DıŞ borcumuz artıyor ama riskimiz azalıyor

Türkiye''nin dış borcu, özel sektörün kullandığı krediler yüzünden artıyor. Fakat döviz geliri ve varlığı borç artışından daha fazla arttığından borçların riski düşüyor

Ekonomik kıyaslamalar için oran kullanmak çoğu yerde daha objektif sonuçlar verebiliyor. Örneğin -A ülkesinin borcu 10 milyar ve -B ülkesinin borcu 50 milyar. Bu tablonun doğruları:

-B ülkesi -A ülkesinden daha borçludur.

-B ülkesinin borç oranı -A ülkesinin 5 katıdır

Borçlulukta -B ülkesi -A ülkesinin yüzde 500 üzerindedir. Doğru bilgi istenilen bilgi mi? Örnekteki -A ülkesi 10 milyar düşük borca karşılık sadece 5 milyar geliri var, yani borcunu ancak 2 yılda ödeyebilir. Oysa 50 milyar çok borçlu -B ülkesinin geliri 100 milyar ve borcu sadece yarım yılda ödeyebilir.

Şimdi gerçek bilgi; -B ülkesinin daha borçlu olduğunu ama borç ödeme gücü açısından -A ülkesinden tam dört kat daha sağlam olduğunu gösteriyor. Bu karşılaştırma aynı ülkenin iki farklı dönemi için de kullanılabilir.

DIŞ BORÇ NE KADAR?

Ülkemiz dış borçlanma miktarı ve oranı bakımından hareketli bir dönem geçiriyor. Son veriler Haziran 2007 dönemine ait. Türkiye''nin toplam dış borcunun 226.3 milyar dolara ulaştığı görülüyor. Türkiye''nin dış borç miktarı Aralık 2001''de 113.5 milyar dolardı. Yani yaklaşık 6,5 yılda dış borçlarımız ikiye katlanmış oluyor.

Dış borcunu ikiye katlamış olan ülkemizi hemen Ata''sına Baba''sına şikâyete koşanlar olabilir. İlk mutlak rakamlar ile alt gerçekleri görmek, analiz etmek ve gidişatın nereye doğru olduğunu çözmek gerekiyor. Dış borç artışı ilk olarak 2001 krizi sonrasında kullanılan IMF kredilerinden kaynaklandı. Ülkemiz özel sektörü 2004 yılına kadar dış borç kullanımına ağırlık vermedi.

Dış borçlanmada ikinci dalga 2004 yılında özel sektörün yoğun dış borçlanmaya gitmesi ile başladı. Özel sektör 2003 sonunda 49.1 milyar dolar olan dış borçlanmayı Haziran 2007''de 138.5 milyar dolara yükseltti. Özel sektörün dış borç artışı 94.4 milyar dolar ile üç kat artmış oldu.

Kamu kesimi ise 2003 tarihinden itibaren dış borçlanmada artış yaratacak yeni borçlanmaya gitmedi.

18.5 MİLYAR $ ARTIŞ FİKTİF

Dış borç miktarının bir diğer artış nedeni ise kur etkisidir. Dış borçlar tablolardan görüleceği gibi dolar üzerinden verilmektedir. Oysa kullanılan borçların önemli bir kısmı euro ve diğer döviz kurlarından oluşuyor.

Dış borç dağılımına baktığımızda toplam 226.4 milyar dolara ulaşan borçların 76.1 milyar dolarlık kısmı euro üzerinden borçlardır. Dolar değer kaybettikçe dış borç miktarı dolar bazında kâğıt üzerinde artmış olmaktadır. Dolar 2002 yılındaki değerini korumuş olsaydı bugün dış borçlarımız daha az olacaktı. Dış borçlar sürekli değer kaybeden dolar bazında hesaplanınca her yıl kur farkı borçları artmış gibi gösteriyor. Son aylarda doların değer kaybı nedeniyle 2007 üçüncü dönem dış borç stokunda yine fiktif artışlar olacaktır.

Türkiye''nin dış borç artışının 18.5 milyar doları fiktif, yani kağıt üzerinde ki kur artışıdır. Borçlanmanın dolar bazında ifade edilmesi yüksek derecede kur etkisi yaratmıştır. Dış borçlar 2001-2007 arasında 113 milyar dolar artmıştır. Kağıt üzerinden yani kur etkisi olan 18.5 milyar dolarlık fark düşülünce gerçek borç artışı sadece 94.5 milyar dolardır.

Dış borçlanmadan şikâyet ederken artışın nereden kaynaklandığını da iyi hesap etmek gerekmektedir. Bu sonuçlara göre dış borçlanma iki şekilde artmıştır:

Özel sektör borçlanmıştır. (94.4 $)

Kur etkisi borç artışı yaratmıştır. (18.5 $)

AÇIK ARTIŞI 8.6 MİLYAR DOLAR

Türkiye''nin döviz varlığında durum nedir? Özel sektör ve kamu sektörünün döviz varlıkları ve yükümlülükleri ne durumdadır?

Kamu sektörünün Merkez Bankası dâhil dış borç miktarı ve döviz varlıkları karşılaştırılarak kamu döviz açığı bulunmuştur. Kamu kesiminin döviz açığı 2003 yılında 61.6 milyar dolar. Açık Haziran 2007''de 19.6 milyar dolara gerilemiştir. Kamu döviz açığını nerede ise kapatmıştır.

Özel sektörün dış borcuna karşılık yurtiçi bankalarda tuttuğu döviz varlıkları karşılaştırılmıştır. Özel sektörün döviz açığı 2003 yılında sadece 691 milyon dolar. Oysa dış borçlanmaya ağırlık veren özek sektörün döviz açığı Haziran 2007''de 51.3 milyar dolar oluyor.

Türkiye''nin döviz varlıkları ile döviz borçlarını karşılaştırıyoruz. Toplam açık 2003 yılında 62 milyar dolar 296 milyon dolar. En son Haziran 2007 tarihli varlık ve borçları karşılaştırıyoruz: Açık 70 milyar 909 milyon dolar. Türkiye 2003 - 2007 arasında döviz açığı sadece 8 milyar 613 milyon dolar artmış. Dış borçtan batan ülke bu mu?

Dövizde borç oranları geriliyor

Dış borçlanma miktarında artış yaşandığını gördük. Fakat ilk girişte de bahsettiğimiz gibi borç ödeme kabiliyetimiz ve döviz stokumuz ne durumda. Borçlar artarken acaba borç riskimizde artıyor mu?

Dış borç risk tablosu borçlanma miktarının geçmiş yıllara göre karşılaştırmasını vermektedir. Türkiye''nin borç miktarı inceleme döneminden beri artmaktadır. Özellikle 2003''den sonra özel sektörün dış borçlanma artışı dikkat çekiyor.

Risk tablosuna baktığımızda (1) toplam dış borç riskimiz döviz gelirine oranla düşmektedir. İhracatın sadece 31.3 milyar dolar olduğu 2001 yılında dış borç miktarı 113.6 milyar dolarla 3.6 kat daha fazlaydı. Türkiye ihracatını yıllık 100 milyar dolar sınırını aşacak kadar büyüttü. Artık dış borç miktarı ihracatın 2.4 katına gerilemiştir. Özel sektör riski açısından ise 2001-2007 karşılaştırması çok farklı değildir. Fakat 2003 ve 2004 yıllarında ihracat kadar dış borcu olan özel sektör 2006 ve 2007 yıllarında riskini artırmıştır.

Toplam dış borç miktarını Merkez Bankası rezervi ile karşılaştırdığımızda ise karşılama oranı yüzde 17.4''den yüzde 31.2''ye yükselmiştir. Anlamı; özel ve kamu sektörünün dış borç miktarını sadece Merkez Bankası rezervinin karşılama oranı iki kata yakın artmıştır.

Son olarak kamu kesiminin dış borç riskine bakmak gerekiyor. Burada tablo çok daha parlaktır. Kamu kesimi dış borcunu artırmazken Merkez Bankası''nın kasası döviz dolmaktadır. Kamu kesiminin döviz varlığı 2001 yılında borcun sadece yüzde 27.7''si kadardı. Son veriler artık kamunun dış borcuna çok yakın (%80.5) döviz rezervi olduğunu gösteriyor.

Dış borç artışına sadece rakam olarak bakıp battık diyenler risk tablosuna da bakmalıdır. Türkiye''nin dış borç artışına karşılık döviz gelirleri ve döviz varlıkları daha fazla artıyor. Bu sonuçla döviz riski geçmiş yıllara oranla düşüyor.