üretecek yetkinliğine, teknolojiye, insan gücüne sahip. Yerli otomobilden kastımız, yerli tasarıma sahip, motor ve aktarma organlarının yurt içinde üretilebildiği bir model üretmek.

Son olarak, yeni yılın tüm insanlığa sağlık , barış ve huzur getirmesini diliyorum. Başarı dileklerimi iletiyorum.